Foto galeri

Karamandan.com

Karamandan.com

 
 
Tarih : 27 Nisan 2019  -  Saat : 13:24:25   Görüntülenme: 22230

Erdoğan; "Karaman'da sıkıntıyı yaşadık.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; "Karaman'da sıkıntıyı yaşadık. Bu konularda da derinlemesine çalışıyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz." dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 ay önceki seçimlerde yüzde 60, yüzde 70 oy aldıkları kimi ilçelerde belediye başkanlıklarını kaybetmiş olmalarının anlattığı mesajı da göz ardı etmediklerini belirtirken, "Karaman, Kırşehir, Bayburt, Erzincan, Bolu gibi yerlerde il düzeyinde Yozgat, Erzurum, Kırıkkale gibi yerlerde ilçe düzeyinde pek çok örnekte bu sıkıntıyı yaşadık. Bu konularda da derinlemesine çalışıyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz." dedi.

Erdoğan, Kızılcahamam Eliz Hotel'de düzenlenen AK Parti 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında konuştu. Dışarıyla bir mücadele verirken, içeride kendilerine yanlış yapanların bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yeni bir şey değil, bunun ilk insanla başlayan bir süreç olduğunu, ilk insan Habil ile Kabil arasındaki o sürecin hala devam ettiğini ve kıyamete kadar da devam edeceğini anlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti: "Şimdi de birçok dönem bunu yaşadık maalesef içimizde belli seviyelere gelen, belli noktalara gelenlerin yaptığı çalışmalar yenilir yutulur cinsten değil. Bu davanın adamı olduğunu söyleyenler bütün seçim kampanyası boyunca, bu adamlar neredeler? Bunlar nereye gittiler? 'Efendim ben beğenmedim.' Sen beğenmeyebilirsin. Yani biz herkesin beğeneceği isimleri bulma başarısını ne zaman gösterdik ki bugün de göstereceğiz? Böyle bir şey olabilir mi? Burada bir yönetim varsa bu yönetim çalışmalarını yapar, istişarelerini yapar. Bunun neticesinde de bir karar verir. Bu karara da hep birlikte uyarız. Ve bu işte bir teşkilatın ahlakıdır. Ama bu teşkilatın ahlakından mahrum olanlar kendilerini hiçbir zaman anlatamayacaklar bunu bilmeleri lazım.

Şunu açık, net ifade ediyorum, bilesiniz ki bu teşkilat sadece Ankara'da kabuğuna çekilmiş olan bir teşkilat değildir. Hangi ilde neler oluyor, hangi ilçelerde neler oluyor bunların hepsi bize geliyor. Nerede neler olduğunu, nerede neler döndüğünü bunların hepsini de biliyoruz. Gün ola harman ola. Zamanı geldiğinde tabii ki bizler bu teşkilatın geleceği için de bunların hesabını sormasını biliriz. Bunları biz sırtımızda taşıyacak değiliz. Çünkü biz bunu bir hareket olarak görmüyoruz. Bu parti bir davadır. Dolayısıyla bu davaya gönül verenler bu davanın evet sır küpü içerisinde kendilerini sıkı tutmaları gerekir. Eğer tutmazsa o zaman kusura bakmasınlar. Biz bu yola böyle çıktık, böyle yürüyoruz, böyle yürüyeceğiz. Bizi diğerlerinden ayıran budur zaten."

"Derinlemesine çalışıyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz"
Eskilerin, "Nasılsın?" diye sorulduğunda, "sıratı geçince belli olacak" diye cevap verdiğini belirten Erdoğan, siyasette de nasıl olunduğunu seçim sonuçlarının ortaya çıkardığını kaydetti. Milletin bu seçimlerde kendilerine, "Çalışın, bekamıza istiklal ve istikbalimize sahip çıkın, projelerinizi hayata geçirin, hedeflerinizden kopmayın" mesajı verdiğine değinen Erdoğan, bununla birlikte 10 ay önceki seçimlerde yüzde 60, yüzde 70 oy aldıkları kimi ilçelerde belediye başkanlıklarını kaybetmiş olmalarının anlattığı mesajı da göz ardı etmediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kırşehir, Bayburt, Erzincan, Bolu, Karaman gibi yerlerde il düzeyinde Yozgat, Erzurum, Kırıkkale gibi yerlerde ilçe düzeyinde pek çok örnekte bu sıkıntıyı yaşadık. Bu konularda da derinlemesine çalışıyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz." dedi. Bu muhasebeyi yaparken asıl gündemlerinden kopmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Önemli olan Türkiye'nin güvenlikten ekonomiye kadar her alanda gerçekten kritik bir süreçten geçtiği şu dönemde sapa sağlam durmak, birliğimize ve beraberliğimize sahip çıkmaktır." değerlendirmesinde bulundu.  Erdoğan, milletin beklentilerine cevap verebilmek için önce bunu başarmaları gerektiğini ifade etti.

