Ömer Yerci Kimdir?

1 Mayıs 1956’da Bulgaristan göçmeni olan bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Karaman’ın Mecidiye köyünde doğdum. Annem ev hanımıydı; babam Karaman Belediyesi ve TEDAŞ’ta memur olarak çalıştı. Ablam, ağabeyim ve erkek kardeşimle birlikte 4 kardeş büyüdük.

5 yaşına kadar Mecidiye köyünde yaşadım. 1961 yılında eğitim ala-bilmemiz için Karaman’a taşındık. İlkokulu öğretmen Şükriye Harani ile Cumhuriyet İlkokulu’nda ve ortaokul 1. sınıfı Yunus Emre Ortaokulu’nda Karaman’da; kalan ortaokul ve lise hayatımı Ankara’da Atatürk Erkek Lisesi Parasız Yatılı’da tamamladım.

Türkiye’de ilk defa görülen üniversite sınav sorularının çalınması olayı neticesinde iki kez üniversite sınavına girdim ve 1973 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. 1979 yılında aynı üniversiteden pratisyen hekim olarak mezun oldum. Şubat 1980 – 1982 yılları arasında Karaman Ana – Çocuk Sağlığı ve 1 No’lu Sağlık Ocağı Hekimi olarak görev yaptım.

1982-1984 yıllarında askerlik görevimi yaptıktan sonra Şubat 1985 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda asistan hekim olarak göreve başladım. Ancak, askerliğim sırasında geçirdiğim ve birçok kişinin hayatını kaybettiği trafik kazasında boyun, sol kol ve elimde gelişen hasarlar nedeniyle genel cerrahi asistanlığından ayrılarak aynı fakültede Tıbbi Patoloji Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 1988 yılında Patoloji Uzman Doktoru, 1991 yılında aynı bölümde Yardımcı Doçent oldum. 1992 Ekim ile 1993 Ekim tarihleri arasında Almanya’nın Hannover şehrinde sitopatoloji konusunda çalışmalarda bulundum. 1993 yılında U.Ü. Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’nda Sitoloji Laboratuvarı’nın yapılanması ve düzenlenmesinde görev aldım. 1995 – 2001 yıllarında Doçent Doktor, 2001 yılından bu yana da aynı bölümde Profesör Doktor olarak sitopatoloji ve gastrointestinal Patoloji konuları ile ilgili öğretim üyeliği görevimi sürdürmekteyim.

2006-2009 ve 2014-2017 yılları arasında iki dönem olmak üzere 6 yıl Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Başkanlığı ve 2009 – 2011 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevlerinde bulundum.

Bugüne kadar ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış 200’ün üzerinde makalem bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası sempozyum ve kongrelerde sözlü veya poster şeklinde sunulmuş 80’in üzerinde bildirim ve 4 adet kitapta bölüm yazarlığım mevcuttur. 6 adet araştırma projesi yürütücülüğü, çok sayıda uzmanlık öğrencisi tez danışmanlığı ve bir adet doktora tezi danışmanlığım vardır. Tıbbi patoloji ile ilgili çeşitli yurtiçi dernek üyeliklerim mevcuttur.

1986 yılında başlayan ve halen mutlu bir şekilde devam eden evliliğimden bir kızım bulunmaktadır.

Daima ata toprağı olarak gördüğüm yer Karaman’dır. Neden böyle söylüyorum? Gerçekten ne zaman olduğunu bilmediğim bir zamanda Balkanlar’a giden Türklerden olan aile soyağacımda Balkanların kaybedilmesi ile beraber halen devam etmekte olan tersine göçün gelişmesiyle, baba dedem 1950 yılında atalarının Karaman’dan Balkanlar’a gittiğine inandığı için çocuklarını da alarak gelmiş bu topraklara. Çocukluğum dedemden Karaman’a geliş sebeplerini dinlemekle geçti. Onlar Larende Mahallesi’nde, biz Kirişçi Mahallesi’nde oturuyorduk. Hayatımın toplam 15 yılını geçirdiğim Karaman’ı gerçekten sevmemde ve özlememde belki dedemin anlatılarının, belki de çocukluğumdaki Karaman’ın sokakları, caddeleri, camileri, okulları, yazlık-kışlık sinemalarının; çocukluk arkadaşlıkları gibi dostlukların ve tabi ki anıların yeri vardır.

