Reklamı Kapat

Rektör Namık Ak, Üniversite Adaylarıyla Buluştu

Rektör Namık Ak, Aday Öğrencilerle Söyleşi Gerçekleştirdi

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Rektörü Prof. Dr. Namık Ak, üniversiteye hazırlanan öğrencilerle çevrimiçi ortamda buluştu.

ÜniversiteTercihleri.com adresi üzerinden öğrencilerle söyleşi gerçekleştiren Rektör Namık Ak, "Dijitalleşen Eğitim ve KMÜ" başlığı altında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Çağımızın hızlı bir dijital dönüşüm yaşadığına dikkat çeken Rektör Namık Ak, "Dünyamızın bir zamanlar makinelerin egemenliği altına gireceğinden ve insanın kol gücü ve emeğinin hiçe sayılacağından korkuluyordu. Ancak öyle bir çağa eriştik ki artık kol ve bilek gücü değil, insanın beyin gücünün yerine geçecek arayışlar başladı." dedi.

"Teknolojinin insanı alt etmesini değil, insanın teknolojiyle birlikte yürümesini önemsemeliyiz"

"İnsanın özü nedir" sorusu cevaplanmadan dijital çağın getirilerinin olumlu bir şekilde yorumlanamayacağını ifade eden Rektör Namık Ak, konuşmasına şöyle devam etti: "Dijital çağ, her şeyi insanın elinin altına ve parmaklarının ucuna getirip onun beden gücünü sıfırlarken onun adına çoktan düşünüp karar vermiş bir yığın uygulamayla da insanın beyin gücünü ele geçirmeye çalışıyor. Bugün dijital bir oyun oynadığınızda bile siz o hamleleri kendiniz yaptığınız yanılgısıyla yaşıyorsunuz. Halbuki o oyunun yazılımcıları baştan sonra milyonlarca hamleyi çoktan kurgulamıştır. Burada size, bile isteye o oyunu oynatan ise elbette beyninizdeki başarma, hırs, galibiyet, başkalarını alt etme, sanal da olsa ödül kazanma gibi duyguların harekete geçmesi ve harekete geçmekle kalmayıp bunların yüzde yüz gerçek bir duygu olarak yaşanmasıdır. Kısaca dijital teknolojiler her yanımızı sarmaya başladı ancak burada dikkat edeceğimiz husus insanın bu dijitalleşme karşısındaki konumudur. Yani teknolojinin insanı alt etmesini değil, insanın teknolojiyle birlikte yürümesini önemsemeliyiz. Maalesef çağımızın kurumları bu konuda yeterince hassas değil. Burada şunu zikretmeden geçemeyeceğim; her konuda insan, baş özne olacak, nesne değil; yani kendisinin oluşturduğu nesnenin kölesi olmayacak."

"Bir bitki için toprak, su, güneş neyse insan için de diğer insanlar odur"

Dijitalleşme karşısında "insan" vurgusu yapan Rektör Namık Ak, "Araştırmalar göstermektedir ki insanı geliştiren ve değiştiren tamamen başka insanların bakışları, yüz ifadeleri, sözleri, el kol hareketleri, tavırları ve geri dönüşleridir. Bir bitki için toprak, su, güneş neyse insan için de diğer insanlar odur. İşte bu yüzden dijitalleşme, insanları insan olma vasfından geri bırakmamalıdır diyorum. Yani dijital, insanı insanlıktan çıkarmamalıdır. Yine dijitalleşme, savaşları daha fazla insanın ölümüne neden olacak hale getirmemeli; bir oyun havasına bürümemelidir. Kısaca dijitalleşme, nerede kullanırsak kullanalım bizi hissizleştirmemeli, insanlığımızın dışına itmemeli, mekanik bir varlığa dönüştürmemelidir. Tam tersine insanî yönlerimizi bize her daim hatırlatacak uygulamaları var etmeye çalışmalıyız. Çünkü insan, yaratılan varlıklar içerisinde en mükemmel şekilde yaratılmış bir varlıktır." dedi.

Dünyada yaşanan dijital dönüşümün üniversiteleri de etkilediğini, hatta üniversitelerin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını belirten Rektör Namık Ak, dijital kütüphaneler, uzaktan eğitim, insansız anlık çeviri uygulamaları gibi hususlara değinerek yeni bir bilimsel devrim yaşanabileceğine dikkat çekti.

"Dijital çağda temel kaygımız insan olmalıdır"

"Dijital çağda temel kaygımız insan olmalıdır." diyen Rektör Namık Ak, sözlerine şöyle devam etti: "Teknolojiyi tamamen insan yararına inşa etmeliyiz. Aksi halde dünyamız, yaşanılır bir yer olmaktan çıkarak bencil, duyarsız ve gaddar bireylerle, zulümlerle dolup taşacaktır. Dileriz böyle olmaz. Bunun için de yerli ve milli teknolojiler üreterek insanlığa 'biz de varız' demeliyiz."