"Hareketimizin mayasında ahde vefa vardır"
Değişimin hayatın bir gerçeği olduğunu belirten Erdoğan, her anlamda ihtiyaç duyulan değişimleri adım adım gerçekleştireceklerini vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti: "Tabii bu adımları birileri istediği için değil, kendi ihtiyaçlarımıza göre atacağız. Değişim demek her şeyi toptan tepe taklak etmek anlamına asla gelmez. Bizim hareketimizin mayasında ahde vefa vardır. Bu dava için verilen her emek önemlidir, değerlidir. Hiçbir emeği hiçbir birikimi hiçbir potansiyeli heba etmeyeceğiz. Aynı zamanda yeni değerlerle yeni kadrolarla yeni hedeflerle saflarımızı genişletip, güçlendireceğiz.

Şairin dediği gibi 'Çınarız bizleri sel götüremez/Biz dağız esmeyle yel bitiremez/Yedi düvel bize güç yetiremez/Allah fille değil, ebabilledir.' Biz kendini bugün adına 'Türkiye' dediğimiz binlerce yıllık hak davasına vakfetmiş neferleriz. Bunun için de karşımıza çıkan meşakkatleri dervişane bir anlayışla göğüslemek mecburiyetindeyiz. Hiçbir zorluğun sonsuza dek sürmeyeceğini biliriz. Her zorluğun bir imtihan olduğuna iman ederiz. Daha kötüsüne maruz kalmadığımız için dua eder, mücadeleyi asla elden bırakmayız.

Böyle dönemlerde yanımızda olanları da karşımıza dikilenleri de unutmayız. biz siyasette hiçbir zaman sosyal mühendislik oyunlarından vesayet güçlerinin veya dışarının desteğinden medet ummamış, sadece Allah'ın yardımına ve milletin desteğine güvenmiş bir hareketiz. Milletimizle aramızdaki gönül bağının derinliğini anlamayanlar küçük kazanımlardan büyük sonuçlar çıkarmaya çalışıyor. Halbuki biz sırtımızı sadece Allah'a ve milletimize yaslamış bir kadro olarak sürekli kendimizi yenileyerek yolumuza devam ettik, devam edeceğiz. Yunus Emre'nin dediği gibi, 'Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk. Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası.' Rabbim her birimize son nefesimize kadar bu kutlu yolda yürümeyi nasip etsin."

"Kanaatlerinizi açık yüreklilikle paylaşmanızı istiyorum"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin hakemliği dışında bir hakemi bugüne kadar tanımadıklarını vurgulayarak, "Bizim milletimiz, basiret ve feraset sahibidir. Bizim milletimiz, keskin bir kavrayışla meselelere yaklaşan bir millettir. Binlerce yıllık tecrübenin ürünü olan Anadolu irfanı dün olduğu gibi bugün de yarın da bizim en önemli rehberimizdir. Her zaman söyleriz. Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan doğar. Yani hakikatin kıvılcımı farklı fikirlerin çarpışmasıyla ortaya çıkar. Sizlerden istişare toplantımız sırasında vicdanınız ve fikirlerinizle  sözleriniz arasına perde koymadan kanaatlerinizi bizimle açık yüreklilikle paylaşmanızı istiyorum." değerlendirmesini yaptı.

Her konuda olduğu gibi Ermeni meselesi konusunda da Türkiye'deki arşivlerin araştırmacılara açık olduğunu belirten Erdoğan,  "Hodri meydan. Üçüncü ülkelerde varsa onlar da açsınlar. Onlar da bu çalışmaları yaptılar ama gelmiyorlar. Biz yıllardır bunları, ta Başbakan olduğum andan itibaren, hep söyledik ama gelmiyorlar. Niye? İşlerine gelmiyor. O arşivlerde nelerin olduğunu gayet iyi biliyorlar. Onun için gelmiyorlar. Onun için de parlamentolar vasıtasıyla, buralarda çevirdikleri yalan dolan birçok şeylerle bunu yapmanın gayreti içine giriyorlar. Amaçları, dönemin gerçeklerini anlamak olan herkes, bu arşivlere girip belgeler üzerinden çalışmasını yürütebilir." diye konuştu.