Tek olay hatıralarından çok çocukluğumdaki Karaman’ı arıyorum hâlâ her gidişimde. İnsan hayatında rol oynayan sevgilerin, tatların, hoşlanmaların çocukluktan geldiğini düşünüyorum. Mesela, un kurabiyesi ve simidi sevme sebebimin Cumhuriyet İlkokulu girişinde küçücük seyyar arabasında saç örgüsü şeklinde simit ve un kurabiyesi satan Yahya Dayı’dan geldiğine inanıyorum. Hiçbir öğrenciyi kırmazdı Yahya Dayı. 5 kuruşa (bakır) küçük un kurabiyesi ya da çeyrek simit,10 kuruşa yarım simit verirdi. Sütü sevmememin nedeni de, Karaman’da ilkokulda verilen, Amerikan yardımı diye bilinen, suya atılınca topaklanan süt tozuna bağlıdır herhalde.

Eğitimi, okumayı sevmemde en büyük etken başta Cumhuriyet İlkokulu’nda tanıdığım dünya tatlısı, sevecen ama disiplinli, öğrencileri için sürekli çabalayan sevgili sınıf öğretmenim Şükriye Harani, rahmetli Müdürümüz Cafer Eray, her zaman güler yüzlü Necati Güngör, her zaman şık rahmetli Ekrem Zeren olmak üzere tüm öğretmenlerimizdir. Şükriye öğretmenim şimdilerde interaktif eğitim denilen eğitimin benzerini o zamanlar yapıyordu. Hatırlıyorum, bize konular veriyordu; gruplara ayırıp, konuyu kendi aramızda tartışıp, birbirimizin evlerinde çalışıp anlatıyorduk. Konulardan birini; örneğin ‘Lale Devri’nin getirdiği iyilikler’i bir grup, ‘Lale Devri’nin getirdiği kötülükler’i diğer grup savunmuştu. 45-50 kişilik kalabalık bir sınıfımız vardı sanıyorum, ama hâlâ çoğunluğunu isimleriyle hatırlıyorum. Herkes veya çoğu arkadaşımız eğitimine devam etti. Eskilerin deyimiyle “adam oldu”, “bir baltaya sap oldu” Şükriye öğretmenimin çocukları…

Güzel geçirdiğim çocukluğumda; aşık oyunları, kayısı çekirdeği ile oynanan oyunlar, tek mi çift mi, dönme dolaplar ve bayram ziyaretlerinin yanında Eski ve Yeni sinemalarda seyrettiğim yüzlerce filmin, okuduğum ve sinema önlerinde (Şekerbank önünde) satışa sunulan Teksas, Tommiks, Zagorların mutlaka önem ve katkısı vardır. Babam Karaman’a geldiğimiz ilk yıllarda Ferit Çelebi’ye ait Eski Sinema’da çalışıyordu. O yüzden sürekli sinemadaydım. Makinist Kerim Abi kadar olmasa da çok film seyretmişliğim oldu. Sonra babam belediyede çalışmaya başladı. Belediyeden görevli olarak sinemalarda bulunuyorlardı. Ben de Salim Yerci’nin oğlu olarak, Orhan’ın yazlık ve Yeni Sinema’da sürekli film izleyebildim bu sayede.

İleriki yıllarda, ortaokul ve lisede yaz aylarında Kerim Kuru amcanın (Yeni Sinema’nın sahibi) balkon kısmındaki büfesinde satış yaparken de çok sayıda film seyretmişliğim oldu. Bu da bendeki sinema sevgisinin nedenidir.

Karşılıksız sevgiyi, eğitimi orada gördüm, sevdim. Dediğim gibi, babam belediyede önce sebze pazarında kantar memuru olarak sonra da Elektrik İşleri’nde çalışmıştı. Kantar memurluğunda iken mide ağrıları dolayısıyla -sanırım gastriti vardı- sürekli süt götürüyordum ona. O zamanlar sütün tedavide yeri vardı. Bu yüzden kantarda tartılan sebze ve meyvelerden tatmam çok oldu. Elektrik İşleri’nde çalışırken babamın odası eski belediye binasının üst katında idi. Ben boş kaldıkça yanına gidiyor, her gidişimde bina girişindeki küçücük dükkânda damga pulu satan yaşlı amcayı görüyordum. Şimdilerde de oradan geçerken hep hatırlarım… Babamın yanında Facıt makine ile irsaliye hesaplarını yapıyordum. Sanırım makinenin sesi hoşuma gidiyordu, ama babamım iş arkadaşı olan Emine Tartan abla olmasa matematiği ve irsaliye hesabını sevebilir miydim bilmiyorum… Bana matematiği anlatıyordu aslında Emine abla. Gözlüklü, çok hafif kilolu idi aklımda kalan ablam. Sanırım evlenip Karaman’dan gitti. Bir daha hiç görmedim, ama çok hatırlarım kendisini. Babamın arkadaşlarının hepsinin ayrı yeri vardır bende. Cici Berber Sadullah Amca, ayakkabı tamircisi koyu GS’lı Kepildek Halil Abi, Sümerbank Müdürü Hafız Abi, Terzi Celal Abi,

