Mesleki kariyer mi, akademik kariyer mi? | Karamandan.com - Karaman Haber

Mesleki kariyer mi, akademik kariyer mi? | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Nisan 2020 Pazar
Mesleki kariyer mi, akademik kariyer mi?

Üniversitelerin İktisat, işletme, ekonomi, finans, kamu yönetimi, hukuk, çalışma ekonomisi, maliye gibi bölümlerde okuyan öğrenciler meslek seçimini nasıl yapmaları lazım:

Öğrencilerin mezuniyet aşamasına geldikleri zaman gelecek planlarına ilişkin olarak cevap bulmaya çalıştığı pek çok soru vardır, bu sorulardan bazılarının, ‘Bundan sonraki süreçte kamu kurumları, ya da özel sektör kurumlarında mı çalışsam, yoksa akademik yaşama mı yönelsem? Yüksek lisans ve doktora sürecini akademisyenlik dışında bir başka işte çalışırken de yapabilir miyim? Akademisyenlik hedefliyorum ama başarabilir miyim? Sahip olduğum bilgilerle bu konuda yeterli miyim? Girmem gereken sınavlara yönelik nasıl hazırlanmalıyım ve neler yapmalıyım? Akademisyenlikte uzun bir eğitim süreci beni bekliyor, o kadar yıl daha eğitim hayatına devam edebilir miyim?’ şeklinde uzamaktadır.

İlk aşamada akademik kariyer mi yoksa mesleki kariyer mi?  konusunu çözümlememiz gerekiyor. En temel ayrım bu seçimdir. Çünkü akademik kariyer (öğretim üyesi olmak) ile mesleki kariyer (mesleğinizle ilgili iş de yükselmek) farklı çalışma ve hazırlıkları gerektiriyor. Eğer akademik kariyer seçmişseniz o zaman seçtiğiniz alanda uzmanlaşmanız gerekiyor. Eğer mesleki kariyer seçmişseniz kendi alanınız dışında bazı konuları da çalışmanız gerekiyor.

Bunu detaylı açıklayayım. Diyelim ki ekonomi bölümünde okuyorsunuz ve kendinizi akademik kariyere hazırlamaya karar verdiniz. Bu durumda ekonomi bilginizi derinleştirmeniz ve yüksek lisans ve doktora yapmanız gerekiyor. Akademik kariyere girmeye karar verdiğiniz andan başlayarak ekonomi alanında ve özellikle de ekonominin içinde uzmanlaşmaya karar verdiğiniz alanda bol kitap ve makale okumanız, çevrenizdeki olayları uzman gözlüğüyle değerlendirmeye başlamanız bu değerlendirmeleri not alıp tekrar yorumlamak lazım. Ekonomi bilgisinin yanına, muhasebe bilgilerini de eklemeniz şarttır. Çünkü bu ikisi ekonomide birçok olayın çözümü için tamamlayıcı bilgi sunan konulardır. Eğer matematik bilginiz yeterli değilse mutlaka yeterli hale getirmeniz gerekecek.

AKADEMİSYEN KİMDİR?

Akademisyen, üniversite ve benzeri yükseköğrenim kurumlarında öğretimi gerçekleştiren, araştırma yapan ve özgün araştırmalarıyla alanına katkıda bulunan kişilere verilen genel mesleki unvandır. Üniversitelerde ve araştırma kurumlarında görev yapan öğretim yardımcıları olan çevirmenler, uzmanlar, öğretim planlamacıları, araştırma görevlileri, okutmanlar ve öğretim görevlileri ile öğretim üyeleri olan, doçentler,araştırma profesörleri, profesörler ve ordinaryüs profesörler farklı derecelerden akademisyenlerdir.

Araştırma Görevlisi, Öğretim Görevlisi ile Öğretim Üyesi arasında ne fark var?

