Teknolojik Yalnızlık ya da Mekanikleşen Dünyamız | Karamandan.com - | Karaman Haber

Teknolojik Yalnızlık ya da Mekanikleşen Dünyamız | Karamandan.com - | Karaman Haber

01 Mayıs 2017 Pazartesi
Teknolojik Yalnızlık ya da Mekanikleşen Dünyamız

Açıklama: Bu yazı, Adem Kocatürk’ün şu ifadesinden hareketle kaleme almıştır: “Yolda görse merhaba demeyecek adamdan Kandil mesajı… İyice otomatiğe bağladık.”

Teknolojik yalnızlık… Yani, bir yandan teknolojik unsurlara duyulan bağlılık/bağımlılık, diğer yandan ise bu ilişkinin sonucunda insanın yalnızlaşması. Ama çelişkili bir durum. Hem bağlılığın, bağımlılığın çıktıları açısından duyulan mutluluk, hem de yalnızlığa türlü aforizmalar ve derin sözler çerçevesinde bolca sitem. 

Aslında bu çelişkili durumun muhtelif yansımaları ve örnekleri de söz konusu olabiliyor. Mesela, şehirdeki yoğun, kasvetli, yorucu, monoton iş hayatından kurtulmak ve köy hayatına dönmek isteyenlerin büyük bir kısmı, köydeki ilk beklentilerinin “wi-fi” olduğunu belirtebiliyorlar yapılan bir ankette. Mesela ciddi bir trafik kazası geçiren bir kişiye acil ekip çalışanları, nasıl olduğunu sorduğunda, ilk olarak telefonunun nerede olduğunu (elbette meşhur marka ile kaybolan telefonuna hitap ederek) sorabiliyor. Mesela bir lisenin ya da üniversitenin bir dönem mezunları buluşma gerçekleştirdiğinde, hal-hatır faslının ardından yine telefonlara sarılma süreci başlayabiliyor. Bankada, durakta, markette vesair yer ve mekânda herkes boynunu bükmüş, son havadisleri inceliyor çeşitli sosyal ağ sayfalarından. Elbette bu örnekleri çoğaltabilmek mümkün. Lakin genel itibariyle ulaşılacak sonuç benzer. Teknoloji; yalnızlık-bağımlılık ikilemi içerisinde henüz tam olarak da belki analiz edilemeyecek bir girdaba sürüklüyor bizleri.

Bu tanımlanmaya müsait girdap ise, hem fikirlerimizi hem de duygularımızı mekanikleştiriyor. Adeta bir slogan gibi, “insanlar insanları dinlemiyor ve anlamıyor belki ama akıllı telefonlar her zaman, vakti daha eğlenceli ve belki de kimine göre daha anlamlı kılamaya hazır ve nazır.” Fikirlerin ve duyguların mekanikleşmesi günlük hayatımıza o kadar sirayet etmiş durumda ki on yıldır görüşmediğiniz bir eski dosta sitem ederken, cevap olarak en son yapmış olduğunuz paylaşımınızı “like’ladığını” ifade ederek kendini savunabilmesi mümkün olabiliyor. Bir mesajda onlarca gülen emoji kullanılırken, aslında mesajı yazan kişi sırf yanlış anlaşılmamak gayesi ile bu “gülücükleri” normalde asık suratı ile birkaç dokunuşta gerçekleştirebiliyor. Ya da içselleştirilmemiş fikirlerle, dünya haritasında yeri gösterilemeyecek yer ve coğrafyalar yine birkaç paylaşım aracılığıyla kurtarılabiliyor. Ancak bu mesele ayrı bir başlık olsa gerek…

Konunun özüne dönecek olursak, özellikle, mesaj trafikleri dini ya da milli gün ve gecelere de yansıyabiliyor. Mesela kendileri ile doğrudan alakalı olmayan, olamayacak olan özlü(!) sözler Mevlana ya da Necip Fazıl Kısakürek’e atfedilebiliyor bu mesajlarda. Ancak bu ve benzeri mesajlar da mekanikleşmenin bir sonucu olduğu için “herkes” ile toplu mesaj paylaşımı gerçekleştirilebiliyor. Bir bardak çay eşliğinde bir dem muhabbet edemeyeceğiniz kişiler her mühim günde sizleri unutmamaya gayret ediyor zira! 

Bazen “keşke” diyorum, “reklam amaçlı mesajlara getirilen özellikte olduğu gibi bu tür toplu mesajlara da, ‘bu mesajı istemiyorsanız, bildiriniz’ diye bir not düşülse.” Aksi takdirde bu mekanikleşen yeni dünyada “yaşam” ve “anlam” birlikteliği gittikçe azalacak.

Samet ZENGİNOĞLU

Düzenleme : 31 Mart 2017 15:32 Okunma : 1237