Karamandan.com

Karamandan.com

12 Kasım 2019 Salı
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
Ferruh AĞCA Özet: Karamanlılar, 20.
Kategori : Türkiye Gündemi
11 Eylül 2019 18:05
 

Ferruh AĞCA

Özet: Karamanlılar, 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar yoğun olarak Orta ve
güney Anadolu’da yaşayan Hıristiyan Türklerdir. 1924 yılında Yunanistan ile
yapılan nüfus mübadelesi sonucunda, Yunanistan’a gönderilen Karamanlılar,
bugün neredeyse asimile olmuşlardır.

Bu makalenin konusunu,
Karamanlıların kimlikleri ve kökenleri, Karamanlı ağzıyla 17.-20. yüzyıllar
arasında meydana getirilen eserler ve Karamanlı ağzının belirgin yazım, ses
ve şekil özellikleri oluşturmaktadır.

Karamanlı adı, 20. yüzyılın ilk onlu yıllarına kadar, genel olarak iç ve güneybatı Anadolu’da yaşayan Hıristiyan Türkler için kullanılmaktadır. Osmanlı


İmparatorluğu zamanında, Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan
bu Türk topluluğu, Hıristiyan olmalarının yanı sıra Türkçe’den başka bir dil
bilmemeleri ve genellikle dinî karakterde olan eserlerini Grek alfabesiyle Türk


dilinde yazmış olmaları nedeniyle, her zaman araştırmacıların dikkatini çekmiştir.

 Bu yazı, “Karamanlı Türkçesi Morfolojisi” başlığı altında, Erciyes Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü’nde 2000 yılında tamamlamış olduğum ve yayınlanmamış bulunan
yüksek lisans tezimden hareketle yazılmıştır.  Dr., Osman Gazi Üniversitesi. 
Ferruh AĞCA
4
Bu anlamda bir taraftan Anadolu’da Hıristiyanlık inancına bağlı olan diğer taraftan
da Türkçe konuşan ve yazan bu topluluğun dili ve kökenleri konusu, araştırmacıları
bugüne kadar meşgul etmiştir. Karamanlılar, 1924 yılına kadar çoğunlukla orta
Anadolu’da Niğde, Nevşehir, Karaman, Kayseri ve Konya gibi şehirlerde, daha
genel bir ifadeyle Trabzon-Silifke hattında yer alan şehirlerde ve hatta Suriye,
Balkanlar, Basarabya ve Kırım’da (Eckmann 1950: 165), Rumeli’de Tesalya,
Makedonya ve Tuna’da (Anhegger 1988: 73) yaşamışlardır. Karamanlılar, Millî
Mücadele’den sonra 1924 yılında Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi
antlaşmasından sonra Yunanistan’a gönderilmişlerdir. Nüfus mübadelesiyle
Yunanistan’a gönderilen Karamanlılar, bir taraftan Hıristiyan oldukları için; diğer
taraftan da Türkçe’den başka bir dil bilmedikleri için Müslüman Türklerle
Yunanlılar arasında kalmışlardır. Mübadeleden sonra Yunanistan’da kendilerini
yabancı hisseden Karamanlı Türkleri, Türkçe konuştukları için, Yunanlılar
tarafından “Yunan adına lâyık olmayan … yarım Hıristiyan … kara dinli …
Karamanlılar” (Balta 1998: 4) olarak görülmüşlerdir. Karamanlı nüfusu, 1924
yılında 1 milyon civarında iken, bugün Yunanistan’da sayıları iyice azalmış ve
büyük çoğunluğu Türkçe’yi tamamen unutmuştur.
1. Karamanlıların Adı ve Kökeni
Anadolu’nun Türkçe konuşan Hıristiyanları için Karamanlı adı, ilk defa 1553–
1555 yılları arasında İstanbul ve Anadolu’yu gezen Alman Hans Dernschwam’ın
seyahatnamesinde (1992) geçmektedir. Dernschwam’a göre Hıristiyan olan, Türkçe
konuşan, Yunanca bilmeyen ve Caramanos adıyla anılan bu topluluk, İstanbul’da
Yedikule’de oturmaktadır ve buraya Karaman’dan gelmiştir. Evliya Çelebi de ünlü
eseri Seyahatnâme’de Alanya’dan bahsederken; “Kadim eyyamdan beri Urum
keferesi bir mahalledir, cümle üç yüz haraçtır; amma asla Urum lisanı bilmeyüp
batıl Türk lisanı bilürler” diyerek güney Anadolu’da yaşayan Karamanlılara işaret
eder.
Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Hıristiyanlığa inanan, günlük
yaşamında Türkçe konuşan, eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazan ve başka
bir dil bilmedikleri için dinî törenlerini bile Türk diliyle yapan Karamanlıların
kimliği ve Karamanlı adının kökeni konusunda, genel olarak birbirinden farklı iki
görüş ileri sürülmüştür. Konuyla uğraşan birçok araştırmacı Karamanlıların Türk
olduklarını kabul ederken, Yunanlı araştırmacılar ise genellikle Karamanlıların Rum
olduklarını iddia etmektedirler.
Yunanlı araştırmacılar, Karamanlıları Hıristiyan olmaları ve Grek alfabesini
kullanmış olmalarından dolayı Rum kabul etmekte, onların dil ve kültürlerinin
Osmanlılar tarafından zorla değiştirildiğini iddia etmektedirler. Evangelinos
Misailidis, 1896 yılında basılan bir kitapta kendilerini “hurufumuz Yunanca, Türkçe 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
5
meram ederiz” şeklinde tarif etmiş olan Anadolu’daki Hıristiyan topluluğa
‘Karamanlı’ denmesine karşı çıkmış, onlara “Türkçe konuşan Ortodokslar”
denilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Anhegger: 1988: 117). Salaville ve
Dalleggio’ya (1958) göre, Türkler hâkimiyeti altında bulundurdukları milletlerin
dillerini değiştirmişlerdir. Yine Hüdaverdoğdu-Theodos da Karamanlıların Yunan
olduklarını ve Türklerin dillerini zorla değiştirdiklerini iddia etmiştir. Bugün de
Balta (1996) gibi, Karamanlıların Türk olmadığını savunmaya devam eden
araştırmacılar vardır. Bunlara göre Karamanlılar, Anadolu’ya Türklerden önce
gelen, Yunanlı ya da en azından Romalı olduklarının bilincinde olmayan
kimselerdir (Balta 1998: 4).
Her şeyden önce, Türklerin yalnız Osmanlı İmparatorluğu zamanında değil,
ondan önceki zamanlarda da herhangi bir milletin dilini ya da kimliğini zorla
değiştirmediği, tarihî veriler ışığında bilinen bir gerçektir. Şayet iddia edildiği gibi,
Karamanlıların dilleri ve kimlikleri zorla değiştirilmiş olsaydı, İstanbul’da yaşayan
ve dinî ya da dindışı eserlerini Rumca yazan Rumların da Türkçeden başka bir dil
bilmiyor olmaları gerekirdi (Güngör 1998: 227 ).
Yine Osmanlı İmparatorluğu, millet yerine ümmet esasına dayalı bir sistemle
idare edildiği için, bünyesinde Müslüman nüfusun yanı sıra Rum, Ermeni ve
Yahudiler gibi bir süre gayrimüslim Balkan ülkesi halkı da bulunmaktaydı. Millet
yerine ümmet esasıyla yönetilen bir devlette, Karamanlılar gibi gayrimüslim
toplulukların milliyet ve dillerinden önce dinlerinin değiştirilmiş olması gerekirdi.
Ancak Osmanlı imparatorluğunda Hıristiyan ve Musevî inancında olan topluluklar,
dinlerini her zaman kendi mabetlerinde kendi dilleriyle yerine getirme imkânına
sahip olmuşlardır. İmparatorluğun yıkılışından sonra da bu gayrimüslim
toplulukların dinleri ve dillerini korudukları görülmüştür.
Karamanlılar, Osmanlı tebaasındaki başka milletlere mensup gayrimüslimlerden
farklı olarak, yalnız Türkçe konuşmaları ve yazmalarından dolayı değil, aynı
zamanda yaşam biçimleri, gelenek ve görenekleri bakımından da Müslüman
Türklerden farklı değildir. Bu bakımdan Osmanlı Devleti zamanında Anadolu’da
oturan, Türk olan ve Türkçe konuşan Hıristiyanlara Karamanlı, Türk olmayan ve
Rumca konuşan Hıristiyanlara ise Rum adı verilerek aralarında daima bir ayırım
yapılmıştır (Sertkaya 2004: 1). Osmanlı İmparatorluğu zamanında İstanbul’da
yaşayan Rumlar, dinî ya da kültürel eserlerini Yunan alfabesiyle ve Yunan dilinde
yazıp, dinî ayinlerini kendi dilleriyle yaparlarken, Anadolu’da yaşayan Hıristiyan
Karamanlıların Türkçe’den başka bir dil bilmemeleri, onların Rumlardan farklı
olduklarını göstermektedir.
Yunanlı araştırmacılar tarafından ileri sürülen iddiaların, Türklerin geçmişten
günümüze kadar kullandıkları alfabe ve yaşadıkları inanç sistemleri dikkate alındığı
zaman da bilimsel verilerle bağdaşmadığı görülür. Çünkü Türkler, tarih boyunca
birçok din ile temasta bulunmuş, din değişikliğine bağlı olarak da, Türk diline ait 
Ferruh AĞCA
6
metinlerin yazımında birçok alfabe kullanmışlardır. Tarih boyunca değişik din ve
kültürlerin kesiştiği bölgelerde yaşamış olan Türkler, farklı zamanlarda farklı dinleri
kabul etmekten kaçınmamışlardır.
Türkler bugüne kadar, Tengricilik, Maniheizm, Budizm, Hıristiyanlık,1
Musevîlik ve İslâmiyet gibi çeşitli dinlerle temas etmişlerdir. Bugün de Türk
dünyasının büyük bir çoğunluğu İslâmiyet’e inanmakla birlikte, değişik inanç
sistemlerine bağlı Türk toplulukları hâlâ mevcuttur. Karayların Musevî,2
 Sarı
Uygurların Budist, Gagavuz ve Urum Türkleri3
 ile Çuvaş, Saha, Dolgan ve TofaKaragasların Hıristiyan olmaları, bu toplulukların Türk olmadıkları anlamına
gelmez. Dolayısıyla Karamanlıların da Hıristiyan olmaları, onların yine Hıristiyan
olan Yunanlılarla aynı kökene sahip olduklarını göstermez. Çünkü milletlerin inanç
sistemlerindeki benzerlikler ya da farklılıklar, milletleri köken bakımından birbirine
yaklaştırmaz ya da uzaklaştırmaz. Farklı coğrafyalarda ve dinlerin tesiri altında
yaşasalar bile toplulukları birbirine bağlayan, aynı milletin mensupları olduklarını
gösteren en önemli ayraç dildir.

