Çakıcı Affı | Karamandan.com - | Karaman Haber

Çakıcı Affı | Karamandan.com - | Karaman Haber

13 Aralık 2019 Cuma
Çakıcı Affı

Salih Cengiz...

"Şartlı ceza indirimi ve denetimli serbestliğin yeniden düzenlenmesi  olarak adlandırılan teklif, hükümlü ve tutuklu olanların kesinleşmiş hükümlerde, hükmolunan cezaların toplamından bir defaya mahsus olmak üzere 5 yıl indirim yapılmasını öngörüyor. 

Hükümlü ve tutuklunun indirim yapıldıktan sonra infazı gereken cezası kalmazsa salıverilecek.

Düzenleme her ne kadar terör, tecavüz, kadın ve çocuğa şiddeti kapsamasa da infaz rejimi uyarınca adli suçlarda cezanın yüzde 66'sının yatılması şartı yüzde 50'ye çekilecek."

Yıllarca evlat özlemi çeken, ana, oğul, eş özlemi çekenlerin ayrılıklarını gidermelerine bir takım yasal çalışmalarla yardımcı olmak, uğradıkları maddi manevi sıkıntıların son bulmasına katkıda bulunmak, kısıtlanmış yaşamlarını o duvarlar arasından çıkarıp almanın mutluluğunu yaşamak ve yaşatmak kimbilir ne kadar yüce bir histir(!)

Şu yaşa gelene kadar bu tür durumlara o kadar çok şahit oldumki, sonrasında toplum olarak şahit olduğumuz olaylar karşısında da donup kaldık.

Dünyaya sırça köşklerden bakan yöneticilerimiz ve yasa yapıcılarımız bu zihniyeti yaşadıkları sürece de bu tür şeylere hep şahit olacağız.

Bu güne kadar çıkardıkları yasalar, önleyici tedbirler ile bu soruna çözüm bulamamış, suçun ve suçlunun önünü alamamış, yıllar boyunca büyüdükçe büyüyen bu soruna öylece seyirci kalmış olan idarecilerin, bırakın pişmanlığın nimetinden faydalanmayı, birer suç makinesi haline gelmiş bu insanların  salıverilmelerinin mantığı; "yap, yanına da kâr kalsın." düşüncesinden başka bir şey değil.

Hükümet bu yasayı çıkarmakla telafisi mümkün olmayan can ve mal zararlarına neden olacaktır.

Rahşan affından sonra patlayan suç oranları hala aklımızda. Bırakın Rahşan affını, bugün cezaevinden birkaç gün izinle çıkan bazı mahkumların ne tür dramlara, cinayetlere, tecavüzlere neden olduklarını hep birlikte görüyoruz.

Bir yakını cezaevinde olupta bu yazıyı okuyanlar elbette çok kızacaklar ama toplumu ilgilendiren bazı meselelere subjektif değil, objektif bakmak gerekir.

Sebep her ne olursa olsun 'adalet' adına görev alıp ülkenin asayişine katkıda bulunmak adına yola çıkanların; hakimlerin, savcıların hatta avukatların verdikleri bir takım kararların nice acılara, üzüntülere, haksızlıklara sebep olduklarını görmek bizleri gerçekten huzursuz ediyor.

Terazide ağır basan taraf çoğu zaman; haksız ve zorba olan taraf oluyor. Bu durum karşısında da ister istemez; "adalet kimin yanında?" diye düşünmeden edemiyor insan.

Yasa başlığı her ne olursa olsun, bizlerin 'af' olarak tanıdığı bu koşullu salıverme, bir kısım mahkumların 'denetimli serbestlik' kapsamında hayatlarını dışarıda geçirmelerine olanak sağlayacak. Bu aftan iki yüz bin civarında suçlunun yararlanacağı da duyduğumuz haberler arasında.

Evet, anneler/babalar, evlatlar ve kardeşlerin sevinmesine, esaretin serbestlikle bastırılmasına neden olacak bir tahliye gerçekleştirilecek. Bir tarafından bakıldığında dışarıdakiler için mutlu edebilecek nitelikte bir çalışma.

