Yol Hikayeleri (2) | Ama Bizim Hiç Paramız Yok ki | Karamandan.com - Karaman Haber

Yol Hikayeleri (2) | Ama Bizim Hiç Paramız Yok ki | Karamandan.com - Karaman Haber

18 Eylül 2020 Cuma
Yol Hikayeleri (2) | Ama Bizim Hiç Paramız Yok ki

Şehrin buza kestiği günlerden biri. Bu kez yol bizi şehrin nezih mahallelerinden birine getiriyor. Evine konuk olduğumuz 30'lu yaşlardaki ablamız kanser hastası ve tedavisi devam ediyor. 

Kendisine kanser hastalığı teşhisi konulduktan bir süre sonra yine o bilindik bir şey oluyor, kendisinin desteğine en ihtiyacı olduğu bir dönemde kocası kadını terkediyor. Sonra boşanma davası açıyor. Kadın, iki evlâdı ile birlikte, kendi memleketinde bir sürgün hayatı yaşamaya başlıyor. Hasta olduğu ve tedavisinin devam etmesi nedeniyle çalışamıyor. Çocuklar ise 'okumaya çalışıyorlar' yarı aç, yarı tok.

Sürgün yaşadıkları mahallede ev kirası bir dert, elektirik su doğalgaz faturaları bir dert, karın doyurmak ayrı bir dert. Daha bir gün önce ev sahibi kapıya gelmiş; "kira!" demiş de başka bir şey dememiş. "Bana gıda paketi vermeyin." diyor kanser hastalığına yakalandığı için kocası tarafından terkedilen  toplumun görmezden geldiği kadın. "Gıda paketi yerine para verin bize, kiramızı ödeyelim, biz kuru ekmekle karnımızı doyurabiliriz, ama yeter ki şu evsahibi gelip durmasın kapıya kira diye."

Şehir yine üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi duyarsız. Yoldayız yine. Soğuk tenimizi yakıyor. Sarhoş kahkahaları, yüksek volüm müzik sesleri, ağzına kadar dolu kafelerin, alışveriş merkezlerinin, namazdan henüz çıkan Müslümanların bulunduğu cami önlerinden geçiyoruz.

Tek katlı bir evin önünde duruyoruz. Bu kez bir baba karşılıyor bizi kapıda. Eski bir dostu görmüş gibi tebessüm edip içeri buyur ediyor bizi. Oğlu 3 yaşında. Yetişkin bir insanın katlanamayacağı birkaç çeşit hastalığı bedeninde yaşıyor. Kimbilir, belki de 'yaşamak' denen şeyin acıdan ibaret olduğunu kanıksamıştır doğduğu günden bu güne. Ağrı ve sancı çekmeden, saglıklı yaşamanın ne olduğunu bile bilmiyordur.

Baba işsiz. Yana yakıla iş arıyor. Ev kira, hasta olan evladının masrafları ona göre, keza evin masrafları...

Bir başka mahallede bu kez 6 yaşında bir kız çocuğu açıyor kapıyı bize. Baba evde yok. İnşaatlarda çalışıyormuş. Yazdan kalma bir alacağı varmış çalıştığı inşaatın ustabaşından. Onu kimbilir kaçıncı kez istemeye gitmiş. Evde anne sancılar içinde, kanser yayılmış. "İlaç kullanmıyor mu? Doktor ilaç vermemiş mi bu tür durumlar için?" diye soruyorum. Kapıyı açan kız çocuğu cevap veriyor; "ama bizim hiç paramız yokki, ilaç 90 liraymış, babam alacağını alabilirse anneme ilaç alacak." 

Baba, 120 lirasını ustabaşından alabilirse 90 lirasına ilaç alacakmış. Bir de... annesinin canı tavuk yemeği çekmiş, tavuk alacakmış marketten.

Şehrin uzak mahallelerinden birine gitmek üzere yola çıkıyoruz. Elim telefona gidiyor. Facebook bildirimlerine takılıyor gözüm. Dünyanın kendi eksenleri etrafında döndüğünü sanan ve bu şehirde yaşayan bazı hanımlar yine envai çeşit yemek, pasta, kek vs. fotoğrafları paylaşmışlar, "bugün de böyle" diye not düşmüş biri altına. Biri 'Yasak Elma' diye bir dizinin fotoğrafını paylaşmış, "bayılıyorum şu Ender'e" diye yazmış...

