YORUMLAR
Yüz çevir!
Günün Yazısı
Uluslararası hukuk adaleti önemsiyor mu?  Ya da uluslararası hukuk "Hukukun Üstünlüğü" ilkesine göre mi tavır belirliyor, yoksa "Üstünlerin Hukuku"(!) ilkesine göre mi?  Maalesef, uluslararası alanda "Hukukun Üstünlüğü" diye bir kavramın yerinde yeller esiyor. Hatırlayın Türkiye’nin, darbelerin doğal sonucu olarak, dışarıdan icazet alan yöneticiler tarafından yönetildiği dönemlerde, "Hukukun Üstünlüğü" tamamen ayaklar altına alınmıştı. Geniş bir kesimin sempatisini kazanmış bir siyasi parti, gazetelerde yayınlanmış hamaset yoğunluklu sözde haberlerin kupürlerinden oluşan suç belgeleri(!) ile açılan kapatma davasına maruz kalmıştı. Gazete kupürleri dava dosyasına konularak; kanunlar çerçevesinde kurulmuş, yine kanunlara göre faaliyet yürüten, meşru bir siyasi parti kapatılabiliyordu. Üstelik davayı açan savcının, hukukla bağdaşmayan, yargı mensuplarına hiç yakışmayan “Kan emici vampir” “Habis Ur” gibi, hamasi tanımlamalarla bir siyasi partiye teveccüh edenleri rencide etmeye hakkı yoktu.  Hiçbir yargı mensubu hazırladığı dava dosyasında taraf gibi davranmaz, sadece kanunların ihlal edilip, edilmediği ile ilgili olmalıdır. Taraf olması, adalet terazisinin bir kefesine oturmak gibi yanlış bir davranıştır. İşte bu adaleti ayaklar altına seren durum, iktidar olduğu halde, muktedir olamayan; muktedirlerin vesayetinde olan iktidarların doğal bir sonucuydu. "Kim bu muktedirler?" sorusuna cevap olarak, kendilerinin o koltuğa oturmasına, verdikleri icazetle vesile olan, vesayet sahibi güçleri kelimelerle değil, mimiklerle işaret ediyorlardı. Vesayet sahiplerini doğrudan söyleme cesaretleri olmadığı için hiç bir ülkede olmay...
...
Fatih Sultan Mehmed, askeri alanda bu başarılarının yanısıra idari alanda da başarılar göstermiştir. Devlet idaresini çağının koşullarına göre düzenleyerek bilim, teknik, mimari,güzel sanatlar ve mühendislik alanlarında Osmanlı-Türk kültürünün ilk gelişmelerini yaratacak çalışmalara zemin hazırlamıştır.   Fatih'in devlet örgüt anlayışındaki ileri görüşlerini gösteren önemli girişimlerinden biri de Kanunnamesi'dir. Oldukça sade bir dille ele alınan bu kanunnamede sadrazam ve şeyhülislamden başlayarak devlet memurlarının görevleri belirlenmiştir.Bu kanunnamede taht ve devletin geleceği için kardeş katlinini meşrulaştırılmış olması tarihçiler tarafından en çok eleştirilen hususlardan biridir. Büyük kumandan ve dehasıyla adını tarihe altın harflerle yazdıran Padişah Fatih Sultan Mehmet 1481 yılında Gebze yöresinde Hünkarçayırı'nda vefat eder. Naaşı, İstanbul'da bulunan Fatih Camii avlusundaki türbede gömülüdür.   Hayatı   Fatih Sultan MehmedFatih Sultan Mehmed, Osmanlı İmparatorluğu'nun icraatları ve askeri dehası açısından en önemli padişahlarından biridir. Sultan II. Murad'ın ve Hümâ Hatun'un oğlu olarak 29 Mart'ı 30 Mart'a bağlayan gece, 1432'de Edirne'de doğar. Çocukluğundan itibaren hem Batı hem de Doğu kültürü eğitimi alır, devrin önemli bilginleriyle çalışır ve bu konuda kendini geliştirir.   Çocukluk dönemi bir müddet Edirne'deki sarayda geçtikten sonra Bursa'da 10 yaşlarına kadar kalır. Şehzadenin bir gelenek olarak devlet yönetimini öğrenmesi ve deneyim kazanması için görevlendirilmesi adına Manisa sancakbeyliğine atanmasıyla Manisa'ya gider. Eğitimi için ise Molla Gür...
...