Hastalara ve Yoksullara da Bir İkramınız Yok mudur Sizin? | Karamandan.com - Karaman Haber

Hastalara ve Yoksullara da Bir İkramınız Yok mudur Sizin? | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Temmuz 2020 Pazar
Hastalara ve Yoksullara da Bir İkramınız Yok mudur Sizin?

Acının, hüznün, yoklugun hastalığın, kimsesizliğin tarifi nasıl yapılır bilmiyorum.

Şair Nazım Hikmet ve ressam Abidin Dino arasındaki diyalogu hepiniz bilirsiniz.

Abidin Dino, Nazım Hikmet ve eşi Vera, Paris'te bir otelde kalmaktadır. Nazım Hikmet 'Saman Sarısı' şiirini daha yeni yazmıştır. 

Nazım Hikmet'in eşine ithafen yazdığı bu şiirinin içinde Abidin Dino'ya bir çağrıda  bulunmaktadır, şiirinin ortalarında Abidin Dino'ya sorar:
"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?"

Abidin Dino, Nazım Hikmet'in sorusuna karşılık yazdığı şiirinin son mısrasında şu sözlere yer vermiştir.
"Buna da ne tual yeterdi; ne boya..."

Peki ya acının, kimsesizliği resmi? 

Çizebilen var mıdır acaba?

Geçtiğimiz günlerde Sayın Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk ögrencilere okulların eğitime açıldığı ilk gün; 40 dakikalık teneffüs ve birer dondurma sözü vermişti.

Sonrasında birçok Belediye Başkanı, siyasetçi, ticari kurumlar adeta bir rekabete girerek bulundukları illerin en meşhur ürünlerinden ikram etmek istediklerini belirttiler. Sosyal medyadan takip ettiğim kadarı ile Karaman'da da elma ikram edeceğini söyleyen siyasi partiler ve kurum temsilcileri oldu.

Peki ya kendi kaderlerine ve kimsesizliklerine terkedilmiş, adeta; "başının çaresine bak!" denilmiş fakir, fukara, hasta, yaşlı insanlara ikram edecek bir şeyiniz yok mu?

Artık sürekli bu konularda yazar oldum, çünkü 7/24 Bu insanlarımızla muhatap olur hale geldim ve; "Dervişin fikri neyse, zikri de odur." misali hep aynı konuları yazıp duruyorum. Yazıp duruyorum ama birkaç kişi dışında kimse sesimi duymuyor, oralı olmuyor.

Sesimi duyanlar ise çok uzaklardan ses veriyorlar. Biliyor musunuz, taa Kerkük'ten bir kardeşimiz  Karamanda'ki kanser hastalarının ihtiyaçlarında kullanılmak üzere yardımda bulunuyor, İstanbul'dan, İzmir'den, Konya'dan insanlar; "elinden gelen bu kadar." diyor da, biz koca Karaman'da sesimizi kimseye duyuramıyoruz.

Örneğin; Ermenek'li İklim Naz. 3 yaşında Lösemi'ye yakalanmış. Bugün 6 yaşında ve tedavisi Konya'da devam ediyor. Ayda en az iki kere Konya'ya gidiyor, taksi tutuyorlar toplu taşıma araçlarındaki enfeksiyon kapma riskinden dolayı. 450-500 lira ücret ödüyorlar tuttukları taksiye.

Baba yakın zamana kadar bir lokantada garsonluk yapıyormuş, 1400 lira maaş alıyormuş, evleri kıraymış ve şu sıralar korona virüsü nedeniyle işyerinde iki günde bir çalışabiliyormuş.

Bugün tekrar irtibata geçtik aileyle.

Evde yiyecek sıkıntısı varmış. Borcundan dolayı doğalgaz kesilmiş, çocuk için acil maske ihtiyacı varmış.

Evet, İklim Naz. 6 yaşında, Lösemi hastası ve yokluk içinde yaşamaya çalışıyor.

İklim Naz ve ailesine ikram edilecek bir şeyleri var mı siyasilerimizin ve ticari kurumlarımızın. Mesela bir yarım elma?!

Peki ya 20 gündür yine lösemi hastası olan kızına bir tıbbi maske bulamayan ve mesaj gönderip; "Abi ne olursun bize de bir maske bul!" diyen ve imkansızlıklar içinde yaşayan anneye ikram edecek bir şeyleriniz var mı?

"Cuma günü kemoterapiye gideceğim, ne maskem ne yol param var, bana da yardım eder mısınız?" diye soran, 800 lira engelli ücreti ile kirada oturan 3 çocuklu dul anneye ikram edecek bir şeyleriniz var mı?

Buna benzer onlarca acı tabloyu, acının resmini buraya çizebilirim eğer sizleri popüler gündemlere dair şov yapmaktan vazgeçirebileceğimi bilsem.

Ben siyasetçileri ve bürokratları artık çok iyi tanıyorum. Engelliler Haftası'nda, Kanser Haftası'nda tüm basın mensuplarını da toplayıp; yanlarına aldıkları iki çocuk ya da yetişkinle tebessüm dolu bir fotoğraf çekiminin ardından; "her zaman, her ihtiyaç duyduğunuzda yanınızdayız." açıklaması yapıp, bir ihtiyaç anında ortadan kaybolmalarına kadar biliyorum, farkındayım her şeyin. 

Ve bu nedenle de onlara olan güvenim her gün biraz daha temelinden sarsılıyor.

Halkın, siyasetin, bürokrasinin yoksula, kimsesize, hastaya ilgisiz kaldığı bir ülkede, bir şehirde Allah sonumuzu hayra getirsin.

Hayra doğru İnşaallah...

Salih Cengiz

Okunma : 2011