Zümrüd-ü Anka Kuşu... | Karamandan.com - Karaman Haber

Zümrüd-ü Anka Kuşu... | Karamandan.com - Karaman Haber

18 Şubat 2020 Salı
Zümrüd-ü Anka Kuşu...

Efsaneye göre Simurg (Phoenix) veya bir diğer ismiyle Zümrüd-ü Anka efsanevi bir kuştur. 

Pers mitolojisi kaynaklı olsa da zamanla diğer Doğu mitoloji ve efsanelerinde de yer edinmiştir. Sênmurw (Pehlevi) ve Sîna-Mrû (Pâzand) diğer isimlerindendir. Ayrıca zaman zaman sadece Anka kuşu olarak da anıldığı olmuştur.

Rivayet odur ki, kuşların hükümdarı olan bilge Simurg Anka, bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...

Tüm kuşlar Simurg'a inanır, biat eder, güvenir ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. 

Bir gün kuşlar dünyasında her şey ters gitmeye başlayınca onlar da Simurg'u beklemeye başlamışlar. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda ümidi büsbütün kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkelerin birinde bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından düştüğünü düşündükleri bir tüy bulmuşlar. Simurg'un yaşadığını anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna çıkıp yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf dağının en yüksek tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte büyük bir kararlıkla göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve sonunda yorgunluktan düşenler olmuş.

-Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp...

-Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş. (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış)

-Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış.

-Baykuş yıkıntılarını özlemiş.

-Balıkçıl kuşu bataklığını.

-Karga peyniri.

-Ağaçkakan ağacı.

-Ördek gölü...

Velhasıl yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen altıncı vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu yedinci vadi "yokoluş" ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... 

Kaf dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg'un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; "Simurg Anka - Otuz kuş" demekmiş.

Otuz kuşun hepsi Simurg'muş. Yani her biri Simurg imiş. 

Demem o ki;

Türkiye’yi tasfiye etmeyi planlayan dahili ve harici güçler, ne yazık ki bu yönde epey yol aldı.

Ülkemiz her yönden kuşatılmış, fiziken-mânen işgal edilmiş, köşeye sıkıştırılmış, hemen hemen tüm kaleleri zapt edilmiş durumda.

Ülkemize yönelik yıllardır adım adım hayata geçirilen felaket sürecinde, final evreye doğru ilerliyoruz. Bize öngördükleri sonu yaşatmak için ülkeyi dönüştürmede siyasi iktidarları kullananlar, muhalefet görünümlü parti ve oluşumları da dizayn ettiler.

Bütün düzen partileri aynı sürece, aynı güç merkezine hizmet ediyor. Bu talihsiz süreçte, yıllarca bir orta oyunu misali sözde siyaset yapan, halkı oyalayıp pasifize eden muhalefet partileri de umut değildir.

“Bağımsız Türkiye” diyoruz lakin hurafe ve ithalci kafalara takılıyoruz. Cumhuriyetin özüne uygun çağdaş bir Türkiye için, farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşayacağımız, ortak gelecek ülkümüzün adresi Türkiye için önerim şu;

Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, 'şaşkınlık' ve 'yokoluşu' da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, harabelerde, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzümüzde uçmak ve Simurg olma zamanıdır…

Yaşar Kiraz

Okunma : 891