Ahmet Rasih Uslu Hocaefendi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Ahmet Rasih Uslu Hocaefendi | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Temmuz 2017 Cuma
Ahmet Rasih Uslu Hocaefendi

Ahmet Rasih Uslu Hocaefendi (Rahmetullahi aleyh) Çocukluğu ve Gençliği.

Necdet Baştoklu
n.bastoklu@hotmail.com
05354702958   

İlk mektebe başladığında hemen okuma ve yazmayı hemen öğrenir. Öğretmenin okuması için vermiş olduğu mecbuayı ertesi günü ezberler gelir. Öğretmenleri hoca efendinin üzerine titrerler ve mektebi bitirme imtihanında birinci olarak tüm derslerinden pekiyi alarak mezun olur.

Hoca efendi evinin gündelik işleriyle koyun kuzu çobanlığına devam ederken dini bilgilerini Kur’an eğitimini babası İdris hoca efendiden tamamlar. Gençlik yıllarını terzi çıraklığı, kalfalık ve kısa sürede usta olur. Kendi dükkanını açar. Hoca efendi nişanlanır. Kayınpederine 3 yıl hizmetkarlık yapar ve evlenir. Askerliği mütakip içinde duyduğu  ilim ateşi ile yunak piribeyli köyüne ilim tahsiline gitmek ister. Üç çocuk babasıdır. Aile efradının gitmesine pek gönülleri razı olmaz. El cevap farzedinki ben askere gidiyorum der. Kararlı duruşu ilim aşkı sevdasından vazgeçiremez. Gündüz hocasının bağ bahçe işlerinde çalışır ve tedbiren gece kandil ışığında tedrisatını tamamlar.

OĞULLARININ RAHMETİ RAVANA KAVUŞMASI

Hoca efendinin iki oğlu büyümüş serpilmiş delikanlı olmuştur. Büyük oğlu Ali hastalanır. Karnında dayanılması tahammül edilemeyen bir ağrı vardır. İlçede bulunan doktor apandis düşüncesiyle Akşehir Devlet hastanesine sevk eder.  Zamanın vasıtası jeep bir ahbabı vasıtasıyla kiralanıp getirilir. Hoca efendi oğluyla birlikte jeepin arka koltuğuna oturur. İlçeden çıkalı henüz 2-3 km olmuştur ki Ali babasının kucağında darul beka alemine göçmüş.. 

Hoca efendi  jeep i durdurur. İki rekat şükür namazı kılar oğlunu kendi elleri ile yıkar namazını kıldırır ve defin eder. (Büyük dağın büyük imtihanı işte böyledir. Nasıl bir sabır, tahammül nasıl bir teslimiyet, nasihatlarıyla herkesi teselli eder)

Alinin rahmetli olmasının seneye devriyesi iken diğer oğlu Akif hastalanır teşhis ve tedaviye başlanır. Fakat her geçen gün oğlunun rahatsızlığı artmaktadır. Çok geçmez Yusuf amca acı haberi tez getirir, ‘’Hocam oğlun rahmeti rahmana kavuştu başın sağ olsun’’  der.
Hoca efendi; ‘’İkindi ezanı okunuyor namazı kılalım cenazeyi teşyi ederiz’’ der. Büyük bir teslimiyet ve huşu ile namazı eder. Yine kendi elleriyle oğlunu yıkar, namazını kıldırır, kabire yerleştirir. Yasinler okur, dualar eder.

ASKER HATIRASI

Hoca efendi askerliğini İstanbul da yapmıştır. Hizmet gayret ve dürüstlüğünün neticesi komutanları onu çok sever. İslamı hakkıyla yaşar ve temsil eder. Camide imamlıkla beraber terzihanenin de sorumlusu olur. Herkesin hizmetini büyük bir gayretle yerine getirir. Çok sevdiği hemşerisi asker arkadaşıyla beraber karşılıklı olarak yüzüklerini değiştirirler. Askerlikten yaklaşık 60 yıl sonra arkadaşıyla karşılaşır hatıralar yad edilir. Arkadaşına senin hediye ettiğin yüzük burada benim verdiğim yüzük nerede der. Arkadaşı şok olmuştur heyecanlanır dili tutulur ağlamaya başlar. Demek beni hiç unutmadın emanetime sahip çıktın beni hep hatırladın dua ettin der ve ellerine kapanır. Bu halin üzerine hoca efendi çok sevdiği doktor Baybal abinin bir hatırasını anlatır. Doktor Baybal tıp öğrencisiyle Ramazan başında Konya ya dönerken çok sevdiği arkadaşı istasyonda ona ekmek hediye eder. Baybal abi ekmeği yemez eve getirir ekmeği otuz parçaya ayırır. Her gün arkadaşının hediye ettiği ekmekle iftar eder arkadaşım çok sevap kazansın diye.

