Ali Özkaraman Kimdir?

“Toprak damdan kiremit çatıya” geçişi görmek hayatı yorumlamak açısından bizim neslin şansı.Yakın tarihi öğrenmenin en kolay ve keyifli yolu o olaylar...

“Toprak damdan kiremit çatıya” geçişi görmek hayatı yorumlamak açısından bizim neslin şansı.

Yakın tarihi öğrenmenin en kolay ve keyifli yolu o olayları yaşayanları bulup dinlemek. Ben toprak damlı evde doğmadım, ama o evlerde doğan büyüklerimin anlattıkları ile büyüdüm. Bazı hatıralar nesilden nesile aktarılır bazıları ise hafızalardan silinip giderler. Bu itibarla; aileyi, toplumu bir arada tutan değerlerin yazıya dökülmesi ve nesillere aktarılması dirlik ve düzen harcımızın kaybolmaması açısından büyük önem arz etmektedir. Geçmiş çağlardan kalma bir testi paçasını veya kayalara kazınmış çizikleri ömrünü vererek çözmeye çalışan bilim adamları da esasında o hatıralardan ibret/ders alınsın diye bizlere aktarmaya çalışıyorlar.

Ebeveynlerimizden, aile büyüklerimizden yokluk içinde nasıl mutlu yaşadıklarını dinleyince, bugün çok imkanlara sahipken mutlu olamayanları görmek oldukça düşündürücüdür.

Büyükbabamdan ve babamdan kalan hikâyeleşmiş birkaç hatıramı paylaşmak istiyorum. Büyükbabam; 1940’lı-70’li yılların şık, kibar, bir o kadar da işinde tavizsiz “Zabıta Behcet”i. Karaman’ın trafiğinden sorumlu. Odun Pazarına yanlış yoldan giden at arabasını, bisikletiyle kestirimden geçiveren delikanlıya kadar her hareketi düzene koymak isteyen takipçi bir hassasiyet. Bu özelliğinden dolayı “telâşe memuru” lakabıyla anıldı. Hep bisikletiyle dolaşır, her noktaya ulaşırdı. Babam “Terzi Yüksel” de 60 küsur yaşına kadar bisiklete bindi. Genetik meselesi değil ama, bana ve oğluma da geçmiş olmalı ki dört nesildir bisiklet bizim vazgeçilmezimiz.

Büyükbabamdan bana iki miras kaldı. Biri alet çantamdan eksik etmediğim, her elime alışta kendisine hayır dua ettiğim boru anahtarı. Diğeri de babamın naklettiği bir hatıra: “1948 yılı olmalı. ‘Zabıta Behcet’ Karaman’ın tek trafik otoritesi, bir kural koyuyor ve “Hava karardıktan sonra bisikletler lambasız yola çıkmaya" diye Belediye hoparlöründen anons ettiriyor, o gün itibari ile yürürlüğe giriyor. Babam o zamanlar terzi çırağı. Kuralı koyan babam, nasıl olsa bana bir şey olmaz diyerek lambasız düşer yollara. Toprak damlı evlerinden çarşıya kadar gelir gelmesine de Zabıta Behcet’in tiz düdük sesiyle irkilir, durur. Büyükbabam sorar:

- Nerde lâmban?

- Babam, “hık, mık” eder, hâliyle kendinin hoş görüleceği beklentisi içindedir.

Tavizsiz ‘Zabıta Behcet’ karşısındakinin öz oğlu olduğuna bakmaz, o günün parasıyla 10 lira ceza makbuzunu yazıp eline tutuşturur. Babam henüz terzi çırağı ve haftalığı 2,5 lira. Cezayı ödeyemez. 15 gün sonra postacı “ödenmezse hapse atılacağı” yazılı bir makbuzla çıkagelir!

Babam ağlamaya başlar. Zabıta Behcet oğlunun biriktirdiği 5 lirasını alır, 5’ te cebinden koyar, işi çözer!

Üzerinden 70 sene geçmiş. Ne zaman bir polis beni durdursa karşımda ‘Zabıta Behcet’i görür gibi olurum. Hak olan muamele neyse, bana da yapılsın isterim. Rahmetle anar, iftihar ederim.

