Köşeyazarları ve Okur Bilinci | Karamandan.com - | Karaman Haber

Köşeyazarları ve Okur Bilinci | Karamandan.com - | Karaman Haber

22 Ekim 2019 Salı
Köşeyazarları ve Okur Bilinci

Geçtiğimiz yıllarda 'Karaman gibi kökü maziye dayanan bir şehrin, neden Konya'nın gerisinde ve gölgesinde kaldığı konusunda bir öğretmen arkadaşla aramızda bir sohbet geçmişti.

Aynı zamanda o dönemde Valiliğin eğitimle ilgili bir biriminde de görev yapan arkadaş, konu hakkındaki düşüncelerini aktarırken: "Konya halkının bilinçli ve hakkını arayan insanlardan oluştuğunu, önceliği yine Konya halkının yaşam konforuna vererek, her bireyin, bir seçim yaparken, düşüncelerini öne sürerken, bir çözüm sağlanmasını isterken herkesi, tüm Konya halkını da düşünerek 'biz' olma bilinciyle ve özgürce hareket ettiklerini,'' belirtmiş; "Karaman halkının ise tamamen 'devletçi' bir yapıya sahip, içine kapanık bir toplum olduğunu ve 'devlet ya da şehrin yöneticileri' kendilerine ne verirse 'Eyvallah' deyip onu kabullendiklerini, yeniliğe  ve gelişmeye şüpheli yaklaştıklarını," öne sürmüştü.

Buna bir de; "Karaman'daki bürokrasinin nasıl bir ceberrut yapıya sahip oldugunu, Cumhurbaşkanı'na ulaşmanın, bir Vekil, Vali, Belediye Baskanı'na ulaşmaktan daha kolay olduğunu, bürokratlara ulaşabilmek için önce onun etrafında bulunan 'etten duvarı' aşmak gerektiğini." eklemişti.

Haksız da değildi sonuçta, geçtiğimiz Başkanlık ve Milletvekilleri genel seçimi öncesi örneğin. 

Cumhurbaşkanı ve iktidar partisi liderinin: "Her Milletvekili kendi seçildiği şehirde bir irtibat bürosu açacak ve haftanın üç günü kendi seçim bölgesinde bulunacak!" direktifini kaç vekil dikkate aldı? Halen varsa eğer bu seçim bürolarının nerede olduğunu bilen var mı? Kaldı ki beyzadeler ne telefonlara ne mesajlara ne de çağrılarımıza cevap veriyorlar, tek yaptıkları bizim oraların deyimiyle 'beyhud gibi' gezmek.

Yine Sayın Cumhurbaşkanının: "Buradan Valilere ve Kaymakamlara sesleniyorum. Şehrimizin, ilçenizin mahallelerini, sokaklarını tek tek gezecek, onların sorunlarıyla ilgilenecek, gerekirse sırtınızda kömür, erzak taşıyacaksınız!" emrini kaç Vali ve Kaymakam yerine getirdi! Kaçı sıcacık koltuğundan kalkıp halkın arasına karıştı, tartışılır.

Neticede, her yönetici, bir alt birimine görevlendirme yaptı ve en alttaki icra birimi görevini ya yaptı, ya savsakladı.

Konuya dönelim.

Sosyal Medya haber ve gazete sitelerinde yazan çizen herkes, sağcı ya da solcu olsun, yazdıklarının kendilerince doğru olduğuna inanan kimselerin oluşturduğu platformlardır.

Elbette düşüncelerinin yanlış olma ihtimalleri ve yanılma noktaları da vardır.

Köşeyazarlarının, inanmadığı düşünceler de onlar için yanlış ama zaman zaman doğru olabilme ihtimali olan görüşlerdir.

Hal böyle olunca onlar da düşüncelerini savunur ya da paylaşırlar.

Tabi ki şartlar bir takım ön koşula bağlıdır, bu koşullar değişince inanılan düşünceler, söylemler de değişebilir.

Çünkü köşeyazarlarını farklı düşünmeye iten sebepler vardır. Onlar düşüncelerinin önüne set koymazlar, sabit fikirli olmanın gelişimin önünde bir engel olduğunu bilirler.

Dün doğru olarak kabul ettikleri düşünceler, bugün yeni öğrendiği bilgiler ve değişen şartlarla değişmiyorsa ancak burada ilkeler değil, olaylara 'subjektif' bakmaktan sözedilebilir.

Tabi bunun için de hem yazarın, hem okuyucunun 'düşünebilir yapıya sahip' olması gerekir.

Oysa ki, bir genelleme yapacak olursak. Kalıplara sığdırılmaması gereken düşünceyi okuyucular mutlaka bir kalıba sığdırma mücadesindendeler.

Mesela, 'bir kısım' okuyucu kitlelere hitap eden ve sonu 'izm'le biten fikirleri kalıplar halinde alır, sorgulamadan tek taraflı olarak kullanır. Faşizm, Kemalizm, Komünizm, Sosyalizm vb. gibi.