SOHBETLERİ

Hoca efendinin olmazsa olmazı günde iki kere yaptığı sohbetler için kardeşlerimiz günler aylar önce sıraya girerlerdi. Hocamızla anlaştığımız saatte tam dakikasında kapıda olurduk. Sohbet mahaline gidilince büyük bir tevazu ve gülümseme ile herkesin hali hatırı sorulur, 

İkramlar kabul edilir, hoca efendilerin okuduğu Fetih Suresi dinlenir , Fetih duası yapılırdı. Herkese kabiliyet ve durumuna göre iltifat edilir. Toplumda miskin, garip ve mahsun kardeşlerin gönlü alınırdı. Paşa, kaptan ,pilot gibi rütbeler verilerek onurlandırılırdı. 

Sohbetleri ser talebesine kitaptan okutur. Gerekli gördüğü açıklamaları izah eder. Lüzüm arz ettiği soruları malum muhataplarına sorar doğru cevabı ödüllendirirdi. 

Sohbetin akışına göre bazen başlanan Bedir Gazvesi kitabı baştan sona okunurdu. Salavatlar getirilir güzel kokular ikram edilir, ilahilerle hüzünlenilir, dugulanılırdı. Gül suyu bombardımanı ile büyük küçük zengin fakir harman olur belediye komutuyla ikramlar kapışılırdı.

Hoca efendim tedbire çok riayet ederdi. Zira 6 bin nüfuslu küçük bir ilçede herkesin bir birinin evinde ne yemek piştğini bildiği bir beldede karda yürür izini belli etmezdi. Hizmetin ilk yılları köylere mahallelere ve ziyaretlerine devamlı gittiği Seyit Ahmet Hazretlerine yayan gidilirdi. Ramazanda iftar açılır akşam namazı kılınır ve sohbet mahaline evlerin saçakları altından hızla gidilirdi. 

Merhum İzzet hoca efendinin mevlüt kitabını yanından hiç ayırmazdı. Yenice köyüne ziyarete giderken harmana gider gibi omzuna dirgen alır. Harman mahallesine giderken bahçe sulamaya gider gibi omzuna kürek alırdı. 

Komşularla iyi geçinmeyi hizmetlerini karşılıksız görmeye bağlar, hediye ve ikrama çok önem verirdi.

‘’Ağzından çıkana sahip ol kafan salim olsun’’ düsturuna önem verir lüzumsuz hiçbir gayri hale fırsat vermezdi. 

Hoca efendinin özel hayatı hiç olmadı. Çarşı Pazar park panayır hiçbirine gitmedi. Allah (c.c), rahmet eylesin, kendi çocuklarından daha çok kardeşleriyle beraber oldu. Onların her derdine veda hastalarına şifa, borçlarına eda oldu. Sohbetine gelen caniler, eşkiyalar, ahlaksızlar, edepsizler ıslah oldu. İmanlarını tazeleyip dini İslamı öğretti. Namaza , sohbete başlatıp hizmet eden topluma faydalı insanlar haline getirdi.

Hoca efendi ömrü hayatında kahkaha ile güldüğünü kimse görmemiştir. Fakat yüzünden tebessümde hiç eksik olmamıştır. Sünnete önem verir her sünneti tavizsiz yaşar ve yaşatırdı. Nafile ibadete dikkat eder teheccüd namazını kaçıranı haftada bir gün kurulan ilçe pazarında alışverişi kaçırana benzetirdi.

Elhamdülillah şimdi talebeleri her camide akşam namazından sonra hep evvabin namazını 
Büyük bir aşk ve şevketle kılıyorlar. Ağabeylerimizden biri vakit namazında namaza başlayan tarla komşusunu görür ve sevinir hayretini gizleyemez. Kardeşlerimizde 2 yıldır tarla komşusunun sohbetlere devam ettiğini söyler. Abimiz heyecanı bastıramaz ve demek benim tarlamın 2 yıldır geçilmediğinin sebebi anlaşılıyor der.