Acaba mümkün müdür insanlara duyarlılığı öğretmek, insanın yüreğindeki güzelliği gösterip kabukla ilgilenmemelerini sağlamak, yakından uzağa doğru paylaşmanın mutluluk verdiğini anlatabilmek. En büyük yeteneğin yemek yapmak ve bunu sosyal platformlarda paylaşmak değil de, etrafındaki ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak olduğunu anlatabilmek?!

Uzak bir mahalleye geliyoruz. Biraz önce "kendilerini ziyaret edeceğimiz" haberini verdiğimiz ailenin iki çocuğunun bizi evlerinin kapısında beklediğini farkediyor, üzülüyoruz. Hava çok soğuk.

Bizi görünce ikisinin de yüzünde güller açıyor. Üşümüşler bizi beklerken.

Hep birlikte eve giriyoruz. Bu kez ortada bir sofra ve bir tepsi içinde hiç dokunulmamış makarna var, salçalı. Bizi beklemişler "hep birlikte yiyelim" demişler.

Ardından, yol bizi baska bir eve götürüyor. Bir çocuk kanser hastasının evini ziyaret ediyoruz. Baba yok. Boşanmış. Anne çocuklarını alıp babaevine dönmüş. "Gitti, o kötü kadınla evlendi, bir daha da bizi aramadı" diyor hasta kızımız zorlukla, yutkuna yutkuna. Konuyu değiştiriyoruz.

Hiç denize gitmemiş kızımız. Bir de tablet istiyor bizden. "Herkesin tableti var" diyor. Canı çok sıkılıyormuş çocuklar okula gidince. 

Kemoterapisi bitip kontrollere başladığı zaman onu, eğer doktoru da olur derse kardeşleriyle birlikte denize götürme sözü veriyorum, "annem de gelsin mi?" diyor sevinçle.

Yol bizi bekliyor. 

Adeta; insan olmanın vasfı insanca yaşamaktır. İnsanca yaşamak ise sorumluluklarını yerine getirip etrafına karşı duyarlı olmaktır!" diyor yol.

Değerli okur. Yukarıdaki anlattıklarım şehrimizin gerçeğidir, öteki Karaman'dır. Var olan ama görmezden gelinen bir manzaranın tasviridir. 

Belki bazılarınızı ilgilendirmeyebilir. Ama temel hedefimiz yaptığımız işin büyüklüğünün farkındalığını göstermek ve arttırmaktır.

Vatansever olmak toplumsal gücün, yine toplum faydasına yönlendirilmesini sağlamaktır.

Başta dernek başkanımız Avukat Şafak Yamanel ve başkan yardımcımız Kezban Gültekin hanımlar olmak üzere bir avuç vefalı memleket severin yaptıkları fedakar çalışmalar bu şehrin insanlarına unutulan değerleri de hatırlatmak amacı taşıyor.

Bizler İmaret Kültürü'nün başkentinde yaşayan insanlarız. 

Yollara çıkacağız, ilçelere köylere ineceğiz ve soracağız hastaya, yolda kalmışa; "sizin için ne yapabiliriz?" 

Takılmamalıyız oturdukları yerden ahkam kesenlerin sözlerine. Dertsiz olup yaşadıkları şehri de öyle sananların vurdumduymazlığına.

Bir insanın gözünde umut ışığı olabilmenin ne anlama geldiğini bilmeyenleri biz de görmeyeceğiz.

Hayatı değişen bilmem kaç yoksul kanser hastasını kucaklayarak onların yüzlerindeki mutluluk ifadeleriyle mutlu olup, başımızı yastığa huzurla koyacağız.

Bunu sizlerle birlikte gerçekleştirmek, başarmak istiyoruz.

Ümitvar olacağız ve Karamanımızda yanan bu mum yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.

Hayra doğru İnşaallah...

Bağışlarınız için: Mutlu Yüzler Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 

İban: tr68 0001 0023 2091 8217 1750 01
Hesap no: 91821717-5001  2320-Piri Reis/ Karaman
Ziraat Bankası 

Dernek irtibat adresimiz: 

KARAMAN SANAT GALERİSİ
Nefise sultan mahallesi 1.istasyon caddesi No: 86/A Karaman
İrtibat telefonumuz: 0555 707 1664

Salih Cengiz

Okunma : 2733