Muharrem Abi, Hamza Abi ve daha ismini sayamadığım nice büyüklerimiz vardı bize bir şeyler katan. Bazen Karaman’a gittiğimde sebze pazarını ve kasaphaneyi, sinemaları, daracık sokakları, kerpiç evleri, İstasyon Parkı’nı aramıyor değilim.

İnsanın hayatına yön veren olaylar ve kişiler vardır. Benim hayatımda da ortaokul 1. sınıfta İngilizce öğretmenliğimi yapan sevgili Recai Hikmet Uğurlu hocamın hep ayrı yeri olmuştur. Ankara’da Parasız Yatılı olarak kazandığım eğitim hakkı için babama ‘Bu çocuğu okumak için Ankara’ya gönderin’ diyerek ikna eden ve benim eğitim şeklimi tamamen değiştiren, ortaokul 1. sınıftaki bir öğrencisini evinde ağırlayıp ona kitaplar veren ve okumayı sevdiren bir insan. Eskişehirliydi hocam ve Karaman’dan biriyle evlendi. Bana İnce Memed, Yer Demir Gök Bakır, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Tarzan, Suç ve Ceza gibi birçok kitabı ortaokul 1. sınıfta okutan güzel insan… Ankara’daki eğitimim sırasında İngilizce sıkıntım olduğunda yaz tatillerinde bilâücretle yardımcı olan insan. Lise yıllarımın sonunda Ankara’ya gelip benimle gezip Avustralya’ya giderayak nasihatler veren hocam. Yıllar sonra Antalya’ya yerleştiğini öğrenip telefonla görüşmüştüm. Hocam aynı zamanda futbol oynuyordu. Sanırım o zamanlar Karaman’da Karamanspor, Kalespor, Larendespor ve Yunusemrespor diye 4 tane amatör kulüp vardı. Hocam Yunusemre’de ve ardından Karamanspor’da top koşturmuştu. Benim sporla aram iyi olmasa da hasta Galatasaraylı ve maç sever bir babanın oğlu olarak GS’lı idim ve babamın GS’lı arkadaşlarını ve o zamanlar Karaman’daki futbolcuları tanır ve bilirdim.

Tıp fakültesinde okurken yaz aylarında Adana’da oturduğumuz evlerin kirasını biriktirmek için işlerde çalışıyordum. Boş kaldığım zamanlarda hastaneye gidip Dr. Akil Abi, Dr. Hikmet Abi, Dr. Saim Abi’nin yanına gidip polikliniklere katılıyor, hatta Dr. Saim Çetin ile ameliyatlara girmişliğim bile oluyordu. Henüz Tıp Fakültesi 2. sınıf yazında sabah erkenden gidip hemşirelerle beraber hastalara enjeksiyon yapıyordum. İlk enjeksiyonumu Hemşire Sıdıka Hanım (Pastacı Deli Said’in kızı) sayesinde cesaretlenip bir hastanın da ‘Gel bakalım. İğneyi bana yapabilirsin. Böyle böyle öğrenilir bu işler demesi ile yapmış ve o zamanlar kaynatılarak defalarca kullanılan çelik iğne ucunu enjektörle beraber çekememiş, hastanın kalçasında bırakmıştım. Canı acısa da bana teşekkür etmişti hasta amcam. Burada çocukluğumda doktorluğumu yapan ve belki de tıp fakültesini seçmemde rol oynayan rahmetli Dr. Ali Haydar Savaşan’ı yad etmeden geçmek olmaz tabii ki.

Karaman; arkadaşlarımla akşam üzerleri Kütüphane (şimdi cami olarak hizmet veriyor) ile Tren İstasyonu arasındaki 1. İstasyon Caddesi’nde gidip geldiğimiz ve geceleri toplanıp şarkılar türküler söylediğimiz memleketim. 12 Eylül 1980 gecesi bizim evde toplandığımız (Ali Yılmaz, Musa Böcü, Nevzat Güllü, Mustafa Eser, İsmail Özsoy, Tevfik Varol) gece yarısı ayrılıp sabahında ihtilali gördüğüm memleketim benim. Bu aralar gidemesek de az gidebilsek de gönlümüzde hep bir yeri olan ata toprağı. Birçok dost orada.