1 Türklerin Hıristiyanlık ile ilk defa ne zaman temas ettikleri tam olarak bilinmese de daha
5-6. yüzyıllarda Türkistan’da misyonerlik faaliyetlerinin olduğu ve bunun sonucunda
daha sonraki yüzyıllarda Türkler arasında az da olsa bu dinin kabul gördüğü
bilinmektedir. Bu yüzyıllardan itibaren Hıristiyanlığın Nesturî mezhebi, Orta Asya’da
Türklerin yanı sıra diğer bazı kavimlerin de inanç sistemi haline gelmiştir. Eski Uygur
Türkçesi’nden kalan eserler arasında Turfan havzasının kuzeyindeki Bulayık’ta, Süryani
ve Uygur alfabeleriyle yazılmış Hıristiyanlığın Nesturî mezhebine ait metinler
bulunmuştur (Zieme 1974). 2 Türk dünyasında Karay Türkleri hem alfabe hem de inanç sistemi bakımından Türk
dünyasında ayrı bir yere sahiptir. Türk dünyasında Musevilik inancına sahip tek Türk
topluluğu olan Karay Türkleri, Litvanya ve Kiril alfabelerinin yanı sıra Musevilik inanç
sisteminin gereği, metinlerinin yazımında İbrani alfabesini de kullanmışlardır (Gökçe
2000). Dolayısıyla bugün Türk oldukları konusunda hiç kuşku bulunmayan Karayları, din
ve alfabe farklılığından dolayı başka bir kökene dayandırmak mümkün değildir. 3 Bir diğer Hıristiyan Türk topluluğu olan Gagavuzların da Türklerin hangi boyundan
geldikleri konusunda çeşitli görüşler vardır (Güngör-Argunşah 2002: 6-12). Yine,
Kırım’da yaşayan ve kökenlerinin Oğuz-Kıpçak karışımına dayandığını düşünen Urum
Türkleri de Hıristiyandır. Anadolu, Balkanlar ve Kırım üçgeninde yaşayan Karamanlı,
Gagavuz ve Urum Türklerinin Hıristiyanlığı ne zaman kabul ettikleri ve hangi Türk boy
ya da boylarından geldikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, hemen hemen aynı
coğrafyada yaşamaları, bu üç Türk topluluğu arasında bir bağlantının olduğunu
düşündürmektedir (Anzerlioğlu 2002: 227). Hatta Gagavuzların kendi yazı dilleriyle
eserler vermeye başlamadan önce, Hıristiyanlık dinine ait öğretileri Grek alfabesiyle
yazılmış Karamanlı metinlerinden takip etmiş olmaları (Manof 1940: 421), bu ihtimali
kuvvetlendirmektedir. 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
7
Karamanlıların Türk olmadıklarını iddia eden araştırmacılar, onların Hıristiyan
olmalarının yanı sıra, metinlerinin yazımında Grek alfabesini kullanmalarını da
Türk kökenli olmadıklarının bir delili olarak ileri sürmüşlerdir. Ne var ki bir
milletin kullandığı alfabe, o milletin ait olduğu medeniyet dairesi ya da ait olduğu
din ile ilgilidir ve her din, alfabesi ile terminolojisini de beraberinde getirdiği için,
aynı alfabeyi kullanan toplulukları bir millet saymak bilimsel bir yaklaşım değildir.
Dolayısıyla bir topluluğun yazı sistemine bakarak, o topluluğun milliyeti hakkında
sonuca varmak zordur. Kaldı ki Türkler, tarih boyunca değişik alfabeler
kullanmışlardır. Türk Runik, Mani, Soğd, Uygur, Brahmi, Tibet, Süryani, Arap ve
Kiril alfabeleri Türklerin tarih boyunca kullandıkları alfabelerdendir.
Bunlardan Grek alfabesi Türklerin kullandığı en eski alfabelerden biridir.
Mevcut bilgilerimize göre Grek alfabesiyle yazılmış en eski Türkçe kelimeler,
Bizans kroniklerinde geçen 2. yüzyıla ait yayık (Dayıks) ve 6. yüzyıla ait yoğ
(Dohia) kelimeleridir (Tekin 1997: 105–106). Yine Bizans kroniklerinin Türklerle
ilgili bölümlerinde Türkçe kişi adları ve unvanlar, Grek alfabesiyle yazılmıştır. 9.
yüzyıldan kalan Tuna Bulgarları kitabelerinde Grek alfabesiyle yazılmış metinler
vardır. Bunlar arasında Nagy-Szent-Miklos hazinesindeki 9 kelimelik Boyla Çapan
kitabesi (Erdal 1988) de Grek alfabesiyle yazılmıştır. Dolayısıyla, Karamanlı ağzına
ait metinlerin yazımında kullanılmış olan Grek alfabesi, tarihte Türklerin kullandığı
alfabelerden biridir.
Karamanlıların Türklerin hangi boyundan oldukları, Hıristiyanlığı tam olarak ne
zaman kabul ettikleri konularında da çeşitli görüşler vardır. Karamanlıların Selçuklu
Devleti zamanında Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Türkmenler mi olduğu yoksa
daha önce Karadeniz’in kuzeyinden gelen ve Bizans İmparatorluğu tarafından
devletin uç bölgelerine yerleştirilip Hıristiyanlaştırılan Peçenek, Kuman, Uz ve
Kıpçak Türklerinin kalıntıları mı olduğu konusunda da kesin bir ifade kullanmak
şimdilik mümkün görünmemektedir. Eckmann’a (1988: 89) göre, Hıristiyanlığı
kabul etmiş Türklerin soyundan gelen Karamanlılar, XIV. yüzyılda Karaman
Beyliği’nin himayesine girdiği için Karamanlı adını almış, daha sonra da
Anadolu’da yaşayan bütün Hıristiyan Türkler için “Karamanlılar” adı kullanılmıştır.
Bir başka görüşe göre Karamanlılar, Karadeniz’in kuzeyinden göç ederek
Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarına yerleştirilen ve Hıristiyanlaştırılan
Kıpçak, Kuman, Peçenek ve Uz Türklerinin kalıntısıdır. Nitekim Bizans
kroniklerinde, 1040’lı yıllarda Peçenek kumandan isimleri olarak Sulça, Selte,
Kateleim ve Karaman isimlerinin zikredilmesi (Kurat 1992: 57), Karamanlıların
Peçeneklerden gelmiş olmaları ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Eröz (1983: 11) de,
Bizans İmparatorluğunun aralarında Karaman adında bir kumandan isminin de yer
aldığı Peçenek Türklerini, ülkenin doğu sınırlarına yerleştirdiğini kaydeder:
“1049 yılında, Selçuklular’ın Doğu Anadolu’ya yaptıkları akınlara karşı,
Bizan İmparatoru Konstantin monomach, Peçenekler’den on beş bin kişilik 
Ferruh AĞCA
8
bir atlı birlik kurdurmuş ve başlarına o sırada Konstantinopol’de bulunan dört
peçenek büyüğünü (Sülçe, Selte, KARAMAN, ve Katüleyn) getirmiştir.”
Bir diğer görüşe göre ise, Karamanlılar, Karamanoğulları beyliğinde
Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Türkmenlerin devamıdır.4
 Türk ortodoks kilisesi
episkoposu Selçuk Eren Erol ve Patrik Turgut Eren Erol, kendilerinin “Oğuz”lardan
olduklarını söylemektedirler (Cihangir 1996). Karamanlıların özellikle
Karamanoğulları beyliğinin sınırları içinde yer alan Kayseri, Niğde, Nevşehir,
Konya, Karaman şehirlerinde yoğun olarak yaşamış olmaları bu ihtimali
kuvvetlendirmektedir.
Anzerlioğlu, Bizans tarihinde, Karamanlı-Karamanie (Karamanie Krallığı)
şeklinde geçen bir gruba rastlanıldığını ifade eder. Buna göre, Bizans tarihinde 1205
yılında Alişir ve emrindeki Karamanieler tarafından Edirne’ye bir saldırıdan söz
edilmektedir. Bizans kroniklerinde sözü edilen Alişir, “Bizans İmparatorluğu
hizmetinde çalışan binlerce Peçenek, Uz, Kuman Türkleri dışında Bizans’a hizmet
etmiş bulunan Anadolu Türkmenlerinden birisidir” (Anzerlioğlu 2002: 227).
Anzerlioğlu (2002: 227), Bizans kroniklerinde adı geçen Karamanieler ile
Anadolu’daki Karamanlılar arasında bağlantı kurmaktadır:
“… M.S. 5. yüzyılda Hunlardan başlamak üzere Bizans’a hizmet eden
Bulgar, Peçenek, Uz, Kuman Türkleri kadar Anadolu Selçuklu ve
Türkmenleri de ön koşul olarak Hıristiyanlığı kabul ile benzer bir hizmette
bulunmuşlar ve adı geçen bu Türkler ayrı bir isimlendirmeyle, Türkopoller
olarak tanınmışlardır. … Karamanielerin İzzettin Keykavus’a destek veren
Anadolu’daki Karamanlılarla bir bağlantıları olma ihtimali oldukça yüksek
görünmektedir.”
Eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazan Hıristiyan Türklerin Karamanlı
ismini nereden aldıkları ve hangi Türk boyundan oldukları konusunda tam bir
açıklık olmamakla birlikte, yoğun olarak Konya, Niğde, Nevşehir ve Karaman
yerleşim birimlerinde yaşamış olmalarından dolayı, Karamanlı isminin coğrafî bir
tanımlamadan kaynaklandığı düşünülmektedir. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi,
Karamanlı isminin boy isminden de kalmış olabileceği ihtimali de gözden uzak
tutulmamalıdır.
Karamanlıların isimlerini nereden aldıkları ve Türklerin hangi boyundan
geldikleri tam anlamıyla ispatlanamasa da, onların Türkçe’den başka bir dil
bilmemeleri, yaşam biçimleri ve gelenek-görenekleri bakımından Müslüman
Türklerden farklı olmamaları ve Şeriye Sicillerinden anlaşıldığı üzere, adlarının
Türkçe olması gibi sebepler, Türk olduklarını ispat etmektedir.