"Çağı yakalamak, kendi mührünü çağa vurmak demektir"

Konuşmasında Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinden de söz eden Rektör Namık Ak, üniversitenin bölüm ve programları ile imkanları hakkında öğrencileri bilgilendirdi. Üniversite eğitiminin önemine değinen Rektör Namık Ak, devamında şunları dile getirdi: "Üniversite eğitimi demişken bu vatanın, bu toprağın ve bu milletin değerlerini hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Yani çağı yakalamak demek, kendi değerlerinden vazgeçmek demek değildir. Tam tersine çağı yakalamak, kendi mührünü çağa vurmak demektir. İşte görüyorsunuz son zamanlardaki teknolojik gelişmeler, savaşların kaderini bile değiştiriyor. Bu bir yarış. Bu yarışta, kim kendi değerlerini çağın koşullarına uygun bir şekilde ve en sağlam vaziyette inşa edebilirse o üstün olur. Bu millet, geçmişinde yüzyıllar boyunca dünyaya huzur, barış ve düzen getirmiştir. Bunu yaparken kah gemileri karadan yürütmüş Fatih misali, kah en dayanıklı camiler, kemerler, kervansaraylar, rasathaneler inşa etmiş, medreseler ve şifahaneler açmış, kah hayvanlar için su yalakları ve yemlikler yapmış, bilim insanlarını devletin önemli merkezlerine çekerken sanatçı ve edebiyatçılara da ayrı bir kıymet vermiştir. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz ki ilim, sanat ve edebiyat devletin can damarlarıdır."

"Sizler bu milletin ümmid-i bülendisiniz"

Rektör Namık Ak, konuşmasında gençlere seslenerek şunları dile getirdi: "Sizler bizim en kıymetli hazinemizsiniz. Kiminiz kendini daha iyi ifade edebilirken kiminiz henüz yeterince keşfedilmemiş olabilirsiniz. Ancak şunu bilin ki bu vatanın her birinizin emeğine, bileğine, fikrine, sözüne ve işine ihtiyacı var. Sizler konuştukça bizler heyecanlanacak, sizler ürettikçe bizler alkışlayacak, sizler fikir verdikçe ve kafa yordukça bizler yolunuzu açacağız. Omuz omuza, yürek yüreğe bu vatanı şaha kaldıracağız. Çünkü sizler bu milletin, bu arif, asil, aziz, necip, kahraman milletin ümmid-i bülendisiniz; yani yüksek ümitler bağladığı gençliksiniz. Dilerim her biriniz gönlünüzdeki eğitim-öğretimi alır, üniversitelerimizden ve diğer eğitim kurumlarımızdan en üst düzeyde istifade ederek kendinizi en iyi şekilde yetiştirirsiniz. Bizler her zaman siz gençlerin yanında ve arkasında olacağız. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Ben şimdiden üniversiteye hazırlanan tüm adaylara sınavlarında başarılar diliyor ve tercihlerinin kendileri için en iyisi ve en hayırlısı olmasını diliyor, her birinizi tek tek kucaklıyorum. Umarım gönüllerinizdeki mesleğe sahip olarak milletimize ve tüm insanlığa faydalı görevler üstlenirsiniz."

"İnsanın insandan usanmadığı bir çağ diliyorum"

Konuşmasında 2021 yılının Yunus Emre ve Türkçe Yılı olduğunu da hatırlatan Rektör Namık Ak, Yunus Emre'nin Karamanlı olduğunun altını çizerek kendisine ait "İlim ilim bilmektir" ve "Dilsizler haberini, kulaksız dinleyesi" adlı şiirleri öğrencilerle paylaştı.

Rektör Namık Ak, sözlerini şöyle tamamladı: "İnsanın insandan usanmadığı bir çağ ve bizi insanlık olarak her dem yeni bir dirliğe, yeni bir birliğe sevk edecek aydınlık bir gelecek temenni ediyor, tüm dinleyenlerimize en derin ve içten sevgi, saygı ve selamlarımı sunuyor, geleceğin yüksek ümitleri yani ümmid-i bülendi üniversite adayı siz gençlerimizi Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitemizde görmek istiyor, başarılarınızın sürekli olmasını ve sağlıklı, huzurlu, uzun ömürler diliyorum."

Rektör Namık Ak, konuşmasının ardından kendisine yöneltilen soruları içtenlikle cevapladı ve öğrencileri Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesine davet etti.

