Türkiye Özüne Döndü | Karamandan.com - | Karaman Haber

Türkiye Özüne Döndü | Karamandan.com - | Karaman Haber

30 Mayıs 2017 Salı
Türkiye Özüne Döndü

Erbakan hasta yatağındayken “Arap Baharı” nı sorarlar, cevap verir “Siyonizm kadro değiştiriyor” diye.
Haklıdır, o gerçekten de bir kadro değiştirmeydi. 

Hani şu BOP projesi var ya, o proje ile kadroları değiştireceklerdi. Tabii ki, bilmedikleri bir şey vardı; seçimi halka yaptırırsanız kadroya giremeyecek kişileri seçerlerdi. Ama onlar bunu da önemsemeden halkın seçtiği kişiyi sahiplenip, kadroya dâhil ettiler. Ama beklenmedik bir olay oldu;  halk iradesi Mısır'da kadrosundaki memur ve bürokratlarla imam olup, cemaatle namaz kılan birini seçmişti. Temkini elden bırakmadan takip etmeye başladılar. 

O da ne; Erdoğan ile Mursi el birliği etmiş, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye başlamamış mı? 
Bu kabul edilebilir bir durum değildi. 
Bu ikilinin ellerindeki “Büyük Ortadoğu Projesi” ni değiştirip "Büyük Osmanlı Projesi” ne dönüştürme meylinde oldukları görülmüştü. 
Hemen BOP projesi rafa kaldırılıp, bu iki liderden kurtulmak gerekiyordu. 

Mursi'nin en yakınındaki general ayartılarak bu darbe kolayca başarıldı ama Türkiye için aynı başarı söz konusu değildi. CIA'nin 40 yıl boyunca emek verdiği bir molla 17-25 Aralık darbesinde başarılı olamamış halk ekseriyetini ikna edememişti. Üstelik Ricciardone erken öten horoz misali "Artık İmparatorluğun çöküşünü izleyeceksiniz" diyerek Milletin Erdoğan'ın safında kenetlenmesini sağlamıştı. 
Hemen görevden alınmalıydı; alındı da... 

Daha sonra 15 Temmuz işgal girişimiyle 40 yıl boyunca örülmüş ağa mensup aparatlar tarafından, işgal planı devreye konuldu. Bu plan mutlaka başarılmalı, sıfır hata olmalıydı… 
Ama o da ne; bu sefer de halk meydanlara çıkmış ellerinde bir çakı bile olmadan kendilerini tankların altına atıyorlardı. 
Bu nasıl olabilirdi ki? Dünyada böyle bir tepkinin tek bir örneği dahi bulunamazdı. Oysa işgalin başarılı olacağından o kadar emindiler ki başarısızlık ihtimali % 1 bile değildi. 
O % 1 gerçekleşmiş, % 99 ihtimal çöpe atılmıştı. 

Şimdi bir de sistem değişikliği ile Türkiye'nin önünü açacak reformlar yapmaya cüret ediyorlardı. Ne yapıp, edip bu referandumdan "Evet" çıkması engellenmeliydi. Az da olsa yapabilecekleri bir şeyler vardı.

"Evet" yanlılarının AB ülkelerinde yapacağı toplantılar, gerekçeler uydurularak iptal edilmeli, "Hayır" yanlılarına da meydanlar açılmalıydı. 
Öyle de yaptılar... Ama yine bilmedikleri bir şey vardı; aldıkları bu antidemokratik karar seçmenler nezdinde tepki görmüştü. "Hayır" demeyi düşünenler bile, insan hak ve özgürlüklerine muhalif, fikir ve görüşlerin rahatça ifade edilmesi hakkını yok sayan kararları alan yöneticilere tepki göstermişti. 

Ne yaparlarsa Erdoğan'a yarıyor, onun gücüne güç katıyordu. Üstelik kendileri de halk nezdinde itibar kaybediyor, oyları sürekli düşüyordu. 
ABD yeni bir Başkan seçmiş olmasına rağmen eyaletlerdeki isyanların önüne geçilemiyordu.

15 Temmuz işgal girişimi Türkiye ile ipleri kopma noktasına getirmiş; Türkiye artık kendi kafasına göre kararlar alıp uygulayan bir ülke haline gelmişti. Üstelik elde ettiği başarılar, yöre halkının takdirini kazanmış, yıllardan bu yana ilk defa insanların yerleşim alanlarında barış ve huzur içinde yaşamaları sağlanmıştı. Bölge halkı Türkiye'ye sempati duymak bir yana, minnettar olmaya başlamıştı. 

Türkiye ÖSO ile birlikte her girdiği yerleşim yerinde sükûneti ve normal hayat geçişi sağlıyordu. 
Bütün bu olaylar kanton devletçikler hayalini de çöpe atmış, desteklenen gruplar üzerinden kukla devletçikler kurma hayali de yavaş, yavaş ufukta kaybolmaya başlamıştı.

Öyle ya destek verilen marjinal gruplar barış masasında asla söz sahibi bile olamazdı. 
İşte, en baştan günümüze gelişmeler bu yönde. 

Türkiye Genel Kurmay Başkanı Antalya'da, ABD ve Rusya Genel Kurmay Başkanlarını ağırladığına göre, demek ki bölgede devletçikler kurma hayalinin de sonu gelmiş sayılır. Bakalım bundan sonra gelişmeler ne gösterecek? 
Bizim kanaatimiz Türkiye’nin elinin geçmişte hiç olmadığı kadar güçlü olduğu yönünde. 

Türkiye onay vermeden devletçiklere izin verilmeyeceği; hele de Türkiye'ye savaş açıp bölmeye çalışacak İsrailvari bir çıbanbaşına asla izin verilmeyeceği sanırım anlaşılmıştır.

 

Düzenleme : 13 Mart 2017 17:56 Okunma : 1596