AŞIK MÜRİD MAŞUKUNU AYAĞINA GETİRİRMİŞ

Hoca efendinin hasta ziyareti için yaklaşık sekiz km mesafede bulunan Yendiğin köyüne acilen yaya olarak gitmek zorunda kalır. Hizmet eden ağabeyler  merkez mahallede gündüz sohbeti için  randevu vermiştir. Yendiğin köyüne yaklaşılmıştır. Fakat ortalığı koyu bir sis kaplamıştır. Göz gözü görmez bir hal. Yollarını şaşırırlar ve köyü bir türlü bulamazlar. Zira merkez mahalledeki abiler hoca efendiyi hasretle ve heyecanla dua ederek beklemektedirler. 

Ev sahibi Kıyak amca büyük bir telaş ve panik içindedir. Zira bütün hazırlıklar bitmiştir. Daha önce verilen sözden hoca efendiye bahsedilir. Hoca efendi tebessüm eder ve boynunu büker. 

Daha önce defalarca geldiğimiz köyü bulamadık aşık maşuğunu ayağına çağırması böyle olur der ve yaya olarak geri dönerler davete icabet ederler. 

LÜTFİ ARSLAN ABİ ANLATIYOR

Hoca efendi şanı şöhreti hiç sevmezdi. Kendini hep gizledi. Gökyüzünde ışığını belli etmeden kayan bir Süreyya yıldızıydı. Cenabı hak beldelere sahabe hayatı yaşayan örnek şahsiyetler ikame ettirmesi, o bölgeler için özel bir lutfu ihsanı olsa gerek.   

Röportaj ve çekim için erkam bilişim den Lütfi Arslan abiler randevu talep ederler. 
Ziyaretlerine gelmek üzereyken hoca efendi inşallah çekim olmaz temennisi neticesinde ilçe merkezine 10 km kalmasına rağmen altıyüz kilometre gelinen  yol kardan ve buzdan kapanır ve geri dönmek zorunda kalırlar. Lütfi Arslan abi hoca efendinin ziyaretine gidebilmek için aracı zorlamamıza rağmen Bir türlü yola dahi giremedik mecburen geri dönmek zorunda kaldık der. 

ALTINOLUK DERGİSİ ABONE ÇALIŞMALARI

Aboneyi muhafaza ve abone artırımına çok önem verirdi. Aile içerisinde bile herkesin abone olmasını ister hacı annemiz dahil tüm çocukları ve torunları dahil herkesi ayrı ayrı abone yapardı. Neşriyatın desteklenmesini isterdi. Altınoluk dergisini Peygamber efendimizin mektubuna benzetir dergiye maddiyatsızlıktan abone olamayanların paralarını verir, abone olmayanlara ziyaretlerine geldiklerinde işin ehemmiyetini uzun uzun anlatırdı. Abone yapan gönüllülere ayrı ayrı ltifat yağdırır herkesi birbiri ile rakabete teşvik eder. Dereceye girenlere ödül verirdi. Altınoluk mesajının herkese ulaşmasını istisnasız her insana abone teklifini yapılmasını isterdi. Haberdar edilmeyenlerin mahşerde davacı olacaklarını belirtirdi. Dergiye abone olmakla kardeşlerimizin nüfus hüviyet cüzdanına kavuştuklarını söyler abone olmayanların manevi kimlikten yoksun gezdiklerini söylerdi. Çalışmanın bereketi ile altı bin nüfuslu ilçe merkezindeki abone sayısı dokuz yüze ulaşmıştı. 

ALİ ATA BİZİ UÇURDU

Sene 1970 li yıllarda Musa efendisi Kandınhanı’na gelmiştir. Rasih hocamızı Kadınhanı’na davet eder. İlçe merkezinden Kadınhanı ve Konya istikametine tek otobüs sabahleyin gitmektedir. Davete icap etmek gerekir. Hasret ateşi basmıştır. Ne yazıkki hiçbir ulaşım vasıtası yoktur. Teslimiyet tevekkül ve duaları mütakip Karaağa kasabasından Ali Ata hoca 
Motorsikletiyle çıkar gelir. Hoca efendi durumu anlatır. Ali Ata eski moto rsikletiyle heyecanla hoca efendiyi arkasına bindirir 70 km mesafedeki Kadınhanı na varılır davete zamanında icabet edilir. Hoca efendi ziyareti tamamlar kendi tabiriyle kuş gibi hafiflemiştir veda edilir dönüş için hazırlıklara başlanır. Ali Ata abi bir türlü motorsikleti çalıştıramaz inceleme sonunda karbiratöre benzin gelmediğini görürler. Depoya bakarlar bir damla bile benzin yoktur. Herkes birbirine heyecan ve hayretle bakar. Bu eski motorsiklet benzinsiz buraya nasıl geldi derler. Benzin ikmali yapılır ve memlekete dönerler. Rasih hoca efendi 
Elhamdülillah Ali Ata bizi uçurdu der. 