- "Ermeni tehciri ne soykırımdır ne de büyük felakettir"
Bunun dışındaki her ithamı, söylemi, her mesajı reddettiklerini ifade eden Erdoğan, "Ermeni tehciri ne bir soykırımdır ne de büyük felakettir. Bu, sadece bir asır öncesinin çok sıkıntılı şartlarında yaşanmış acı bir olaydan ibarettir. Türkiye'yi suçlayanlara sadece Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında 70 milyon insanın ölümünden sorumlu olduklarını hatırlatıyoruz. Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron'un önce bu işleri öğrenmesi lazım. Bu işleri bilmiyor." dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yanış kılavuz seçtiği için yanlış konuştuğunu belirten Erdoğan, "Fransa'da 700 bin Ermeni var diye onlara mesaj vermek, Bay Macron, seni kurtarmayacak. Önce siyasette dürüst olmayı öğren. Siyasette dürüst olmadıkça kazanman mümkün değil. Kaybedeceksin." değerlendirmesinde bulundu.  Macron'un Ermeni meselesinde takındığı tavrın doğru olmadığını, bunu defalarca şahsına söylediği için bu konuşmasında da açıkça söylediğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti: "Avrupa Yahudilerinden Cezayir ve Tunus Müslümanlarına kadar gerçekten soykırıma tabi tutulmuş nice halklar biliyoruz. Afrika'nın her köşesinde ve Güney Amerika'da birbirine kırdırılan veya doğrudan Avrupalılar tarafından yok edilen nice toplumlar vardır. Son çeyrek asırda Bosna'da, Karabağ'da, Filistin'de, Arakan'da, Irak'ta, Suriye'de katledilen milyonlarca Müslüman'a uygulanan, soykırım teşebbüsü değil midir? Bu kavram kullanılarak itham edilemeyecek tek ülke Türkiye'dir. Çünkü bu millet, sözü edilen tarihte fail değil, maktul durumundadır. Tüm bu gerçekleri her fırsatta muhataplarımıza ve uluslararası kamuoyuna anlatmayı sürdürdük, sürdüreceğiz. Bundan geri adım atmamız da mümkün değil."

- "Amerika ile S-400 meselesinde de ciddi görüş ayrılıkları içindeyiz"
 Erdoğan, dünyada ve bölgede İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük değişimlerin yaşandığı dönemden geçildiğini ve bu değişimlerin çoğunun insanların güvenliğini, huzurunu, onurunu ve refahını tehdit edecek mahiyette olduğunu söyledi. Amerika'nın uluslararası ticaretten nükleer silahlanmaya kadar geniş bir alanda küresel sistemi sarsan adımlarının etkilerinin sürdüğüne işaret eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

 "Suriye'de müttefiklik ilişkimize asla yakışmayacak politikalar izleyen Amerika ile S-400 meselesinde de ciddi görüş ayrılıkları içindeyiz. Türkiye'nin Irak ve Suriye kaynaklı terör tehditlerine karşı aldığı önlemlerin ve yaptığı operasyonların meşruiyeti tartışılmazdır. Buna rağmen Amerika'nın ısrarla bölücü terör örgütüyle birlikte hareket etmeye kalkmasını, güvenliğimizi güçlendirmeye ve çeşitlendirmeye yönelik tasavvurlarımıza karşı çıkmasını üzüntüyle takip ediyoruz. Kim ne derse desin, bizim için asıl önemli olan ülkemizin ve milletimizin istiklali ve istikbalidir. Bu uğurda 15 Temmuz'da canını ortaya koymuş bir millet olarak, Suriye'deki terör bataklığını kurutmaya yönelik adımları atmayı, S-400 ve benzeri güvenlik tahkimatlarını yapmayı da sürdüreceğiz. Şu şöyle demiş, bu böyle demiş, hepsi bir kenara. Biz ne diyoruz o önemli." 

