Aramızdaki Peygamber | Karamandan.com - Karaman Haber

Aramızdaki Peygamber | Karamandan.com - Karaman Haber

21 Ekim 2020 Çarşamba
Aramızdaki Peygamber

Müslüman tarihçiler peygamberlerin hayatı ve daveti konusunda sayısız eserler kaleme almışlardır. Bu eserlerin bir kısmı orijinal olmakla birlikte pek çoğu başlangıçta yazılmış kitapların açıklaması veya özeti şeklindedir.

Peygamberlerin günümüz insanlarına tanıtılması ve onların doğru bir şekilde anlaşılması hususunda yapılması gereken başlıca iş her kültür seviyesinde ki insana hitap edebilecek şekilde nitelikli eserler kaleme alınmasıdır. Üzülerek ifade ediyorum ki meşhur olma ve maddi çıkarlar uğruna ilmi ve ahlaki hassasiyet geri plana atılmış durumda.

Yetersiz ve yanlış bilgilerle peygamberlerin hayatlarının pek çok safhasının hurafelerle sunulması da bu işin cabası. Peygamberlerin hayatının takdimi konusunda sunulan yanlış bilgileri en aza indirmenin yolu ise güvenilir kaynaklardan bilgi elde etmek olacaktır. Peygamberlerin insanlara aktarılmasında Kuran-ı Kerim ve Hadis-i şerifleri esas alan ilmi bakış yerine zamanla hissî/edebî bir anlayışın ön plana çıkması tabii olarak insanlarda ki ‘’gerçek peygamber’’ algısını yıkmış yerine kendi hayallerinde canlandırdıkları peygamber algısı gelmiştir.

Son Peygamber Hz. Muhammed(sav)’in hayatını sunma hususunda da maalesef bunu görmekteyiz. Ramazan ayında ve bilhassa kutlu doğum etkinliklerinde edebiyat esaslı bir peygamber sunumu ön plana çıkmakta ve düzenlenen programlarda ön plana çıkan sunumlar çoğunlukla fon müzik eşliğinde şiirler ve ana kaynaklardan bağımsız menkıbelerden oluşmaktadır. Kabul etmemiz gerekir ki peygamberler her türlü övgüye layıktırlar. Ama sonuç olarak onlarda bizim gibi insandırlar. İdris (as) diğer insanlar gibi iğne ile dikiş dikmiş ve elbise yapmıştır, Eyüb (as) diğer insanlar gibi ağır hastalıklar geçirmiştir, İsmail (as) diğer insanlar gibi çobanlık yapmıştır. Bizim gibi insan olmaları zihinlere ‘’sıradan bir insan’’ oldukları şüphesini uyandırmamalıdır. Böyle bir şüpheye ancak inanmayanlar düşer.

Tarihi açıdan Nûh(as) zamanına kadar götürülebilecek bu durum, son nebî Hz. Muhammed (sav)’e kadar böyle devam ede gelmiştir. Nûh(as), kavmine elçi olarak gönderildiğinde ona şöyle itiraz etmişlerdi: “Biz Nûh’u, kendi kavmine elçi gönderdik. ‘Ben sizin için açık bir uyarıcıyım’ dedi. Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye uyarıyorum. Çünkü ben üzerinize gelecek acıklı bir günün azabından korkuyorum. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni sadece bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz…” (Hûd, 11/25-27)

Bu tür itirazlar sadece Nûh(as)’ın kavmi ile sınırlı kalmamıştır. Hûd (as)’ın kavmi Âd, Sâlih (as)’ın kavmi Semûd ve onlardan sonra gelen peygamberlere de kendi kavimleri hep aynı itirazda bulundular: “Sizin bizden ne farkınız var ki? Siz de bizim gibi bir insansınız!” Allah’ın elçileri için sarf edilen bu kabullenememe cümleleri, inanmayanların iman etmeleri yönündeki en büyük engeldi.

Peygamberlerin bir takım sıfatları vardır. Bunlar; Sıdk, Emanet, Tebliğ, Fetanet, İsmet..

Bu sıfatlardan ilk dördü Müslümanların hepsinde bulunması gereken özelliklerdir lakin beşinci özellik olan ismet sıfatı peygamberlere has olan bir sıfattır. Onlar Allahın gözetimi ve koruması altında hayatlarını sürdürmüşlerdir. Bu yüzden bizim gibi insanlar ama ‘’sıradan’’ değillerdir.

TURGUT KAHVECİ

Okunma : 2762