Rektör Namık Ak'ın gençlerle söyleşisinin tamamı

Dijitalleşen Eğitim ve KMÜ

Sevgili Gençler, Kıymetli Misafirler,

Hepiniz söyleşimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Kıymetli Dinleyenler,

Çağımız hızlı bir değişim ve dönüşümün içerisinde. Bu değişimin temel unsurunu ise bilişim teknolojileri ve dijitalleşme olgusu oluşturuyor. Dünyamızın bir zamanlar makinelerin egemenliği altına gireceğinden ve insanın kol gücü ve emeğinin hiçe sayılacağından korkuluyordu. Ancak öyle bir çağa eriştik ki artık kol ve bilek gücü değil, insanın beyin gücünün yerine geçecek arayışlar başladı. Beyin araştırmaları bir yandan insanın zihni, duyguları, ruhu ve psikolojisi üzerine devam ederken diğer yandan sinir sistemi, motor kabiliyetleri, esneklik ve nöroplastisite kabiliyeti, fizyolojisi, biyolojisi ve genetiğine kadar geniş bir alanda sürdürüldü. Şuan gelinen noktada insan beyninin muazzam bir yapıda olduğu keşfedildi. Ona muazzamlığını veren şey ise nöroplastisiteadı verilen esnekliği ve her an yeni bir gerçeklik inşa edebilme kabiliyeti. Bu şu demek: İnsan kör olabilir ve görme sinirleri bir daha düzelmeyecek şekilde zarar görmüş olabilir. Ancak insan öyle bir varlık ki beyninde geliştirdiği yeni nöral bağlantılarla gözle görmesini gerektirmeyecek kadar görme işlevini telafi edebilir. Bugün görme engellilerin vücutlarına yerleştirilen alıcılarla onların etraflarındaki cisimleri algılamaları sağlanabilmektedir. Sonrası ise tamamen beyne kalıyor. Çünkü beyin her halükarda imgeleme yapmaya, hayal kurmaya ve kafasının içinde görme eylemini gerçekleştirmeye devam ediyor. Hakeza bu durum işitme engelliler için de geçerlidir. Kaslardaki his kaybı ve sinirsel hasarlar için de her gün artan oranda önemli çalışmalara imza atılıyor. Bu çalışmaların temel dinamiğini ise insan beyninin özellikleri ve beyne sinyal ileten cihazlar oluşturuyor. Dijital çağın insanlar için en önemli getirisi burada yatıyor. Yani kusurlu insanları diğer insanlarla eşitlemek ve kusursuz görülen insanların yeteneklerini daha da geliştirmek. Örneğin şuanki bilimsel bilgimiz henüz zihinsel engellileri tedavi etmeye yetmiyorsa da onların engellerini hafifletmek ve hayatlarını kolaylaştırmak için yapılabilecek pek çok dijital proje, ufukta çoktan görünmeye başladı bile. Kastettiğim şey, onlara çip takılarak yakınları tarafından takip edilmeleri değil. Engelli bireylerin bu kusurlarıyla birlikte hayat yolunda nasıl başarılı olacakları. Yani onların beyinlerine ve dokularına gönderilecek sinyallerin onlar tarafından nasıl yorumlanacağı ve onları hangi davranışlara yönlendireceği hususu önemlidir. Burada sadece ihmal edilmemesi gereken konu şudur ki insan beyni araştırılırken onun "utanma, üzülme, korkma, kaçınma, azmetme, heyecanlanma, sıkılma" gibi kendine özgü duyguları olduğu ve bu duygular uyarılmadan, beynin mekanik bir organ gibi görülerek yapılacak müdahalelerin yeterince başarılı olamayacağıdır. Çünkü insanın temel motivasyon kaynağı duygularıdır. O yüzden "insanın özü" nedir sorusu cevaplanmadan dijital çağın getirilerini olumlu bir şekilde yorumlamak zordur.