- "AB sürekli önümüzü kesiyor"
Avrupa Birliği'ne tam üyeliğin, Türkiye'nin 1963'ten beri ısrarla, samimiyetle arzu ettiği bir statü olduğunu kaydeden ve özellikle AK Parti iktidarları döneminde bu konudaki tüm kriterlerin yerine getirildiğini, tüm şartların oluşturulduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Buna rağmen ülkemizin hala tam üye olamamasının yegane sebebi, Birliğin izlediği tutarsız politikalardır. Biz, tüm yükümlülüklerini ifa etmiş, tüm sözlerini tutmuş bir ülke olarak Avrupa Birliği'nin de aynı tavrı göstermesini bekliyoruz. Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere Birlik organlarından ülkemize yönelen eleştirilerin mesnedi olmadığını bizim kadar onlar da biliyor. 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırır' misali kendi ilkesizliklerinin üstünü örtmek için ülkemizin suçlama yoluna gidiyorlar. İşte bize verilmiş olan söz 3+3 milyar avro, biliyorsunuz özellikle Suriye'den ülkemize göç eden 4 milyona yakın insana destek sözü. Şu ana kadar verdikleri 1 milyar 800 milyon avro. Bizim yaptığımız harcama 36 milyar dolar. Hani nerede, verdiğiniz sözü tuttunuz mu? Yok. Konuştuğumuz zaman, 'Çok teşekkür ediyoruz, gerçekten çok önemli işler başardınız, başarıyorsunuz.' İyi, güzel de verdiğiniz sözleri de tutun. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geliştirilmesi veya sonlandırılması konusunda bir adım atılması gerekiyorsa bunu yapacak olan artık Avrupalılardır. Türkiye'yi beğenmiyor musunuz, istemiyor musunuz? 'Tamam artık biz yolları ayırıyoruz' deyin, işleri bitirin. Yok bize bir faydanız zaten. Sürekli olarak önümüzü kesiyorsunuz, sürekli olarak havadan sudan bahaneler uyduruyorsunuz." Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakereleriyle ilgili çok kan kaybettiğini ve Birliğin hala oyalama taktiği güttüğünü belirterek, "Vize meselesinde aynı şeyi yaptılar, gümrükle ilgili aynı şeyi yaptılar, hala yapmaya devam ediyorlar. Biz, verilen sözlerin yerine getirilmesini sabırla beklemeye devam ediyoruz ancak bir yere kadar." dedi.

- "Kudüs'ün tarihi, şehre kirli ellerini uzatanların acı akıbetleriyle dolu"
Bölgenin kanayan yarası Filistin ve Kudüs meselesinin son dönemde yeniden alevlendiğini, İsrail'in hak, hukuk ve ahlak tanımaz uygulamaları sebebiyle bölgenin adeta barut fıçısına çevrildiğine işaret eden Erdoğan, "Kudüs'ün mahremiyetine her fırsatta el uzatan, Filistin topraklarını işgal eden, son olarak Golan Tepeleri'ni ilhak eden İsrail yönetimi, bu tehlikeli politikalardan derhal vazgeçmelidir. Golan Tepeleri Suriye'nindir, İsrail'in değil. 1947'den itibaren peyderpey yaptıkları işgallerle İsrail bir işgalci yapılanmadır. Bu işgalci yapılanma, maalesef gücünü de Amerika'dan alıyor ve bu güçle beraber de işgal hareketini devam ettiriyor." diye konuştu. Kudüs'ün tarihinin, şehre kirli ellerini uzatanların acı akıbetleriyle dolu olduğunu ve tarihi tekerrür ettirmenin kimseye faydasının dokunmayacağını ifade eden Erdoğan, "Filistinlilerin hakları ve özgürlüklerini teminat altına alan, Doğu Kudüs'ü de bu ülkenin başkenti olarak tanıyan kapsamlı bir anlaşmaya varılana kadar bu sorunlar çözülmeyecektir. Biz, tek başımıza kalsak dahi Kudüs davasının ve Filistinli kardeşlerimizin haklarının takipçisi olmayı sürdüreceğiz." değerlendirmesini yaptı.

- "Yaşanan hadiselerin, Sudan halkının talepleri doğrultusunda neticelenmesini temenni ediyoruz"
Erdoğan Libya'nın da bölgenin huzurunu hedef alan, karanlık senaryoların yeni perdelerinin sahnelendiği yerlerden biri olduğunu belirtti. Bir yanda meşruiyetini Libya halkından alan bir yönetim, diğer yanda ise sadece Avrupa ve kimi Arap ülkelerinin desteklediği bir diktatörün var olduğuna işaret eden Erdoğan, "Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Libyalı kardeşlerimizin yanında dimdik duracağız. Libya'yı yeni bir Suriye'ye dönüştürmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz." diye konuştu. Türkiye'nin derin tarihi bağlarının olduğu Cezayir'deki tartışmaları da çok yakından takip ettiklerini ve artan istikrarsızlıktan üzüntü duyduklarını belirten Erdoğan, Cezayir'in bir an önce gücünü halkından alan bir yönetime kavuşması dileğinde bulundu. 

