Süleyman Kantar Ağabey Geçti Karaman'dan... | Karamandan.com - | Karaman Haber

Süleyman Kantar Ağabey Geçti Karaman'dan... | Karamandan.com - | Karaman Haber

30 Mayıs 2017 Salı
Süleyman Kantar Ağabey Geçti Karaman'dan...

Necdet BAŞTOKLU...

Karaman’da son devrin dua çınarlarından bıçakcı Süleyman KANTAR ağabeyi Beka alemine yolcu edeli üç yıl oluyor. İyi insanlar iyi atlara binip hep gidiyorlar.

Süleyman ağabey, doksan iki yıllık hizmet ömrünü, devrinin maddeten en düşük hayat seviyesinde yaşadı. Manen sabır, sehavet, muhabbet, hizmet, infak ve isar hallerini en güzel numune olarak gösterdi. Sağlığında Ladikli Ahmet Ağa ile sık sık görüşen Süleyman ağabey ilk mektep mezunu olmasına rağmen, batınî ilimlere vukufiyeti ve halli yaşantısıyla üstadımızın Karamanı teşriflerinde özel ziyaretlerine mazhar olup iltifat ve dualarını aldı. Kalpten çıkan söz kalbe gider düsturuyla, kalbi hal nasihatleri ziyaretçilerinin istifadesini artırıp tesirli olmuştur. 

Süleyman ağabey sohbetlerinde sıkça şu beyitleri okur ve sohbeti bu yönde sürdürürdü:     

Açılır bahtımız bir gün, kapandıkça kapanmaz ya,
Sebepler halkeder Mevlâ, kerem babın kapatmaz ya,
Sana yalvardığım Allah, rızk için değildir haşa!
Mevlâm Rezzak-ı alemdir, rızıksız kul yaratmaz ya.
Anandan doğduğunda var mıydı çulun, paran, pulun?
Mevlâm yarattığı kulun verir rızkın, naçar koymaz ya.

Semerciler Sokağında mütevazı bir dükkanında 60 yıla yakın bıçakçılık yapan Süleyman ağabey cömertlikte kabına sığmaz fedakârlık örnekleri sergilemiştir. İmam-Hatip Okuluna yardım için dolaşan ekibin “fakirdir” diye dükkanının önünden yardım istemeden hızla geçmesine aldırmayarak arkalarından yetişip sokak esnafından toplanan paranın bir mislini tasadduk eder. Yine Kur’an Kursu inşaatı için toplanan yardım sandığına içinde külliyatlı miktar olan cüzdanını sessizce bırakır. 

Ömrünün son on bir yılını felçli olarak geçirmiş, buna rağmen ibadetlerini hiç aksatmayıp; murakabe, tefekkür ve ümmete dua halinde yaşamıştır. Ziyaretine gelen kardeşleri huzur ve feyizli sohbetleriyle ihya etmiş, heyecanlarını diri tutmuştur. Bir ömür ızdırap ve sıkıntılara katlanarak şikayette bulunmamış, son yıllarda kalça ve sırt bölgelerinde oluşan yaralara öf bile demeden şükür halini muhafaza etmiştir.

Gözlerinin kataraktan görmez hale gelmesine de sabretmiştir. Sami Efendimizin sünnetine ittibaen görmediğini kimseye söylememiş, ancak durumu öğrenen abilerin ameliyat ettirmeleri ile gözünün biri açılmış. Keşke diğeri de açılsaydı diyenlere, “açılan bir gözümüzle iktifa ederiz, bize yeter” demiştir.

Muayene kontrol ve tedavi maksadıyla üç doktorla birlikte evine gittiğimizde, dayanılmaz ızdırap ve sancılarına rağmen doktorlara şikayette bulunmaz, onlara sohbet eder, doktorlar sohbetin sonunda “biz tedaviye geldik, hasta bizmişiz tedavi olduk, huzur bulduk”  derler.

Semerciler sokağı esnafının ve ihvanların çok sevdiği, hürmet edip devamlı ziyaret ettiği Süleyman ağabey herkesi sevmiş kendini de sevdirmiştir. Köylülerin getirdiği aletleri itina ile bileyip her zaman tercih edilen esnaf olmuştur. Bileylediği aletleri kullanımdan doğan hata ile “bunlar iyi bilenmemiş diyerek” geri getiren müşterilerini mahcup etmez, özür dileyerek para almadan tekrar hizmetlerini yerine getirirdi.

Süleyman ağabey 1946 da askerlik dönüşü sünnet üzere sakal bırakarak Karaman’ın ilk sakallı genci olmuştur. Karakol amiri sık sık karakola çağırıp, sakalını kesmesi için taciz eder, “bir daha görmeyeceğim” diye çıkışır, “gençsin neden sakal bırakıyorsun”? der. Aldığı cevap çok manidardır... Komiserin elbisesindeki arma ve apoletleri göstererek “bunları niye takıyorsunuz” der. Komiser de “ Polis olduğumuzun bilinmesi için” der. 

Süleyman ağabey: “İşte bizim apoletimiz de bu, ayrıca ben anneme değil, babama ve ecdadıma benzemek istiyorum”, der. 

Öfke ile yerinden fırlayan amir çok hiddetlenir bağır çağırır.. İmanın en yüksek mertebesi zalim sultan karşısında gerçeği ifade etmek düsturuna binaen, Kararlı ve şahsiyetli duruş karşısında hiç bir şey yapamaz ve bir daha karışmaz... Yapmış olduğumuz ibadet ve hizmetler bizim kedi ahiret sermayemiz olacak, zira Cenabı Hak dinini münafıkların sırtında da dinini yüceltir ve onlara da hizmet ettirir nasihatini sık sık tekrar ederdi.

Süleyman ağabey son günlerinde gelen ziyaretçilerine, “hazırlıklar başladı” diyerek helalleşir. “Rabbime ve dostlarıma kavuşacağım” diye fazlaca heyecanlanır. Kendisine onbir yıldır hizmet edip hiç incitmeyen sevenleriyle helalleşerek ve dilinden düşürmediği Allah Allah nidasıyla tebessüm ederek Rabbine kavuştu.

Süleyman ağabeyin doksan iki yıllık ömründe, dünyalık olarak ne malı, ne şöhreti, ne makamı, oldu. En fakir hayat seviyesiyle yaşadı. Memlekette çok az sayıda insana nasip olacak cemaatin “iyi biliriz” şahitliğiyle cenaze namazı kılındı. Baki kalan kubbede bıraktığı hoş sedalar ile ebedi ikametine çok sevdiği Hacı Rauf efendi, Hacı Mustafa Kamer, Hacı Kamil Özdağ, Hacı Mustafa Sağkaya ahiret liklerine  kavuştu. Dua ederken ümmete, ana babaya, öncelik verilmesini, özellikle Rabbena atina, Rabbena firli ve Allahümme inna neselüke tamamen niğme, vedevamel afiye, velzügnel hüsnel hatime, dualarının yapılmasını tavsiye ederdi. Bizler de bir fatiha üç ihlası şerif okuyarak onu hayırla yad edelim  inşallah....

Düzenleme : 30 Nisan 2016 11:36 Okunma : 15568
Foto galeri