4 Cami (1932: 24-27), Mollova (1980: 201), Eröz (1983: 31) gibi araştırmacılar,
Karamanlıları köken bakımından Karamanlıoğlu beyliği ile ilişkilendirmişlerdir. 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
9
Karamanlıların Türk olduklarının en belirgin göstergelerinden biri, kişi adlarının
Türkçe olmasıdır. Karamanlı nüfusunun en yoğun olduğu bölge olan Orta Anadolu
şehirlerindeki Şer’iye Sicilleri ve Tapu Tahrir Defterlerindeki kayıtlar, bu bölgede
yaşayan Hıristiyanların adlarının Türkçe olduğunu göstermektedir. Bu adlar
arasında Bulgar veled-i Sevundük, Musa veled-i Bulgar, Arslan Karaman, Uğurlu
veled-i Karaman, Timur, Melikşah, Karagöz, Kaplan, Yağmur, Aydoğdu,
Tanrıvermiş, Bahadır, Tursun bin Turmuş, Bahadır gibi Türkçe adlar (Anzerlioğlu
2002: 214-219), Karamanlıların Türk kökenli olduklarının en belirgin işaretidir.
Şayet bazı araştırmacıların iddia ettikleri gibi, bunların dili zorla değiştirilmiş
olsaydı, Karamanlılar arasında en azından Rumca kişi adlarının yaşıyor olması
gerekirdi.
Anadolu’daki Hıristiyan Türkler arasında mübadeleye kadar sadece Türkçe
konuşulduğunun en önemli kanıtı, bugün Yunanistan’daki Karamanlıların “böyle
Türkçe gonuşurduk. Urumca gonuşan yoğudu.” (Anzerlioğlu 2002: 220) şeklindeki
ifadeleridir.
16. yüzyıldan itibaren eserlerini Türk dilinde Grek alfabesiyle yazmış olan
Karamanlıların ibadet dili de Türkçe’dir. İbadet esnasında Yunanca, bazen İncil ve
ilahiler okunurken kullanılmış; ancak vaazlar daima Türkçe ile yapılmıştır.
Mübadeleden (1924) sonra, Karamanlıca eserlerin sayısında görülen azalmaya
karşılık, Türkçe kendi aralarında hâlâ konuşulmaktadır. Özellikle yaşlılar arasında
Türkçe yoğun bir şekilde konuşulmaya devam etmiştir. Hatta “ben bunların
dilinden çokça bilmem. Çoğunu anlamam biliyon mu …”, “Türkçe konuşuyorlardı.
Buraya gelincik de Türkçe konuşuyorduk. Urumca bilen yok idi. Çocuklarımız
bilmiyordu Urumca. Yasak ettiler bizim dilimizi mektepte.” (Anzerlioğlu 2002: 221)
türündeki ifadelerden, bugün Yunanistan’daki birinci nesilden olan Karamanlıların
Türkçe konuşmaya devam ettikleri, buna karşılık Yunanca konuşabilme konusunda
sıkıntı içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Hatta bu cümlelerdeki Yunanca için
“bunların dili”, Türkçe için ise “bizim dilimiz” ifadesini kullanmış olmaları,
Karamanlıların kendilerini nasıl hissettiklerini göstermesi açısından önemlidir.
Karaman ismine Türk dünyasının değişik yerlerinde şahıs ve yer adı olarak
rastlamak mümkündür. Bizans kaynaklarında Peçenek kumandan adı olarak geçen
Karaman ismi, aynı zamanda Kazak-Kırgızlarda bir oymak adı, Eski Oğuz
yaylalarının kuzeyinde bir nehir adı, Şamanist ilahilerde bir ruhun adı, Kalmuk
kahramanlarından birinin adıdır (İnan 1987: 8-10). Bunlardan daha ilginç olanı,
Gagavuzlar arasında da, Karaman isminin bir köyün adı olarak yaşıyor olmasıdır
(Anzerlioğlu 2003). 
Ferruh AĞCA
10
2. Karamanlı Edebiyatı
Karamanlılardan günümüze çoğu Hıristiyanlıkla ilgili dinî ve ahlakî öğretileri
anlatan ve Yunancadan tercüme edilen birçok eser kalmıştır. Karamanlılara ait Grek
alfabesiyle yazılmış en eski eser, 1584 yılında yazılmış olan Gennadios
İtikatnâmesi’dir. Fatih Sultan Mehmet’in isteği üzerine, İstanbul Patriği
Gennadios’un Yunanca yazdığı bu itikatname, Karaferye Kadısı tarafından
Türkçe’ye tercüme edilmiş ve Türkçe metin daha sonra Grek alfabesiyle yazılmıştır
(Eckmann 1991: 22). Ancak bu itikatnamenin Karamanlı ağzı yerine Osmanlı yazı
diliyle yazıldığı için, Karamanlı ağzını yansıtan bir eser olarak ele alınması zordur.
Dolayısıyla Karamanlı edebiyatını, Grek alfabesiyle yazılmış bu itikatname ile
başlatamayız.
Karamanlı ağzına ait eserler, 18. yüzyılda yazılmaya başlanmış; 19. yüzyılda
artarak devam etmiş, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında ise, en yoğun
dönemini yaşamıştır. Karamanlılardan kalan eserlerin çoğu dinîdir. Hristiyanlığın
öğretilerini 18. yüzyılda halka duyurmak ve yaymak maksadıyla kaleme alınan
Karamanlı ağzına ait metinler, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren halk
edebiyatına ait hikâye ve destan gibi türlerin ve başvuru kitaplarının da dahil
olmasıyla genişlemiştir. 18. yüzyılda yazılan eserlerin genellikle Hıristiyanlıkla
ilgili olması, Karamanlı edebiyatının başlamasında misyonerlerin Anadolu’da
yaşayan Hıristiyanlara yönelik faaliyetlerinin önemli etkisi olduğu söylenebilir.
Nitekim Karamanlı ağzıyla yazılmış ilk metinler dinî karakter taşırken; atasözleri,
Nasrettin Hoca Fıkraları, Aşık Garip Hikâyesi ve Şah İsmail Hikâyesi gibi din dışı
konulara ait metinler daha sonraki yıllarda yazılmıştır. Hatta Karamanlı alfabesinin
oluşturulmasında, 1820 yılında İngiliz Bible Society tarafından İstanbul’a gönderilen
misyoner Leeves’in önemli katkılarının olduğu bilinmektedir (Anhegger 1988: 645).
Karamanlı ağzıyla yazılmış bugüne kadar tespit edilen eser sayısı 752’dir (Balta
1998: 5). Bu eserlerin çoğu Atinada’ki Milli Kütüphane’de (National Bibliothec) ve
Yunan Bilim Akademisi Kütüphanesi’nde (Bibliothek der Griechischen Akademie
der Wissenchaften) bulunmaktadır. Grek alfabesiyle yazılmış bu eserlerin
tamamının Karamanlı ağzıyla yazıldığını ya da Karamanlı ağzını yansıttığını ifade
etmek zordur. Çünkü bunların bir kısmı, dönemin standart yazı dili olan Osmanlı
Türkçesi ile yazılmış ya da Yunanca öğrenmeye yönelik gramer kitapları veya bir
kısmı da misyonerlik faaliyetlerinin ürünü olan kitaplardır. Karamanlı edebiyatında,
misyonerler tarafından yazdırılan eserler çıkarıldığında, geriye fazla dinî eser sayısı
kalmaz.5