Erdoğan, Sudan'da yaşanan gelişmelerle ilgili ise şu değerlendirmeyi yaptı: "Sudan, Afrika'nın adeta kalbi olan bir ülkedir. Sudan'la da çok uğraştılar ve yapılmadık hiçbir müdahale bırakmadılar. Önce böldüler, işte şimdi de yutmanın gayreti içindeler. Sudan'ın istikrar ve huzuru, Doğu ve Orta Afrika için son derece önemlidir. Bu ülkede yaşanan hadiselerin, Sudan halkının talepleri ve beklentileri doğrultusunda neticelenmesini temenni ediyoruz. Türkiye, Sudanlı kardeşlerini desteklemeye devam edecektir." 

Sri Lanka'da yaşanan katliamın Yeni Zelanda'da Müslümanlara karşı işlenen nefret suçunu meşrulaştırmaya yönelik bir saldırı olduğunu belirten Erdoğan, "Hamdolsun bu oyuna gelinmemiştir. Hiçbir gerçek Müslüman masum insanların kanlarıyla elini ve kalbini kirletemez. DEAŞ, El-Kaide, Boko Haram, Eş-Şebab, FETÖ gibi terör örgütleri İslam'ın adını kullanarak Müslümanlara savaş açanların aparatı olma dışında hiçbir anlama sahip değildir. İslam dünyasının kurtuluşu, Müslümanların kanını emen bu terör örgütlerinin süratle tasfiyesinden geçmektedir." diye konuştu. Suriye'de DEAŞ'a gerçek anlamda darbe vuran ve bu örgütün gücünü kıran tek ülkenin Türkiye olmasının sebebinin bu samimi inanç olduğunu aktaran Erdoğan, "İnşallah en başta Müslümanları, onlarla birlikte tüm insanlığı bu şer şebekelerinden kurtarana kadar mücadelemize devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, engellileri, okul öncesi çocukları, yaşlıları gözetmeyen belediyeciliği kabul etmediklerinin altını çizerek, deprem, sel, heyelan ve fırtınalar gibi tabii afetlerin tehdidi altında olunduğunun asla unutulmamasını ve çalışmaların ona göre yürütülmesini istedi.

Kentsel dönüşüm çalışmalarını süratle tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, büyükşehirler başta olmak üzere toplu taşıma öncelikli olarak ulaşım sorunu çözülmemiş yer bırakmayacaklarını söyledi.Otopark sıkıntısının en küçük yerleşim yerlerine kadar sirayet etmiş durumda olduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu konuda yapılmış apartmanların altında parklar, otoparklar olmayabilir. Şimdi mahallelerde kesinlikle yer altı, yer üstü, yer üstünden kastım cadde üzerinde otopark değil, yer üstünde belli bir yeri kamulaştırıp oralarda katlı otoparklar kurmak suretiyle yer altı ve yer üstü otoparklar inşa ederek, inşallah bu soruna çözüm bulmanız gerekiyor. Bu araçların her yerde park etmesi suretiyle birçok zaman Allah göstermesin yangında araçlar, itfaiye araçları gidecek yol dahi bulamıyorlar. Bunu çözmemiz lazım. Onun için de yer altına otoparklar, yer üstüne kurarak bunu da çözmemiz lazım." İsraf meselesindeki hassasiyetin belediyelerdeki pek çok problem ve şüpheyi kendiliğinden ortadan kaldıracağını kaydeden Erdoğan, denetimin olmadığı bir yerde savurganlığın da keyfiliğin de diğer kötü alışkanlıkların da kendine zemin bulabileceğini dile getirdi.

