Evet! Referanduma 5 Kala | Karamandan.com - | Karaman Haber

Evet! Referanduma 5 Kala | Karamandan.com - | Karaman Haber

24 Temmuz 2017 Pazartesi
Evet! Referanduma 5 Kala

Referandum yaklaştıkça  meydanlarda, televizyonlarda, salon programlarında evet yada hayır taraftarı olan ve kendi tarafının kazanmasını isteyen siyasiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve bil cümle destekleyenler kampanya çalışmalarına hız vermiş durumda. 

Referandum sürecinde günü ve bu günün üzerinden gelecekte olabileceği ihtimal dahilin de olan olayları okuyabilme başarısını gösteren siyaset adamları ve sivil toplum kuruluşları ile yazar ve araştırmacılar ve dahi strateji uzmanları yarın için daha umutvar tahliller yapabilecek, proje ve politika üretebileceklerdir.

Bunu niye söyledim? Geçenlerde bir ablamızın; -kendisi bu zamana kadar hep Ak Partiyi destekleyen birisi olmasına rağmen- ani bir refleksle ben hayır oyu vereceğim dediğine şahitlik ettim. Oransal olarak bu düşüncede olanların çok olmadığı hatta sonuçları etkilemeyecek kadar (ihmal edilecek kadar düşük olduğu) düşünülebilir. Bu gün için ve istatistiki sonuçlar için matematiksel veri olarak bu düşünce doğrudur. Ancak Sonrası 3 yıl, 5 yıl, 10 yıl sonrası için kesinlikle yanlıştır. 

Ebu Müslim El Horasani’nin şu sözü bize bir şeyler ve iyi şeyler hatırlatmalı: “Onlar, şerrinden emin oldukları için, dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakın tuttular. Yakın tuttukları düşmanları dost olmadı. Ama uzak tuttukları dostları düşman oldu. Herkes düşman safında toplanınca yıkılmaları mukadder oldu.” Kısa vadeli menfaatlerimizden dolayı dostlarımızı küstürürsek düşmanlarımız asla bizim yanımızda yer almayacaktır.

Yıl 1878 ve Mebuslar Meclisi 2. Abdulhamid tarafından kapatılır ve bu ülkeyi yani Osmanlıyı artık zor, çetin ve bir o kadar da tehlikeli günler beklemektedir. Zamanı, olayları ve insanları derin okumayı beceremeyen bir takım akıllı geçinen içlerinde hırs ve para tutkusuna yenik düşen bir takım aydın tayfası, paşalar vs. Osmanlının dağılmasını, Osmanlının değil İslam’ın ve Müslümanların kaç yıl seslerinin ve soluklarının kesileceği bir sürece  girmesine ivme katarlar. 

Yıl 1889 olur ve bu çok vatansever olan ve 2. Abdulhamid’i kızıl sultan olarak gören paşalar İttihat ve Terakki Cemiyetini kurarlar. Fransa’YA eğitime giden Jön (Genç) Türklerinde ciddi bir desteği ile Cemiyet çalışmalarına başlar. Cemiyetin gözden kaçırdığı bir husus vardır ki çok önemlidir. Kendilerine sözde yardım eden İngilizler  ve onların en büyük destekçisi siyonist hareket önderleri kuzu postuna bürünen kurtlardı aslında. Onlara göre sadece dostane kendilerine yardım eden arkadaşlar!?

Yıl 1908 Meşrutiyetin ilanı ile amaçlarına ulaşan ittihat ve terakki 33 yıldır bir karış toprak vermemek için mücadele eden 2. Abdulhamid’i tahtan indirip de yönetime geçince 4 yıl içerisinde sadece 4 yıl içerisinde koskoca imparatorluğu Anadolu’ya mahkum hale gelmesinin yolunu çok hızlı bir şekilde açtılar.

Devrimler gerçekleşirken doğal süreç değil de (milletin kendi istek ve arzusu ile değilde) bir takım yabancı unsurların desteği ile gerçekleşmiş ise her daim DEMRİM önce kendi çocuklarını yemiştir. Çünkü devrimciler ilk yola çıkarken iyi niyetlidirler ve içlerinde vatana dair bir sevgi bir tutku vardır. Hedefe varmak isteyen ve asıl niyetini gizleyen dış destekçiler ise bu insanlarla hedefe varamayacaklarını çok iyi bildikleri için önce yerlerine geçecek ve amaçlarına en iyi hizmet edecek adamları belirler ve sonrasında da ilk dostlarını! Ortadan kaldırırlar. 

1912 yılında Balkan savaşlarının patlak vermesi ile Osmanlı dönülmez bir yola girer. İttihat ve Terakki kurucu paşalarını teker teker yemeye başlar. Enver Paşa, Talat Paşa vs… Bizim çok yakından tanıdığımız ve sevdiğimiz insanlarda vardır aslında bu ittihad ve terakki Cemiyeti içerisinde. Şu an sadece bir iki isim zikredip sonra bu meseleye tekrar döneceğim. İstiklal Marşı yazarı Mehmet Akif, Bediüzzaman Said Nursi…gibi.