Evet, şuan dünyamızda dijital bir devrim yaşıyoruz ve hayatımızda dijital teknolojilerin uğramadığı tek bir alan dahi kalmış değil. Elimizdeki telefonlardan bilgisayarlarımıza, mutfağımızdaki cihazlardan arabalarımızdaki navigasyonlara, iş yerlerimizdeki güvenlik kontrollerinden otobüslerdeki elektronik kartlara, kamudaki otomasyon sistemlerinden uzaktan eğitim imkanlarına kadar sayamayacağımız kadar çok alanda artık dijital bir dönüşümün içindeyiz. Harp teknolojilerini, yer fiziği ve uzay fiziğini, biyomühendislik ve biyoteknoloji araştırmalarını zaten zikretmeye bile gerek yok. İşin ilginç yanı bunca dijitalleşmeye rağmen halen bu sürecin başında oluşumuz. Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki dünyamız henüz dijital çağda değil ama ona her geçen gün adım adım giriş yapmakta. Çünkü dijital çağ, her şeyi insanın elinin altına ve parmaklarının ucuna getirip onun beden gücünü sıfırlarken onun adına çoktan düşünüp karar vermiş bir yığın uygulamayla da insanın beyin gücünü ele geçirmeye çalışıyor. Bugün dijital bir oyun oynadığınızda bile siz o hamleleri kendiniz yaptığınız yanılgısıyla yaşıyorsunuz. Halbuki o oyunun yazılımcıları baştan sonra milyonlarca hamleyi çoktan kurgulamıştır. Burada size bile isteye o oyunu oynatan ise elbette beyninizdeki "başarma, hırs, galibiyet, başkalarını alt etme, sanal da olsa ödül kazanma" gibi duyguların harekete geçmesi ve harekete geçmekle kalmayıp bunların yüzde yüz gerçek bir duygu olarak yaşanmasıdır. Kısaca dijital teknolojiler her yanımızı sarmaya başladı ancak burada dikkat edeceğimiz husus insanın bu dijitalleşme karşısındaki konumudur. Yani teknolojinin insanı alt etmesini değil, insanın teknolojiyle birlikte yürümesini önemsemeliyiz. Malesef çağımızın kurumları bu konuda yeterince hassas değil. Burada şunu zikretmeden geçemeyeceğim; her konuda insan, baş özne olacak, nesne değil.Yani kendisinin oluşturduğu nesnenin kölesi olmayacak.

Peki, bu dijitalleşme serüveni karşısında insanlar ne yapmalı ve üniversiteler bu gidişatta nasıl konum almalı derseniz; insanlar bireysel olarak elbette ki öncelikle kendilerini çağın koşullarına iyi bir şekilde hazırlamalı, neyle karşı karşıya olduklarını iyi bilmelidir. Aksi halde alacakları tedbirleri doğru bir şekilde kestirme imkanları olmaz. İnsanlar teknolojik ürünleri kullanırken "nasıl kolayına kaçarım" diye düşünmemeli ve teknolojiyi sırf tembellik için takip etmemelidir. İnsanlar "teknolojik ürünler benim gelişimime nasıl katkı sağlar, bana nasıl fazladan zaman kazandırır ve ben enerjimi daha nitelikli işler için nasıl harcarım" diye düşünmeliler. Basit bir misal vermek gerekirse cep telefonuna sahip olmanız sizi sevdikleriniz ve yakınlarınızla, özellikle de çevrenizdeki yaşlılarla yüz yüze iletişimden asla mahrum bırakmamalıdır. İnsanlarla hem cep telefonuyla hem de yüz yüze iletişim kurarak ilişkilerimizi daha içten, daha nitelikli ve daha sağlıklı hale getirebiliriz. Yine günlük iş programlarımızı dijital ekranlarımızdan takip etmemiz bizi asla bu programları insanlarla istişare etmemizden alıkoymamalıdır. Benzer şekilde, online videolarla her hangi bir konuda uzaktan eğitim almamız ve eğitim hakkındaki yorumlarımızı telefon tuşlarını kullanarak başkalarına iletmemiz, hiçbir zaman bizim öğrendiğimiz konuları başkalarıyla yüz yüze ve sözel olarak paylaşmamıza engel olmamalıdır. Çünkü araştırmalar göstermektedir ki insanı geliştiren ve değiştiren tamamen başka insanların bakışları, yüz ifadeleri, sözleri, el kol hareketleri, tavırları ve geri dönüşleridir. Bir bitki için toprak, su, güneş neyse insan için de diğer insanlar odur. İşte bu yüzden dijitalleşme, insanları insan olma vasfından geri bırakmamalıdır diyorum. Yani dijital, insanı insanlıktan çıkarmamalıdır. Yine dijitalleşme, savaşları daha fazla insanın ölümüne neden olacak hale getirmemeli; bir oyun havasına bürümemelidir. Kısaca dijitalleşme, nerede kullanırsak kullanalım bizi hissizleştirmemeli, insanlığımızın dışına itmemeli, mekanik bir varlığa dönüştürmemelidir. Tam tersine insanî yönlerimizi bize her daim hatırlatacak uygulamaları var etmeye çalışmalıyız. Çünkü insan, yaratılan varlıklar içerisinde en mükemmel şekilde yaratılmış bir varlıktır.