Bendenize gelince; 1965 yılı kiraz mevsiminde içinde suyu, tuvaleti ve elektrik lambası olan

Hocamahmut Mahallesindeki evimizde doğmuşum. Adım, büyükbabamın babası Müderris Hacı Ali Efendi’den geliyor. Evimizde her akşam aile büyüklerimizle beraber olurduk. Babamın baba ve annesine davranışlarını görerek, büyüklere saygılı olmayı öğrendik. Büyükbabam çok titiz ve tertipliydi: Hatayı gördüğünde bizi uyarırdı. Her şeyin saati belli ve yeri belli idi. Babaannem merhamet timsali bir hanımefendiydi. Aile büyüklerimiz yaşayışlarıyla örneğimiz, sohbetleriyle öğretmenimiz, nasihatleriyle yol göstericimiz oldular.

Gömmeli billi

Çocukluk yaşlarımda sabah erken sokağa çıkar, akşam bekçilerin düdük sesiyle eve girerdik. Cam bilyeler, kibrit kutusu, gazoz kapağı, yakar top, futbol, voleybol oynardık. Yaz-kış gündüz evde oturmaz sokaklara oynardık. Şimdilerde pek az kimsenin hatırladığı “billi” oyunumuz vardı. Billi (çelik/çomak diye de bilinir) halka hâlinde, aralıklı duran 5-6 çocuğun ellerine aldıkları bir sopa ile oynanır. Küçük bir de dal parçası sıra ile herkese atılır. Kime atıldıysa o elindeki sopa ile o dal parçasına vurur. Atan, dal parçasını gidip düştüğü yerden koşup getirir. Bunun bir kat daha zorlusu olan oyuna “Gömmeli billi” denirdi. Yine herkesin elinde bir sopa ve atılan dal parçası var. Ama herkes bu defa çizili bir çember içinde durur.

Ebe, yani sopa ile vurulan dal parçasını alıp getirecek arkadaş koşup getirinceye kadar onun çemberi[çukuru] kazılırdı. Artık o kazılı yerin içinde oynardı.

Bir defasında iş iddiaya bindi. Arkadaşlardan kazma, kürek getirenler oldu. Öylesine delice kazdılar ki çukur “ebe” arkadaşın beline kadar geldi. Hava da kararmak üzereydi. Eve geç kalmamalıydık. Aceleyle çocuğu beline kadar gömdük. Babamız eve gelmeden eve yetiştik.

Yemeğimizi yedik, derken kapımız çaldı. Gömdüğümüz arkadaşın ailesi telaşla çocuklarını arıyorlardı. Sorduklarında “biz onu gömmüştük” dediğimi hatırlıyorum! O annenin feryadı

hâlâ kulaklarımda…

Babam kulağımdan tuttuğu gibi “götür bizi oraya” dedi. Gece karanlık, kocaman bir bahçe, en ufak bir ışık veya çocuktan bir ses yok. Çağırınca çocuk cevap verdi… Sonrasını tahmin edersiniz. Kulaklarımızın nasıl burulduğunu ve çekildiğini anlatamam. Bir daha mı asla! Hem çok tehlikeli, her an yaralama, sakat bırakma tehlikesi olan bir oyun. Ama o zamanlar böyleydi. O günden sonra bir daha “gömmeli billi” oynayan çıktı mı bilmiyorum.

Gazi İlkokulu’na başlamıştım. Sınıfımız 108 kişi idi. İsmi Ali olan 8 kişi daha vardı. Her teneffüs bir vukuatımız olurdu ve dersin başında aynı elebaşılar tahtaya dizilirdik. Bir gün sınıfta atışırken öğretmenimizin masasını kırmıştık. Bu yüzden H. Hüseyin Yaşar öğretmenim kulağımı hiç bırakmazdı… Yıllar geçti, her Karaman’a gidişimde hocamın o elini hep saygıyla öptüm. Allah rahmet eylesin…

İlkokulda simitçiden aldığımız çeyrek simit bizi, şimdi AVM’lerde istediklerini aldırabilmek için dövünüp ağlayan çocuklardan kesinlikle daha fazla mutlu ediyordu. Harçlığımız yoksa simitçi amcanın tepsine dökülen küncüleri keyifle yerdik. Paramız çoksa, okul çıkışında çeyrek ekmek arası 6-7 zeytinle veya çimen-ekmek ziyafeti çekerdik kendimize. Annem dışarda yememiz için ekmeğin dışında bir şey vermezdi. “Bulamayan, yiyemeyen olur, canları çeker” diye tembih ederdi… Bu yüzden lokantaların içerisi görülmesin diye camların beyaz boyayla kapatıldığını hatırlıyorum. Şimdi sokaklarda, açık mekanlarda çocuğuna zorla hamburger ve patates kızartması yedirmeye çalışan genç anneleri görünce içim burkuluyor.

