Suriye ve Araplar | Karamandan.com - | Karaman Haber

Suriye ve Araplar | Karamandan.com - | Karaman Haber

16 Ekim 2019 Çarşamba
Suriye ve Araplar

Başta Suudi Arabistan olmak üzere bir tane bile Suriyeliyi ülkelerine almayan Arap ülkelerinin, Suriyeli dört milyon mülteci barındıran Türkiye’nin bu Suriyelileri yurtlarına sağ salim geri göndermek amacıyla yapılan  “Barış Pınarı” harekâtını kınama kararı alması tam bir rezalettir. 

Bu kararı aldıkları salonun duvarındaki ayette:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (3/103)

Buyrulmaktadır ki Araplar bu ayete uymadıkları gibi açıkça Müslümanlar arasında bir tefrikaya kapı aralamışlardır. 

Türkiye Suriye ile 911 km bir sınıra sahiptir. 

Suriye’ye Osmanlı devletinden koparılışının yüzüncü yılında emperyalist ABD tarafından büyük bir harekâta girişildi. Bu harekâtın amacı Türkiye’yi kuşatan bir terör devleti kurdurmaktı. Otuz bin TIR dolusu silah ve mühimmatı etnik ayrımcılara teslim eden ABD bizi de yıllardır oyalayıp duruyordu. Sonunda, ben gidiyorum 30 km derinliğe kadar inebilirsin, deyip çekilme kararı aldı. 

Buradaki etnik ayrımcılar açıkça Suriye’yi bölen bir devlet kurmayı amaçlamalarına rağmen Suriye’den daima onlara da destek geldi. Ama Türkiye sınır ilçelerini ve toptan ülkeyi tehdit eden bu hareketlere karşı Suriye’yi korumaya ve toprak bütünlüğünü kırmamaya matuf başlattığı “Barış Pınarı” harekâtına karşı Arap Birliğinden kınama kararı çıkarttı. Bu kararda Katar ve Filistin de vardı. 

Oysa Amerika, Avrupa Birliği ve Rusya bile bizim bu harekâtımızı haklı bulduklarını her fırsatta ifade etmeye devam ediyorlar. Arap ülkeleri arasından doğrudan yana bir ses çıkması beklenirdi. 

En kısa zamanda Cumhurbaşkanımızın, halen başkanlığını yürüttüğü İİT (İslam İşbirliği Teşkilat) toplayarak harekâtımızın meşruiyeti ve desteklenmesi konusunda bir karar çıkartmasını beklemek hakkımızdır. 

PKK ilk kurulduğu 1978 yılından sonra 1980’li yıllarda Suriye’de kamplarda eğitim alıyor ve eğitim veriyordu. 

1999 yılında Türkiye’nin baskısıyla Abdullah Öcalan Suriye tarafından Bekaa’dan çıkarılıp CIA ve MİT elemanları eliyle Kenya’da tutuklanarak Türkiye’ye getirilinceye kadar Bekaa’nın etkinliği devam etti. 

Gaziantep’e 380 km mesafede olan Suriye’nin derinliklerindeki Bekaa vadisine bir türlü operasyon yapılamamış ve Bekaa yirmi yıl süreyle Kandil görevi yapmıştı.

Türkiye’nin buradaki terör faaliyetlerinden dolayı Suriye her zaman uyarılmış ama Esed ailesi Bekaa’nın Lübnan toprağı olduğunu ileri sürerek ayak sürüyorlardı.

Suriye böylece bindiği dalı kesmiş oldu. Neşvünema bulmasına yardım ve yataklık ettikleri PKK, PYD adıyla Türkiye sınırlarına yerleşerek başta Amerika olmak üzere Türkiye düşmanlarının büyük silah ve mühimmat destekleriyle buradaki demografik yapıyı alt üst edip milyonlarca insanı Türkiye’ye sevk etti. 

Suriye Türkiye’ye teşekkür edeceği yerde Arap birliğinden kınama kararı çıkartmakla meşgul.

Türkiye’nin amacı Suriye’nin kuzeyini terörden arındırıp Türkiye’ye iltica eden asıl sahiplerine teslim ederek Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaktır.  

Bizim de bir birliğimiz var mı?

Türk cumhuriyetleri ve topluluklarının da bir birlik kurarak sıkıntılı zamanlarda, BM’de ve dar günlerde toplanıp kararlar alabilmelerini ne kadar isterdik. 

 

Okunma : 720