Üniversitelere gelince, şuan dünyada ve ülkemizde üniversiteler için belirlenmiş temel misyon ve hedefler var. Bunlar eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın, girişimcilik ve yenilikçilik, toplumsal katkı gibi konulardır. Tüm bu saydığım alanların hepsinde de dijital dönüşüm başladı ve süratle devam ediyor. Yaşadığımız Kovid süreci de dijitalleşmeyi hızlandıran etmenler arasında yer alıyor. Üniversiteler eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma süreçlerinde dijital dönüşümü her an hissetmekte, hatta bu dönüşümün daha hızlı ve sağlıklı gerçekleşmesi için bazı adımlar atmaktadır. Dünyada ve ülkemizde hemen hemen bütün üniversiteler şuan pek çok eksikliklere rağmen uzaktan eğitim sistemlerini kurmuş bulunmaktalar ve bu şekilde eğitimlerini yürütmekteler. Ancak uzaktan eğitim, elbette yalnızca görüntülü ders işlemeyle sınırlı kalmamalı ve kalmayacaktır da. Dünyanın her bir köşesinde ve her bir üniversitesinde kurulacak dijital kütüphaneler, eğitim-öğretim için son derece hayatidir. Yine dünyamızda halen projesi devam eden insansız anlık çeviri uygulamaları, bilim kültürü açısından çok önemlidir ve teknolojik altyapı hazırlandığında inanıyorum ki dünyamız yeni bir bilimsel devrim yaşayacaktır. Dijitalleşme, yeni bir çağın eşiğinde olduğumuzun en önemli göstergesidir ve üniversiteler burada önemli bir görev üstlenmektedir. Hatta öyle inanıyorum ki bir zamanlar nasıl ki insanların ilköğretim ve ortaöğretim mezunu olması günümüz dünyasında belirli yeterlikler kazanması için önemli görülmüşse önümüzdeki yıllarda da herkesin üniversite mezunu olması aynı derecede mecburi olacak, hatta üniversite mezunu olmak bile artık yeterli gelmemeye başlayacaktır. Yüksek lisans ve doktoralı gençlerimiz olması istenecektir. Fakat burada uzaktan eğitim imkanları, online dersler ve sanal üniversite hayatı önem kazanacaktır.

Tüm bunlar olurken tüm kurumlar elbette bu dijitalleşmenin öyle ya da böyle bir şekilde içerisinde yer alacaktır. Ancak başta da belirttiğim gibi dijital çağda temel kaygımız "insan" olmalıdır. Teknolojiyi tamamen "insan yararına" inşa etmeliyiz. Aksi halde dünyamız, yaşanılır bir yer olmaktan çıkarak bencil, duyarsız ve gaddar bireylerle, zulümlerle dolup taşacaktır. Dileriz böyle olmaz. Bunun için de yerli ve milli teknolojiler üreterek insanlığa "biz de varız" demeliyiz.

Peki Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, bu yeni çağın şartlarında neler yapmaktadır? Her şeyden önce Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi bu vatanın, bu toprağın, bu milletin; arif, asil, aziz, necip, kahraman milletin kıymetli yükseköğretim kurumlarından biridir. Karaman ilimizde 2007 tarihinde kurulmuş; 14 yıllık bir üniversitedir. Ancak üniversitenin temelleri 1987 yılında Selçuk Üniversitesine bağlı olarak ilimizde Karaman Meslek Yüksekokulunun kurulmasına kadar gider. Yani yerleşkemizi, yerleşkemizin ismi Yunus Emre Yerleşkesidir, gezdiğiniz zaman 25 yıllık, oturmuş bir üniversite olduğunu görürsünüz.

Şu an Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinin 11 fakültesi, 3 enstitüsü, 2 yüksekokulu, 6 meslek yüksekokulu, 21 uygulama ve araştırma merkezi vardır. Üniversitemizde Tıp ve Diş Hekimliğinden Hemşirelik ve Diyetisyenliğe, Ameliyathane Hizmetlerinden Eczane Hizmetlerine, Fizyoterapi ve Optisyenlikten İlk ve Acil Yardıma, Gastronomi ve Mutfak Sanatlarından Turizm ve Otelciliğe, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliğinden Antrenörlüğe, Okul Öncesi Öğretmenliğinden Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlığa, Çocuk Gelişiminden Yaşlı Bakımına, Bilgisayar Mühendisliğinden Elektrik-Elektronik Mühendisliğine, İş Sağlığı ve Güvenliğinden Üretimde Kalite Kontrole, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimindenİktisat ve İşletmeye, Yeni Medyadan Resim ve Grafik Tasarıma, Türk Dili ve Edebiyatından İngiliz Dili ve Edebiyatına, Mütercim ve Tercümanlıktan İslami İlimlere kadar 150'ye yakın lisans ve önlisans programımız mevcut; 70'in üzerinde de yüksek lisans ve doktora programımız var.