Araştırma görevlisi bir danışman eşliğinde “öğretim üyeliğine hazırlanan” kişidir. Ders vermez. Yükümlülüğü yüksek lisansını ve doktorasını yapmak, alanında kendini geliştirmek ve öğretim üyeliğine hazırlanmaktır.

Öğretim Görevlileri öğretim üyesi değildir. Öğretim görevlileri üniversitelerde “yalnızca” ders veren kişidir. Ancak akademik kariyer yapmak gibi bir zorunluluğu yoktur. Örneğin lisans mezunu olarak öğretim görevliliğine başlayan kişi isterse hiçbir zaman yüksek lisans veya doktora yapmayabilir. İsterse yapabilir ve doktoradan doçent olmayı hedefleyebilir.

Diyelim ki mesleki kariyer yapmaya karar verdiniz:

Bu durumda önünüzde öncelikle iki seçenek olacak: Kamu kesiminde mesleki kariyer yapmak ya da özel kesimde mesleki kariyer yapmak. Bu kararı aldığınızda, okuduğunuz bölümde okutulan konular dışındaki konulara çalışmaya başlamalısınız. Örneğin işletme bölümünde okuyorsanız işletme ve muhasebe bilginizin okulda öğrendikleriniz dolayısıyla yeterli olacağını varsayarak, ekonomi, maliye ve hukuk bilginizi derinleştirmek için çalışmalara başlamak lazım. Çünkü bu tür mesleklere sınavla giriliyor ve bu tür sınavlarda ekonomi, işletme, muhasebe, hukuk, maliye temel sınav konuları arasında yer alıyor. Ayrıca bazı kurumlar bazı sınavları için bu listeye matematik, istatistik gibi konuları da ekleyebiliyorlar.

Unutmamak gereken bir şey var: Üniversite, lise gibi değildir. Üniversite eğitimi bir çerçeve verir. O çerçeveden yararlanarak alınacak eğitimi ise siz belirlersiniz. Ne kadar öğrenmek isterseniz o kadar öğrenirsiniz. Her üniversite mezunu okuduklarını analiz edecek ve sonuçlar çıkaracak aşamaya gelmiş olmaz. Örneğin ekonomi bölümünü bitiren herkes ekonomideki olayları anlayacak ve analiz edecek bilgi ya da derinliğe sahip olamaz. Buna ulaşabilmenin yolu üniversitede verilen çerçeveyi kendi başınıza genişletebilmenize bağlıdır.

İnsanın yaşamını önceden planlaması çok doğru bir şey olsa da yaşam her zaman planladığınız ya da düşündüğünüz gibi gelişmiyor.

Bu deneyimden giderek diyebilirim ki akademik kariyer ile mesleki kariyer arasında bir karar verirken çok katı bir ayrım yapmayın. Birbirine geçişe imkân tanıyan kapıyı aralık bırakın. Bakarsınız ileride işler planladığınız gibi gitmez, o zaman bir geçiş yapabilirsiniz. Bu geçiş kapıları için uzmanlaşmaya çalıştığınız ana alanın dışındaki konuları da çalışmanız gerekir.  

Çevremizde üniversite bitirdiği halde aradığını bulamamış çok insan var. İleri sürülebilecek en kolay gerekçe “torpil bulamadığım için böyle oldu” gerekçesidir. Gerçekten de bir takım yerlerde kayırma müessesi işlese de oralara bileğinin gücüyle giren pek çok kişi de var. O zaman hedef torpili olmayan o kişilerin arasına girmek olmalıdır.      

Üniversite yıllarında mutlaka yapılması gereken bir başka şey de yabancı dili geliştirmektir. Eğer İngilizceden başka bir dili biliyorsanız İngilizceyi de öğrenmeye çalışın. İngilizce bilmeyen bir kişinin akademik kariyerde ve özel kesimde üst basamaklara tırmanmasına pek olasılık yok. Kamu kesiminde ise bu olasılık giderek azalıyor.

