Fitne Herzaman Her Yerde | Karamandan.com - | Karaman Haber

Fitne Herzaman Her Yerde | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Temmuz 2017 Salı
Fitne Herzaman Her Yerde

Güzellikler içerisinde yaşamanın ve güzel günlerin hayaliyle hayatını devam ettirmenin mutluluğu içerisinde olan halkımızın bir sabah 17 Aralık operasyonu ile güne başlaması ile değişmişti gidişat. Evet! Bu ülkede kardeşliğin, huzurun ve güvenliğin adının anılmasını istemeyen bir grup insan tarafından halkın mutluluk ve refahına kast edilmişti. Ne olduysa ondan sonra bir türlü işler yolunda gitmedi ve çıkar avcıları bir türlü ellerini çekmediler üstünden bu ülkenin.

Kendi coğrafyasında güçlenen ve sözü dinlenen bir ülke olma yolunda ilerleyen Türkiye’nin artık önü kesilmeliydi. 17-25 Aralık Operasyonları, Gezi Kalkışması, MİT Tırları Operasyonu, Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Suruç’ta polislerin evlerinde yatarken kafalarına sıkılan kurşunla öldürülmesi, hepsi bunun içindi. Barış sürecinin bitirilmesi de. Ama başarılı olunamamıştı. Ama vazgeçilmeyecekti ve günlerden 15 Temmuz saat gece 22 civarı idi ki, artık bu ülkeyi yemek niyetinde olan aç gözlü canavarlar son kozlarını oynamaya başlamışlardı.

Hiç beklenmedik bir anda ülkede darbe kalkışması baş göstermişti. Herkes Reis diyor ama Reis’ten ses yok. Bir an herkes ye’se kapılıp; Reis’i aldılar galiba yoksa bu zamana kadar ondan bir ses çıkardı diyordu. Fazla zaman geçmedi ve Reis’ten ses geldi ve millet meydanlara davet edildi. Davet edilmeden başlayan meydanlara inme hadisesi bu çağrı ile daha da büyüdü. Halk hiçbir şeyi umursamadan yollara sokaklara döküldü ve 241 kişinin ve sonra değerli insan Ramazan SARIKAYA’ın aralarına katılması ile 242 kişinin şehadeti ile darbe engellendi. 

Darbe engellenmesine engellendi ama bu işi yapanlar/yaptıranlarla ilgili bir şeyler yapılmalıydı… Plan çok iyi kurulmuştu. Bu planı kuran aklın %100 yerli olması imkansız gibi görünüyordu ve nitekim sonuçlarda bunu doğruladı. Ülkede olağanüstü hal ilan edildi ve darbeye teşebbüs eden veya destekleyenler tutuklanmaya başlandı. Darbecilerin başı konumunda olan ve bu gün adı FETÖ/PDY olarak anılan grup ve grupla ilişkisi olan kişiler gözaltına alınmaya, tutuklanmaya, kamuda çalışanlar açığa alınmaya ve bir kısmı görevden ihraç edilmeye başlandı.

Bazı basın yayın organlarında, küçükten büyüğe doğru yani en son noktada, en geri planda bulunan bir kişiden başlanılarak, bu işlemler gerçekleştirilmeye başlanacak yönünde kararlar verildiği yazıldı çizildi. Süreç devam ederken olayın vehameti hakkında Devlet Büyüklerinden açıklamalarda geldi. 

FETÖ/PDY; sadece adı bir zamanlar Cemaat/Hizmet Hareketi olarak anılan bir yapının  oluşturduğu bir örgüt olarak anlaşıldı öncelikle kamuoyunda. Oysa ki, bu örgütün bileşenleri çok farklı ve fazla idi. 

Görevden almalar, tutuklamalar, açığa alınmalar devam ederken bazı şifreli programlar devreye girdi BYLOCK gibi. Sonra bazı itirafçılar türedi/ortaya çıktı. Devlet ve Hükümet bu sorunları çözeyim diye uğraşırken sürekli yeni sorunlar üretildi, onu meşgul edecek. Derken enerjisini ve yoğunlaşmasını tam bu olay üzerine yapamadı Devlet. Kurumlarda çalışıp da ortaya çıkarılamayan FETÖ/PDY üyeleri ise kendileri dışındaki cemaat, dernek, vakıf… hasılı kelam başka STK’lara mensup kişileri hedef almaya başladı. 

Kamuoyu tarafından bir şey belki gözden kaçırılmıştı. Darbe teşebbüsü başarılı olsa da, başarılı olmasa da kârlılık üzerine kurgulanmıştı ve plan bu şekilde işletildi. Hedefte görünüşte Türkiye ve iktidar vardı ama asıl hedef İslam’dı. Bu asıl hedefi durağanlaştırma, zayıflatma;  bu günlerde tekrardan İslam Sancağının bayraktarlığını yapmaya aday olan Türkiye üzerinden yapılmalıydı. Türkiye de de bu iş , İslam’la anılan bir yapı üzerinden yapılmalıydı ki tahribat fazla olsun. Bunun için FETÖ seçildi.

Buraya kadar planları tıkır tıkır işledi ve işletmeye de devam etmeye çalışıyorlar. Son zamanlarda ise plana yeni bir boyut eklendi. Bu planın bir parçası ise FETÖ/PDY örneğinden hareketle halk nezdinde diğer dernek, vakıf, cemaat vb. gruplar yani dini grupların itibarsızlaştırılmaya çalışılmasıydı. Darbe teşebbüsün karşısında yer alan ve iktidara destek veren bu STK’larla, Hükümet’in arasının bozulması için sanki sihirli bir el uzandı ve değneği ile dokundu bu meseleye.

Bylock kullandığı tespit edilen insanların tutuklaması yapılmaya başlandı. Diğer taraftan itirafçılar        -herkes tarafından bilinen ve kesinlikle FETÖ/PDY veya başka bir terör örgütü ile alakası olmayan insanları- hedef göstererek veya şikayet edilerek işlerinden edilmeye ve soruşturma geçirmeye mahkum edildi. Böyle bir sıkıntılı süreçten geçerken bunlar olabilirdi belki, hoş görülmeliydi. Elbette ki doğrudur ancak, dikkatli davranılmaz ise Anayasa değişikliğinin referanduma gideceği önümüzdeki günlerde çok farklı sonuçlar doğurabilecek, telafisi güç problemler çıkarabilecek bir evreye savrulabilir bu gidişat.

Tüm yetkililerin çok dikkatli olması, Adil olanın Allah olduğunu unutmadan iş yapması gerekmektedir. Bu gün Hükümet’e destek veren Sivil Toplum Kuruluşları ile arasını bozmayı bir başarırlarsa çok kötü günler bizi bekliyor demektir. O nedenle İl/İlçelerde oluşturulan en küçük soruşturma birimlerinden istihbaratçılara kadar herkesin ve özellikle siyasi aklın çok uyanık ve akıllı olması veya davranması bu ülkenin menfaatına vel hasıl ümmetin menfaatına olacaktır. 

Bu ülkenin karar vericilerinin; her konuda karar verirken ve araştırırken Cumhurbaşkanımızın ısrarla üzerinde durduğu şu iki dörtlüye azami dikkat etmesi gerekir. 1-Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet, 2- Bir olacağız, İri olacağız, Diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Bir kere yurtsuz kaldık ve ne mücadele ile bu günlere geldik, bir daha yurtsuz kalacak olursak bu şansı bulamayabiliriz. Uyanık olmak zorundayız vesselam.

 

Düzenleme : 27 Ocak 2017 21:10 Okunma : 1359