5 Karamanlı ağzıyla yazılmış eserlerin tahlilî bibliyografyası ilk önce Sévérien Salaville ve
Eugène Dallegio tarafından üç cilt, daha sonra yeni eserlerin bulunmasıyla Evangelia
Balta tarafından da iki cilt hâlinde hazırlanmıştır: SALAVİLLE, Severien – Eugene
DALLEGİO, Karamanlidika – Bibliographie analytiques d’ouvrages en langue turqe 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
11
Karamanlı ağzıyla yazılmış ilk kitaplar, 18. yüzyılın ilk yarısına aittir.
Karamanlı edebiyatı 1718’de yazılmış olan Gulzare İmane Mesehi (Mesih Dininin
Gülbahçesi) adlı Hıristiyanlığa ait bir kılavuz kitap yazımı ile başlar (Eckmann
1991: 23). Osmanlı Türkçesi ile basılmış ilk kitabın 1729 yılına ait olduğu
düşünülecek olursa, 1718 yılında Grek alfabesiyle basılmış kitabın, Türkçe basılmış
olan ilk kitap olduğu söylenebilir (Balta 1998: 5). 18. yüzyılda yazılan dinî olmayan
tek eser, 71 atasözünün derlendiği “Zahiti Fakir Methodios Rahip Halkın ağzında
Solilenilen İspk Turkigiul İmpare Kelamleri … zapt eyleti” adlı derlemedir.
Karamanlı edebiyatının en önemli isimlerinden biri, 18. yüzyılda Antalya, Kıbrıs
ve Ankara’da yaşamış olan ve Yunanca’dan Kolay İman Nasihetü, Cümle Senenan
Kıriakalerane Cevap ve Nasaatler, Kıriakodromion Hacetname Kitabı gibi birçok
dinî ve ahlakî eseri tercüme eden Antalyalı Seraphim’dir (Eckmann 1991: 24-25).
19. yüzyılda yaşamış olan Evangelinos Misailidis’in de Karamanlı edebiyatı
içinde önemli bir yeri vardır. 1851 yılında, Gazeta-yı Anatolia adlı gazeteyi çıkaran
Misailidis, aynı zamanda Seyreyle Dünyayı (Temaşa-i Dünya ve Cefakâr ü
Cefakeş)
6
 adlı meşhur eseriyle Türk edebiyatının ilk romanlarından birinin de sahibi
olmuştur.
Karamanlı edebiyatında din dışı ilk eserler 19. yüzyılın sonlarına doğru
yazılmıştır. İlk din dışı eser, Büyük İskender Risalesi’dir (Balta 1998: 16).
Karamanlı edebiyatının din dışı eserleri arasında, Hikâyeyi Köroğlu, Hikâyeyi Şah
İsmail, Âşık Garip, Meşhur Nasreddin Hoca, Nasrettin Hocanın Tuhaf ve Gülücek
Menkıbeleri gibi Halk edebiyatına ait ürünler de yer almaktadır.
18. yüzyılda başlayan Karamanlı edebiyatının 1924 yılında sona erdiği
söylenebilir. 1924 yılındaki mübadeleden sonra, Yunanistan’da, mübadeleden
kaynaklanan sorunlarla ilgili birkaç eser daha yazılmış olsa da bunların sayısı fazla
değildir. Karamanlı edebiyatı, 1935 yılında Kıbrıs’ta yayınlanan Dua Kitabı ile sona
ermiştir (Eckmann 1991: 36; Balta 1998: 5).
Karamanlı ağzıyla yazılmış basılı eserlerin dışında, Karamanlı nüfusunun yoğun
olarak yaşadığı Konya, Karaman, Kayseri, Niğde ve Antalya ile Karadeniz’in çeşitli
yerlerinde, Karamanlılar tarafından Grek alfabesiyle yazılmış birçok mezar, çeşme
ve kilise kitabeleri kalmıştır.7
 Kısa ve şahsî olan bu kitabeler, genellikle Grek
 imprimés en caractères grecs I, 1584-1850, Atina 1958; II, 1851-1865, Atina 1966; III,
1866-1900, Atina 1974. BALTA, Evangelia, Karamanlidika, Additions (1584-1900)
Bibliographie Analytique, Atina 1987; Karamanlidika, XXe siècle, Bibliographie
Analytique, Atina 1987. 6 Misailidis’in bu romanı, Robert Anhegger ve Vedat Günyol tarafından Grek alfabesinden
Latin alfabesine aktarılmıştır (1988). 7 Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunmuş olan Karamanlıca kitabeler, şu makalelerde
yazıçevrimleri ve günümüz Türkçesine aktarmalarıyla yayınlanmıştır: Semavi Eyice, 
Ferruh AĞCA
12
alfabesiyle, bazen de Grek ve Arap alfabeleriyle birlikte yazılmıştır. Bazı kitabelerin
Grek alfabesinin yanı sıra Arap alfabesiyle de yazılmış olması, hem Karamanlıların
Arap alfabesini bildiklerini hem de kitabelerin Anadolu’daki Müslüman Türklere de
hitap ettiğini göstermektedir. Karamanlıca kitabelerin en dikkat çekici
özelliklerinden biri, alfabedeki harflerin kitabeden kitabeye farklılık göstermesidir.
Diğer bir ifadeyle kitabeler arasında harflerin gösterimi konusunda birlik yoktur.
Yine kitabelerin, Osmanlı Türkçesi tesirinde kalmış olan Karamanlı metinlerden
farklı olarak, Karamanlı ağzını en iyi yansıtan metinler olduğu söylenebilir.
3. Karamanlı Ağzı
8
Karamanlılar tarafından konuşulan dil ya da Karamanlı ağzıyla yazılan eserlerin
dili, genel olarak Karamanlıca şeklinde adlandırılmıştır. Ancak bugüne kadar
Karamanlılardan kalan eserlerin dil özellikleri, Türk dili içinde yeteri kadar
incelenmemiştir. Eckmann (1950a: 168), Karamanlı ağzının Türk dili içindeki yeri
konusunda Jacob’un “klasik dile çok yakın” bir dil olduğu görüşünü kısmen doğru
bulur (Jacob 1898: 696). Karamanlı Türklerinin Anadolu Türkçesi kullanan Türkler
olduğu da ifade edilmektedir (Özkan 1996: 26). Aşağıda görüleceği üzere,
Karamanlılardan kalan metinlerin dil özellikleri bazı yönlerden klasik dilden ayrılır.
