Leylekler Geçerken | Karamandan.com - | Karaman Haber

Leylekler Geçerken | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2019 Pazartesi
Leylekler Geçerken

Ahmet Haşim sıkı bir şairdir. Hani lise yıllarında hepimizin duyduğu ''MERDİVEN'' şiiri var ya, işte onun sahibidir.

"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak..."

(Şiirin bütününü okumak isteyenler linke tıklasın)

Ahmet Haşim nitelikli bir yazardır ayrıca.

Haşim'in, ''Leylekler Bakımevi'' demek olan, 1923'de Bursa gezisinden sonra yazdığı ''Gurabahane-i Laklakan'' makalesi, gözlem yeteneğinin yanı sıra Türkçeyi güzel kullanmanın doruklarındandır.

Bu yazıda, Türklere özgü sanatlara hayranlığı nedeniyle Bursa'ya yerleşen Türk dostu Fransız Konsolosu Greguvar Baille (okunuşu Bay), büyükçe bir arazide oluşturduğu ormanı, köşkü, çeşitli eserlerden oluşan koleksiyonu anlatılır.

Makale, adını bahçede bir leylek bakımevi bulunması nedeniyle almıştır. Ahmet Haşim'in anlatımıyla, ''Kanatları kırık bir leylek, beyaz elbiseler giyinmiş bir hasta gibi, ağaçların arasında melul melul dolaşmaktadır.''

Ahmet Haşim gördüklerinden çok etkilenir. Makalede yer alan mekanın sahibi Baille'nin şu sözleri ise çok çarpıcıdır:

''Ben de artık bir ihtiyar sakat leylekten başka neyim? Bu köşe onlar ve benim için bir bakımevidir. Son günlerimizi burada birlikte yaşayıp bitireceğiz. Onun için buraya 'Gurabahane-i Laklakan' adını verdim.''

Karamandancom'daki ilk yazım, 'Göç Mevsimi'' başlığıyla çıktı. Bir göç yazısında leylek yoksa, o yazının bir kanadı eksik kalmıştır.

Leylekler Türkiye'den yılda iki kez geçerler. Bu geçişlerden birine 'ilkbahar', diğerine 'sonbahar geçiş' denir. İlkbahar geçişleri, şubattan mayıs sonuna kadar devam eder. Ancak, Türkiye'de konaklayan leylekler 15-20 mart tarihleri arasında yuvalarına dönerler.

Leyleklerin sonbahar göçleri ise ağustosun ilk günlerinden eylülün ortalarına kadar sürer. Şu günlerde leyleklerin göçü devam etmektedir. Geride kalan bazı leylek grupları ise ekime kadar, Türkiye'den kuzeye gider.

Leyleklerin göçü, göç rotaları, konakladıkları yerler sırtlarına takılan vericilerle yıllardır izlenmektedir. Kuş fotoğrafçıları bu dönemlerde göç yollarında konuşlanmışlardır.

Leylekler, sonbahar göçlerinde Marmara Denizi'ni İstanbul ve Bursa üzerinden geçtikten sonra Eskişehir, Kütahya, Afyon ve Konya üzerinden Toroslara ulaşırlar.

Buradan Karaman'a uçarlar. Karaman önemli bir göç güzergahıdır. Leylekler Karaman'dan Mersin, Pozantı, Çukurova, Hatay, Amanos dağları ve İskenderun rotalarını izleyerek Afrika'ya ulaşırlar.

Leylek, ülkemizde en çok tanınan kuşlardandır. Çocukların en sevdiği kuş türü yine leylektir. Nasıl olmasın?

Kıpkırmızı, incecik ve upuzun bacaklı, siyah olan kanat ve kuyruk uçlarından gayrısı bembeyaz tüylerle kaplı, uzun boynunun bitiminde tenis topundan daha küçük bir başta iki kızıl göz. Bacaklarının rengiyle uyumlu aynı kırmızılıktaki upuzun gagasıyla, zarif, narin, sevimli mi sevimli bir hayvandır.

Leyleklerin ortalama ömrü 25 yıl, ortalama ağırlıkları 3 kilogrammış. Bugüne kadar tespit edilmiş en yaşlı leylek 39 yaşında imiş ve Macaristan'da ölmüş.

Karaman'ın leyleklerin göç güzergahında olduğunu belirtmiştim. Belki bu nedenle 2011'in Mayıs ayında Karaman'da ''Leylekler Yuvasız Kalmasın'' projesi uygulanmış. 
Bu kapsamda direkler dikilerek, yuvalar konulmuş.