YUSUF KURUCAN ABİ ANLATIYOR

Aydın ilinde vakıfların bölge toplantısı yapılacaktır. Konya bölgesinin vakıf temsilcilerinin toplanıp sevk ve idare görevi rahmetli Süleyman efendiye verilmiştir. Süleyman efendi Konya merkezinde tüm vazifelilerin toplanıp beraber hareket edileceğini söyler. Rasih hoca efendi 
Tebligat üzerine ikamet ettiği  Akşehir den Konya ya  gelir toplanırlar ve tekrar Akşehir üzerinden Aydına gidilir. Hoca efendi yaşlı ve rahatsız olmasına rağmen mazeret üretmez emre tam itaat edilmesini söylerdi. 

DAMADI ABDULLAH ÇIĞ ANLATIYOR

15 yaşında bir gençtim dağda çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyorduk. Perişanlık diz boyu idi 
Yılanlar bile yaşadığımız çardağın içinde cirit atarlardı. Toz toprak içerisinde gece gündüz 
Devamlı çalışırdık. Hoca efendi ziyaretimize geldi beni aldı götürdü yeni açtığı imam hatip lisesinde kaydettirdi. Elhamdülillah orta kısmı bitirdik ve ihtiyaca binayen tayinim harman mahallesi orta camiye çıktı. Hoca efendi ısrarla lise tahsilimi yapmamı istiyordu. Bir tarafta okul diğer tarafta cami. Tercih yapmam zordu. Allah gani gani rahmet eylesin hocam 3 yıl 
Boyunca öğle ikindin namazlarını hiçbir karşılık beklemeksizin ve hiçbir karşılık almaksızın
Kıldırdı bizde imam hatip lisesini bitirdik. Şeriat İlmini,  irfanı, fıkhı, batın ilimlerini hocamdan yani babamdan  öğrendim. Rahmetli olmadan bir gün önce bile ilim öğrendim. 

Hocam abdest alırken; ‘’Başka biri diğer birinin ayağına mesh verebilir mi? ‘’diye sordum. Hocam öğlen abdestini alıyordu ikindin abdestini alırken cevabını verdi; ‘’evet başka birinin ayağını zarurete binayen diğer bir insan yıkadığına göre mesh de verebilir’’ fetvasını verdi. Elhamdülillah son ana karar hem maddi hem manevi çok istifade ettik. Babacığım ben kendi babamı çok yıkadım uygun görürseniz sizide bir banyo yaptırayım dedim. Tebessüm etti çok memnun oldu. üç güne kadar inşallah yıkarsın dedi. Duygulandık hüzünlendik ağlaştık. Helallik istedik
Büyük bir tevazuyla maddi olarak babalık görevimi manevi olarakta hocalık  görevimi yaptım 
Ne hakkım varsa helalı hoş olsun dedi.
         
AMA ADEM ABİ ANLATIYOR

Hocam babamdı, anamdı, canım ciğerimdi, sığınağımdı koruyanımdı elhasılı her şeyimdi.Genç yaşta kaza ile gözlerimi kaybettim ama oldum. Herkesin eğlencesi maskarası ve başkakıncı iken hocam elimden tuttu kol kanat gerdi. Dinimi imanımı ahlakımı ilmimi ve irfanımı her şeyimi hocamdan öğrendim. Beni devamlı suretle arar ihtiyaçlarımı temin ettirir gönlümü alırdı.

Benim en büyük saadetim hocamla olan beraberliğimdi. Hep huzuru tadı muhabbeti marifeti heyecanı hocamla beraber yaşadım. Evime her teşriflerini lutuf bilir kurdurduğum turşuyu bile hocama tattırarak açardım. Her halim kalim hocamdı. Bir insan ancak bu kadar veli nimet olur ve ancak bu kadar sevilir. Her halime hal olur du. Kardeşlerimin vermiş olduğu zekat ve hayırlarla geçinmeme rağmen Altınoluk dergisine kendi çabamla abone olmama çok sevinmiş ve duygulanmıştı. Evet boynum bükük hemde çok bükük. Doğrulacağıda  yok. Karanlik dünyamın nuru söndü ışıgı kayboldu. Rabbim şefaatlarına nail etsin.

