Kötü Çevre Adamı Batırır | Karamandan.com - Karaman Haber

Kötü Çevre Adamı Batırır | Karamandan.com - Karaman Haber

22 Eylül 2020 Salı
Kötü Çevre Adamı Batırır

24 Nisan Cuma günü Ramazan ayı takvimlerimize geldi. 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece ilk teravih namazı kılındı ve ilk sahur yapıldı. Bu yıl Ramazan ayını corona virüs salgınının gölgesinde idrak ediyoruz. Sahurlarımız, iftarlarımız, teravihlerimiz, mukabelelerimiz ve dahi Ramazan’ı anlamlı ve unutulmaz kılan birçok eşsiz güzellik bu yıl mahzun bir şekilde yaşanıyor. Takvimlerimize gelen Ramazan’ı iklimlerimize bir şekilde taşıma gayretindeyiz. Rabbimizin İnşirâh Sûresi’nde vâdettiği her zorluğun ardından mutlaka kolaylığın geleceğine dair ilahi müjdesine yürekten inanıyoruz. Bir mümine yakışan şuur, duruş ve asaletle, yaşadığımız bu zorlukların geçici dünya hayatının bir imtihanı olduğunu biliyoruz. Karamsarlık, korku ve endişeye kapılmadan, umudumuzu ve direncimizi kaybetmeden, umut merkezi Kur’an-ı Kerim’i ve insanlığa her daim ümit aşılayan sevgili Peygamberimiz’i rehber edinerek bu zorlu günleri inşallah geride bırakacağız.

Gelin bu Ramazan’da cennette kurtuluş belgemiz olacak olan imanımızı sağlamlaştırma cehdinde olalım. Yüce dinimiz İslam’ın iman nimetine verdiği ehemmiyeti Cerir b.Abdullah’ın naklettiği bir rivayetle daha iyi anlamış oluyoruz. Söz konusu rivayet ‘’Biz Allah Resulü ile birlikte bir sefer sırasındaydık. Baktık ki uzaklardan bir adam devesinin üstünde bize doğru geliyor. Efendimiz onu görünce gelen yolcu herhalde sizi arıyor dedi (ifadeye dikkat edelim beni arıyor demiyor! Aslında aradığı Resulullah’tır.)Yolcu yaklaşıp selam verdi. Efendimiz selamı aldı. Nerden geliyorsun diye sordu. Adam felanca yerden dedi. Efendimiz nereye gidiyorsun dedi. Adam Allah Resulünü arıyorum dedi. Efendimiz aradığın tam karşında dedi. Adam bunu duyunca çok heyecanlandı.

Ya Resulullah ne olur bana imanı anlat dedi. Efendimiz iman kelime-i şehadet getirmen, namaz kılman, ramazan orucunu tutman, zekat vermen, beytullah’ı haccetmen diyerek islam’ın şartlarını saydı. Adam bu kadar mı Ya Resulullah dedi. Efendimiz evet bu kadar deyince adam hepsine gönülden iman ettim diyerek şehadet getirdi. O şehadeti getirmenin heyecanıyla öyle bir ruh haline girdi ki bineğinin ayağı taşa takıldı ve adam boynunun üstüne yere çakıldı. Kanlar içinde kaldı.Ben(Cerir b.Abdullah) ve Ammar koştuk baktık adam vefat etmiş. Efendimiz yüzünü başka yöne çevirmiş adama bakmıyordu. Aradan bir müddet geçince Efendimiz ‘’Kardeşiniz mümin olarak Rabbine yürüdü. Günlerdir açtı, aç bir halde imanın ızdırabı ile yollara düşmüştü, geldi, iman etti ve imanının arkasından ölüm ona geldi. Allah’ta onu cennet nimetleri ile rızıklandırdı. Bende o anda utanmasın diye yüzümü ona çevirmedim’’buyurdu. Bizler şaştık ‘Bu kadarla mı cennet kazandı ya Resulullah ’ dedik. Efendimiz ‘Ameli az, imanı çok olan kardeşinizi defnedin’buyurdu.’’şeklindedir.

Dinimizin İman’a verdiği ehemmiyeti anladıktan sonra sıra onu nasıl sağlamlaştırabiliriz hususuna geldi. İmanı, ibadetler ve çevre güçlü tutar. Burada çevre hususunda Efendimizin bir hadisinde anlattığı eski ümmetlerden  99 kişiyi öldüren ve daha sonra tevbe etmek isteyen adamın durumu hatırımıza gelmelidir. Bu adam pişman olup tevbe etmek istediğinde bir rahibe başvuruyor’’ ben nasıl tevbe edeyim, benim tevbem kabul olur mu’’ diye rahip ‘’sen nasıl tevbe edeceksin, Allah senin tevbeni nasıl kabul etsin’’ diyerek Allah adına ona hüküm verince adam o rahibi de öldürerek sayıyı 100’e çıkarmıştır. Aradan zaman geçince adam yine pişman olup tevbe etmek istemiştir. Bir başka rahib’e gidip durumu arzetmiş. Bu rahip adama Allahın affetmeyeceği günah yoktur lakin sen bulunduğun yerden hicret et demiş. Adam hicret yolunda ölmüş. Rahmet melekleri ve azap melekleri gelmişler hangisinin götüreceği konusunda ihtilaf oluşunca Allah ölçün demiş melekler ölçtüklerinde adam hicret edeceği yere, hicrete çıktığı yerden daha yakın olunca rahmet melekleri onu alıp götürmüşler. Bu rivayetten anladığımız kadarıyla ikinci rahibte kötü çevrenin adamı batırdığının farkındadır o yüzden ona hicret etmesini tavsiye etmiştir. Zaten hicret dediğimiz şey sadece Efendimiz döneminde Mekke’den Medine’ye yapılan yolculuğun adı değildir. Hicret bir günahtan kaçmanın adıdır. İmanımızı sağlamlaştırabilme adına ibadetlerimize daha sıkı tutunup hicret etmeliyiz.

Nasıl ki denize açılabilmek için harita ve pusula lazımsa İman’ı sağlamlaştırabilmek içinde ahlak ve ibadet lazımdır.

TURGUT KAHVECİ
 

Okunma : 717