Dönemin Valisi Süleyman Kahraman, ''Leylekler Yuvasız Kalmasın'' projesi için düzenlenen törende, yöneticilerin kuşlar, evcil ve yaban hayvanların da ihtiyaçları ile ilgilenmek zorunda olduğuna dikkati çekmiş. Vali Kahraman, bu proje ile Türkiye'de bir ilki başardıklarını öne sürmüş ve konuşmasında, ''Amacımız, bu projenin Türkiye'ye ve dünyaya örnek olmasıdır. Diğer vilayetlerin de böyle projelere sahip çıkmasını sağlamaktır.'' diyerek, iddialı cümleler kurmuş.

Dönemin Çevre ve Orman İl Müdürü Ahmet Duran da, Bölükyazı Köyü arazilerine ilk etapta 10 metre yüksekliğinde 16 adet ahşap direk dikildiğini söylemiş.

Biliyorsunuz, ülkemiz proje cennetidir. Her projemizin dünyaya örnek olmasını bekleriz.

Karaman'daki bu proje ne oldu, bilmiyorum. Daha sonraki yıllarda buna ait haber görmedim. ''Vali gitti, proje bitti'' mi oldu, haberdar değilim. Muhtemeldir ki, Avrupa Birliği veya çevre fonlarından bir kaynak geldi, birazı da bu projeye düştü.

Devamı geldiyse lütfen yetkililer aydınlatsınlar, sahip çıkalım. Ne güzel olurdu, leylekleri sahiplenmiş bir kent kimliği kazanmak.

Hakkını yemeyelim Karaman'ın. İki güzel ve örnek alınacak işimiz olmuş ki, bunlardan herkesin haberinin olması gerekir.

Bu yılın en güzel çevre haberi Karaman'dan geldi. ''Leylek Operasyonu''  başlığı ile bir çok yerde yayınlandı. 

Hatırlatmak gerekirse, Ayrancı İlçesi'nin Böğecik Köyü'nde bir elektrik direğinin üzerindeki yuvada, ayağı bir ipe dolanıp bağlandığı için anne, baba ve  kardeşleri uçup giderken kendisi uçamayan leylek, Ayrancı Belediyesi İtfaiye ekipleri tarafından kurtarılmış.

Leyleği fark edip yetkililere bildiren köylüler, olaya müdahale emrini veren yönetici, leyleği, esaretten kurtarıp özgürlüğüne kavuşturan itfaiyeciler ne şerefli, ne yürekli, ne şefkatli insanlarmış.

İyilikte yarışan kuruluşlar ve derneklerin Ayrancı Belediye Başkanı Yüksel Büyükkarcı'ya, Böğecik Köyü Muhtarlığı'na, itfaiyecilere ''Leylek Dostu'' ödülü vermelerini umarım. Bu haberi takip eden veya bağlı olduğu ajansa ileten muhabir ilgili yerlere başvursun. Girişimin sonuçsuz kalmayacağına inanıyorum.

Kimseden övgü, takdir ve ödül gelmezse Karaman Valiliği ne güne duruyor. Bir tören düzenleyip birer plaket takdim edilse güzel olmaz mı? Çevre duyarlılığı, hayvan sevgisi geliştirilmek isteniyorsa, böyle sevindirici, yüreğimizin yağını eriten faaliyetlere sahip çıkılması gerekmez mi?

(Haberi merak edenler linke tıklayabilir.)

Ahmet Haşim'in 1923'lerde yazdığı leylek bakımevinden bir iz kalmış mıdır? Ormana dönüşmüş o araziye ne olmuştur? Leyleklere sahip çıkan ve ölümünü onlarla bekleyen temiz yürekli, kuş dostu, doğa aşığı Fransız konsolosun adını, mezarının yerini bilen var mıdır?

''Biz tarihte hayvanlar için vakıf kurduk'' diyerek hamaset yapan zevata duyurulur.

Bir başka ödüllük doğa dostuyla geçtiğimiz ramazanda tanıştım. Bir gurbetçi, kazancını köyü Burhan'a akıtmış. Ahmet Haşim'in Bursa'da gördüğü Fransız konsolos emeklisinin ormanı gibi bir orman oluşturmuş. Bir çam ağacının çevresine kurulu terasında, bir kaç arkadaşla oturduk. Ali Koç, ormanın sahibi, bizi misafir etti. Oruçlu olduğumuz için ikramlarını nazikçe geri çevirdik. Ama buz gibi kaynak suyuyla elimizi, yüzümüzü, açıkta olan her yerimizi yıkadık. Çamın gölgesi ve suyun etkisiyle yaz sıcağında kısacık bir molada içim titreye titreye çevreye baktım. Ali Koç'u ve ormanını ayrı bir yazıda sizlerle paylaşacağım.

Daha Ankara'ya küsen leylekleri yazacaktım. İnşaallah bu da başka bir güne...

NOT: Yeni mekanımda yazılara yeniden başlamam nedeniyle mesaj gönderen, arayan, tebrik eden ve ''özlemiştik'' diyen dostlara sonsuz teşekkürler.

Düzenleme : 13 Eylül 2019 12:07 Okunma : 1497