Yine Karamanlı ağzıyla yazılmış metinlerin dil özellikleri, özellikle orta ve güney
Anadolu ağızlarıyla benzerlikler gösterse de, bazı yönlerden bu ağızlardan da
farklıdır. Ancak yazılan eserlerin çoğu, Yunan harfleri ile yazılmıştır. Karamanlılar
tarafından 18. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar Grek alfabesiyle yazılan
eserlerin dil özellikleri, Orta ve Güney Anadolu ağızlarından çok farklı olmadığı
için, bazen dönemin standart yazı dili olan Osmanlı Türkçesi’nden farklılık
göstermektedir. Karamanlılar tarafından konuşulan ve Grek alfabesiyle yazılmış
olan eserlere genel olarak Karamanlıca adı verilmiştir; ancak Karamanlıca’nın Türk
dili içindeki yeri konusunda fazla bir şey söylenmemiştir.
 “Anadolu’da “Karamanlıca” Kitâbeler (Grek Harfleriyle Türkçe kitâbeler)”, Belleten
XXXIX/153 1975: 25-48; Semavi Eyice, “Anadolu’da “Karamanlıca” Kitâbeler (Grek
Harfleriyle Türkçe kitâbeler) II”, Belleten XLIV/176 1980: 683-696; Semavi Eyice,
“Rum Harfleriyle Türkçe (Karamanlıca) Bir Nevşehir Salnâmesi (Yıllığı)” İstanbul
Üniversitesi İktisat Fakültesi, Fındıkoğlu Armağanı, İstanbul 1977: 77-102; Harun
Güngör, “Karamanlıca Bir Kitabe”, Türk Bodun Bilimi Araştırmaları, Kayseri, 1998;
Harun Güngör, “Niğde-Nevşehir Yöresinde Karamanlıca Kitabeler”, Tarih: Türk Dünyası
Tarih ve Kültür Dergisi, 2000/12-168: 44-46; Erich Prokosch, Osmanische
Grabinschriften, Berlin 1993: 86-94. 8 Bu makalede Karamanlı ağzının bütün yazım, ses ve şekil özellikleri yerine, belirgin
özellikleri üzerinde durulacaktır. Karamanlı ağzının Türk dili ve ağızları içindeki yeri ve
bütün yönleriyle gramer özellikleri, ayrıca daha kapsamlı bir çalışmada ele alınacaktır. 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
13
Karamanlıca Orta-Anadolu’da oturan ve Türkçe konuşan Ortodoks
Karamanlıların ağzıdır. Karamanlı ağzı, bazı özellikleriyle standart Osmanlı
Türkçesi’den farklı özellikler göstermektedir. Osmanlı yazı diline benzer telaffuzlar
çok olmakla birlikte, kelimelerin telaffuzu daha çok Anadolu ağızlarına
yaklaşmaktadır. İlk metinlerin dili basit, yavan ve sade iken, Karamanlıca
metinlerin içerik, sayı ve dil bakımından gelişmeye başlamasıyla Karamanlı
metinlerinin dili, Osmanlı yazı dilinin tesiri altında kalmış ve anlatımda ağdalı
terkipler tercih edilir olmuştur.
Eckmann (1950: 168), Karamanlı ağzıyla yazılmış eserleri dil özelliklerine göre
üçe ayırmıştır.
1. Doğrudan doğruya standart Osmanlı Türkçesi ile yazılmış eserler: Bu tür
eserler aslen Arap harfleriyle yazılmış Osmanlı Türkçesi metinlerinin Grek harfli
şekilleri olduğu için telaffuz ve imlâsı Osmanlı Türkçesi ile aynıdır. Bu tür eserlerin
imlâ ve cümle kuruluşları standart yazı dilinden farklı değildir. Dolayısıyla bu tür
eserler, Grek alfabesiyle yazılmış olsalar da Karamanlı ağzını yansıtmazlar.
2. Halk unsurları ile az çok karışık bir yazı dili ile yazılmış eserler: Bu eserlerin
bir kısmı, standart yazı diline yakın olmakla birlikte Anadolu ağızlarına ait bir takım
ses özellikleri içerir. Bu tür metinlerde kelimelerin hangi şekilde yazılacağı
konusunda birlik oluşmuş değildir. Kelimelerin farklı şekillerde yazılışları, yalnız
ayrı eserlerde değil aynı eserde hatta eserin aynı sayfasında bile görülmektedir:
teselli (AG 2) ~ tesilli (AG 2), matem (AG 2) ~ metem (AG 2), seyihahat (Şİ 4)
~ seyahat (Şİ 4), id- (Şİ 5) ~ ed- (Şİ 6) de- ~ di-, deşekür ~ teşekkür, eşit- ~ işitgibi.
3. Tüm özellikleri Karamanlı ağzını yansıtan eserler: Bu gruptaki eserlerin dili
ise sadece Karamanlı ağzının özelliklerini yansıtır. yayka- “yıka-“, eşaye “eşya”,
hersiz “hırsız”, kareşıklığından “karışık”, eylam/ilam “ilan” gibi.
Grek alfabesi, ünlü harfleri gösterdiği için Türk dili bakımından Arap
alfabesinden daha kullanışlı olmakla birlikte, bazı sesleri karşılayan harflere sahip
olmadığı için de kimi zorlukları vardır. Grek alfabesinde Türkçedeki c, ç, h, j, ş, ö,
ve ü sesleri bulunmadığı için, Grek harfli Karamanlı metinlerinde bu sesler için
farklı işaretler kullanılmıştır. Karamanlılar, Grek alfabesinde olmayan bu sesleri
karşılamak için, bilinen harflere yeni harfler eklemişler ya da harflerin üzerine nokta
koymuşlardır. Bu bakımdan Karamanlı ağzıyla yazılmış metinlerde kullanılan Grek
alfabesi, bazı ses değerleri bakımından Rumlar tarafından kullanılan alfabeden
ayrılmaktadır.
Bununla birlikte Karamanlı ağzına ait metinlerin yazımında imlâ bakımından
birlik yoktur. /d/ sesini karşılayan üzeri noktalı /t/ harfi, çoğu kez noktasız yazılmış,
bu da harfin /d/ mi yoksa /t/ mi okunacağı konusunda karışıklığa yol açmıştır. Bazı
Ferruh AĞCA
14
metinlerde bu özel işaretler hiç kullanılmadığından karışıklıklar meydana gelmiştir.
Bu karışıklık daha çok s ile ş; k ile g; z ile j; c ile ç ve ı ile i arasında görülmektedir.9

