Son Beyefendi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Son Beyefendi | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Ağustos 2019 Pazar
Son Beyefendi

12 Temmuz gününün son saatlerine doğru kaybettik Üstad Mehmet Şevket EYGİ’yi. 

Mekteb-i Sultanide ilk ve orta öğrenimini tamamlayıp yükseköğrenimini de eski adı ‘Mülkiye’ olan yeni adı ise ‘Siyasal Bilgiler Fakültesi’ olan Ankara Üniversitesinde tamamlamıştır. Dünya görüşünden dolayı Dışişleri Bakanlığı meslek kadrolarına ve İçişleri Bakanlığı mülki idarecilik kadrolarına atanamamıştır. Sonra Diyanet İşleri Başkanlığında boş bulunan bir kadroya atanıp orada kısa süre çalışmıştır. Daha sonra görevinden istifa edip İstanbul’a göç edip vefat edene kadar sürdürdüğü yazarlık ve gazetecilik mesleğine devam etmiştir. İleri düzeyde Fransızca bilen üstad; ülkemizin son zamanlarda yetiştirdiği en büyük kalemlerden biridir. Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK’in kürsü sahibi dediği iki önemli kişiden birisidir. 

1991 yılından bu yana rahmetli Necmettin ERBAKAN’ın isteği üzerine Milli Gazete’de günlük yazılar yazmaktaydı. Her teklifi kolay kolay kabul etmeyen üstad; Erbakan’ın teklifini şu iki şartla kabul etmiştir: Birincisi, para almayacağım. İkincisi ise; gerektiğinde de sizi de eleştirebileceğim.

Üstad’ın uzman olduğu konulardan birisi de ülkemizin kaymağını yiyen, halkımıza sermayeden aldığı güçle baskı uygulayan çift kimlikli kişilerdir. “İki Kimlikli, Gizli, Esrarlı ve Çok Güçlü Bir Cemaat Yahudi Türkler yahut Sabetaycılar” adlı kitabı meşhurdur. Pakraduniler üzerinde de sık sık yazılar kaleme alırdı.Üstadın bahsettiğim kitabından iktibaslar yapalım:

“Takvim değişikliği, şapkanın mecburi kılınması inkılâp sayılır da, mason localarının kapatılması sayılmaz.”

“Öyle fakülteler bulunmaktadır ki, sanki birer mason çiftliğidir. Kendi localarına mensup olmayan en istidatlı ve çalışkan Müslüman genci bile asistan olarak oraya almazlar. Tekellerinin kırılmasından korkarlar.” 

“Bu gibi işler ciddiyet, ehliyet, liyakat, vasıflılık, ihtisas, tecrübe ister. Öyle bol keseden sürü sepet vakıf kurup para toplamaya, iftar ziyafeti vermeye benzemez…”

“Belediye hizmetlerinin doğrudan doğruya ideoloji ile bir alakası yoktur. Aranması gereken şartlar bilgi, birikim, ihtisas, dürüstlük, namuskârlık, emanete riayet gibi erdemler ve bilgeliktir.”

“Türkiye’de gerçekten milli bir eğitim sistemi olsaydı, lise tarih kitaplarında ‘Dönmelik’ ile ilgili bir fasıl olması gerekirdi.” 

“Her silleyi bir vuran, bir de vurdurtan vardır.”

“Yazık ki, Müslüman çoğunluk, kırsal kesim kafası yüzünden ciddi kültür ve araştırma faaliyetleri yapamamaktadır.” 

“Müslüman kesim yıllardan beri faydasız işler, lüks ve israflı gösterişler için katrilyonlar harcamıştır. Yazık ki, çağdaş ve uluslararası seviyede ilmi araştırmalara yatırım yapılmamıştır.” 

“İlmi araştırmasız, sanatsız İslami kalkınma olmaz.”

“Birtakım şarlatan, arrivist, soytarı, alçak, sahtekâr adamların din yoluyla dünyaya ait maddi ve manevi vurgunlar vurmaları mutlaka önlenmelidir.”

“Bizim büyük bir tarihimiz, kendi kültürümüz, kendi medeniyetimiz, kendi ‘tradition’larımız vardır. Bunları dışlayarak, geçmişe sövüp sayarak, atalarımızı kötüleyerek bir yere varamayız.”

“Cahiller bilmedikleri şeyleri yok sanırlar.”

“Sabataycıların temel prensiplerinden biri de, “Onlara benzeme, onları kendine benzet”.”

“Belki otuz altı defa yazdım, tekrar ediyorum: Müslümanlar ülkenin güçlü, vasıflı, üstün medyasına sahip olmadıkça bugünkü zilletten, esaretten, mahkûmiyetten, hakaretten kurtulamazlar.” 

“Güç; ilim, irfan, uzmanlık, tecrübe, birikim, ehliyet, kültür, danışma, hikmet, zekâ, feraset, fetanet demektir.” 

“İsrail’de ülkemizi bizden iyi bilen dünya çapında uzmanlar var.”

“Müslüman kesim şaşkınlık içinde. Vaktiyle demokrasi küfürdür diyenler şimdi demokrasiye kasideler düzüyor; ABD’ye sövüp sayanlar şimdi ABD’den medet umuyor. Kırsal kesim, köylü, gecekondu kafalı, varoş zihniyetli bazı İslamcı aydınlar tutarsızlıklar içinde.”