TAİF SEFERİ VE MEKKE DEVRİ

Hoca efendinin sevenleri ve gönül halkası devamlı genişler. Memleket şiddetli muhalefet hizmetlere tahammül edemez ve hocamıza Mekke devri kuşatması uygulanır. İhtiyaçları karşılanmaz alış veriş yapmazlar. Mağdur edilir ve dışlanır. Her şeye rağmen hizmete devam etmektedir. Kemer köyü yaklaşık beş km dir. Yaya olarak dostları ile giderler. Fakat köy muhtarı köyün tüm çocuklarını köy girişine toplamıştır. Hoca efendi köye girerken çocuklara taşlatır ve köye sokmaz. Hoca efendi hepsine hayır dua eder ve geri dönerler. Çok üzülmüşlerdir fakat gün gelir köyün genelinde sohbet halkaları kurulur. Hiç unutmuyorum bir metre kar içinde el ele tutuşup köye Allah Allah diyerek ziyarete gidilmişti.

YIRMİDÖRT YIL ÖNCE

İş güç tembellik ihmalkarlık derken kısa süren izinler ve hoca efendinin Akşehir de olduğu günlere denk gelmesi maalesef bir yıl falan hocamı göremedim. Büyük bir suçluluk ve mahcubiyetle ziyaretine gittim. Hak etmediğim pek çok iftarla beraber yirmi dört sene evvel bir bahar günü ilk sohbete taliplerin evine gelmiştin demesin mi. Binlerce evladının içinde aman Allahım düşündüm hepsi doğru. Evet bu Allah vergisi. Her derdime derman her halime şifaydı. Hocamdan gördüğüm himayeyi iyiliği rahmeti bereketi feyuzatı kimseden görmedim.

Hocamı Akşehir de ziyaretlerimden birinde akşam hasta ziyaretine giderken, maşallah hocam Akşehi r i bayağı ağarttınız nurlandırdınız dedim. Elhamdülillah ilk geldiğimizde her taraf kap karaydı ,zulumattı, kasvetti. Şükürler olsun her taraf nurlandı aydınlandı der.

KAPTANI AHMET ABİ

Hoca efendinin ilçe dışında bahçesinde sebze eklidir. Mahsul toplanacak hale gelmiştir. Annemiz bahçeye fasulye toplama gitmiştir. Bahçeye vardığında bahçenin içerisine dolmuş

Sığırları buzağları görür. Hiç seslenmez. Diğer uçtan başlar toplamaya. Annemizi gören sığırların sahibi dayanamaz bağırır. Abla bir bahçeye iki çalıcı çok değil mi? Annemiz mahçup bir sesle bu bahçe bizim diyebilir. Kaptan Ahmet abinin üzerinden kaynar sular dökülür. Şok olur şaşkın bir vaziyetle o zaman benim hayvanları neden çıkarmıyorsun der. Annemizde oğlum herkes nasibini yer der. Ahmet abi hayretler içerisinde sığırları toplar ve oradan uzaklaşır. Ahmet abinin kafasında şimşekler çakmıştır. Adem abinin yanına gelir ve olanları anlatır. Şaşkınlığı ve hayreti gitmemiştir. Hoca efendinin hizmetleri anlatılır ziyarete davet ederler. Ahmet abi hocamızın müdavimi olur malıyla arabasıyla gayretleriyle tamamen hizmete kendini vakfeder. Ahmet abi cahiliye dönemi hallerine tamamen tövbe eder. Zira kendisi yağlı güreş yapmış pehlivanı vede istediğini gasp eden bir eşkiyaydı. Herkes şerrinden korkar kimse karşısına kolay kolay çıkamazdı. Ahmet abi ilmi halini Kuran okumayı öğrenir imanını kuvvetlendirir. Namazını zekatını ve her şeyden önemlisi kul hakkı borçlarını öder topluma zarar verirken faydalı bir insan haline gelmiştir. Sosyal demokrat cenahtan hocamızın ekibiyle birlikte kaliteli transferi doktor Hakkı abiyle ve kaptanı Ahmet abi ye sakın benden önce ölürüm demeyin size kıyamam demesiyle mecliste bulunan herkesi hüzün havası kaplar ve gözden  yaşlar oluk gibi boşalır. Eksi sonsuzdan artı sonsuza taşınan bir hayat ve hocamızın vefatından altı ay sonra kadir gecesi günü camide mukabelesini okuyor öğle namazını kılıyor dükkanın önünde sevdiği arkadaşlarının kucağında rabbine kavuşuyor. “İğneyi bulan buldu kayna kazanım kayna”.