Ortaokul yıllarım (80 öncesi yıllar) sıkıntılı geçmişti. İzmir’de Nadire halam ve Muhsin (Abay) eniştem 3 yıl kucak açtılar. İzmir Atatürk Lisesinde okudum. Çok başarılı ve disiplinli bir okuldu. İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği’ni kazandım. Bu defa İstanbul’da Necla halam ve Ali(Eğler) Eniştem kucak açtılar…

Üniversite sonrası yedek subaylığımı Gelibolu’da yaptım.

20 yıl bilgisayar sektöründe; Apple Computer, Acer ve Dell gibi firmaların teknik birimlerinde yönetici olarak çalıştım. Son 11 yıldır da kamuda yönetici olarak görev yapıyorum.

Leyleklerin getirdiği teknoloji

Toprak damlar sadece atalarımızın değil, yuvalarını o evlerin bacalarına konduran leyleklerin de mekânıydı… Şayet yuvalar zamanında temizlenmezse, kışın sobalar yanınca evin çatısı tutuşur, bazen üzücü hadiseler de olurdu. Karaman leyleklerin göç yolu üzerinde bulunduğu için o sevimli misafirleri baharın müjdecisi diye gözlerdik. Hep merak etmiştim; nasıl oluyor da her yıl uzak memleketlerden haritasız, pusulasız, navigasyonsuz buralara gelebiliyorlardı.

20 yaşındaki çocuğa alacağını tembih edip, eline parayı tutuşturup mahalle bakkalına gönderiyoruz. Gittiği yerden telefonla arıyor ne alacağını soruyor. Leyleklerin ne yollukları ne paraları ne yol aletleri var. Uzaklardan aynı yerlere geliyorlar, besleniyor, yavruluyorlar…

Bunları izlemek, düşünmek, düzenlerini görmek çocuk aklımızla bize ne çok keyif verirdi.

Hep bir ağızdan bir tekerleme söylerdik:

Leylek, leylek havada,

Yumurtası tavada,

Oynaşıyor çocuklar,

Dağda, kırda, ovada.

İkinci mısra hariç, çocukça bir söylem ve güzel. Neden hariç? Leyleğin yumurtasına tamah edip, tavaya koymak vicdana, merhamete, çevre bilincine yakışmıyor…

Zamanımız çocuklarının leyleği neden havada göremediklerini güzel anlatıyor bu olay.

Teknolojiyi kullanalım derken, teknolojinin emrine girdik. Çocuklarımızın ellerine birer tablet/cihaz verip evlere tıktık! Dağlardan, kırlardan, ovalardan uzaklaştırdık. Ne leyleği ne de gökyüzünü göremeden yaşıyorlar. İnsanlarla değil, cihazla iletişim kuruyorlar. İnsan içine karışmaya cesaretleri yok, sosyalleşemiyorlar.

Başıboş bırakmadan çocuklarımızın öncelikle okuması gereken, bize verilen en güzel hediye kainat kitabının sayfalarıydı; Uçmak, yön ve yol bulmak, menzil tesbit etmek, yuva kurmak, üremek, beslenmek, paylaşmayı ve daha nicelerini öğreten. Onları okumadan yaşanan hayat aslında ne kadar da bayat.

Karıncadan, arıdan; yapraktan, daldan, ağaçtan çiçekten görüp öğreneceğimiz öylesine büyük dersler var ki bunlar hayatımıza anlam katar.