Çünkü birçoğu için düşünmek zordur. Birileri onlar yerine düşünmüş, şekil vermiş, slogan üretmiş ve kullanıma hazır hale getirmiştir.

Geriye, seçilen ve atananların, aynı şeyi düşünen, kendine ait bir düşüncesi olmayan kitleleri istedikleri gibi yönetebilme erki kalmıştır.

Tıpkı Karaman Halkının koyu devletçi yapısı ve keyfi idaresi gibi.

Kur'an'i Kerim onlarca ayette 'düşünün', 'aklınızı kullanın' diyerek uyarmış ve nasihat etmiştir değil mi?

Eğrileri ve doğruları ayırt edebilecek en önemli yetimiz 'düşünmek' olduğuna göre düsünemiyorsak, sorgulamıyorsak Allah'ın emirlerine de karşı gelmiş oluyor değil miyiz.

Bu nedenle farklı fikirlere, önerilere, bakış açılarına da önem verilmesi, anlamaya çalışılması gerekir.

Her zaman yazıyoruz, yazacağız da. Şehrimizde yaşanan olumsuzlukları, tutarsızlıkları, çelişkileri, sorunları.

Örneğin geçen hafta sokak hayvanlarını yazdık, buna yönelik bir proje ortaya koyduk.

Bu şehirde bir 'Hayvan Severler Derneği' bir 'Kent Konseyi', Karaman Belediyesinde sokak hayvanlarıyla ilgili bir birim yok muydu da bir üyesi, bir yöneticisi iki satır da olsa destek vermedi?

Yoksul kanser hastalarının yaşadıkları dramı belki yüz kere yazdık, bu duyarlılığa sahip olabilmek için siz okuyucuların ailelerinden bir ferdin aynı dertten muzdarip mi olmaları gerekiyordu bu çağrıya destek olmak için?
Altı üstü Karaman'ın işe yaramaz vekillerinden, Vali'sinden, Belediye Başkanın'dan bu şehirde yaşayan yoksul kanser hastaları için her hafta belli bir gün ve saatte bir otobüs tahsis edilerek Konya'daki ünivesite hastanelerine götürülüp getirilmelerini rica ettik. Kim ve kaç kişi yanımızda durdu? İlla gidip yetkili mercilerin masalarına yumruk mu vuralım kalkıp bir işe yarasınlar diye?!

Ondan önce, şehiriçi ulaşımla ilgili olarak bir yazı paylaştık, onca sinkaflı tepki aldık ve 25 bin etkileşime rağmen suçlu bulunduk.

Peki nerede boyunu göstere göstere gezmekten başka bir yetenekleri olmayan yetkililer?

Siyaset ve politikada da sanki durum farklı mı?

Bir yazı yazıyoruz, bir görüş ileri sürüyoruz, bir tartışmaya giriyoruz, karşıdaki şunu söylüyor: "Taraflı davranıyorsun!"

Birkaç gün önce bu durumun bir örneğini karamandan com Genel Yayın Yönetmenimizin bir paylaşımında da birebir yaşadık.

"Efendim tarafmış, a haber gibi hareket ediyormuş!" vs.

Yahu kendi düşüncesidir, nedir bu hırs, bu laf sokma kapak yapma yarışı?

Kimse tarafsız değildir. Karşı görüş sunan taraf olarak siz de tarafsız değilsiniz.

Var mı dünyada tarafsız olan? 

Tarafsız Peygamber var mıdır?

Ya tarafsız yönetici?

Tarafsız futbolsever?

Tarafsız bilim insanı?

Tarafsız olamazsınız fakat gerçeğe ve hakikate bağlı olmanız gerekir, zorundasınız çünkü.

Netice ne olursa olsun doğrulara ve gerçeğe biat etmek zorundasınız!

Yani köşeyazarlarında tarafsızlık aramak çok abes bir durum.

Yazar doğruyu mu savunuyor, yalanı yanlışı mı? Onun tartışılması gerekir.

Şahsen hayatımda hep taraf oldum. Doğru bildigimden yana, Hakk'tan yana, halktan yana. Peki bu halkı kendilerine rakip gören, sorunlarını görmezden gelen seçilmiş ve atanmışlar kimden yana?

Netice olarak hep birlikte taraf olacağımız tek adres; siyaset girdabında kendileri gibi bizi de harcamaya çalışanların ucuz ve sığ siyasetleri değil, şehrimiz, şehirde yaşayan insanlarımız, diğer canlılarımız, ülkemiz ve inancımız olmalı. 

Milliyetçilik de bu değil midir zaten Zayıf olan birilerini ezip, güçlü olan digerlerini yüceltmek degildir Milliyetçilik, Daha bilinçli ve kararlı olmaktır.

O seçilmiş ve atanmışlara, o makamların yan gelip yatma yeri olmadığını hatırlatmalıyız!

Hayatta bir sağlam duruşumuz, değerlerimiz varsa düşünce ve tarafımız ne olursa olsun korkmamalıyız!

Hayra doğru İnşaallah...

Salih Cengiz

Okunma : 799