Ramazan Davulcularını Şikâyetimdir… | Karamandan.com - | Karaman Haber

Ramazan Davulcularını Şikâyetimdir… | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Temmuz 2017 Salı
Ramazan Davulcularını Şikâyetimdir…

Prof. Dr. Turan Karataş'ın Haziran 2010 tarihli yazısıdır.

Şu azgın ve şımarık çağ, her şeyimizi kendine benzetiyor. İnsana dair her uğraş ve edim, sorgusuz sualsiz çağa ram oluyor. Bu sebeple de yaşadığımız olaylar, hayatımızdaki olgular giderek hoyratlaşıyor. Artık nezaket, nezahet, bereket, saadet, adalet, uhuvvet, sadakat gibi kavramların ifade ettiği güzellikler azaldı. Şimdi rezalet, sefalet, felaket, şiddet gibi kelimelerin çağrıştırdığı anlamlar hayatımızı köşe bucak kuşatıyor. Ve televizyonlarımız, bu kara yüzlü kelimelerle başlayan haberler duyuruyor her saat başı.

Karaman’a gelmeden önce, Ramazan davulcularının hoşlukla karışık nostaljik bir yeri vardı zihnimde. Okuduğum kitaplardan, dinlediğim eski zaman öykücüklerinden, davulunun küçük dümtekleri arasında maniler okuyarak yürüyüp duran bir geçmiş zaman adamı belirmişti tasavvurumda. Ramazan’ın ulviyetine ve sükûnetine halel getirmeyen renkli bir sima, bir sembol. Ramazan davulcuları da birçok kültür yapıcısı gibi, görevinin bilincinde, estetiği olan bir halk öncüsü olmalıydı.
Heyhat! Şimdi Ramazan davulcusu demeye görün! Birden vücut kimyam bozuluyor. Bezdirici bir ses kulaklarıma hücum etmeye başlıyor. Karabasanlı uykulardaki ruh haline dönüyorum.

Anlatayım efendim… Bu şehrin sakinleri farkındadır, ama yine de lütfen beni dinleyin. Bu, sandığınız gibi, şöyle böyle bir dert değil.
Vakt olunca, şöyle bir iki saat dinleneyim, sahura kadar kestireyim niyetiyle yatıyorsunuz. Siz misiniz yatan! Bir bilemediniz iki saat geçmeden, gecenin o en nazik, en durgun ve de en sessiz saatinde, sağdan soldan, kuzeyden güneyden adeta bir gulguledir başlıyor. Aman Allah’ım, nasıl bir gümbürtü; tarifi mümkün değil. Mübarek bir vakte değil de bir karnavala çağırır gibi. Tokmaklar davulun karnına art arda iniyor; ahenksiz, ritimsiz, nağmesiz. Hiçbir ölçü yok vuruşlarda. Bir deli düğününün ortasına düşüyorsunuz sanki. Yatağınızın ortasında cin çarpmışa dönüyorsunuz.

O an, hastaları, çocukları bebekleri düşünüyorum. Döşekleri diken olan dertliler aklıma geliyor. Eyvah ki eyvah, diyorum.
Bir davulcu değil, üç beş belki daha fazla, adeta yarışırcasına ve tam bir saat boyunca tokmaklarıyla beynimizde cümbüş ediyorlar. Abarttığımı sanmayın, her gece saate bakıyorum, evet tam bir saat bu velvele devam ediyor. Herhalde, diyorum, muhtarlarımız “ne kadar çok çalarsanız o kadar para” şeklinde bir vaatte bulunmuş olmalı.

Belediyemizin çok değerli başkanından, o nazik ve naif insandan bir istirhamım var. Lütfen, bir gece saat iki buçuk sularında, 1. İstasyon caddesinin Pir-i Reis kavşağı civarına gelsin ve yaşadığımız azaba bir kereciğine şahit olsun. Görsün ki, çekilir dert midir! 

Bu yıl geçti. Gelecek yıl aynı davulcular gecelerimizin sükûnetini, kutsiyetini, rehavetini ve bereketini kaçıracaklarsa, inşallah ben Karaman’da yokum. Gidecek yeri olmayanlar için de, şimdiden bir tedbir düşünülsün derim. 

Prof. Dr. Turan Karataş

Okunma : 4077