- "Amacımız, işlerin doğru ve standart bir şekilde yürütülmesini sağlamak"
Bunun için millete söz verdikleri şekilde ülkedeki tüm belediyeleri plan, program, proje, yatırım, istihdam, harcama konusunda takip edecek, gerektiğinde ikazda bulunacak bir sistem geliştirdiklerini belirten Erdoğan, "Amacımız kimsenin işine karışmak değil, tüm işlerin doğru ve standart bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde hazırlıklarını büyük ölçüde tamamladığımız bu sistemi en kısa sürede faaliyete geçiriyoruz. Genel Merkezimizde de kendi belediyelerimizi daha yakından izlemeye alacak benzer bir sistem kuracak ve çalıştıracağız." ifadelerini kullandı. Seçim kampanyası boyunca gittiği pek çok yerde karşısına çıkan bir hususa da değinmek istediğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Dikkat ederseniz, AK Parti'nin sahibinin millet olduğunu, tek vazifemizin millete hizmet etmek olduğunu, hesap vereceğimiz yerin de yine milletin vicdanı olduğunu adeta döne döne tekrar tekrar söylüyorum. Bu anlayışa sahip bir partinin belediye başkanlarının, başka türlü siyaset yöntemiyle hareket etmesini düşünmek mümkün değildir. Hiçbirimiz bulunduğumuz makamların, hizmet makamı olduğunu unutmayacağız. Hizmet gayesinin olduğu yerde kibir, büyüklenme, tepeden bakma, insanları hakir görme, insanları kendinden uzak tutma kesinlikle söz konusu olamaz. Makamında, aracında, yolda, çarşıda, pazarda etrafına korumalarla, kendi ekibiyle duvar ören belediye başkanı olamaz. Bu sayılar haddinden fazla oluyor. Halkla ilişkisini kesen başkanla, biz de ilişkimizi keseriz. Size oy vermiş olsun olmasın, şehrinizde yaşayan her bir ferdin meselesi artık sizin de meselenizdir. Bu yükü taşımayı göze alamıyorsanız yanlış görevde bulunuyorsunuz demektir." Şehrin insanını olduğu kadar, tarihi, kültürü ve değerlerinin de bütün olarak görülmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, "İşimiz insanların gönüllerini kazanarak şehirlerimizi mamur etmek, ülke ve dünya markası haline getirmeye çalışmaktır." dedi.

- "Verilecek cevap şu olmalı, 'Bizim işimiz var, lütfen yolunuza'"
Hazreti Ali'nin Yemen Valisi'ne gönderdiği mektubu hatırlatan Erdoğan, "İnanıyorum ki buradaki mesajlar, günümüzde de bize ışık tutacaktır." görüşünü paylaştı. Mektubu okuyan Erdoğan, "Ey vali, sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun; hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak, halkın rızasını kazanmak. Bunları yaparken katiplerin durumuna da iyi bak. İşlerini onların en iyisine yaptır. Seçimin kendi güvenine ve hoşgörüne dayalı olmasın çünkü insanlar yapmacık davranışlarla kendilerini yöneticilere iyi göstermeye çalışırlar. Arkasından da ne öğüt dinlerler ne de emanete riayet ederler. Bunun için sen, salih insanların tavsiyelerine itibar et. Topluma en iyi muamele edenleri ve emanete gerekli önemi gösterenleri seç." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: "Emanete kim sahip çıkacaksa onu göreve getirmek medeniyetimizin bize tavsiyesidir. Unutmayınız, eğrinin gölgesi de eğridir. Şayet siz doğru olursanız emrinizde çalışanlar da kendilerine ona göre çekidüzen verirler. Buradaki her bir arkadaşımın ifade ettiğim hususları ve daha fazlasını çok iyi bildiğine ve uygulama iradesine sahip olduğuna inanıyorum. Dava ve yol arkadaşlığımızın sebebi sizlerin bu vasıflara sahip kişiler olmanızdır. Her birinize önümüzdeki 5 yıllık görev sürenizde tekrar başarılar diliyorum. Tüm teşkilat, il başkanları, ilçe, belde başkanları, tüm belediye başkanlarımız, sizleri birileri hep rahatsız etmek isteyebilir. Unutmayın, fitne bugün başlamadı. Tarihi, fitnenin çok eski, fesat, yeni başlamadı, tarihi çok eski. Fitne, fesat unsurları böyle bir güçlü yapıyı her zaman tahrik, tahrip etmek üzere hep yollarına devam edeceklerdir. Bunlar da yine unutmayın hep içinizden, içimizden çıkan birileri olacaktır. Bunlara kapımıza dayandıkları zaman verilecek cevap şu olmalı, 'Bizim işimiz var, lütfen yolunuza.' çünkü bizler seçim kampanyasında kar kış demeden koştururken, birileri yurt dışında seyahat ederken, bizler yine buralarda çalışmaları sürdürürken, birilerinin de Anadolu'nun değişik yerlerinde bu fitne, fesat unsurlarını karıştırmaya çalıştıklarını da çok çok iyi biliyoruz. Onun için hep beraber kenetleneceğiz, unutmayın bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız."

 

AK Parti 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı
Erdoğan; "Karaman'da sıkıntıyı yaşadık.