Çanlar Ekonomi İçin Çalıyor! | Karamandan.com - | Karaman Haber

Çanlar Ekonomi İçin Çalıyor! | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Temmuz 2017 Salı
Çanlar Ekonomi İçin Çalıyor!

Balkondan bakınca aşağısı nasıl görünüyor bilmem ama, sistemimde bayi fiyatı 320 dolar görünen bir cihazı sepete atınca eklenen kdv ile beraber fiyat 1550 tl yi buluyor...Müşteriye ya ikinci el cihaz almasını yahut doların düşme ihtimaline karşı beklemesini tavsiye ediyorum...Ekliyorum:Bu cihazın fiyatı 6 ay öncesine kadar  1000 tl nin altında idi...

Bu tür konuşmalara şahit olanlarınızın sayısının gün geçtikçe arttığının farkındasınızdır...Buraya kadar esnaf müşteri ilişkisi...Ekonomiyle ilgisine yakındanbakalım:

Milli paranın sistematik olarak değer kaybetme sürecine geçtiği algılaması piyasa oyuncuları nezdinde  yerleştiği zaman, ikili para rejimlerinin meşhur kuralı devreye girer:''Kötü para iyi parayı kovar'' (Kuru sıkı itiraz yerine konuyla ilgili olarak bkz  Gresham Yasası)...Acil harcanma ihtiyacı  belirtmeyen nakit fazlalıklar istikrarsız para yerine sürekli değer kazanan paraya yönelir...Bu durum, piyasanın döviz talebini şiddetlendirir...Bu süreç işlemeye başladığında hangi fermanın banka faizlerini dizginleyebileceğini ise iktisat kitapları yazmıyor.Zavallı Osmanlı Halifelerini Duyun-u Umumiye kapılarına gönderip kocaman sarıklı ulemaya da Murâbaha Nizamnâmesi’ni (1887) yayınlatan ekonomi kuralları belirli çaplar dahilinde din iman ayırdetmeksizin her bünyeye kendini empoze eder... Allah,  bu topraklarda yatan erenler, yaşayan sabiler, mazlumlar, henüz doğmamış bebeler, hatta börtü böcek  hürmetine parlak takım elbiseler içinde  iki de bir gerekçesi açıklanmasızın fikir değiştirmeleriyle meşhur ‘’Parlak Saçlı Adam’’ ların akılalmaz tavsiyeleriyle beslendiği anlaşılan  hamasetin şerrinden  tüm memleketi korusun. 

Bir başka nokta:

İthal malların yerli para cinsinden ifadesi bir tarafa, üretimde kullanılan girdilerin %70 oranında ithalata dayandığı bir yapıda maliyet baskısı bir süre sonra dayanılamaz boyutlara erişir....Sonuç; fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi...Enflasyon denilen hadise..Necip Fazıl'ın ifadesiyle ''Hırsızlığın en adi şekli.Çünkü devlet, bir adamın cebine el atmaksızın muntazaman parasının belli bir oranını gaspetmektedir.’’.(Konuyla ilgili olarak bkz Necip Fazıl-Türkiye’nin Manzarası).

Bu durumda:Düzenli bir tempoyla  yükselme trendine giren fiyatlar genel seviyesi karşısında ekonomik oyuncuların ilk tepkisi harcama ve yatırımları kısmak olacaktır...Hatta çoğu zaman işletmeler varlıklarını koruyabilmek için eksik kapasitede çalışmaya başlarlar.Ülkemiz gerçekliğindeki ticarette  yer alan açığa satış ile çek ve senede dayalı olarak gerçekleştirilen vadeli satışların esnaflar için korkulu rüyalar gördüreceği günler çok uzakta değil...Ama buna rağmen ''Dolar bizi ilgilendirmez.Amerika düşünsün.'' diyen bir ekonomi bakanına sahip Cumhurbaşkanımız (Başbakanımız konuya ilişkin görüşlerini henüz lütfetmedikleri için esamisini anmıyoruz!) işadamlarını yatırım yapmaya davet etse de sonuç alamayacaktır...Çünkü etrafına topladığı sonradan görme zenginlerin yatırımdan tek anladığı kamu finansmanı ve alım garantisiyle  giriştikleri demir-beton bileşenlerini üstüste koyma zanaatinden  ibarettir.TÜSİAD’çıların sessizliğe gömülmelerinin tek açıklamasını korkularına yenik düşmek psikolojisine bağlamanın ahmaklığa eşdeğer bir anlayış kütlüğü olduğunu idrak ettiğimizde vakit çok geç olacaktır...Unutmamalı:Ekonominin kuralları siyaset tarafından sonsuza kadar speküle adilemez.Deneyen  boyunun ölçüsünü alır...

O halde:Küçülen ekonomi, artan nüfus baskısıyla beraber büyüyen işsizlik demek...İşsizlik, önceki krizlerden farklı olarak taahhütlü borç yükü altındaki halkın en azından bir kısmının temerrüde düşmesini beraberinde getirecek...Bankaları kastediyorum:Takipteki alacakların toplam alacaklarına oranı aniden yükseldiğinde bankaların kredi notları düşer...Yani?..İçerideki tüketimi dış finansmanla karşılayan bankaların kredi maliyetlerinin artması, malesef nihayetinde bir hizmet sektörü olmasına rağmen ekonominin kompedanı haline getirilmiş inşaat sektörünü çökertebilir.Çünkü faizleri baskı altında tutmak imkansızlaşacaktır.Bozulacak kamu maliyesi likidite fazlasını olanca iştahıyla emecektir.Bu gerçekleşirse, kopacak fırtınanın etkilerini şimdiden tasvir edecek olana mevcut atmosferde vatan haini etiketi yapıştırılması muhtemeldir...Malum; OHAL yasaları yazılı hukukun üstündedir.Yazılı olmayan hukuk kavramının neyi ifade etiğini de anlayışınıza ısmarlıyorum.