HASTAHANEDE MİSAFİRLİK

Kalp ve mutat kontrol için hastaneye müracat edilir. Doktorlar hocamızı bizde misafir etmek istiyoruz beyanı ile yatış işlemleri başlatılır. Tedavi devam ederken doktorlar tüm hastane personeli stajer öğrenciler ve gönül dostları akın akın dolar taşar. Istirahat etiği özel odasında yemek yerken kapıyı kapatmak isteyen damadı Hayri abiye kapıyı kapatma belki misafir gelir soframı zinetlendirip bereketlendirir der.

Mahçup çekingen bir tavırla utanarak ziyaretine gelen iki hemşire hanım hocamızdan dua ister geçmiş olsun dileklerini bildirir. Hocamız şefkatle namaz kılarak duama yardımcı olun der.

FIKIH İLMİNE VERDİĞİ ÖNEM 

İlçe merkezinde ikamet eden talebelerine Halebi ve Mülteka fıkıh kitablarının tüm ciltlerini ders olarak okutup luzumlu konularda gerekli açıklama ve izahatta bulunmuştur. Hoca efendi ayrıca Tatar müftü memleketime Rabbım beni fıkıh öğrensin diye lutuf olarak gönderdi derdi. Rasih efendi zamanında Müftü ve Vaiz olabilecek ilme ve donanıma sahip olmasına rağmen Kuran kursu muallimliğini tercih etmiştir. Bu vesile ve hizmetiyle fahri olarak vaizlik vazifesinide yerine getirip pek çok öğrencisini mezun vermiştir. Hocam bölgesinde bulunan ALLAH diyen herkesin kursağında  emeği vardır.

Ziyaretine gelen herkesi ders arası tenefüste kabul eder ikramda bulunur derde derman gönüle şifa hallerine hal çaresi olurdu. Teslimiyet ve hizmet ehlini çok severdi. Ben bu güne kadar hocamın hiçbir dediğini yorumlamadım diyen ser talebesini halini takdir eder gıyabında memnuniyet ve dua ederek bahsederdi.

Merkebini kaybeden bir kardeşimiz hocamızı utana sıkıla ziyarete gelir fakat maruzatını bir türlü arz edemez. Hale vakıf olan Hoca efendi dışarı çıkar bir müddet sonra gelir. Kardeşimize müjdemi isterim eşeğin bulundu huysuz olduğu için getiremedim bahcede bulunan ağaca bağladım der. Kardeşimizin eşeği her şeyidir sevinçle gider tarif edilen yerde eşeğini eliyle koymuş gibi bulur.

Hizmet ve gönül ehli abilerimizen birinin arabası çalınır. Aramadık yer kalmaz. Nihayet çarelerin çaresi hoca efendiye gelinir durum arz edilir .Kısa bir tefekkürden sonra Uşak  şehir girişindeki tabelanın yanında der. Abiler hemen giderler .Tarif edilen yerde arabayı bulurlar. Arabayı çalan hırsızlar aracın benzini bittiği için terk edip kaçmışlar.

İSRAFA ÇOK ÖNEM VERİRDİ HEDİYELEŞMEYİ SEVERDİ

Hoca efendi israfı hiç sevmezdi. Yemek yerken tüm sünnetleri yerine getirirdi. Tabaklar sıyrılır içerisine su dökülür içilirdi. Abdest alırken ibrik ve leğen kullanır, Kıbleye karşı döner ,abdest azalarını itina ile yıkar huşulu bir namaz kılmanın şuurlu bir abdestle başlıyacağını anlatırdı. Elektiriği ihtiyaç halinde açar , okunacak yazılacak yada bir hizmet yoksa karanlıkta oturur tefekkür ederdi. Hocaefendi ilim ehlini sever ,insan tüm ömrünü namaz ilmine verse ömrünün kifayet etmeyeceğini anlatırdı. Her gün vakit namaz larıda ve sair zamanlarda inşirah suresinin on onbeş kere okunmasını söylerdi. Zira sadırda oluşacak genişlik ve hadiselere karşı sabrın ve tahammül gücünün artacağının önemle üzerinde dururdu.