Karşılaştığımızda dün ayrılmışız gibi sohbete başladığımız insanımız orada. Ülkedeki değişimleri -iyi ya da kötü- ilk fark ettiğimiz yer. Gaz ocağından Milangaz’a, Selver Güneş sabunundan Mintax’a, şepit ekmek, mayalı ve köy somun ekmekten beyaz ekmeğe (Gümüş Ekmek Fırını), tel dolaptan buzdolabına, tokuçla çamaşırdan çamaşır makinesine, at arabası ve faytondan, pırpıra oradan taksilere, kerpiç ve en fazla 2-3 katlı evlerden betonarme çok katlı dikey giden evlere, kıvrım kıvrım sokaklardan geniş caddelere; velhasıl iyi ya da kötü ne olduysa ülkemde benim ilk tanıklıklarım hep orada oldu.

Şimdi TÜM DOSTLARA SELAM OLSUN !

Bu içerik, Anı Bisküvi Kültür Yayınları tarafından Karaman 744. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’nin 700. Ölüm Yıl Dönümü anısına basılan İbrahim Rıfkı Boynukalın imzalı “Toprak Damlı Evlerin Çocukları II” adlı eserden alınmıştır. İzinsiz kopyalanamaz. Yayın hakları kitap yazarının izni ile Karamandan.com'a aittir.

26 Eki 2021 - 09:13 Karaman- Kim Kimdir --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Bay-bayan personel alınacak

YURTSEVER PETROL OTOGAR Şubesi’nde çalıştırılmak üzere bay bayan akaryakıt Satışı ve markette görev alabilecek takım arkadaşları alınacaktır. Müracaa...

0541 735 67 76 YURTSEVER PETROL

LÜKS VİLLA-KALİTELİ MİMARİ VE FULL AKILLI EV SİSTEMİ- ÖZEL HAVUZLU- KENDİNİZİ ŞIMARTIN..

0(533) 894 81 64 OTTAVİA KUSADASİ

Vasıflı vasıfsız personel alınacak

Karaman'da faaliyet gösteren Desobsan Elktronik Soba Sanayi'de çalıştırılmak üzere vasıflı vasıfsız personeller ve kaynakçılar alınacaktır. Müracaatl...

0 (543) 382 67 59 DESOBSAN ELKTRONİK SOBA

Kaynak Ustaları - Torna Ustaları aranıyor.

Firmamız bünyesinde çalıştırılmak üzere kaynak ve torna ustaları aranıyor.

FATİH YILDIRIM - TALARANZA TARIM MAKİNALARI VE EKİPMANLARI

Danış Kitabevi bayan personel arıyor

Karaman Danış Kitabevinde çalıştırılmak üzere, en az lise mezunu bayan personeller alınacak. Başvuruların şahsen yapılması gerekmektedir.

03382127653 DANIŞ KİTABEVİ

Karaman Külhan Mahallesinde Ultra Lüks 3+1 Satılık Daire

Bina her katta tek daire üzerine 4 kat olarak kurulmuş, daire 4 ncü katta bulunmaktadır. 165 m2 3+1 odalı dairenin giriş kapısı çelik, oda kapılar ise...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Zembilli Mahallesinde Satılık Daire

955 m2 arsa üzerine 400 m2 (brüt) alana sahip her katta 2 daire olacak şekilde, asansörlü olarak inşa edilmiş, binada toplam 2 adet dükkan 6 adet dair...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Medreselikte Satılık Dağ Evi

Şehir hayatının yorucu temposu, artan gürültü ve çevre kirliliği gibi sorunlarından kurtulmak ister misiniz? Oksijeni bol, temiz havasıyla ve doğal gü...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Web Yazılım Uzmanı

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karamanda ikamet eden yada edebilecek (Freelance veya Remote değil); NodeJs, AdonisJs, ReactJs, teknoloji...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2

Karamanda Sanayi imarlı Satılık Arsa 2400 m2 Satılık Arsa Sanayi imarlı, Depo, Sanayi dükkanı, vb inşaat alanları için uygundur. B-1 (bitişik nizam te...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret ne kadar olmalı?