Koparan Bağlaç | Karamandan.com - Karaman Haber

Koparan Bağlaç | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Temmuz 2020 Pazar
Koparan Bağlaç

İlk nefesten son nefese kadar bir bütün olan hayatı acımasızca parçalayan, araya dev uçurumlar koyan, kapanmayan yaralar açan, önceyi hatırlatmayıp sonrayı unutturmayan, sonucunu ölüm sonrasına da taşıyabilme yeteneği olan bir bağlaçtır; ama.

Kendinden önce söylenen her şeyi yok eden, kendinden sonra söylenen her şeyi var etmeye çalışan, hafızalara format atıp kendince yeni bir başlangıç yapmaya uğraşan, vicdana kabul ettiremeyip akla bir şekilde kabul ettiren bir bağlaçtır; ama.

Yapılan haksızlıkların en büyük dayanağı, çektirilen zulümlerin en büyük zannı, temize çıkartılabilmenin en büyük girizgâhı, haksızken haklı olabilmenin en kullanışlı bağlacıdır; ama.

İnsanlık tarihinde dönüm noktaları belirli zamanlarda yaşanan hadiseler olsa da insanların hayatında dönüm noktaları her “ama” deyişinden sonra söyledikleri ve yaptıklarıdır. İnkâr gibi, olumsuz cevap verme gibi, duymama gibi, görmeme gibi zıt hali olmayan ama bağlacından sonra ortaya konulan kanaatin düzelme gibi bir imkânı da yoktur. Tezatı olmayan düşüncenin yönünü değiştirme gibi bir marifeti de yoktur.    

“İnsanın hakikate isyanı “hayır” kelimesiyle başlamaz. O ilk isyanı başlatan “ama” kelimesidir” dedi, Gökhan ÖZCAN abimiz.

Dürüst bir hayat yaşamıyoruz! Sahtekârlık, bahane, mazeret, yalan, hile, inkâr gibi kötü hasletler sadece sözlerimizde değil hayatımızda, ilişkilerimizde ve niyetlerimizde de yerini muhkem şekilde koruyor.  

Kabul ediyoruz ama şartlı kabul ediyoruz! İnanıyoruz ama menfaatler bekliyoruz! Çalışıyoruz ama çok daha fazla kazanç istiyoruz! Cenneti istiyor ama ölümden kaçıyoruz! İman ediyoruz ama daha çok ima yapıyoruz!   

“Rızkı veren Cenab-ı Allah dedikten sonra ‘ama’ diyenlerin itikadı tehlikededir!” dedi, Üstad Mustafa KUTLU. 

Başlangıçları ne kadar iyi olursa olsun yapılan her şeyin son amele göre değerlendirildiği hayatta; koparma yeteneği olan bağlaçların daha sıkı şekilde bağlama marifeti kazanması imlâ kurallarından çok kendimiz için ehemdir.  

Telaffuz edildikten sonra hafızalarda kalıplaşmış sözcükler çağrıştıran bağlaçlar dünyamızı tozpembe renge bürümesinden çok kalbimizdeki tozu, kiri, pası giderip temizlemesi daha mühimdir.

Gücümüzü; tevazu görünümlü gaddarlıkla gösteren, nefsimizi; kibar ifadelerle kabartan bağlaçların bizi haklı çıkarmasından çok Hakk’ı bulup işaret etmesi daha elzemdir.    

Uzak olan geleceği bir anda yakınlaştırıp görme imkânı sunan ama ile başlayan itirazlar, bahaneler, inkârlar; gözlerinde görme kusuru olan insanlarda bile en net şekilde görülebilir. Yeter ki zihinlerde, gönüllerde ve ruhlarda görme bozukluğu olmasın. 

Bir de şöyle düşünün! Ama ile âmâ kelimelerinin yazılışı neden birbirine bu kadar benzer?

“Cahiller cennetten yer beğendi, arifler son nefesten korktu” dedi, görmesini bilenler.

“Başlangıcın iyi olsa da” dedi, meczup ve şöyle noktaladı sözünü: “Sen sonu iyi bitirmeye bak”.

Şadan Sezgin
 
 

Okunma : 545