Hacı Bayram’ı Bir Görmeliydiniz Beyim | Karamandan.com - | Karaman Haber

Hacı Bayram’ı Bir Görmeliydiniz Beyim | Karamandan.com - | Karaman Haber

27 Mayıs 2018 Pazar
Hacı Bayram’ı Bir Görmeliydiniz Beyim

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmî açılış merasimine katılamayan Arif Bey, Ankara’ya 24 Nisan 1336’da (M. 24 Nisan 1920) ayak bastı.

Bozkırın ortasında toz ve dumandan müteşekkil bu şehirde kutsal bir mücadelenin verilmesi, geleceğe ait ümitlerini filizlendiriyordu.

Mihmandarının “Hacı Bayram Camii’ni bir görmeliydiniz beyim” diyen seslenişine kulak kabarttı.

Ankara’ya ulaşabilen 127 mebus dâhil herkes camide toplanmıştı. Hutbede Halife Padişah hazretlerinin kurtulması ve saadetleri için dualar edilmişti.

Törene katılmış olanların geçeceği yolun iki tarafına halk ve asker sıralanmıştı. En önde yeşil örtülü bir rahlenin üstüne konulmuş olan Kur’ân-ı Kerîm’i ve özel muhafazasında Lihye-i Saadet’i (Hz. Peygamber’in (sas) sakal-ı şerif’i) başının üstünde taşıyan bir kişi ardında yavaş yavaş yürüyen ve her yaştan insandan oluşan merasim alayı, tekbir getire getire Meclis’in toplanacağı binanın önüne gelmişti.

Meclis salonunda herkes yerini aldıktan sonra hocalar, dua ayetlerini hep bir ağızdan okumuşlar. Ülkenin dört bir yanında indirilen hatimlerin duaları da burada yapılmıştı. Hacı Bayram Velî Türbesi’nden alınan sancak da kürsüye dikilmişti. Rahle üstünde getirilen Kur’ân-ı Kerîm ve  Lihye-i Saadet’te kürsüdeki yerini almıştı.

Mihmandar anlattıkça Arif Bey’i böyle bir merasime iştirak edememenin mahzunluğu kapladı.

Ayağının tozuyla meclis binasına yöneldi. Ön yüzündeki geniş saçakları ve iki balkonu binaya belli bir görkem ve şıklık veriyordu. İlk Meclis binası, bir bodrum katı üzerinde yer alan tek katlı, farklı ölçülere sahip dokuz oda ve bir büyük salondan oluşan bir yapıydı.

Giriş kapısından “bismillah” diyerek adım attı. Herkeste tatlı bir telaş vardı. Arif Bey gözünü büyük salona çevirdi. Küçük kürsüyü, tahta sıraları, teneke sobayı ve gaz lambalarını gözünün ucuyla süzdü.

Sıraların mekteplerden, teneke sobaların işyerlerinden, gaz lambalarının kahvehanelerden, halıların evlerden getirildiğini öğrendi. Hatta konuşma zabıtlarını yazmak için bakkal defterleri temin edilmişti.

Gözü küçük bir kürsü üzerindeki levhaya takıldı. Levhada şunlar yazılıydı:

“Ve emruhum şûrâ beynehüm-İşlerini istişare ile yürütürler” (Şûra Süresi 38. Ayet)

***
Arif Bey’den 2 gün sonrada Hulusi Bey Ankara’ya geldi.

İşte Konya mebusları Kasabalı (Kâzımkarabekir) Arif (Baysal) ve Ermenâklı Hulusi (Göksu) beyler ilk meclisin Karamanlı olan simalarıydı.

Yalnız Hulusi Bey, rahatsızlığı sebebiyle uzun bir süre meclis çalışmalarına katılamayarak izinli olarak Ermenek’e gitmiş ve izni bittikten sonra meclise gelemediği için müstafi sayılmıştır.(30 Nisan 1921/1337)

İşte, imparatorluk tarihinin en sivil, en demokratik ve en renkli meclisinde mebuslar kimi zaman tartışmışlar, kimi zaman kara kara düşünmüşler kimi zamanda tek vücut olmuşlardır.