Karamanlı metinlerinin yazımında dikkat çeken bir başka özellik, damaksıl /n/
sesinin özel bir işaretle gösterilmiş olmasıdır: neñ var ise sat, songra gibi.
Karamanlı ağzının ses özellikleri, orta ve güney Anadolu ağızlarından hatta
Kıbrıs ağzından çok farklı değildir. Karamanlı ağzının belli başlı ses özellikleri
şunlardır:
Karamanlı ağzında dudak ünsüzlerinin yanında bulunan dar ünlüler
yuvarlaklaşmıştır. Yuvarlaklaşma, Karamanlı ağzının en belirgin özelliklerinden
biridir: boba (<baba), coğap (<cevap), dövlet (<devlet), şiddetli furtuna, pürde
(<perde), bucak (<bıçak) gibi.
Birçok Anadolu ve Rumeli ağzında olduğu gibi, Karamanlı ağzında da /l/ ve /r/
ünsüzleriyle başlayan sözcüklerin önünde ünlü türemesi vardır: ilahana, ilayık,
iliman, irast, irazı, urum gibi.
Karamanlıca metinlerde sözcük içinde iki ünlü arasındaki /ğ/, /h/ ve /y/
ünsüzlerinin çoğu kez yazılmadığı görülmektedir: baıla- (<bağla-), deil (<değil), yiit
(<yiğit), deiştir- (<değiştir-), koın (<koyun), yörüecek (<yürüyecek), dolaşıor
(<dolaşıyor), geziorum (<geziyorum), daa (<daha) emen (<hemen) gibi. Aşağıdaki
örneklerden de görüleceği gibi /ğ/ ve /y/ ünsüzleri sadece Türkçe kelimelerde değil;
aynı zamanda alıntı kelimelerde de düşmüştür: beaz (<beyaz), healet (<hayalet),
heat (<hayat), siah (<siyah) vb gibi. Ancak Karamanlı Türkçesi’nde /ğ/ ve /y/
ünsüzlerinin aynı metinde düşmediği örnekler de vardır: yörüyecek, dolaşıyor,
geziyorum, yiğit, siyah vb. Aynı metinde bile bir sözcüğün farklı şekilleriyle
karşılaşılmış olması, Karamanlıca metinlerin dilinde bir tutarlılığın olmadığını
göstermektedir.
Karamanlı ağzında +lAr çokluk ekinden önce /r/ ünsüzü, zaman zaman
düşmektedir: verilerimiş (<verirlerimiş), yürütüler (<yürütürler) gibi.
Karamanlı metinlerinde damaksıl /ng/ ünsüzü, zaman zaman /ğ/ olmuştur: ağna-
(<angla-), dığne- (<dingle-) dinlerdi gibi.
Karamanlı ağzında ünlü uyumu genellikle tamdır ancak bazı eklerdeki ünlülerin
hangi sıradan yazılacağı konusunda birlik oluşmadığından bazı yerlerde bu uyum
bozulmaktadır. Karamanlı ağzında ünlü uyumunu bozan ekler şunlardır:
+lAr çokluk eki: Çokluk ekinin ünlüsü genellikle ünlü uyumuna girer; ancak
bazen son hece ünlüsü kalın sıradan olan kelimelerden sonra gelen çokluk ekinin

