Gurbette Öğrenci Olmak | Karamandan.com - | Karaman Haber

Gurbette Öğrenci Olmak | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Kasım 2019 Pazartesi
Gurbette Öğrenci Olmak

Bugün uzak bir şehirde yaşayan bir ahbabımın üniversiteye bu yıl başlayan kızını hem ziyaret etmek, hem de bir ihtiyacının olup olmadığını öğrenmek için Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi'ne gittim.

Şehrimizde sürekli gelişen ve adı yaptığı çalışmalarla sık sık gündeme gelen bir üniversite bulunması gerçekten gurur verici. Zamanla daha da gelişerek ülkemizin hatırı sayılır üniversitelerinden biri olması en büyük temennimiz.

Üniversite kantininde oturmuş öğrenci kızımızı beklerken, oraya girip çıkan öğrenciler dikkatimi çekti. Birçoğu başka şehirlerden gelen bu gençler arasında bu dönem üniversiteye başlayanlar kendilerini çok çabuk belli ediyorlardı.

Bir ara ister istemez yan masada oturan iki kız öğrencinin kendi aralarındaki konuşmaları dikkatimi çekti.

"İki gündür sabah ve akşam çorbayla idare ediyorum, bizimkiler para çıkaracaklardı, bankamatiğe baktım daha gelmemiş." dedi birisi.

Diğeri; "ben de aynı durumdayım, yurda gelir gelmez güvence parası aldılar, ablamdan biraz harçlık gelecek." diye cevap verdi.

Yan tarafımdaydılar. Kimdi bu çocuklar, nereden gelmişlerdi dönüp bakamıyordum. O an, bir tost, ekmek arası bir şeyler ısmarlasam mı diye düşünürken beklediğim öğrenci imdadıma yetişti.

Bir yandan öğrencimizi karşılarken, bir yandan o iki çocuğu daha iyi görebilmek için sandalyemin yerini değiştirdim.

Öğrencimizle hal hatır sorup sohbet ederken bir taraftan da diğer iki öğrenciyi izliyordum.

Üstlerinde temiz kıyafetler, gayet hanımefendi şekilde oturuşları, zaman zaman 'Allah korusun, İnşaallah' gibi cümleler kurmaları bu gençlerin tertemiz birer Anadolu çocuğu olduğu hissi uyandırdı bende.

Öğrencimizle hasbihal edip gerekli ihtiyaçlarını öğrendikten sonra kendisi ders saatinin geldiğini söyleyip müsaade istedi.

Gözlerim hala o gençlerin üzerindeydi. Cesaret edip tek söz söyleyemedim. Karınlarını doyurmak, biraz harçlık bırakmak geçti içimden. Fakat cesaret edemedim. Belki yanlış anlar tepki verirlerdi o masadaki kızlarımız.

Sonra yerimden kalkıp kantine yürüdüm. Oradaki görevliye o masada oturan iki genci göstererek yiyecek ve içecek bir şeyler hazırlamasını söyleyip, hesaplarını da ödeyip oradan ayrıldım.

Şehrimizde olduğu gibi diğer bütün illerde üniversiteler yeni eğitim dönemine girdiler. Öğrenci yoğunluğu hız kazandı.

Şehrimize de binlerce yeni öğrenci geldi, şehrimizden de başka şehirlere yüzlerce öğrenci gitti. Hepsi önümüzdeki dört sene içinde kendi geleceklerini inşa edecekler.

Fakat insan düşünmeden edemiyor, kimbilir kaç evladımız aç, perişan, beş parasız geçirecek bu dört seneyi.

Kolay değil gurbette okumak, aileden uzak yaşamak. Her sabah hazırlanıp ortaya koyulan kahvaltı, birlikte içilen çaylar, okula giderken cebe anne tarafından koyulan harçlık... bunlar hep geride kalan şeyler onlar için. Artık yeni, bambaşka bir şehir, okul ortamı, yeni bir çevre ile birlikte yaşamak zorundalar.

Öte yanda ise pusuya yatmış bekleyen kötü insanlar, zor durumdan istifade etmek için fırsat kollayanlar, tacizciler... 