“Yazılarını madde madde yazan, yazıları tavsiye niteliğinde olan, devamlı aynı konuları yazan ama hep farklı kelimeler ve farklı ifadeler kullanan üstad; İslami kesime öz eleştirileri ile de meşhurdu.”

İsmini ‘Şevki’ diye zikredenleri kibarca uyarırdı. Tabi soyadı ile yanlış zikredilen isim kafiyeli olunca oluyordu bu hata.

Yazılarında devamlı mütevazı arabasından bahseder ve ihtiyaç dışı lüks araç kullananları eleştirirdi. Bir keresinde şoförün birisi aracına çarpıp tamponunu kırmış ve bir not bırakmadan koyup gitmiş. Bu edepsizlik üstadı üzmüştü baya.

Gençlere; cep telefonunuz, giydiğiniz marka elbiseler ile övünmeyin derdi. Tavsiyesine ise şöyle devam ederdi: “Yanınızda kaliteli bir dolma kalem olsun, güzel bir not defteri olsun, yazınız güzel olsun ve not defterinizden kâğıt yırtarken düzgün yırtın kenarları fare yemiş gibi olmasın”.

Doğaya çıkmayı sever ama etrafa duman ve koku yayan mangal kültüründen nefret ederdi. Piknik tüpte demlenen çay eşliğinde pasta, kek, ve kahvaltılıklarla hafif şekilde yemek yiyip kültürel konularda konuşmak isterdi. Siyasete girilmemesi hususunda uyarırdı.

Lüks olmayan, uygun fiyatlı ve lezzetli yemekleri olan esnaf lokantalarını çok severdi. Özbek lokantasının yemeklerini ise her defasında anlatırdı. 

Evlenme imkânı bulamayan üstad; Sultanahmet camiinin aşağısında sobalı evinde otururdu. Sobasını üniversite talebesi ve gönüllü bir genç değiştirirken evini de rutin aralıklarla gelen temizlikçi temizlerdi. 

Bit pazarından aldığı temiz ve kaliteli elbiseleri temizlettikten sonra öğrenci gençlere hediye ederdi.

İstanbul’daki kötü binalardan şikâyet eder ve şehrin doğal nüfusunun beş milyon olması gerektiğini söylerdi. 

Sanatı ve estetiği çok severdi. Sanatsal değeri olan levhaları çok severdi. 

Vasıflı birkaç öğrenciyi farklı alanlarda, büyük bir maddi destekle ve mütevazı bir bursla eğitmek en büyük projelerinden birisiydi. 

“Çağımızın yüz çok önemli derin kültür, derin düşünce kitabının çok güzel özetleri yapılacak, bunlar, her ciltte beş eser olmak üzere yirmi ciltlik bir külliyat haline getirilecek… Acaba bu hizmeti kim yapacak?” derdi. 

Eğitim sistemimizin dünyada birinci olmasını isterdi; ikinciliği bile kabul etmezdi.

Ülkemizin şeffaflık notunun en az on üzerinden yedi olmasını isterdi.

Tarıma önem verir, gıdalardaki tehlikeleri dile getirir, ilaç kullanımı hususunda halkı uyarır ve alternatif tıpa önem verirdi.

Temel ilmihal bilgileri öğrenmemiz hususunda defalarca uyarırdı.

Mütahitleşen mücahidleri çok eleştirirdi.

İslami kesimin özeleştirisini en güzel şekilde yapan kişiydi.

Hazine niteliğinde olan kütüphanesini Cumhurbaşkanlığına hibe eden üstadın çok hizmetleri olmuştur…

Yazımızı üstadın tavsiye ettiği kitapları belirterek bitirelim. Allah rahmet etsin…

Kültür Değişmeleri, Prof. Mümtaz Turhan... 

Dr. Masaru Emeto, Suyun Gizli Mesajı... 

Refi Cevad Ulunay, Dağlar Kralı Balçıklı Edhem... 

Gustave le Bon, Kütlelerin Psikolojisi...

 Prof. Mehmet Ali Aynî, Milliyetçilik... 

Kemal Tahir, Yol Ayrımı... 

Halide Edib Adıvar. Türkiye’de Şark Garp Amerikan Tesirleri...

G. Lewis, Trajik bir Başarı: Türk Dil Devrimi... 

Peter Prensibi, Peter ve Hull... 

Ortega Y Gasset, Kütlelerin İsyanı.

Grigory Petkof, Beyaz Zambaklar Ülkesinde.

 Rene Guenon, Doğu ve Batı... 

Armstrong, Mustafa Kemal, an intimatestudy of a dictator...

Alexandra David Neel, Lhassa’da (Tibette) Parisli bir Kadın... 

Ahmet Güner Sayar, Süheyl Ünver... 

TDK İmla Kılavuzu (en son baskısı) (Her kültürlü okumuş insanın masasında bulunmalı, başındaki lisan, edebiyat, imla kuralları okunmalı, gerektiğinde kelimelerin doğru yazılışı için bakılmalıdır).

Şadan Sezgin

Düzenleme : 16 Temmuz 2019 12:49 Okunma : 1618