Üniversiteler, malumunuz ki öğrencilere mesleki yeterlik kazandıran ve çağın gerektirdiği yetkinlikleri onlara sağlayan kurumlardır. Bu yetkinlik ve yeterliklerin başında da az önce zikrettiğimiz gibi dijitalleşme ve bilişim teknolojileri geliyor. Bu süreçleri dikkate alarak biz üniversitemiz öğrencilerine şimdilik sadece seçmeli dersler ve kurslar yoluyla, dijital yetkinler kazandırmayı planlıyoruz. Bunun için de halen devam eden bir projemiz var. Bunu en kısa sürede hayata geçirerek üniversitemiz öğrencilerinin dijital okuryazarlığını artırmayı amaçlıyoruz. Dijital Kütüphane çalışmamıza da başladık ve bu yılın Yunus Emre ve Türkçe Yılı olması münasebetiyle öncelikle Yunus Emre ve dil arşivi oluşturduk; yakın bir zamanda Dijital Yunus Emre Kütüphanemizi kamuoyunun istifadesine sunmuş olacağız. Kurumsal işlerimizi dijital teknolojiler yoluyla daha etkin ve hızlı yürütmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz milli yazılım projemizde de sona yaklaştık. Laboratuvarlarımızda yürütülen testlere ilişkin dijital arşiv çalışmalarımız da yine devam ediyor.

Biliyorsunuz Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Karaman'dadır. Karaman, Türkçenin başkentidir. Enerjisiyle, gıdasıyla, kültürüyle muazzam bir hazinenin merkezidir.

Bütün bunların yanı sıra öğrencilerimizin insanî gelişimlerine hizmet etmek gayesiyle onların dil yeteneğini güçlendirmeyi, kültür, sanat ve spor faaliyetlerinde bulunmalarını, sosyal sorumluluk projelerinin içerisinde yer alarak özellikle öğrenci topluluklarımız vasıtasıyla toplum hayatına dokunmalarını istiyoruz. Bu bağlamda üniversitemizde 80 civarında öğrenci topluluğu var ve topluluklarımız, normal koşullarda yılda 400 civarında faaliyete imza atıyorlar. Bütün bunlar üniversitelerde eğitim-öğretim süreçlerini bütünleyen önemli çalışmalardır. Üniversiteler, sizlere neyin nerede olduğunu göstermeyi sağlayan, bu yetenekleri kazandıran kurumlardır. İşte siz bu sosyal faaliyetler içinde bulunmuş olursanız geleceğinizi tasarlamış olursunuz ve sosyalliğiniz artmış olur.

Üniversite eğitimi demişken bu vatanın, bu toprağın ve bu milletin değerlerini hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz. Yani çağı yakalamak demek, kendi değerlerinden vazgeçmek demek değildir. Tam tersine çağı yakalamak, kendi mührünü çağa vurmak demektir. İşte görüyorsunuz son zamanlardaki teknolojik gelişmeler, savaşların kaderini bile değiştiriyor. Bu bir yarış. Bu yarışta, kim kendi değerlerini çağın koşullarına uygun bir şekilde ve en sağlam vaziyette inşa edebilirse o üstün olur. Bu millet, geçmişinde yüzyıllar boyunca dünyaya huzur, barış ve düzen getirmiştir. Bunu yaparken kah gemileri karadan yürütmüş Fatih misali, kah en dayanıklı camiler, kemerler, kervansaraylar, rasathaneler inşa etmiş, medreseler ve şifahaneler açmış, kah hayvanlar için su yalakları ve yemlikler yapmış, bilim insanlarını devletin önemli merkezlerine çekerken sanatçı ve edebiyatçılara da ayrı bir kıymet vermiştir. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz ki ilim, sanat ve edebiyat devletin can damarlarıdır. Edebiyat, sizin dil kabiliyetinizi, ortak duyuş ve düşüncenizi, hayata bakış açınızı, zihnen ve ruhen her dem yeni bir şey var etmenizi ifade ederken ilim ve sanat, düşüncenin hayata aktarımını, teknik buluşları ve gündelik yaşamın kolaylaştırılmasını sağlar. Bütün bu alanlarda ortaya koyduğunuz maddi ve manevi tüm çıktıların toplamına ise kültür adını veriyoruz; eskilerin deyimiyle hars. Her toplumun ve milletin dünyayı okuma ve anlama şekli farklı olduğundan her kültür de birbirinden farklıdır. Millet olarak kültürümüzden kopmadan, onun varsa zayıf ve eksik yönlerini gidererek, hatalarını telafi ederek, değişim ve dönüşümden de korkmadan yeniden çağa mührümüzü vurabiliriz. Bu potansiyel var şuan güçlenen lider Türkiye'de. Şuan milletimiz ciddi bir milli şuurla önemli dönüşümler yaşıyor.Üniversitelerimiz, devletimizin diğer organlarıyla birlikte bu diriliş sürecinin en önemli ayağını oluşturuyor. Bu bilinçle Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi olarak bizim de ilmen, fikren, madden ve manen tüm akademik ve idari varlığımızla bu sürece destek vermek boynumuzun borcudur. Ben inanıyorum ki ülkemiz, birlik ve beraberlik içerisinde, kardeşlik hukukunu bozmadan, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle devletinin ve milletinin yanında yer alacak; hep beraber yeniden güçlü Türkiye'yi inşa edeceğiz. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri ne diyor; bir olalım, iri olalım, diri olalım. Değil mi hep beraber Türkiye olacağız; bu vatandan başka vatanımız yok.

