Yazı ve Yazarlık Üzerine | Karamandan.com - | Karaman Haber

Yazı ve Yazarlık Üzerine | Karamandan.com - | Karaman Haber

22 Eylül 2019 Pazar
Yazı ve Yazarlık Üzerine

“Bir ulusu, olumlu ya da olumsuz yönde oluşturan gücün, o ulusun edebiyatı olduğuna inanıyoruz” dedi, Üstad Nuri PAKDİL. Düşüp kemiği kırılan üstada Allah şifa versin.

Düşüncenin gücü bizlerde Hint mistisizminde olduğu gibi tabiat kurallarına aykırı hareketler ettirmese de hikmetin ışığında, edebin yolunda hakikate ulaşmayı sağlamaktadır. Düşüncenin sağladığı hakikat ise insanlara yazıyla ulaşmaktadır. Yazının da anlaşılır şekilde, kurallar ve edebi ölçü içinde olması düşünce sonucu elde edilen fikrin itibar görmesini sağlar. Çünkü kelamın gücü kaleme yansır, kalemin gücü de gönüllerde yer bulur.  

Bir toplumun büyük bir medeniyete sahip olması için yazı kültürünün üst seviyeye çıkması gerekmektedir. Yazı kültürünün istenilen seviyeye çıkması için ise okuma kültürünün çok olması, yayımlanan kitaplar başta olmak üzere eserlere kıymet verilmesi gerekmektedir. Ayrıca yeni neslin okuma alışkanlığı elde etmesi yetmez onların düşünebilme ve yazabilme yeteneğini kazanmaları da mühimdir. Çünkü toplumların hafızası uzun soluklu bayrak yarışıdır; bitiş çizgisi olmayan bir bayrak yarışı. Ve bu bayrağı düşürmeyen toplumlar var olacaktır. 

Bilim ve teknikte ilerlemenin ön şartı düşünebilme yeteneği iken; düşüncenin aktarılması yazı ile olmaktadır. Toplumda yazı kültürünün gelişmesi ise bir insan ömrüne sığacak süreç değildir. Nesiller arası bilgi devri ve her bilgi devrinde seviye; teslim alındığı noktadan daha ileri bir noktada sonraki nesle devri yapılarak gelişimini sürdürmelidir. Bu aşama ise milletlerin geçmişiyle barışık olmasıyla mümkündür. Atalarına saygısı olmayanın nesillerine de faydası olmaz. 

“Bir medeniyet içerisinde milletlerin bir şahsiyet kazanma işlemi hiçbir zaman hemencecik olmaz, yüzyıllar ister. O medeniyet içerisinde yoğrulmuş büyük sanat, fikir ve eylem adamları yetiştirilmesi gerekir” dedi, Üstad Mehmet Akif İNAN. 

Yazarlık; mesai mefhumu olmayan, devamlı düşünen, araştıran, okuyan, gözlem yapan, çelişkileri fark eden, mizahi noktaları gören, dert sahibi olan, içi alev alev yanan insanların işidir. Bilimsel bilginin tek kaynak olmadığını bilen kişi hayatının her döneminden, etrafındaki her insandan bir şeyler öğrenmeye çalışır. 

Koşarken düşüp dizini acıtan çocuğun bir yabancı tarafından kaldırıldığında ağlamayıp annesiyle göz göze geldiğinde ağlayan bu çocuktan çok şey öğrenir yazar. Ailesiyle beraber kız istemeye giden oğlanı gördüğünde liseden mezun olduğundan beri takım elbise giymeyen damat adayının üzerindeki elbiseden çok şey öğrenir yazar. Beli bükülmüş şekilde ayağında lastik ayakkabı elinde bastonuyla camiye giden ihtiyardan çok şey öğrenir yazar. Güz mevsiminin kuru ayazında yollara dökülen gazelleri süpürürken üşüyen temizlik işçisine salep ikram eden pastaneciden çok şey öğrenir yazar. Bahar mevsiminde bozkırların yemyeşil olup birkaç ay sonra bu yeşilliğin sarıya dönüşmesinden çok şey öğrenir yazar. Yanına yaklaştığında uçup kaçan ürkek serçelerden, insanlardan pek ürkmeyen kumru çiftlerinden, akşamları güzel kokusuyla ben buradayım diyen iğde ağaçlarından, kaldırım kenarını süpüren belediye araçlarının süpürge sesinden, gecenin sessizliğinden çok şeyler öğrenir yazar. 

“Bir demirci ustası veya bir berber veya kâtip kendine ayırdığı tatil gününde, piknikte, işini unutabilir ve kendini tümüyle eğlentiye adayabilirken, yazar için böyle bir şey söz konusu olamaz. Çünkü o, işini pikniğe de taşır” dedi, Üstad Rasim ÖZDENÖREN.

Yazar; yoktan var eden değil, var olanı fark eden kişidir. Kimsenin fark etmediği şeyleri yazarak insanlara anlatabilen kişidir. Yazarın yazdıkları kendi bilgisi değil içinde yaşadığı toplumun genel bilgisidir. Yazar içinde yaşadığı toplumun düşünce işçisidir. Yazar keşfedilmeyen doğru fikri ortaya çıkarıp insanlara yol gösteren bir levhadır. 

“Bir yazıyı okuduğunuzda; ‘ben de böyle düşünüyorum’ diyorsanız, o satırları yazan kişi, büyük ihtimalle, yazar değil kâtiptir. Ama bir yazıyı okuduğunuzda; ‘hiç böyle düşünmemiştim’ diyorsanız, o kişi kâtip değil yazardır. Yazar, sadece yazının değil, düşünmenin de kurallarını bilir, fikir ve üslup sahibidir” dedi, İbrahim PAŞALI. 

Bu zamanda birçok alanda olduğu gibi eser ve fikir üretme alanında da umumi seviyemiz çok düşük. Her alanda seviyemizi yükseltmek için ihtiyacımız olan şey ise; seviyemizin düşük olduğu zamanda merhamet, seviyemizin orta olduğu zamanda eleştiri ve seviyemizin üstte olduğu zamanda tevazudur.

Şadan Sezgin

Okunma : 1202