Ve Gidiyorsun | Karamandan.com - | Karaman Haber

Ve Gidiyorsun | Karamandan.com - | Karaman Haber

24 Ekim 2018 Çarşamba
Ve Gidiyorsun

“Aç bırakmak sana çok yakışıyor” dedi bağımlılığı olmayan. “Aç kalmak sorun değil de; sigarasızlık zor geliyor” dedi tütüne müptela olan.

Kaygı içinde oluyoruz ilk başlarda. Bu kaygı genelde Şaban ayının sonlarına doğru yoğunlaşıyor; misafirini can evinde ağırlayacaklar için. Bu duruma ilk sebep nefsimize karşı girişeceğimiz mücadeleyi kaybetme korkusu, ikinci ve asıl sebep ise gözümüzün nuru olarak gelen misafirimizi hakkıyla ağırlayamama düşüncesidir. 

İlk günler hamlamış nefsimizi terbiye etmede zorluk çeksek de, zamanla alışıyoruz nefsimizi yularla gütmeye. Zaten zamanla insan nelere alışmıyor ki!

Nefsimizin terbiyesine vesile olan, irademize hâkim olmayı öğreten, dünya nimetlerinin zannedildiği kadar kalıcı olmadığın gösteren misafirimizin; veda zamanı görünmeye başladığında içimizi de bir burukluk kaplıyor. Kaygıdan, burukluğa; ağırlamaktan, uğurlamaya doğru giden hâle sebep olan, bu veda zamanının görünüşü bizleri üzüyor. 
 
Hâlbuki…

Ne güzel bir gelişin vardı; dünya nimetlerinin bir hiç olduğunu hissettirerek. 

Ne güzel bir terbiye edişin vardı; asıl ihtiyacımızın ne olduğunu göstererek. 

Ne güzel bir eğitim verişin vardı; bizlere örnek olup, tecrübe ettirerek.

Ne güzel bir ikramın vardı; gönüllerde Hakkı buldurtarak…

Bizleri her sene vefanın muazzam örneğini gösterircesine ziyaret eden misafirsin sen. Bu misafirlik bir ay sürer ve bu zaman diliminde bizi her an terbiye etmekle meşgul olur, bizi kokuşmuşluktan arındırırsın sen. Bu süre boyunca bizi temizler, terbiye eder ve bir bayram hediye ederek gidersin sen. 

Bu gidiş öyle bir gidiştir ki gelecek seneyi iple çekmemizi sağlar; ölüme bir sene daha yaklaştığımızı bilerek.

Güzel Ramazanlarımız vardı bizim…

Çokbilmiş tavsiye vericilerin vücut sağlığı ile ilgili tavsiyelerinin olmadığı; Ya Allah diyerek sahura kalkıp sabah namazını kıldığımız gibi Ramazanlarımız vardı.

Saatli bomba gibi iftara kalan zamanı saat cinsinden gösteren dijital saatlerin olmadığı; gelecek saniyelerin ne olduğunu bilmediğimiz Bedir meydanında kılıçlarımızı şakırdattığımız gibi Ramazanlarımız vardı.

Hırs ve bencilliğin olmadığı; savaş esirleriyle bile lokmalarımızı eşit paylaştığımız gibi Ramazanlarımız vardı.

İnsanların imanıyla ve zekâsıyla alay eden muhabbetlerin olmadığı; Ebu Cehil’in suratına inen Hz. Hamza’nın yayı gibi Ramazanlarımız vardı.

Yapılan yardımın insanlara ve market çalışanlarına ifşa edilmesine sebep olan hediye çeklerinin olmadığı; edepli zenginlerin infak ibadetini icra ederken nefsinin kalbine hançerini sapladığı Ramazanlarımız vardı.

Lüks ve gösterişin hâkim olduğu iftarların olmadığı; kalplerimizin birbirimize ısınması için eşimize, dostumuza iftarlık tahin, pekmez, hurma hediye ettiğimiz Ramazanlarımız vardı. 

Musluklarımızdan akan sıcak suların olmadığı, abdestimizi gözyaşlarımızla aldığımız Ramazanlarımız vardı.

Nefsi arzuların ve hırsın olmadığı; insanın gerçek ihtiyacının ne olduğunu görüp anladığı Ramazanlarımız vardı.

Lokantacıların umuma açık şekilde servislerinin olmadığı; bu esnafların dükkân tadilatı için mevcut zamanı fırsat bildiği Ramazanlarımız vardı.

En ufak bir mazerette farzı terk edenlerin olmadığı; doktorun uyarısına rağmen sigarayı bırakmadığı için orucu da terk etmeyenlerin olduğu Ramazanlarımız vardı.

İçine maneviyat serpiştirilmiş menfaat ve reklam amaçlı davetlerin olmadığı; Resulullah gibi yetimlerimizi sırtımıza alıp iftara götürdüğümüz Ramazanlarımız vardı. 

Ve gidiyorsun; bize bir bayram hediye ederek.

Hâlbuki… 

Gidişin ne hissettirişti; yetim kalan çocuğun acısını hissettirircesine.

Gidişin ne üzüntü verişti; oğlunu zorlu bir cepheye gönderen ananın üzüntüsünü anlatırcasına.

Gidişin ne boyun bükücüydü; bileği hiç bükülmeyen adamın gözyaşlarını gizlercesine…

Gözlerimiz on bir ay boyunca yollarda olacak, ölüme on bir ay daha yaklaştığımızı bilerek.

Bekliyoruz… 

Ömrümüz bitercesine…

“Gelişi sevindirenin, gidişi hep hüzünlendiriyor” dedi garipleşmiş şekilde boynunu büken. Hiçbir şey diyemedi boğazı düğümlenip, gözleri buğulanan.

Şadan Sezgin

Okunma : 1367