Buradan gençlerimize tekrar sesleniyorum. Sizler bizim en kıymetli hazinemizsiniz. Kiminiz kendini daha iyi ifade edebilirken kiminiz henüz yeterince keşfedilmemiş olabilirsiniz. Ancak şunu bilin ki bu vatanın her birinizin emeğine, bileğine, fikrine, sözüne ve işine ihtiyacı var.

UNESCO ve Cumhurbaşkanlığı tarafından 2021 yılı Yunus Emre ve Türkçe yılı ilan edildi. Bu şekilde Türkçenin başkenti olan Karaman'dan, Yunus Emremizin vatanından size Bizim Yunus'un dilinden, onun ilme nasıl baktığını kendi dizelerinden aktaralım:

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne

Kişi Hak'kı bilmektir

Çün okudun bilmezsin

Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme

Çok taat kıldım deme

Eğer Hak bilmez isen

Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı

Bellidir bir elifte

Sen elifi bilmezsin

Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece

Okursun uçtan uca

Sen elif dersin hoca

Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca

Gerekse bin var hacca

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir

Sizler konuştukça bizler heyecanlanacak, sizler ürettikçe bizler alkışlayacak, sizler fikir verdikçe ve kafa yordukça bizler yolunuzu açacağız. Omuz omuza, yürek yüreğe bu vatanı şaha kaldıracağız. Çünkü sizler bu milletin, bu arif, asil, aziz, necip, kahraman milletin ümmid-i bülendisiniz; yani yüksek ümitler bağladığı gençliksiniz.

Dilerim her biriniz gönlünüzdeki eğitim-öğretimi alır, üniversitelerimizden ve diğer eğitim kurumlarımızdan en üst düzeyde istifade ederek kendinizi en iyi şekilde yetiştirirsiniz.

Bizler her zaman siz gençlerin yanında ve arkasında olacağız. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Ben şimdiden üniversiteye hazırlanan tüm adaylara sınavlarında başarılar diliyor ve tercihlerinin kendileri için en iyisi ve en hayırlısı olmasını diliyor, her birinizi tek tek kucaklıyorum. Umarım gönüllerinizdeki mesleğe sahip olarak milletimize ve tüm insanlığa faydalı görevler üstlenirsiniz.

Bundan 60 sene kadar önce üniversitelerimiz sanayinin, ticaretin, teknolojinin çok gerisindeydi. Ama bugün gerek Yükseköğretim Kurumumuz tarafından, gerek devlet başkanımızın çabalarıyla çok güzel noktaya gelindi. Bakınız Teknokentler var, Teknoloji Transfer Ofisleri var, patent çalışmaları var, icatlar, buluşlar, yenilikler var.

Benim size, 43 yıllık iş hayatının 32 yılını özel sektörde geçirmiş bir rektör hoca olarak bazı öğütlerim olsun. Sevdiğiniz işi yapacaksınız; işinize aşınıza dikkat edeceksiniz. Her ferdin ayrı kişi olduğu bellidir. Herkesin farklı mesleklere sahip olduğunu bileceksiniz ve herkes kendi mesleğini sevecek, diğerlerine de saygılı olacak. Her meslek erbabının kendine has özellikleri mevcut biliyorsunuz. Aslolanın her daim "insan" olarak kalmak ve özgün bir insan olarak bu dünyada iz bırakmaktır.