Kuran hizmetiyle beraber hoca efendi rızkını temin için terzilik zanaatını icra etmektedir. Memleketin en iyi ustalarındandır. Eşine düğün hediyesi olarak sadece numunesini gördüğü mahalli elbise olan şalvar ve entariden oluşan kadife takımı aynı gece içerisinde diker sabah hediyesini takdim eder. çocuklara ayrı ayrı  dua eder sohbette ve yol güzergahın sıraya geçen sabileri şekerle sevindirirdi. ziyaretine gelen herkese ikramda bulunur, ayna ve tarağı hediye ederdi. 1974 yılında Muhammet Ali nin boks maçını seyrettirmek için abilerle sabaha karşı saat 4 televizyonun karşına geçerler. Hocamın ilk ve son televizyon seyredişidir. Bir ara kendimi kaybetmişim  ve Rabbıma bu haldeyken emanetini almadığı için şükür ve tövbesi içindeyim derdi.

HOCAEFENDİNİN EVİ YANIYOR

Terzi dükkanı Kuran hizmetleriyle beraber sohbet ve muhabbetin zirve yaptığı yer haline gelmiştir. Komşusu bir gün heyecanla ve telaşla koşarak gelir panik içinde evinin yandığını söyler. Hocaefendi gayet sakin ve vakur bir davranışla yanında bulunan Hüseyin hocaya arkadaşında bulunan hortumu alıp eve yangını söndürmeye gitmesini söyler. Eşin dostun yardımıyla yangın büyümeden söndürülür. bir müddet sonra hocaefendi çıkar gelir. geçmiş olsun dileklerini kabul eder. Kardeşlerinin yardımıyla yanan yerler tamir edilir.

İMAM –HATİB LİSESİNİ AÇIYOR

Koya merkezinden sonra vilayetin en küçük ilçesine en büyük imam hatib lisesinin temeli ni gönül dostlarıyla beraber atar. çok kısa bir zamanda üstün gayretle inşaat bitirilir. İmam hatib lisesini tüm bölge insanının katılımıyla mehterlerle eğitim ve öğretime açtırır. Yardım toplamak için gittiği İstanbulda Musa efendimizin sohbetinden sonra toplanan paranın çokluğunu heyecanla anlatırdı.

Ramazan günü Erenköy de ikamet eden Rahmetli Mahmut Sami Ramazanoğlu (rha) efendi hazretlerini ziyarete gider .İftarlar açılır hatimle teravih namazı kılınır.Efendi hazretleri çok hastadır. Anadolu dan gelen misafirler efendi hazretlerini görmeyi çok arzu ettiklerini abiler aracılığıyla üst katta bulunan efendimize bildirilir. Hiç olmazsa balkona çıkıp kardeşlerimize bir elsallaması talebi beyan edilir. Çok hasta olan efendi hazretlerinin çehresi değişir. Bir gayretle yataktan ayağa kalkar kararlı bir şekilde”Ben bu güne kadar evlatlarıma hiçbir zaman yukardan bakmadım “der.Abilerin yardımıyla aşağı inilir yardımlar toplanır musafahalar yapılır vedalar kabul edilir, dualar edilir, selamatle uğurlanır.

İLK SOHBETLİ DÜĞÜN

Hoca efendi gönül dostlarıyla halkasını genişletmeye çalışırken bir taraftan Kuran eğitimi diğer taraftan evinin gündelik işleriyle beraber ailesinin rızkını temin için terzilik yaparken elbiseler harman veresiye dikilmektedir. Fakir olan müşterilerden tahsilat yapılamamakta harman hakkı bile toplanamamaktadır. Çocuklarıma çok istediğim halde üzüm alamadım, bir saatim olsun çok istedim der duygulanarak anlatır hüzünlenirdi.

Ziyaretine gelen Piribeyli hocasını ağırlamak için evin yumurtlayan tavuğunu kesiyor ama maalesef pişirecek yağ yok. Tavuğu kendi yağıyla kendi elleriyle pişiriyor ve hocasnı ağırlıyor. Hoca efendi gönül dostlarından Arslan emminin düğün başıdır. o güne kadar yapılan tüm düğünler çalgılı ve oyunludur. İslam usulüne göre sohbetli ve mevlütlü düğünü başlatır. Üçbeş gönül dostuyla dualar edilir ilahiler söylenir. Düğüne gelen akraba ve komşular hayretlerini gizleyemezler. Davulcu parası bulamadınızmı diye sitem ederler. Muhatablara vaziyet münasib bir lisanla anlatılır. Allahın emri ve Peygamberimizin sünneti ne uygun mersimler yapılmaya başlanır