Özetle söylemem gereken şey şu: Üniversite bir dinlenme yeri değildir. Lisede çok çalışmış, üniversiteye girmek için çok çaba göstermiş olabilirsiniz. Ne yazık ki asıl çaba üniversiteye girdikten sonra gösterilmek zorundadır. Hatta daha fazlası üniversiteden sonra akademik ya da mesleki kariyere başlayınca ortaya konulmak zorundadır.  

Akademik kariyer için ayrıntılı şeyler söylemek kolay değil. Herkes kendi seçtiği, okuduğu ve ilgi duyduğu dala göre kendisini yönlendirebilir. Mesleki kariyer konusunda ise bazı seçeneklere olabilir. Burada anahtar sevdiğiniz, ilgi duyduğunuz alana yönelmektir. Çünkü insan ancak sevdiği, ilgi duyduğu alanda başarılı olabilir. Eğer kamu kesiminde çalışmayı seçtiyseniz o zaman önünüzde Hazine, Maliye, TCMB, SPK, BDDK, SGK, TÜİK gibi birçok kurum var demektir. Bunlar arasında ayrım yaparken bir yandan da nasıl bir meslek edineceğinize karar vermek önemlidir. Bazı meslekler insana sadece o kurumda hizmet ettiği sürece değil ileride kendi başına çalışmak için de olanak verirler. Örneğin Maliye Bakanlığı’nda vergi ile ilgili bir işe girerseniz (vergi müfettişliği, gelir uzmanlığı gibi) ileride Maliye’den ayrılıp serbest muhasebeci mali müşavir olup kendi başınıza çalışma olanağı elde edebilirsiniz. Ya da benzeri bir uzmanlığı değerlendirip özel şirketlerde çalışma fırsatı bulabilirsiniz. Yaşamın erken yıllarında bunlar anlamsız gibi gelse de her yerde geçerli bir meslek edinmek çıkış kapılarını çoğaltan bir seçenek oluşturur.

Özel kesimde çalışmayı seçtiyseniz önünüzde bankalar, sigorta şirketleri, reel kesim şirketleri gibi geniş bir yelpaze var demektir. Eskiden bankalarda müfettişlerin yükselme yolu daha açıktı şimdilerde yükselme koşulları bankaya uzman yardımcısı olarak girenlerle eşitlendi. Bütün mesele nereye girerseniz girin orada sizinle birlikte olan kişiler arasından sivrilebilmektir. Bunun da yolu herkesin öğrendiğinden fazlasını öğrenmektir.

Eğer akademik kariyeri seçtiyseniz kendi alanınızla ilgili uygulamaları mutlaka öğrenmeye çalışın. Sizi öteki hocalardan farklı kılacak şey teorik bilgi fazlalığından çok uygulama bilgisidir. Örneğin para politikasını anlatıyorsanız örnek olarak Fed’in uygulamalarını değil TCMB’nin uygulamalarını ele alıp değerlendirecek donanıma sahip olmaya çalışın. Eğer mesleki kariyeri seçtiyseniz teori çalışmaya devam edin. Örneğin eğer SPK’da uzman olduysanız size verilen mevzuat vb bilgileri yanında kendi kendinize ekonomi, hukuk çalışmaya devam edin. Sizinle birlikte orada çalışanlardan sizi farklı kılacak en belirgin şey teorik bilgi fazlasıdır.

Buraya kadar anlattıklarıma daha sayfalar eklemek mümkün. Bu konuda kitap bile yazılabilir. Ama işin gelip dayanacağı yer bilinçli çalışmak ve iyi hazırlanmaktır. İşe girerken ve işte çalışırken başarı için birçok şey sıralanabilir ama bir tanesi çok önemlidir: Sevdiğiniz işi yapın, ya da yaptığınız işi sevmeye çalışın. Bir işi sevmeden yapan kişinin başarılı olma şansı yok denecek kadar düşüktür. O nedenle gireceğiniz işi sevdiğiniz işlerden seçin…

Şeref Kuku

Düzenleme : 13 Şubat 2020 15:25 Okunma : 1900