9 Grek alfabesiyle yazılmış Karamanlı metinlerin yazım özellikleri hakkında daha geniş
bilgi için bkz: Eckmann (1950b). 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
15
ünlüsü incedir: ah u vahler, eşyaler, kılıçler gibi. Bununla birlikte çokluk eki genel
olarak ünlü uyumuna girer: dellallar, kartarlar gibi.
-sA şart eki, çabalasan, etsen, alsak, desek gibi örneklerden de görüleceği üzere
genellikle ünlü uyumuna girmiştir; ancak bazen uyumu bozduğu görülmektedir:
etsan, istersan, isterısak, vurduyse gibi.
dA edatı, Karamanlı ağzında çoğu zaman ünlü uyumunu bozmaktadır: ölenler
da, ne da, teşrif olunsa de defi gam etseniz, benda agah olaım gibi.
İsim çekim eklerinden yönelme ve bulunma hâli ekleri, bazı durumlarda kalın
sıradan kelimelere ince sıradan eklenerek ünlü uyumunu bozmaktadır: nevcıvane,
akçe ve altun saçmaye başladı, derunınde, az zemande, sölemakte, ağnadıkde.
Karamanlı ağzında, ünlü uyumuna girmeyen bu eklerin dışında, bazı eklerin de
standart yazı dilinin aksine ünlü uyumuna girdikleri görülmektedir. Mesela
Karamanlı ağzında genellikle ekleşmemiş olan i- (< er-) fiili, Karamanlı ağzında
ünlü uyumuna girer: mal dostu ımışler, ayırd ider imiş, varıdı gibi.
Karamanlı ağzında düzlük-yuvarlaklık uyumu genellikle tamdır. Bununla
birlikte bazen bu uyumun kurala aykırı şekilleri de görülmektedir: yavrusı, üçinci,
sürüci, umutsıslık gibi.
Karamanlı ağzı, şekil özellikleri bakımından, standart yazı dilinden çok da farklı
değildir. Karamanlı ağzı ile yazılmış metinler, Anadolu ağızlarında da bulunan
birkaç ek bakımından, standart yazı dilinden farklılaşmaktadır. Bunlardan –(y)IşIn
(Eckmann 1988) ve –mAcA zarf- fiil ekleri, Karamanlı metinlerinde çok sık geçen
eklerdir.
Karamanlı sentaksında yüklem, tıpkı Rumeli ve bazı Anadolu ağızlarıyla,
Gagauz Türkçesi’nde olduğu gibi, her zaman cümlenin sonunda değildir: “… Yasak
ettiler bizim dilimizi mektepte.” (Anzerlioğlu 2002: 221).
Karamanlı metinlerinde dikkat çeken unsurlardan bir diğeri de –dIr bildirme
ekinin cümle içindeki kullanış şeklidir. Cümle içinde isimden sonra gelen –dIr eki,
büyük bir ihtimalle kuvvetlendirme fonksiyonuna sahiptir: Nevcıvan dır bunların bu
deri(n)ce yaş u matemlerin görünce…. (AG 2).
4. Sonuç
Bugün Yunanistan’da yaşayan, kimliklerini ve dillerini unutmuş olan Karamanlı
Türkleri tarafından Grek alfabesiyle yazılmış eserlerin ses ve şekil özellikleri, bazen
Anadolu ağızlarıyla, özellikle de Orta Anadolu ağızlarıyla benzerlikler göstermekte;
bazen de Anadolu ağızlarında ve standart yazı dilinde görülmeyen farklıklar
sergilemektedir. Karamanlı ağzıyla 17.-20. yüzyıllar arasında yazılmış metinler,
Grek alfabesiyle yazıldığı için, bu metinlerin özellikle yazım ve ses özellikleri, 
Ferruh AĞCA
16
Karamanlı ağzı hakkında varılan sonuçlar kadar, döneminde diğer ağızlardaki
durum hakkında da ipuçları edinmemize yardımcı olabilecek mahiyettedir. Hatta
Osmanlı yazı dilinin tesiri altında 17-18. yüzyıllarda yazılmış olan Grek harfli
Türkçe metinler, klişeleşmiş Osmanlı Türkçesinin yazım özelliklerine yansımayan
ses değişimleri hakkında da ipuçları edinmemiz için kaynak olabilir.
Kısaltma ve Kaynaklar
AC Ahd-ı Cedid, İstanbolda, 1905.
AG Hikâye-yi Âşık Garip, İstanbolda, 1872.
AĞCA, Ferruh, (2000), Karamanlı Türkçesi Morfolojisi, Erciyes Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi (Basılmamış).
ANHEGGER, Robert, (1988), “Evangelinos Misaelidis ve Türkçe Konuşan Dindaşları”,
Tarih ve Toplum 50, Şubat.
ANZERLİOĞLU, Yonca, (2002), “Ortodoks Karamanlılar”, Türk Kültürü, S: XL/468:
214-228.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (2003), Karamanlı Ortodoks Türkler, Ankara.
BALTA, Evangelia, Karamanlidika, Additions, (1584-1900) Bibliographie Analytique,
Atina 1987; Karamanlidika, XXe siècle, Bibliographie Analytique, Atina 1987.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (1989), “Karamanlıca (Karamanlidika) Basılı Eserler”, (Çev: Andonis
Zikas), Tarih ve Toplum, C: II, S: 62: 57-59.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (1996), “Une Revue Gréco-Karamanlie à la Veille des Guerres
Balkanıques”, Journal of Turkish Studies (TUBA) 20: 188-211.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (1998), “Karamanlıca Kitapların Dönemlere Göre İncelenmesi ve
