Bir damla gözyaşın varsa eğer, bırak onu özgürlüğüne! | Karamandan.com - Karaman Haber

Bir damla gözyaşın varsa eğer, bırak onu özgürlüğüne! | Karamandan.com - Karaman Haber

14 Temmuz 2020 Salı
Bir damla gözyaşın varsa eğer, bırak onu özgürlüğüne!

Lütfen istirham ediyorum, bu yazımı; 
“Özellikle evlat sahibi olanların,
Anne babası, yada biri sağ olanların”,
MUTLAKA, sonuna dek okumasını istiyorum!...
Yüce Allah bizleri yaratmış, adına da yalan dediğimiz, fakat;
İşin aslına bakarsanız, gerçeğe giden yolun basamağı  diyeceğimiz, ahiret yurdunun Ekim tarlası olan, imtihanlara dolu bu alanın adı DÜNYA...

Alemlerin rabbi olan Allah, ahiret yurdumuzun durumunu; Ahrette nasıl bir halde olacağımızı;
Bu alemde, muhatap kıldığı sıkıntılı ve sevinçli, varlıkta ve yoklukta, evlat ve evlatsızlık ta  gösterdiğimiz sabır ve isyana göre mamur edecektir ki!
Sonsuz hayat olan ahirette, bu imtihanın sonun da,
Ya eyvaaaah, yada hamdolsun, şükrolsun diyecek bir yerimiz olacaktır.
Yüce Rabbimiz, dünyada emrince yaşayan, ahiret yurdunda da güzelliklerle mamur bir hayat nasip eylesin duasıyla;

“BİR BABANIN HATIRASINI” sunmak istiyorum!
Annesi öldükten sonra, biz karı koca çalışıyoruz, seninle ilgilenemeyiz bahanesiyle, seksen yaşındaki hasta babasını, huzur evine yatıran oğlu, çok seyrek de olsa onu ziyarete gidiyordu.

Yaşlı adam oğlu dünyaya geldiğinde kırk yaşındaydı. Bundan önceki çocukları yaşamamış, bu oğlunu da kurbanlar keserek büyütmüştü.

Tek evlatlarıydı, bir şey olacak diye içleri titremişti. 
Aaaaaahhhh içim titredi.
Oğlu, o gün huzur evinden bir telefon aldı. Telefondaki ses,” baban çok hasta her an ölebilir” seni görmek istiyor diyordu.

Oğlu arabasına binip oraya gittiğinde, babası zor nefes alıyordu. Oğlu babasının ölmek üzere olduğunu anlamıştı.

Babasının ellerini tutup "Baba senin için ne yapabilirim?" “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu.

Babası feri sönmüş gözleriyle, uzun uzun oğlunun gözlerinin içine bakıp; zor duyulur bir sesle:

"Artık çok geç ama isteseydin çok şey yapabilirdin... Ama yapmadın",
dedi ve devam etti.
"Çoğu akşam yemek yetişmediği için aç yattım. Klimayı açmadılar sıcaktan fenalaştım.

Buzdolabım yoktu, Bir bardak soğuk su içemedim. Sıkıldığımda temiz havaya çıkaranım olmadı.,

Altımı ıslattım diye tokat attılar.
Ayda bir kere banyo yaptırdılar;
kirden vücudumda yaralar oluştu.

Bana bu yapılanlar, arkası kuvvetli olanlara yapamadılar, çünkü onların ilgilenenleri vardı. 
Ben ise kimsesizdim.
Biliyor musun?

En çok da sevgisizlik acı verdi.
Kimse saçımı taramadı, yüzümü okşamadı. Sen terk edilmişlik nedir bilir misin oğlum?
Terk edilmişlik, ölmeden mezara konmaktır, bunu unutma olur mu.

İşte böyle artık her şey için çok geç senin benim için yapacağın hiç bir şey kalmadı.
Ben her şeye alıştım dada!
“Sadece senin özlemine alışamadım." Derken, feri sönmüş gözlerinden iki damla yaş yuvarlanıp yanaklarında dondu.

Oğlu şok olmuştu.
"Bana bunları neden şimdi söylüyorsun, neden daha önce söylemedin?"

Babası, 
"Nasıl söylerdim ki, sen beni koskocaman evinde bir köşeye sığdıramamış, bana burayı layık görmüştün. 
Seni rahatsız etmek istemedim oğlum. Benim için artık çok geç de!..
Ben asıl senin için üzülüyorum.
“Çünkü,  sen yaşlandığında, çocukların seni buraya bırakırlarsa, benim dayandıklarıma sen dayanamazsın”...!

Unutma ki;” ne verirsen onu alırsın oğlum “dedi ve gözlerini kapattı. 
Belli ki, bu konuşma onun son kalan gücünü de tüketmişti. 
Bir saat sonra sıkı sıkı tuttuğu oğlunun eli ellerinden kayıp düştü. 
Evet, bir baba daha içi acıyarak hayata veda etmişti.
Oysaki anne babalar:
 
Yaz demeden kış demeden çalışan,
Evimize ekmeği getiren babam.
Helalinden lokma yedirmek için,
Dizinde takatin bitiren babam.

Giymeyip de bizi güzel giydiren,
Aç bile kalıpta bize yediren.
Derdimizi birebir dert edinen,
Ömrünü çileyle yetiren babam.

Yağmur yağdı çatı oldun bizlere,
Güneş vurdu gölge oldun yüzlere.
Karanlıkta ışık oldun gözlere,
Sonunda görmeyi yitiren babam.

Bilemedik kıymetini kadrini,
Hiç sormadık hatırını derdini.
Feda ettin bizim için kendini,
Mükâfatın Allah versin CAN BABAM

Rabbim hayırlı evlatlar nasip etsin, Cümlemize İNŞALLAH!

Evladım yok, üzülmüyorum ve bunun da bir nimet olduğunun farkındayım.

Cennetin ve Cemalullahın  yolu, ANNE Babanın rızasından geçer.

Hiç değilse OLUPTA, olur ya, bana ve annesine bakmadığı için, cenneti hakkedemeyen bir sorumluluktan dolayı üzülmememizde bir hak nimeti!...

Bizim evladımız yok. Lakin birçok olanlarında, evlatlarından rızası yok.

Dolayısıyla... 
Olanların da benden farkı yok!...
Rabbim ne verirse, hayırlısını versin.

Zihni Ertuğrul
 

Okunma : 1495