Bunlara paralel olarak:Azalan vergi gelirleri...Hem de devlet hakikaten hala sosyal devletse, sosyal harcamalar artışa geçmişken...O halde vergi artışları kaçınılmazdır...Ecevit'in büyük deprem sonrası 1999’da icat ettiği geçici vergi hala geçmedi; esnaflar bilir...Şimdiden kıpırtılarını duyuyoruz; toplam milli gelire kıyasla milli tasarruf oranı bakımından tarihin en dip seviyelerine inmiş durumda oluşumuzdan hareketle (bkz TÜİK İstatikleri) tasarrufu artırıcı zorunlu tedbirlerden bahsediliyor...El mahkum...Yeni vergilerin müstakbel adı Balkondakilerin yaratıcılığına kalmış artık...Ama bilinmelidir ki vergi yükünün artılması iktidar sahipleri için her devirde rizikolu bir kamu tasarrufu olagelmiştir...Halk kahir ekseriyeti ile mensubu olduğu  toplumun idare şekliyle ilgilenmekten ziyade idarenin kendisine sunduğu refah seviyesinin değişim trendine göre hareket eden sürülerden ibarettir.Osmanlı toplumundaki Celali ve Yeniçeri İsyanlarıyla padişahların devrilmesinden tutun da Fransız Devrimiyle 16 Lui ve Marie Antounet'in narin boynunun giyotine teslim edilmesine veya Hitler’in hakimiyet kurmasına kadar tarihsel anlamda ekonomik değişimin dönüştürücü etkilerini kitaplardan öğreniyoruz...Herhalde, ecdadımızın, paranın ayarı düşürülür düşürülmez halife efendilerinin manevi şahsiyetine yönelik iman zaafiyetine düştüğüne inanmıyorsunuzdur.Olay, gelir kaybının doğurduğu hayat standardındaki gerilemeye bağlıydı...Necip Fazıl'ın ifadesiyle:''Barutuna ekmek karışmış bir devrim muhakkak patlar.''...Devrimi, lügat manası yerine düpedüz devrilme olarak da anlayabilirsiniz...Mim'den nun çıkarmaya çalışmayınız... 

Velhasıl:Ekonomide işler yolunda gitmiyor...Ekonomi siyasi kararlara aşırı bağımlı hale gelmiş durumda...Kadim devirlerden bu yana yasal garanti altına alınmış özel mülkiyetin dokunulmazlığı prensibi sözümona ‘’makul’’ şüphe ile berhava edilmekte...Siyaset sahnesi hem içeride hem dış planda çok fazla sayıda risk içermekte...Denklemdeki bilinmeyen sayısı giderek artmakta...Antik Yunan’ın 2500 yıl öncesindeki Olympos’undan 5 bilinmeyenli denklemleri çözebilen matematikçileri getiremeyeceğimize göre, aklı selimin icaplarını düşünmenin vakti gelip çatmıştır... Unutmayınız; ne zaman ki siyasete ve ekonomiye yön verenlere sanatkarane bir gözle bakan Don Kişot-Sanço Pansa ikilisini görür gibi oluyorsa, bu manzara aynı zamanda ufukta teşekkül ediveren  karanlığın patmaya hazır bir krize gebeliğinin habercisidir...Nazarımızda, kendilerinde ne derece hikmet vehmedilirse vehmedilsin, şahısların bir önemi olamaz; aslolan fikirdir...Herkesin önünde mizana çekileceği fikir...Bunun istisnası olamaz.Hal böyleyken, Ankara’nın tek derdi keyfekeder bir Başkanlık Sistemi’nin yürürlüğe nasıl sokulacağı meselesinden ibaret...Konumlanmaların tek gerçek açıklaması bu eksene oturtulduğunda anlam kazanıyor...Bu da Allah’ın halkettiği bir tek insanın öngörülerine endekslenmiş gidiyor...Aksi halde, ülke içindeki bir kısım vatandaşların geleneksel tavırları dünden bugüne değişmediği halde ansızın niçin şeytanlaştırılmaktadır sorusunu da cevaplayamıyoruz...Nitekim aksi istikamette cevap sadedindeki gevelemelerin temelden mahrum oluşu da görülüyor.Ekranlara tebelleş olmuş bol maaşlı ebleh suratlı adamlar sabahtan akşama kadar adeta ülkedeki tüm eksiklik, aksaklık, olamayış, başarısızlık, plansızlık ve hayal kırıklıklarının yegane müsebbibi olarak Başkanlık Sisteminin varolmayışını gösterme yarışında saçmalamakta sınır tanımıyorlar.Sayelerinde zıvanadan çıkmaksızın 5 dakikalığına bile televizyon izleyemez olduk.Yani Başkanlık geldiğinde ekranlardan defolup gideceklerini bilsek sandığa gitmeyi bile düşünebilirdik.

Hadis-i Kutsi’de ‘’Geçti gazabımı rahmetim’’ buyuran Allah’tan bizim cenaha birazcık olsun fazladan  akıl, ilim,izan, idrak, insaf, vicdan ve muhakeme yeteneği bahşetmesini niyaz ediyoruz.Umarım çok görülmez.

Okunma : 1679