Kısa Lafın Uzunu | Karamandan.com - | Karaman Haber

Kısa Lafın Uzunu | Karamandan.com - | Karaman Haber

13 Aralık 2019 Cuma
Kısa Lafın Uzunu

Kâğıt üzerinden, ciltlerden, parşömenlerden, cami duvarlarından, bilgisayarlardan ve insanların hafızasından Kuran-ı Kerim tamamıyla kalkacak lakin senin bir cümle kurtarma imkânın olacak ve onu kurtar deselerdi; kurtaracağım cümle şu olurdu: “Hiç düşünmez misiniz?”

İslam’ın ilk emri “oku” iken, en temel emirlerinden birisi de muhtemelen “düşün” emridir. Toplum olarak okuma oranımız düşüktür ve buna paralel olarak da düşünme oranımız doğal olarak okuma oranından daha düşüktür. 

“Nasıl düşünelim! Bu ülkede düşündüğü için hapis yatan yüzlerce insan var” dedi, eskileri bir çırpıda hatırlayan. “Onlar düşündükleri için değil, düşündüklerini açıkladıkları için hapiste yattı” dedi, işi dalgaya alan.

Düşünmeye başladığın zaman düşünmediğin birçok şeyi fark ediyorsan işte o zaman düşünmeye başladın demektir.

Düşünmediğimizden dolayı; bizlere kültür, usul ve anlayış olarak bırakılan özlü sözleri gereği gibi anlamadığımızdan, özlü sözler gibi kısa kalmış anlayışımız. Bu olumsuz durumu son Nebi’den bizlere kalan hadislerde de yaşıyoruz. Bu hadisleri ya üstünkörü okuyup geçiyoruz ya mantık ile bağ kurup kendimiz de yorum adı altında eleştiri getiriyoruz ya anlar gibi yapıyoruz ya da ilk ve en basit haliyle yalın bir şekilde anlıyoruz.

En meşhur hadislerden biri olan ve bir zamanlar belediye otobüslerinin kaportasında yazan “Temizlik imandandır” hadis-i şerifini Yunan temizlik tanrıçası “Hijyen’i” anladığımız gibi anlıyoruz. Temizliğin sadece bedensel temizlik olmayıp aynı zamanda düşüncelerde, nazarlarda, duygularda, amellerde ve buna benzer dünyevi her işimizle alakalı olduğunu unutarak, işi deterjan ve yumuşatıcı tüketimi ile sınırlı tutuyoruz.

Ahhh nerede o eski otobüsler…

Münafıklığın üç alametinin belirtildiği o meşhur hadis-i şerifte ise; emanete hıyanet etmeyi nasılda materyalistçe anlıyoruz. Emanet edilen üç kuruşluk dünya malına hıyanet etmemekle sınırlı tutuyoruz bu hadis-i şerifi. Bize verilen göreve, bize verilen bedene, bize verilen aileye, bize verilen ilme, bize verilen kültüre gerekli değeri vermemekte emanete hıyanet değil midir? “Kim varsa dünyada ahde vefasız / Bilsin ki aslına ihanettir bu” dedi, Üstad Bahaeddin KARAKOÇ, Allah rahmet eylesin. Şunu da unutmayın; Müslümanın olmadığı yerde münafık da olmaz.

“Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fideyi dikin” hadis-i şerif mantığa ters gelen bir söz gibi geliyor ilk haliyle anlamaya çalışanlara. Aynı “Hudeybiye Antlaşması” gibi… Başımıza gelenlerin bir sebebi de putlar değil mi? Özellikle de mantığımızın putları! “Müslüman insan eğer akıldan üstün başka yetilere sahip bulunduğuna inanmıyorsa başı derttedir” dedi, Üstad Ömer Lütfi METE, Allah rahmet eylesin. Mantığımızı bir kenara bırakıp, aşkımızı kuşanarak bu hadis-i şerifi yeşilaycılık faaliyeti dışında, canlıya şefkat dışında şöyle de anlayabilir miyiz?

Kargaşa zamanında hayatın anlamını unutma! En zor durumda iken bile yanında Allah’ın olduğunu bil! Umutların tükendiği anda yeni kapıların açılacağının idrakinde ol! Bulunduğun zor durumun ileride ki iyi durumların habercisi olduğunun farkında ol! Umudunu kesme! Ümidin hep var olsun!

Müminlerin bir bedenin uzvu gibi olduğu söylenen hadis-i şerifi ise sadece zor zamanlarda hatırlıyoruz, iyi gün dostları olarak, iyi gün müminleri olarak. Bu hadise binaen bir insana yardım etmeye çalışıp faydalı olamayınca “elimden geleni yaptım” deyip hem işin içinden çıkıyoruz hem de vicdanımızı hiç olmadığı kadar rahat ettiriyoruz. Hâlbuki vücuttaki tek uzuv el mi? Ayağından geleni yapmadan, gözünden geleni yapmadan ve en önemlisi kalbinden geleni yapmadan vicdan rahatlar mı? Yoksa bedenlerimiz kalpsiz mi?

Kısa lafın uzunu böyle iken, uzun lafın kısası; dar düşünüyoruz…

İsrafı çöpe giden bir dilim ekmek ile sınırlı tutuyoruz; televizyon karşısında geçen saatlerimizi unutarak… 

Sünneti yemek tabağımızı sıyırmak ile kâfi olduğunu düşünüyoruz; bir yetimin başını okşamayarak…

Sarhoş ettiği için alkolü kötü biliyoruz; paranın, makamın, ünün, alkışın, konforun, benliğin bazı insanlara verdiği sarhoşlukları görmeyerek…
“Bu dediklerin hiç mantıklı değil” dedi, akılcı düşünmeye çalışan. “Benim mantığım kalbimde” dedi, aşka âşık olan.

Son söz; Şems Hazretlerine ait olsun: “Okuyarak öğrenin, severek anlayın”.

Allah Rahmet Eylesin

Yedi güzel adamdan biri olan, “belki çok eski bir hükmü uygulamak için geliyoruz dünyaya” diyen Üstad Nuri PAKDİL de dünya sürgününden azad oldu. Edebiyat ve fikir dünyasında ülkemizin yetiştirdiği güçlü kalemlerden olan Üstad’ın; kalemini hep Haktan yana kullandığını ve ömrünü de bu yolda tükettiğini düşünüyoruz. 

Kudüs şairimize Allah’tan rahmet dileriz. Allah ondan razı olsun…
 

Düzenleme : 19 Ekim 2019 14:25 Okunma : 1002