Peki ya madalyonun diğer yüzü?

Tahliye edilen suçluların cezalandırılmalarına neden olan olayların diğer tarafında duran masum ve mağdur insanların düşünceleri alındı mı? Hayır!

"Sana haksızlık edeni, zulmedeni, evladını öldüreni, yaralayıp sakat bırakmanı, kızına, karına tecavüz edeni, malına mülküne zarar vereni Allah adına affediyorum, rızan var mı?." diye mağdurların düşünceleri soruldu mu? Hayır!

Mağdur edilen kimselerin zarar ve ziyanlarının giderilmesi ve mağduriyetlerinden kurtulabilmeleri için bir çalışma yapıldı mı? Hayır!

Tahliye edilecek olan suçluların, tekrar suça girişmemeleri için cezaevlerinde veya ilgili sağlık kurumlarında rehabiliteleri, tedavileri yapıldı mı? Hayır!

Tahliye olacak olan suçluların, daha sonra herhangi bir suça karışmayacaklarının garantisi var mı? Hayır!

Bu insanların, diğer  insanlar içine karışıp, topluma tekrar kazandırılmaları için, gerekli eğitimler verilip kanunlar dahilinde 'iyi birer vatandaş' olarak hak ve adalete riayet edecek bireyler olmaları sağlandı mı? Hayır!

İşledikleri suçların türüne, geçmişteki tekrarlarına  bakarak çıktığı zaman tekrar suça bulaşmaz diye bir kanaat oluştu mu? Hayır!

Tahliye edilen suçluların birçoğu serbest hayatlarında yaşamlarını diğer insanlar gibi normal şekilde sürdürebilmek için maddi desteğe, işe ihtiyaç duyacaklardır, bu konuda bir çalışma yapıldı mı? Hayır!

Sahi merak ediyorum, tüm bu sorular neticesinde bu affı çıkaranlar, bu hükümlülerin yeniden suç işlemeyecekleri konusunda ne kadar kanaat ve iradeye sahipler?

Bu yazıyı okuyan bir hakim, savcı, avukat varsa şu sorularıma bir cevap verebilir mi; "hükümlülerin sıkça çıkarılan çeşitli yasalarla serbest bırakılması suç işlemede caydırıcılık rolü üstleniyor mu? 

Yoksa bu kararlar yeniden suç işlemeye teşvik edici hususiyetler mi ortaya koyuyor? 

Bu konuda elbette akademik çevreler tarafından yapılan araştırmalar mevcuttur, bilimsel veriler ve bunca zamandır kazanılan tecrübe bu konuda ne diyor? Akademik veriler ve tecrübeleriniz sık sık suçun bağışlanmasını mı gerektiriyor? " 

Bazı çevreler diyorlar ki; "bu hükümlüler devletin sırtında bir yüktür, bu yükün bir an önce atılması gerekir." Peki devletin baş edemediği ile vatandaş nasıl baş etsin?

Suçluları affeden yetkililer, mağdurların durumunu hesaba katıyorlar mı? Bu davranış mağdurun adalete olan güvenini kökünden sarsmaz mı.

En önemlisi bu davranış, vatandaşın adalete inancını ve  adalet kurumunun kendine olan saygısını zedelemez mi?

Muhafazakar bir hükümet tarafından yönetilen bir kabinenin ve mecliste yeri gelince herkesten daha dindar olabilen diğer parti mensuplarının  anlayabileceği bir dille ifade etmek gerekirse; helallik dilemeniz gereken yüz binlerce mağdur birey ortaya çıkacak.

Siz bu af kararı ile 'fıratın kenarındaki kuzuları' kurda teslim ediyorsunuz!

En azından bu salıvereceğiniz suçluları her an takip edebilecek nır sistem oluşturun ki, vatandaşın içi rahat etsin.

Çünkü efendiler, mazlumların da suçlular kadar korunma, sahiplenme ve özgür yaşama hakları vardır!

Aslında daha yazılacak çok şey var da, bu memlekette taşları bağladıkları için daha fazlasını yazamıyoruz.

Hayra doğru İnşaallah...

Okunma : 1828