Geneli olmasa da temel ihtiyaçlardan olan gıda, barınma gibi şeylerden yoksun bir üniversite gençliği var. Devlet yurtlarında beş yüz elli, altı yüz bin civarında öğrenci var ve bu yeterli değil.

Yurda yerleşemeyen öğrenciler özel yurtlara, pansiyonlara, apartlara ve evlere yerleşecekler. Ya kira ücretleri, gıda giderleri, ulaşım ve diğer giderleri!

Bu gençlerin bazıları KYK bursu ya da kredisine hak kazanacak, bazıları onlardan da mahrum olacaklar.

Her şehrimizde zengin insanlar var, Rabbim daha çok versin. Şirketler, vakıflar, dernekler, hayırseverler var. Eksik olmasınlar. Devletimiz var.

Gerek devletimiz, gerekse hayırsever işinsanlarımız, vakıflarımız bu gençlere yalnız olmadıklarını hissettirmelidirler. Dolayısıyle bu gençlerimiz devleti ile, vatandaşları ile övünsünler, kendilerini moral dolu hissedebilsinler.

Kargaşa, anarşi, terör odaklarının ellerine düşmesinler. Barınabilsinler, karınları tok olsun, mütevazı da olsa ceplerinde biraz harçlıkları olsun. Olsun ki yarın ülkeye, devlete, millete hayırlı birer birey olarak hizmet etsinler. Başkalarına kul köle olmasınlar.

Bakın arkadaşlar, bu mesele çok mühim. Eğer biz bu gençlerin ellerinden tutmaz, gönüllerine dokunmazsak karanlık eller tutar ve dokunur. Bu fetö olur, pkk olur, başka bir hain el olur. 

Gerek özel sektörümüz, gerek vakıflarımız, derneklerimiz, vatandaşlarımız kendilerine yakışır çabaların ve fedakarlığın içinde olmaktan geri durmamalılar.

Atıyorum, dört gönüllü bir araya gelip bir öğrenciye ayda ellişer lira verseler, iki yüz lira eder, iki yüz lira ile ne olur demeyin, bu miktarla bir öğrencinin bir aylık yemekhane masrafı, bir aylık ulaşım masrafı karşılanır.

Madem ki; "gençler bizim geleceğimizin teminatıdır." düşüncesini her fırsatta dillendiriyoruz, bu sözde kalmamalıdır.

Yıllardır üniversiteli gençlerimizle sık sık görüşen birisi olarak gözlemlerim, yaşadıklarım, duyduklarım üç evladını üniversitede okutan bir baba olarak beni endişelendiriyor, üzüyor.

Genel anlamda değil ama kısmi de olsa hepimizin bazı gerçeklerin farkına olmamız gerekir. Gerek yaşadığım şehirde olsun, gerekse başka şehirlerde olsun her eğitim dönemi başında bazı ahlaktan yoksun insanımsılar fırsat kollayıp maddi sıkıntı yaşayan evlatlarımızı ağlarına düşürüyor. Bu çocuklarımıza ev tutup tahsili süresince tüm ihtiyaçlarını karşılıyor ve onları kötü emellerine alet ediyorlar.

İş arayıp bulan öğrenci kızlarımızın bir kısmı tacizle karşılaşabiliyor.

Erkek üniversite öğrencisi evlatlarımız bar, pavyon, türkü evi, kumarhane gibi yerlerde fedailik, garsonluk, kuryelik gibi hoş olmayan yerlerde harcanıp gidiyorlar.

Bu bir ayıptır, insanlık ayıbı. İhtiyaç sahibi ama bir o kadar da onur, şeref, haysiyet, erdem sahibi evlatlarımız var ki, onları kaybetmemeliyiz.

Başta devletimiz olarak; işinsanlarımız, vakıflarımız, üniversite yöneticilerimiz ve biz, vatandaşlar olarak bu evlatlarımıza sahip çıkmalıyız.

Hayra doğru İnşaallah...

Salih Cengiz

Okunma : 1459
Foto galeri