Sevgili Gençler,

UNESCO tarafından ve Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 2021 yılının Yunus Emre ve Türkçe Yılı olarak ilan edildiğini tekrarlıyorum. Ben de sözlerimi Türkçenin başşehri olan Karaman’dan, büyük mutasavvıf, gönül adamı, arif, derviş, eren, şair, Karamanlı olan Yunus Emre'nin o eşsiz dizeleriyle bitirmek istiyorum:

Dilsizler haberini, kulaksız dinleyesi

Dilsiz kulaksız sözün, can gerek anlayası

Dinlemeden anladık, anlamadan eyledik

Gerçek erin bu yolda, yokluktur sermayesi

Biz sevdik âşık olduk, sevildik maşuk olduk

Her dem yeni dirlikte, sizden kim usanası

Yetmiş iki dil saçtı, araya sınır düştü

Evvel bakışı biz baktık, yermedik am-ü hası

Miskin Yunus ol veli, yerde gökte dopdolu

Her taş altında gizli, bin İmran oğlu Musi

İnsanın insandan usanmadığı bir çağ ve bizi insanlık olarak her dem yeni bir dirliğe, yeni bir birliğe sevk edecek aydınlık bir gelecek temenni ediyor, tüm dinleyenlerimize en derin ve içten sevgi, saygı ve selamlarımı sunuyor, geleceğin yüksek ümitleri (ümmid-i bülendi) üniversite adayı siz gençlerimizi Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitemizde görmek istiyor, başarılarınızın sürekli olmasını ve sağlıklı, huzurlu, uzun ömürler diliyorum.

16 Nis 2021 - 12:42 - Eğitim --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Karamandan.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Karamandan.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Karamandan.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Karamandan.com değil haberi geçen ajanstır.


BİFA BİSKÜVİYE PERSONEL ALINACAK

GENEL NİTELİKLER VE İŞ TANIMI BİFA BİSKÜVİ VE GIDA SANAYİ A.Ş. Türkiye’nin ilk 200 büyük sanayi kuruluşu içinde yer alan Bifa A.Ş., 1962 yılından bu...

Fisandun Dereköy'de Satılık Hobi Bahçesi

Fisandun Dereköy'de 820 m2 Köy merkezine yakın konumda Dereye yakın mesafede. Yolu bulunan, araçla bahçe başına kadar ulaşım imkanı olan Yakın mesafed...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

SATILIK HOBİ BAHÇESİ

Pınarbaşı Köyünde Karaman Merkeze 15 Km. Pınarbaşı Köyüne 2 Km. Anayola 15 Metre Mesafede Dere İle Sınır 12 Ay Boyunca Su Problemi Olmayan 766 M2 ve 1...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 3+1 Satılık Daire

Karamanoğlu Mehmet Bey Mahallesinde 165 m2 3+1 site içinde Satılık Daire. Site içerisinde 3+1 odalı 165 m2 brüt 145 m2 net kullanım alanına sahip. D...

0(338) 213 40 72 EMLAK REYONU GAYRİMENKUL DANIŞMANLIĞI

Güney Emlak'tan Turkuaz City'de Satılık Daire

Üniversite ve hastaneye yakın konumda Urgan Mahallesi Turkuaz City Konutlarındaki 2+1 daire satılık. 11 katlı binanın 8. katı, 2+1 odalı, brüt 120 me...

0(338) 213 13 33 GÜNEY EMLAK İNŞAAT

Çarşı Merkezde 30 M2 Satılık Dükkan

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Dükkan. Karaman Külhan Mahallesi Alparslan Türkeş parkı karşısı çarşı merkezde cadde üzeri 30 m2 doğu cephe. Dükk...

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Tabduk Emre Mahallesinde Satılık Apart

Karaman Karademir Emlaktan Satılık Apart Daire. Karaman Tabduk Emre Mahallesi.Oba düğün salonu civarı. Üniversiteye yürüme mesafesinde garaj üzeri 1....

NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

Karaman Beyazkent'te Satılık Arsa

Karaman Karademir Emlak'tan Satılık Arsa. Karaman Beyazkent mahallesinde 306 m2 standart proje 2 kat 100 m2 civarı daire ve garaj yapılır. Arsanın k...

0(338) 212 71 73 NAZMİ KARADEMİR/KARADEMİR EMLAK

NOKTA HATASİZ HYUNDAİ GETZ

2007 model 1.5 dizel 4 silindir en fulll vgt HYUNDAİ GETZ.. Henüz 105 binde... Bir değişen birkaç lokal boyalı Hep serviste bakımları yapılmış.. Hep...

GALERİ̇ NOKTA

SATILIK FİAT PANDA

HATASIZ MİNİ JİP 2005 model 1.2 benzinli FİAT PANDA DEĞİŞEN YOK HASAR KAYDI YOK Birkaç parça lokal çizik boyasi var Tüm bakımları yeni yapıldı Trigier...

GALERİ̇ NOKTA

Karaman Markaları

Karamandan.com, Karaman ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 765 24 01
Reklam bilgi


Anket 18 Gün tam kapanma kararını yerinde buluyor musunuz?