Konularına Göre Sınıflandırılması”, (Çev: Erol Üyepazarcı), Müteferrika 1998-1,
S. 13: 3-19.
CAMİ, Baykurt, (1932), Osmanlı Ülkesinde Hıristiyan Türkler, II. Baskı, İstanbul.
CİHANGİR, Erol, (1996), Papa Eftim’in Muhtıraları ve Bağımsız Türk Ortadoks
Patrikhanesi, Turan Yay, İstanbul, 1996.
DERNSCHWAM, Hans, (1992), İstanbul ve Anadoluya Seyahat Günlüğü, (Çev: Yaşar
Ören), Kültür Bakanlığı yay., Ankara.
ECKMANN, Janos, (1950b), “Yunan Harfli Karamanlı İmlâsı Hakkında”, Türk Dili ve
Tarihi Hakkında Araştırmalar, F. Köprülü’ün Doğumunun 60. Yıldönümünü
Kutlamak İçin, Ankara: 28-31.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (1988), “Karamanlıcada Birkaç Gerundium Terkibi”, TKA, S. XXVI/I,
Ankara: 89-94. 
HIRİSTİYAN KARAMANLI TÜRKLERİ VE KARAMANLI AĞZI ÜZERİNE
17
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (1991), “Karamanlı Edebiyatı”, (Çev: Rezzan Algül), Türk Dünyası
Edebiyatı, Haz: Halil Açıkgöz, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı yay: 20-37.
ERDAL, Marcel, (1988), “The Turkic Nagy-Szent-Miklos Inscription in Greek Letters” AOH
XLII/2-3: 221-234.
ERÖZ, Mehmet, (1983), Hıristiyanlaşan Türkler, Ankara.
EYİCE, Semavi, (1975), “Anadolu’da “Karamanlıca” Kitâbeler (Grek Harfleriyle Türkçe
kitâbeler)”, Belleten XXXIX/153: 25-48.
- -- -- -- -- -- -- -- -- --, (1980), “Anadolu’da “Karamanlıca” Kitâbeler (Grek Harfleriyle Türkçe
kitâbeler) II”, Belleten XLIV/176: 683-696.
- -- -- -- -- -- -- -- -- --, (1977), “Rum Harfleriyle Türkçe (Karamanlıca) Bir Nevşehir Salnâmesi
(Yıllığı)” Fındıkoğlu Armağanı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, İstanbul:
77-102.
GÖKÇE, Faruk, (2000), Karay Türklerinin Fonetiği, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi (Basılmamış).
GÜNGÖR, Harun, (1998), “Karamanlıca Bir Kitabe”, Türk Bodun Bilimi Araştırmaları,
Kayseri.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, (2000), “Niğde-Nevşehir Yöresinde Karamanlıca Kitabeler”, Tarih: Türk
Dünyası Tarih ve Kültür Dergisi, 2000/12-168: 44-46.
- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -, Mustafa ARGUNŞAH, (2002), Gagauz Türkleri, Tarih-Dil-Folklor ve
Halk Edebiyatı, Kültür Bakanlığı Yay. Ankara.
İNAN, Abdülkadir, (1987), “Karaman İsminin İntişar Sahasına Dair”, Makaleler ve
İncelemeler, TTK yay., Ankara: 8-11.
JACOB, G., (1898), Zur Grammatik des Vulgör- Türkischen.
KURAT, Akdes Nimet, (1992), IV-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk
Kavimleri ve Devletleri, 2. Baskı, Ankara.
MANOF, Atanas, (1940), “Gagavuzlar”, Varlık Dergisi 160: 421-422.
MİSAİLİDİS, Evangelinos, (1988), Seyreyle Dünyayı (Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u
Cefakeş), (Haz: Robert Anhegger-Vedat Günyol), 2. Baskı, İstanbul.
MOLLOVA, Mefkûre, (1980), “Sur le terme “Karaman” et les recherches sur les
karamans”, Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 8-9 (1979-1980).
MORAVCSİK, Gyula, (1953), Byzantino Turcica I-II, Spraschte der Türkvölker in den
Byzantine Quellen, Leiden.
ÖZKAN, Nevzat, (1996), Gagavuz Türkçesi Grameri, TDK Yay, Ankara.
PROKOSCH, Erich, (1993), Osmanische Grabinschriften, Berlin.
SALAVİLLE, Severien – Eugene DALLEGİO, Karamanlidika, Bibliographie analytiques
d’ouvrages en langue turqe imprimés en caractères grecs I, 1584-1850, Atina 1958;
II, 1851-1865, Atina 1966; III, 1866-1900, Atina 1974. 
Ferruh AĞCA
18
SERTKAYA, Osman Fikri, (2004), “Grek Harfleriyle Yazılmış Anadolu Karamanlı Ağzı
Metinleri Üzerine” JTS (TUBA) 28/II: 1-21.
Şİ Hikâyet-i Şah İsmail, Atina, 1909.
ZİEME, Peter, (1974), “Zu den nestorianisch-türkisschen Turfantexten”, Sprache, Geschichte
und Kultur Der Altaischen Völker Protokollband der XII. Tagung der Permanent
International Altaistic Conference, Haz.: Georg Kara- Peter Zieme, Akademie
Verlag Berlin: 661-668. 

Okunma : 398
maboto
guney sigorta
EKSPERTİZ
seç
Gündem haberleri
Karaman'da yeni iş yeri açıldı
09 Kasım 2019 Okunma: 9655 Ekonomi
Karaman'da öğrencilerine cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen öğretmen tutuklandı
12 Kasım 2019 Okunma: 6860 Asayiş
Karaman Kamu-Sen: Bu bütçe memurun bütçesi değil
12 Kasım 2019 Okunma: 6762 Gündem
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın