Başkanın Adamları | Karamandan.com - | Karaman Haber

Başkanın Adamları | Karamandan.com - | Karaman Haber

13 Kasım 2019 Çarşamba
Başkanın Adamları

Başkan Erdoğan son seçimlerde Ak Parti'nin büyükşehir belediyelerinde ve bazı illerde yaşadığı kayıp sonrası il ve ilçe teşkilatlarında büyük değişikliklere gitti, seçim çalışmalarında yetersiz görünen birçok kadro seçmenin de tepkilerini gözönüne alınarak görevden alındı.

Bu durum ilimiz Karaman'da da yaşandı. Karaman'daki milletvekili seçimleri ve belediye seçimlerinde yeterli bir çalışma yapamayan il yönetimi görevden alınarak teşkilatta büyük bir yenileşmeye gidildi. Darısı Karaman Ak Parti milletvekillerinin başına. 

Elbette 'kelle isterükçü' değiliz fakat Ak Parti Karaman milletvekillerinin de yetersiz oldukları bir gerçek olduğu gibi, on yedi seneden beri elimizden gelen desteği verdiğimiz halde beklentilerimize karşılık verememelerinden dolayı hala kırgın ve küskün olmamızın sebeplerden bir diğeriydi.

Eski il yönetiminin lağvedilmesi sonrası Ak Partinin ileri gelenlerinin önerisiyle Ankara'ya giden, samimiyetlerine ve dürüstlüklerine gönülden inandığımız birkaç iyi adam, Başkan Erdoğan ile yaptıkları görüşme sonrası 'Başkanın Adamları' olarak geri döndüler ve il yönetimini oluşturur oluşturmaz hiç hız kesmeden çalışmalarına devam ettiler.

Gerek il içindeki resmi ve özel kurumlarla, gerekse ilçe ve köylerde halkın arasına çıkarak uzun ve yorucu bir çalışmanın içine girdiler.

Yoruldular, uykusuz kaldılar, Ak Parti'nin eski yönetim ve milletvekillerinin sebep olduğu yıkılan imajını biraz olsun ayağa kaldırdılar.

Onları, Başkan Erdoğan tarafından göreve getirildikten sonra kibirli, sürekli sağa sola çemkiren, verdikleri sözlerde durmayan, ulaşılmazlar güruhu yerine; güleryüzlü, sevecen, ağzı dualı, alnı secdeli, zaman saat, mazeret, tatil gözetmeden hizmet ehli insanlar olarak karşımızda bulduk.

Rabbim istikametlerini bozmasın.

Eski dönemlere baktığımızda, bu temayül yoklamalarının da pek adaletli olmadığını siyasetle ilgili ya da ilgisiz hepimiz biliyoruz.

Temayül yoklamaları o dönemlerde asla geçerli bir uygulama niteliği taşımıyordu. Genellikle parası olan adaylar bir şekilde aday olup kendilerini seçtiriyorlardı, bunun için varlıklı olmak, çevrelerinde güçlü insanlar bulunması, genel merkezde sözü geçen birkaç yönetici olması yeterli olabiliyordu. Bu kriterler de o adayın kazanmak adına on adım ileride olmalarını sağlıyordu.

Tabi sonra da teşkilat, yarı tanrı görünümlü içi boş adamlardan geçilmiyordu.

Bir diğer taraftan da bu temayüller parti içinde, aslında yanıltıcı bir genel görüşün de ortaya çıkmasını sağlıyordu. Zaten Ak Parti il teşkilatlarında seçmen değil de parti baronlarının ortaya çıkması da bu sebebe dayalıydı. Yani bir çesit; "yedir beni, öveyim seni" mantığı.

Oysaki temayüller, seçmene verilen değerin göstergesi amacı taşıyan bir olgu. Teşkilatın biraraya gelebilmesi, istek, temenni gibi şeylerin ilk ağızdan birbirlerine aktarılması, seçmen ile il teşkilatının, il teşkilatı ile genel merkezin arasındaki en önemli köprü vazifesinin inşaa edilmesi açısından çok önemli. Bu aynı zamanda teşkilatın gücünü ortaya koyması bakımından da elzem.

O birkaç iyi adam, yaklaşık dört ay boyunca kurum kurum, ilçe ilçe, köy köy, kapı kapı dolaştılar. İlimize günübirlik geliverip gidiveren vekillerin halkın şikayetlerini dinlemeleri için halk günleri düzenlediler, gittikleri her yerde de neden göreve talip olduklarını anlatıp, en uzak mahalledeki kimsesizlerin dertlerini, sorunlarını dinleyip onlara çözümler üretmeye çalıştılar. Hastanın, işsizin, çaresizin derdine derman olmaya gayret ettiler. Ben siyasiler ve siyasetle çok ilgili olmadığım halde tüm bu anlattıklarıma şahidim.

Bu birkaç iyi adam Ankara'ya, Başkan Erdoğan'a bu vazifeye talip olduklarını bildirmeye gittiklerinde, Başkan ile aralarında geçen diyalog, eski yönetimin ne derece gözden çıkarıldığını ortaya koyan ibretlik bir ana sahne oldu.

Başkan Erdoğan bu mülâkat esnasında: "Ben Karaman'da neler olduğunu gayet iyi biliyorum," dedi ve ekledi; "hatta sizin bilmediğiniz şeyleri de biliyorum."

Bugün saygı duyduğumuz bir partili, temayül yoklamalarının geç haber verildiği konusu üzerinden polemik üretti. 

Temayül yoklamasına katılacak olan kaç delege ve yetkili bundan dört ay önce kaybedilen seçim sonrası Ankara'ya gitme cesareti gösterebildi? 

Temayül yoklamasına katılacak olanlardan kaç kişi bu seçimlerdeki yenilginin nedenleri arasında kendilerinin çalışmalarında yetersiz kaldıklarını itiraf edebildiler?  

Kaç kişi kaybedilen seçmenlerin gönüllerini almayı becerebildi?

Kaç kişi yeni yönetime gidipte: "Arkadaşlar, ben yönetimde değilim ama bir partili olarak dışarıdan verilecek her göreve hazırım." Al-i Cenaplığinda bulundu?

Bunlar hep birer muamma.

Kendisini ispat eden, gönül alan, iyi bir şeyler olabilsin diye çabalayan, kendisini sevdiren ve bizzat Başkan tarafından görevlendirilen bu insanlarımızın kutlanması gerekirken, yonetimin kendileriyle ilgisi olmayan temayül yoklamalarının tarihinin sanki onlar tarafından oldu bittiye getirilerek açıklanmış olmasını düşünmek ve bunun dedikodusunu yapmak hiç şık bir hareket değil.

Ne yani, şimdi Başkan bir Ankara daveti yapsa; "hacım, böyle zamansız davet mi olur, keyf ediyorduk şurada" mı diyecekler. Madem ki bu davaya meyillisin, yapılan çağrının vaktinin ne önemi var.

Türkiye'de bir olağanüstü dönem yaşanıyor ve bu tür pürüzlerin çıkması normal değil mi? Bütün partiler şu an yapılmakta olan harekat nedeniyle bir duruş belirlemem için bazı faaliyetlerini askıya almış ve bu faaliyetleri kalan dar zaman içerisinde hayata geçirmek istemiş olamaz mı?

Evet, bu temayüller önemlidir, mevcut yönetimin yaptığı çalışmaları göstermesi açısından, seçmene ve genel merkeze bir hareket alanı kazandırır, ama demekki yönetimde olmayanlar için bir bahane üretme aracı oldu bu süre sorunu.

Demekki yönetim dışında kalınca teşkilatın durumu daha farklı yorumlamıyormuş. Fiskos gazetesi devreye giriyor, söylenti, dedikodu alıp başını gidiyormuş.

Bakalım yarın temayüller bitip sonuçlar ortaya çıkınca daha ne küslük ve kırgınlıklar olacak.

Bu temayül öncekilerle kıyaslanmayacak kadar önemli, hassas, liyakat gerektiren bir temayül. 

Artık yeni bir yönetim sistemi ve yepyeni bir kadro var ortada. Dolayısıyle 'armudun sapıydı, üzümün çöpüydü' gibi sıkıntılar çıkarmamak gerekir. Yoksa bir sonraki seçimde izah edilebilir mantıklı bir açıklamanız da olamaz.

Bugün il teşkilatı yönetiminde bulunmayı en çok hak edenler; çalışmış, hizmet etmiş, maddi ve manevi her türlü özveride bulunmuş, şehrini, şehrin insanını, yerini yöresini bilen, vatandaş tarafından sevilen ve saygı duyulan kimselerin hakkıdır.

Becerebiliyorsanız, hodri meydan, ama cesaret edemiyorsanız hizipçilik yapmanın hiç gereği yok.

Çünkü siz eski AKP'lileri, biz, bu davaya ve lidere gönül vermiş, ama sizin yüzünüzden partiye kırılmış seçmenler olarak istemiyoruz, biz Ak Parti'yi Ak Partililer yönetsin istiyoruz. 

Hayra doğru İnşaallah..

Salih Cengiz

Düzenleme : 11 Ekim 2019 16:45 Okunma : 2599