Kılavuz kimliğini Kaybedenler İçin... | Karamandan.com - | Karaman Haber

Kılavuz kimliğini Kaybedenler İçin... | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Temmuz 2017 Cuma
Kılavuz kimliğini Kaybedenler İçin...

Son günlerde yağan kar (rahmet) insanların yüzünü güldürse de, insanların içten içe neler yaşadığını anlamak için simasında sakladığı içine bir bakış attığınızda, yok yok ince bir süzüş ile yüzüne yansıyan içini okumaya başladığınız zaman, orada fırtınaların koptuğunu görüyorsunuz.

Her ne kadar bir yanda yağan kar bereket olsa da insanlar endişeli. Yarının nasıl olacağından endişeli. Bir bunalım hali yaşıyor içerisinde, bir şeylerin kavgasına şahitlik ediyor ama kendisi de farkında değil olup bitenlerin. Bu kavga nedir, kimin kavgasıdır, neyin kavgasıdır, gerekli midir? Soruları sürekli beynini tırmalamaktadır. 

Kimliğini kaybeden kişinin, düştüğü boşluk halidir sanki. Nereye gideceğinin, nereden başlayacağının çokta bilincinde olmayan, Nüfus Müdürlüğüne mi gitsem, Polis Karakoluna mı? Yoksa önce bir gazeteye mi ilan versem… Bildiği bir şey varsa o da bir yerlerden başlaması gerektiği.

İnsanlarımız… Bizim insanlarımız, rengiyle, ırkıyla, yaşadığı coğrafyasıyla, diliyle bizim olan bizden olan insanlarımızın durumu da maalesef çok farklı değil. Bin yılı aşkın bir zamanın kendisine, kendisini anlatan ve var oluşunun kodlarını gösteren kimliğini kaybetmenin getirdiği sıkıntı ve bunalım…

Bu günlerde İslam Dünyasının içerisinde bulunduğu buhran ve bunalım halini başka türlü izah edemiyorum. Kendisindeki gücün farkında olmayan, daha doğru bir ifade ile farkında olma duygu ve düşünceleri dumura uğratılarak, düşünemez, akıl edemez ve fikir üretemez hale getirilmiş ve birileri tarafından düşünülen ve bize sunulanın arkasından gider haldeki durumumuz. 

Farklı düşünen birkaç kısık sesin de iyice sesinin kesilmesi için yapılan birkaç operasyon ise iyice kabuğuna çekilmekten başka bir yere götürmüyor. NE ZAMAN İÇİMİZDEKİ GÜCÜN FARKINA VARACAĞIZ? KİMLİĞİMİZ NE ZAMAN BENLİĞİMİZ OLACAK? HALA ZAMANI GELMEDİ Mİ!

Kapitalizmin süslü kelimeleri ve insanlarımıza refah ve mutluluk getireceği teziyle, ekonomik anlamda daha çok kazandırması yani gelir seviyesini yükseltmesi  bizi bu kimlik bunalımımızdan kurtarmıyor! Hatta, daha çok bizden uzaklaşmamıza neden oluyor. 

Son günlerde bazı Avrupa ülkelerine yaptığım ziyarette gözlemlerim bu konuda düşündüklerimin daha isabetli olduğunu bana aynel yakın olarak ta göstermiş oldu. İslam dünyasında ve özelde ülkemizde çok hızlı bir şekilde laik, seküler bir hayat tarzının tırmanışı ile ehli kitaplaşmanın olduğunu üzüntü ile görmüş oldum.

Ülkemiz için de, ümmet içinde çok tehlikeli bir durumdur bu. Bir toplumun ehli kitaplaşması demek yavaş yavaş Allah’ın insanların hayatından çıkarılması salt olarak düşüncede ve inançta var olan ama kesinlikle muamelata karışmayan bir Allah inancının yerleşmesi demek. İbadethaneye (camiye) hapsedilen bir Allah. Sokağa, çarşıya, bakkala, markete, bankaya, okula, adliyeye vs. vs. karışmayan bir Allah inancının kabullenilmesi ve bundan mutlu olunması. İşin en kötü yanı da, bu şekilde yaşanınca, nasıl olsa herkes Müslüman   “Kim la ilahe illallah derse cennete girecektir.” Diyen  Bir peygambere inanıyoruz, yani sonunda cezamızı çeksek te cennete gireceğiz düşüncesinin bu gün herkese bütün günahların yolunu açması. Ehli kitaplaşma dediğim şey budur. Dini kendi istediği kalıba sokma anlayışı ve ameliyesi. 
Biz aleme hükmederken, üç kıtada at koştururken ne oldu bize ha! Ne oldu da bu hale geldik. Ne zaman üzerimizdeki örtüleri atacak ve insanlığın ve kendimizin kurtuluşu için artık sahnede yerimizi alacağız. Kendi yazdığımız senaryoyu oynayacağız? Ismarlama film senaryolarını bir kenara bırakarak. Adalet ve özgürlük ateşinin fitilini tekrardan bir daha ne zaman yakacak ve şu zulmün kol gezdiği , mazlumlara dar edilen dünyanın nefes alınan bir mekan haline gelmesini sağlayacağız. 

Kaybedilmiş kimliğimiz ve kişiliğimize yeniden sahip olmanın zamanı gelmedi mi? Nerede Peygamber (as)’ın etrafında yer alan ve 17’sinde 18’inde olan, Mus’ab-lar, Ali-ler, Muaz’lar vs.vs. 17 yaşında orduya komuta eden Usame Bin Zeyd nerede… Bizim kahve ve eğlence merkezlerinde gece 1-2’lere kadar duran gençlerimiz nerede. 

Bu gidişe dur demenin zamanı hala gelmedi mi? Bakın Halep bizi bekliyor, Arakan bizi bekliyor, Filistin bizi bekliyor, Doğu Türkistan bizi bekliyor, Patani, Filipinler, Irak, Balkanlar, ve tüm Afrika bizi bekliyor. Öyleyse neyi bekliyoruz/bekliyorsunuz? Şu andan tezi yok tekrar kimlik sahibi olmaya ne dersiniz? Allah’ın (c.c.) sahip olunmasını istediği gibi bir kimlik. 

Okunma : 1107