Hepimize tek bir hayat şansı verilmiş, Başta onu bize bahşeden Cenâb-ı Hakk’a; Çalışmanın, dürüst olmanın, yalandan uzak durmanın, hak yememenin en önemli erdem olduğunu bize öğreten, en güzel eğitimi veren devletime, milletime ve hocalarıma; Kültürü ile benim yeşermeme vesile olan Karamanlı hemşerilerime ve topraklarıma; Yaşadığım 3 şehirde de beni yalnız bırakmayıp yuva olan, ailenin ne demek olduğunu öğreten büyüklerime ve bu yolda 30 senedir hayatı paylaştığımız sevgili eşime sonsuz teşekkür ve minnetlerimle…

Bütün dostlara sağlık ve mutluluklar dilerim.

Bu eserlerle Karaman’ın kültür ve tanıtımına çok büyük katkıları olan Anı Bisküvi sahiplerini, Rıfkı Boynukalın Ağabey’in şahsında, saygıyla selamlıyorum. İyi ki, varsınız.

Bu içerik, Anı Bisküvi Kültür Yayınları tarafından Karaman 744. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’nin 700. Ölüm Yıl Dönümü anısına basılan İbrahim Rıfkı Boynukalın imzalı “Toprak Damlı Evlerin Çocukları II” adlı eserden alınmıştır. İzinsiz kopyalanamaz. Yayın hakları kitap yazarının izni ile Karamandan.com'a aittir.

03 Ağu 2021 - 10:15 - Kim Kimdir --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


Karaman Mahmudiye Mahallesinde Ara kat 3+1 Satılık Daire

Dairenin lokasyonu cumartesi pazarına yakın konumda, 4 katlı binanın 3. katında bulunmaktadır. Bina 2007 yılında yapılmış 14 yaşındadır. Satılık Daire...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Ziya Gökalp Mahallesinde Satılık Lüks Daire

Dairemizin lokasyonu Karaman Valilik karşısındadır. Bina 3 katlı olarak toplamda 5 daire şeklinde inşa edilmiş, Ana cadde ile bina arasında yeşil alan...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Kazım Karabekir Mahallesinde Satılık Daire

Kazım Karabekir mahallesinde 145 m2 3+1 yüksek giriş zemin kat satılık daire. Dairenin bulunduğu bina tek daire üzerine 4 kat olarak inşa edilmiş, bin...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Külhan Mahallesinde Ultra Lüks 3+1 Satılık Daire

Bina her katta tek daire üzerine 4 kat olarak kurulmuş, daire 4 ncü katta bulunmaktadır. 165 m2 3+1 odalı dairenin giriş kapısı çelik, oda kapılar ise...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman 3. Toki Konutlarında Satılık Daire

Başakşehir Mahallesinde Satılık 2+1 Açık konsept Mutfak ve oturma odası mevcut. Satılık dairenin giriş kapısı çelik oda kapıları amerikan panel kapıdı...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Zembilli Mahallesinde Satılık Daire

955 m2 arsa üzerine 400 m2 (brüt) alana sahip her katta 2 daire olacak şekilde, asansörlü olarak inşa edilmiş, binada toplam 2 adet dükkan 6 adet dair...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Hacı Celal Mahallesinde Satılık Daire

Karaman Hacı Celal Mahallesinde Satılık Daire Bina 651 m2 arsa üzerine, her katta 2 daire olacak şekilde 4 katlı (Asansörlü ) olarak inşa edilmiş, bin...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Medreselikte Satılık Dağ Evi

Şehir hayatının yorucu temposu, artan gürültü ve çevre kirliliği gibi sorunlarından kurtulmak ister misiniz? Oksijeni bol, temiz havasıyla ve doğal gü...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Web Yazılım Uzmanı

Şirketimiz bünyesinde görevlendirilmek üzere Karamanda ikamet eden yada edebilecek (Freelance veya Remote değil); NodeJs, AdonisJs, ReactJs, teknoloji...

DİJİBİZ YAZILIM TEKNOLOJİLERİ

Esentepe Mah.de Satılık Müstakil Ev

Karaman Esentepe Mahallesinde Satılık Müstakil Ev 970 m2 arsa üzerine brüt 280 m2 olarak inşaa edilmiş 3+1 satılık müstakil ev 'in kalorifer tesisatı...

EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi


Anket Ülkemizdeki Mülteciler Sınır Dışı Edilmeli mi?