Yemen'de bir Karamanlı | Karamandan.com - | Karaman Haber

Yemen'de bir Karamanlı | Karamandan.com - | Karaman Haber

21 Eylül 2017 Perşembe
Yemen'de bir Karamanlı

YEMEN’DE BİR KARAMANLI ÇATAK KÖYÜNDEN HALİL ONBAŞI...

Çatak köyünden bir hatıra olarak Halil Onbaşı’nın Yemen’de yazdığı şiiri oldukça etkileyicidir. İki defa gönderildiği Yemen’den ikincisinde gelememiş ve şehit olmuştur. Torunu Burhanettin Özdoğan Bey’in bana ilettiği şiiri yayınlıyoruz. Şehit olan Halil Onbaşı’nın oğlunun adı da Halil’dir. Karaman’ın eski ağalarındandır. Pancar Kavşağı’ndaki Özdoğan Camiini o yaptırmıştır. 1944 yılında Dikbasan Camisinin minaresini yaptırmış, kalan tuğlalarla Araboğlu Camisinin minaresi yapılmış.  

Halil Onbaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşlarında yedi yıl savaştıktan sonra memleketine döner. Geldiğinde onu zor tanırlar. Tekrar Yemen’e gönderilir ve bir daha dönmez.  Bu destan Türk Edebiyat Dergisi’nin Ekim 2014 tarihli 492. sayısının 37. Sayfasında yayınlanmıştır. Destanı Halil Onbaşı, naif bir dille, fakat büyük bir samimiyetle anlatmıştır.

Yemen, Kur’an-ı Kerim’de Fil Suresinde geçen Miladi 571 yılında “Fil Vakası” olayını da Yemen Valisi olan Ebrehe Kâbe’yi yıkmak için fillerle gelmiş ancak Ebabil kuşlarının yardımıyla birçoğu yok olmuş, kurtulanlar da Sana’ya Ebrehe ile dönmüşlerdir. Çok geçmeden Ebrehe’de ölmüştür. Osmanlı Devleti egemenliğine ise 1520-1538 yılları arasında geçmiştir. Ancak 1635 tarihine kadar burada iç savaş devam etmiş ve bu tarihte tekrar Zeydiyye imamlarının idaresine girmiştir. Bu yüzyıllık savaşta Osmanlı kaynakları binlerce insan şehit oldu demekle yetinmektedir. 1850’li yıllarda tekrar Osmanlı hâkimiyetine giren bölgede 1520 yılından beri “gidip gelmemek” Osmanlı askerinin kaderi olmuştur.

Tarihçi Faruk Sümer’e göre; XVII. yüzyıllarda Arabistan'da Türklere umumiyetle, Karamanı deniliyordu. Bu husus her halde oraya gönderilen askerlerin çoğunun Karaman eyaletinden olması ile ilgilidir. Anadolu Türkleri yiğitlikleri ile Arabistan ve Yemen dâhil olmak üzere büyük bir ün kazanmışlardır. Hatta bunu ifade etmek için:

"Vahidun Karamani elfun Yemani=bir Karamanlı bin Yemenli'ye bedeldir" denilmiştir. Ancak Yemen'e gönderilen Türklerin mühim bir kısmı vatanlarına dönemiyorlardı. Bu Yemenli, Arap boyları ile çarpışmaktan ziyade salgın hastalıktan (bilhassa kolera) ve bakımsızlıktan ileri geliyordu. Yemenden geri dönemeyen Türk gençlerinin milletimizin bağrında açtıkları yaraları ifade eden hüzünlü Türkülerin hala çağırılmakta olduğu malumdur. 

I.Dünya Savaşı’nda bir nesil nerdeyse yok olmuştur. 1916 yılında Arap yarımadasına sahip olmak isteyen İngilizlerin kışkırttığı Araplara ve İngilizlere karşı açılan cephe ise en acıklı olanıdır. Mekke Emiri Şerif Hüseyin Hicaz’ı büyük oranda ele geçirir. Ama Yemen’de durum farklıdır. İmam Yahya Osmanlı tarafı davranırken, Seyyit İdris ayaklanmaya katılır. Yemen sahilleri o dönemlerde Sünnilerin, Cebel gibi dağlık bölgeleri ise sekizinci yüzyılda ortaya çıkan ve Şiiliğin bir kolu olan Zeydiyye’ye mensup olanlardır. Bu kol Sünniliğe en yakın olan koldur.

Türkülerimiz en yanık nağmelerini bu cephelere gidenler için söylenmiştir. Bunlardan en meşhuru ise aşağıda verdiğimiz türküdür. Bu türküyü söylemeyen, bu ağıdı yakmayan köy neredeyse yoktur. 

Havada bulut yok bu ne dumandır
Mehlede ölüm yok bu ne şivandır
Bu Yemen elleri ne de yamandır
Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir?”

 
Abartılı gibi gelebilir ama Yemen’de bir milyona yakın askerimiz şehit olmuş, ya da esir düşmüştür. Bu savaşta esir düşenlerin sayısı 360.000’i bulmaktadır. Pek çoğu kamplarda dayanamamıştır. 1926 yılına kadar süren esarette ancak 135.000’i geri dönebilmiştir. 

HALİL ONBAŞI’NIN YEMEN DESTANI

Karaman’dan taburumuz yürüdü,
Garip anaların bağrı çürüdü,
Yüreğimde yağ kalmadı eridi,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Bindim kara tirene aldı dolandı,
Verdiler elbiseyi, kalbim inandı,
Sılada validem nasıl dayandı,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Şamı’ı şerifi orduların iyisi,
Oradadır güzellerin koyusu,
Yemen’in Arab’ı dağın ayısı,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Bir akşam namazı Cidde’ye vardık,
Havva anamızı ziyaret ettik,
Mekân bulunmadı camide yattık,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Kahkaha Kalesi bir Cebel başı,
Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı,
Hayduda benzeyen Yemen’in kuşu,
Keseden parayı, kaptı da kaçtı,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Acizi Boğazından harbe dayandı,
Gaflet uykusundan asker uyandı,
Beyaz tenler al kanlara boyandı,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Cebeli harmanda tutuştuk harbe,
Kimseler dayanmaz bunca zahmete,
Yediğim kokuşmuş arpa ekmeğe,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

İmam Yahya dedikleri bir çıplak Arap,
Bir sene daha durursak halimiz harap,
Bütün arkadaşlarım oldular türab,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

On beş günde karadan denize geldik,
İtalya baş kaldırdı geriye döndük,
Asker olduğumuzu o zaman bildik,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Duman çöktü bulamadım yolumu,
Soğuk aldı ayağımı elimi,
Ben kendime layık gördüm ölümü,
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Taif’in Arab’ı tatlı dillidir, 
Acız’ın Arab’ı fena dillidir,
Yiğitlerin çoğu taze gülüdür,
Gülüm genç iken soldurdun Yemen.

Yirmi yaşında kuraya birdim,
Huzuru mahşerde divana durdum,
Ecelsiz ölümü Yemen’de gördüm, 
Yiğitler kanlısı, vah zalim Yemen.

Yine dumanlandı dağların başı,
Gözümden akıttım kan ile yaşı,
Bu destanı yazan Halil Onbaşı,
Benim kadar gurbet gezen olmadı.

Makale: Osman Ülkümen

KAYNAKLAR:
Burhanettin Özdoğan, 
Faruk Sümer, OĞUZLAR, AÜ DTC Fakültesi yayınları, 1972

Düzenleme : 11 Haziran 2016 19:00 Okunma : 14162
Foto galeri