Birinci Dünya Savaşının kaybedilmesi sonrası parsel parsel parsellenen Osmanlı toprakları ve Anadolu da Sultan Vahdetinin izni(İngilizlerin planı) ile Samsundan başlayan hareket, İttihat ve Terakki içerisinde genç subaylardan olan Mustafa Kemal’in liderliğinde Kazım Karabekir Paşanın desteği ile güç kazanır ve yeni bir dönem başlar. 

1920 de Meclisin kurulması ile 1921 de ilk Anayasa hazırlanır ve çalışmalar başlar. Bu süreçte seçilen millet vekilleri gerçekten milletin vekilidir ve hepsi vatan sevdalısıdır. 1921 ve 1924 anayasaları aslında bu gün için düşünüldüğünde gerçekten ANAYASA niteliğindedir. Bu çalışmalara destek veren vekiller ise dinsiz bir hayatın olmayacağının bilincinde olan insanlardır ve çoğunluktadırlar.

1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile İstanbul’a rağmen bir hükumet kurulur, İstanbul Hükümeti lağvedilir ve Anadolu’ya haps edilmiş bir Türkiye Cumhuriyeti ile Muzaffer olmuş bir İttihat ve Terakki Cemiyeti vardır karşımızda. 

Cumhuriyetin ilanı ile 2.perdeye geçen İngilizler artık çalışma arkadaşlarını bulmuşlardır ve sırasıyla planlarını uygulamaya başlayacaklardır. 

La dini uygulamalarından dolayı, siyonizme ve İngilizlerin emellerine yarayan politikalarından dolayı Mustafa Kemal’e muhalefet eden kişi için Cumhuriyet tarihinin ilk siyasi suikasti gerçekleşecektir 1923 te. Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey. Hem de 1 gün öncesinde mecliste sert tartışmanın ardından. İşin ilginci katili olarak bilinen Topal Osman’ın öldürülmesi ve başsız asılması da ayrı bir dram. Bu günlerde iktidarda kim vardır CHP! O günlerdeki her politikaya evet diyen ama bu gün hayırcı olan CHP.

İlerleyen zaman içerisinde Erzurum da birlikte başladıkları mücadelenin göz bebeği Karabekir Paşa muhalefetinden dolayı saf dışı bırakılmalıdır. İzmir suikasti bahane edilerek tutuklanan Paşaların içerisinde Milli Kahraman Kazım Karabekir Paşa da vardır. 

Mehmet Akif, Milli Mücadeleyi destekleyen ve sonuna kadar giden birisi iken yapılanlar yani inkılaplar sonrasında asıl amacı görünce ülkeyi terk eder ve Mısır’a gider. Çocuklarının durumu ise içler acısı bir haldedir. 

Bediüzzaman Said Nursi hakeza aynı. Yıllarını zindanlarda geçiren veya göz hapsinde tutulan bir Milli Mücadelecidir. 

Hayır cephesinin pek HAYIRLI!? işlerinden bir örnek, hem de ibretlik bir örnek.  Bülbülzade Hacı Abdullah Edip Bayram Efendi cinayeti. Gaziantep’in değerli alimlerinden olan Abdullah Edip, 1927 de kızının evine giderken kiralık katil tarafından (Kılıç Ali olduğu belirtilen) öldürülür. İşin esas acı kısmı ise bu alimin öldürülmesinden sonra çocuklarının anasından alınıp İzmir’de çocuk Yetiştirme yurduna götürülmesi ve sonrasında babalarının düşünce ve ilmine zıt bir şekilde yetiştirilip aynı şekilde çağdaş ve ilerici! birileri ile evlendirilmeleridir. Bir röportajında kızı şöyle demektedir. “… sadece babamızı almakla kalmadılar, geleceğimizi de aldılar bizim… ve hüngür hüngür ağlıyor.” 
Hayır cephesinin niye bu günlerde bu kadar çığırtkanlık yaptıklarının ve bizi bu milleti İzmir de denize dökeceğiz diyecek kadar haşhaşi bir mantıkla olaylara bakarak konuşmasının nedeni bu gerçeklerin gün yüzüne çıkması ve bu miiletin yüzüne bakacak yüzlerinin olmayacağı gerçeğidir.

Darbeler süreci ve dahasını yazmaya gerek duymuyorum. Yeniden dünyada şanlı bir tarih yazmak, Allah’ın dinini yüceltmek, mazlum ve mustazaf coğraylara sahiplenmek, onları yalnız bırakmamak ve adaletin yeniden yeryüzünde tesis edilmesinin önünü açmak için,

Akan kan ve gözyaşının dinmesi ve mahsum gönüllerin yeniden huzurla dolması için,

Yıllardır buruk bir kalbe sahip ve bir ışık bekleyen islam  coğrafyasına umut olmak için,

Davos’ta “One Minute”, BM’de “Dünya 5 ten büyüktür”, zalime “Zalim”, katile “Katil” diyebilmek ve sadece sadece sana kulluk ederiz Ya RABBİ!... diyebilmek için Evet Evet EVET…

Okunma : 1146