TAHSİN AMCA

İlçeye bağlı beş kilometre mesafede bulunan Tekke köyünde ikamet eden Tahsin amca   her gün hoca efendisine tatlı suyu testiye doldurur. Yaya yapıldak kendi ifadesiyle hoca efendinin sevdiği tatlı suyu takdim eder. Ziyarette pek çok hal fuyüzat ve muhabbetler tecelli eder. Tahsin amcanın su taşıma işini Yunus Emre hazretlerinin dergaha düzgün odun taşıma hizmetlerine benzeten abilerden biri yolda Tahsin amcaya rastlar. Tahsin amca şu suları boşalt seni arabamla istediğin yere kadar götüreyim der. Amcamız itibar etmez sularıda boşaltmaz.

Tahsin amcamız hasretliğe fazla dayanamaz. Hoca efendisinin Rabbısına kavuşmasından bir hafta sonra tek başına yaşadığı evinde Rahmeti rahmana kavuşur. Vefatı günler sonra duyulur. 

Bir garip öldü diyeler 
Üç gün sonra duyalar
Soğuk suyla yuyalar
Söyle garip bencileyin

Tarifinde olduğu gibi Tahsin amcanın vefatı memlekette bulunan tüm kardeşlerin teşrifiyle köy tarihinin en büyük cenaze merasimi gerçekleşir. Rabbısına çok sevdiği hocasına kavuşur.

ADINI MURAT KOY

Abiler den birinin 5 kız çocuğu vardır. Eşinin çocuk beklediğindende haberi yoktur. Hocamızın sohbet bitişinde ayrılık için el öpülürken muradın gerçekleşecek adını MURAD  koy diye müjdeyi verir. Evine geldiğinde müjdeyi verir müjdeyi alır. Heyecanını yenemez vesadakalar dağıtır.

AZRAİL (A.S) ZİYARETİ SON NEFES

Kabirdeki haşerata yiyecek götürmeyeceğim diyerek hoca efendi çok zayıfladı ve halsiz düştü. Sandalyeden yapılan tahtaravalli ile sohbetlerine son güne kadar devam etti. Sohbetler genellikle son nefes vedalaşma ve helalleşme üzerine zuhur ediyordu. Zira Azrail (a.s) ziyaretine gelmişti ve büyük müjdenin zaman ve saatini öğrenmişti. 

Büyük randevu Perşembe sabahı abdestini aldıktan sonra kıbleye yönelerek Allah (c.c) deyip yüz akıyla emaneti teslim etti.

Şebi aruz düğün günü öğle namazına müteakip civar memleketlerinden yetişip istirakiyle göz yaşlarıyla herkesin hüngür hüngür ağladığı babalarının taşladığı dışladığı mal satmadığı
Evlatları son kez bağrına bastı. Namazı çok büyük bir cemaat kıldı. Çok iyi biliriz pek iyi biliriz hakkımızı helal ediyoruz. Allahın dinine hizmet etti tüm ömrünü vakfetti. Hiç özel hayatı olmadı dedik ve şehadet ettik. 

Gören gözler için kabre büyük bir nur indi. Güneş kayboldu. Bulutlar birden karardı. 

Cenaze teşyii edilirken hocamızın anlından öptük. ifadesine kıymet bilen ehlullah abi biz olsaydık ayaklarının altından öperdik itirafı yıldızlaşmadan kayan Süreyya yıldızının Rabbim kıymetini bildirsin. Hizmet ve nasihatları ibretle öğrenilip yaşansın.

Osman Nuri Topbaş hoca efendimizin dediği gibi dua neferi arkasında bir dua ordusu bırakarak darul bekaya irtihal etti. Zaman en büyük antikasını kaybetti.

Miras olarak kat yat araba hiçbir dünyalık bırakmadı. Hatta dikili bir ağacı bile yoktu. Sami efendi hazretlerinin ayak havlusu , Musa efendi hazretlerinin kokusu , Osman Nuri Hoca efendinin son nefes yazısı binlerce evladı  ve tüm  
Yetiştirdiği binlerce talebesi hocasını minnetle yad edecek Fatihalar Yasinler hatimler okuyacaktır.

ŞEVK EHLİNE GURP HASIL OLDU
KATRE DERYASINA VASIL OLDU

Düzenleme : 03 Nisan 2017 19:42 Okunma : 4127
Foto galeri