Kalplerindeki vatan sevgisiyle hedeflerinden asla taviz vermemişlerdir.

Sonunda Allah’ın izniyle hayallerini süsleyen zafere ulaşmışlardır.

Ebediyete intikal eden mebuslarımızı hayırla yâd ediyoruz.

Arif Bey (BAYSAL) kimdir?

(1861-1945/6)

Karaman’ı ilk Meclis’te temsil eden Konya mebusu.

Karaman Gaferiyat’ta (Kâzımkarabekir) doğdu. Babasının adı Sadık, annesinin adı Şerife’dir.

Özel öğrenim görerek Karaman’da çeşitli memuriyetlerde bulundu. Husûsî Mahkeme Başkâtipliği ve Reji Müdürlüğü (tekel idaresi) yaptı.

Kuvâ-yı Milliye’nin önde gelen isimlerinden biri olan Arif Bey, Karamanlı Tevfik Fikret Bey ile Büyük Millet Meclisi Mebus Seçimi’nde aday oldu. Arif Bey, Konya’dan 13, Akşehir’den 21 ve Ilgın’dan 10 rey olmak üzere 96 rey alarak Konya mebusu seçildi (28 Mart 1920).

Arif Bey diğer Konya mebusları ile birlikte Meclise açılışının ikinci günü katıldı (24 Nisan 1920).

Mecliste maliye, anayasa, bütçe, dilekçe, sayıştay, bayındırlık ve Defter-i Hâkânî (tapu kadastro) komisyonlarında çalıştı. Dönem içerisinde kürsüde beş konuşma yaptığı gibi bir soru önergesi ve kanun önerisi vermiştir.

Delibaş isyanı sırasında Arif Bey, Ankara’dan Karaman’a gelmiş ve buradan Mustafa Kemal Paşa’ya olayla ilgili mektup göndermiştir. Telgraf hatları isyancılar tarafından kesilmiş olması nedeniyle Arif Bey, Ankara ile haberleşemiyordu. Karaman Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri ile ortak hareket eden Arif Bey halkın endişeye kapılmaması için beyannâme hazırladı. Bildiri belediye tellalı tarafından şehrin her yerinde okundu. Arif Bey, eşkiyanın şehre girmesini önlemeye çalışmış ancak köylülerin eşkiya ile işbirliği yapması bunda başarılı olmasına neden olmuştur.

Dâhiliye Vekili Refet Bey’in Karaman’a gelerek isyanı bastırması üzerine tekrar Ankara’ya hareket etmiştir. Arif Bey, Bağdat Demiryolları’nın nakliyat tarifesi ile ilgili kanun görüşmelerinde söz almıştır.

Arif Bey, Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid Han tarafından kaymakamlık rütbesi ile sırmalı elbise ve kılıçla taltif edilmiştir.

Arif Bey, ihtiyarlığı dolayısıyla görevinden çekilmiş ve milletvekili emekli maaşı almaya başlamıştır. Birinci dönemdeki milletvekilliği sonra erince Yeniceköy ve Beydili’deki arazisinde çiftçilikle meşgul olmuştur.

TBMM albümünde ölüm tarihi 13 Ocak 1946 kaydı bulunmasına rağmen, özlük dosyasında bulunan ve kızı Şerife Baysal tarafından verilen özgeçmişte, babasının 13 Ocak 1945 tarihinde vefat ettiğini beyan etmiştir. Arif Bey, evli ve 3 çocuk sahibi idi.

BİBLİYOGRAFYA:

TBMM Albümü, c. 1, Ankara 2010, s. 44; Ahmet Atalay, Konya Kuva-yı Milliyecileri (İlk Meclise Girenler) c. 1, Konya 1997, s. 257; Tuba Elmas, Millî Mücadele’de Karaman, İstanbul 2015, s. 43; Ahmet Avanas, Millî Mücadele’de Konya, Ankara 1998, s. 98.

Uğur ERKAN

Okunma : 3157
Foto galeri