Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı ile Hasbihal | Karamandan.com - | Karaman Haber

Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı ile Hasbihal | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Ağustos 2019 Pazar
Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı ile Hasbihal

Genel seçimlerin yapıldığı ülkemizde yerel seçimlere neden özel seçim denilmediğini çok düşündüm! Sadece düşünmekle sonuç bulunmuyor. Düşünmek sadece sonuca ulaşmanın, patlamayı yapmanın ilk ateşleyicisidir. “Sadece düşünüp durmak yetmez, durup düşünmek de gerekir” dedi, İbrahim PAŞALI.

Yerel seçimler sonucunda şehrimize yeni bir şehremini seçilmiştir. Hadi biz “Belediye Başkanı” diyelim önümüzdeki seçimlerde oy hakkı olacak bugünün reşit olmamışları da anlasın.

Belediye Başkanlığını; kaldırımlara parke taşı döşemekle, çöpleri toplamakla, halka ucuz ekmek arz etmekle, resmi ve dini günlerde tebrik yazıları yayımlamak zannedenler için yazı burada bitmiştir. Böyle düşünen kişilerin yazının devamını okumaları için sohbet kültürünü kazanmaları gerekiyor. “Asıl büyük tehlike, sohbetin yerini basın bülteni cümlelerinin almasıdır” dedi, İbrahim PAŞALI.

Belediye Başkanının asıl görevi kamu malına sahip çıkmak, kamu hizmetlerini halkın yararına sunmak, aynı olmasına rağmen değiştiğini düşündüğümüz dünyada yeni fikirler üretmek ve üretilmesini sağlamak, bölgesel farkları merkezi yönetime adapte etmek, hemşericilik gütmeden bölge insanını korumak, gençliğe sahip çıkmak, kötülüklerin önüne geçmek, ihtiyaç sahiplerini ve hastaları kollamak gibi vazifeleri de vardır. Bu dünyada her şeyin bittiği gibi bu görevinde bittiğinde, unvanı gittiğinde şehrin sokaklarında rahat rahat dolaşabilmeli. Aslında rahat rahat dolaşamamalı. Önünden geçtiği her dükkânın esnafı çaya çağırmalı, elinden tutup öğlen yemeğine zorla davet etmeli, parklarda oturan ihtiyarlar sohbetine beklemeli, çocuklar selam vermeli, meczuplar “görevi niye bıraktın len” deyip fırçalamalı.

Ülkemiz coğrafi özellikler bakımından yedi adet bölgeye ayrılmıştır. Ülkemizin kültürel zenginliğinden dolayı ise daha fazla bölgesi vardır. Tek tip yönetim anlayışına sahip merkezi yönetimin düzeni sağlamak için taşralara gönderdiği emirleri devletin hâkimiyetine halel getirmeden yerel düzeyde uygulamak belediye başkanlarının en büyük vazifesidir. Tıpkı arabayı habersiz alan ergenlikten yeni çıkmış oğlanın babasıyla arasını yapan çilekeş analar gibi.

Günlerin birbirini kovaladığı bu dünyada yakalanan bir gün olmadı daha. Yakalanan bir gün olmadığı gibi varlığını koruyan bir günde olmadı. Belki de “gün günü aratır” sözünü böyle de anlamak gerekir.

Merkezi yönetim yaya geçitlerinin güvenliğini sağlamak için taşralara yazı göndermiş. Bu yazıya binaen ise yerel yönetimler yaya geçitlerinin olduğu yerleri sarı renk boyaya boyayıp üzerine de dörtgen hatlara sahip insan resmi çizdiler. Tabi yerel yönetimimiz bu tedbirle yetinmedi şimdi de sarı renkli bu alana yaklaşmadan yola birbirine paralel kabartmalar döşeyip araçların yavaşlamasını sağlamaya çalışıyorlar. Tabi bu tedbir araçların yavaşlamasını sağlamadığı gibi yollarda lastik sesinin çoğalmasını ve şehir içinde olan yollarda bu gürültünün o muhitte oturan insanlara rahatsızlık verdiğini ‘Cimer’ sistemi üzerinden beyan ettik. Talebimizdeki yazı metni ise şöyledir:

“Trafikte yayalara öncelik tanınması için devletimiz elinden geleni yaptı, belediyelerimiz de elinden geleni yapmaya çalışıyor. Lakin sonuç kocaman bir hüsran… Yolları sarı renge boyayıp, üzerine insan resmi çizerek ve bu sarı boyalı renkten önce de çizgi çizgi kabartmalar koyarak yaya geçidi güvenliği sağlanmıyor. Bu kabartmalar yaya geçidi güvenliğini sağlamadığı gibi yollarda lastik sesini artırıp ses kirliliğini de artırıyor. Sizden talebim şudur! Zeytindalı (Mut caddesi) Bulvarı üzerinde bulunan yaya geçidi üzerine satır satır bu kabartmalardan döşenmiştir. Dediğim gibi bu kabartmalar yaya geçidinin güvenliğini sağlamadığı gibi civarda oturan mahalle sakinlerini rahatsız ediyor; yoldan geçen arabaların lastik sesleri. Lütfen bu tür gürültü yapan yoldaki engelleri kaldırın ve yaya güvenliğini en güzel şeklide çözün. Rahatsızlığımız beyan edilmiş olup, gereğini arz ederim."

Cimer üzerinden yapılan bu talebin metnini bir dostum vasıtasıyla telefon numarasını öğrendiğim Savaş KALAYCI’ya whatsapp üzerinden gönderdim. Ne güzel bir uygulamaymış bu whatsapp. Hem yazıyı gönderiyorsun hem de karşındaki insanın görüp görmediğini anlıyorsun. 

Kısa süre sonra Belediye Meclisi üyelerinden Kazım Bey arayıp durum hakkında konuştuk. Konuşmamız 5 dk. 56 sn. sürdü. Dediklerimize, sıkıntılarımıza hak verdi ve başka tedbirler düşüneceklerini söyledi. Daha sonra da Savaş Bey aradı ve onunla da 29 dk. 44 sn. görüştük. 

Belediye Başkanımızın üç aydır görevde olup ve omuzlarına aldığı yükün farkında olduğunu konuşmasından tahmin etmeye çalıştım. Zaten çilekeş omuzlarımız yük taşımak konusunda çok azimlidir. “Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir” dedi, Âlemlerin Rabbi mealen.

Telefonun muhabbet aracı olmayıp muhaberat aracı olduğuna ve karşımdaki insanın yoğun birisi olduğunu düşünen birisi olarak konuşmayı fazla uzatmak istemesem de Savaş Bey ile konuşmamız yarım saat kadar sürdü. Bu konuşma sürecinde yaşadığı sıkıntıları, insanlarla uğraşmanın zorluklarını, şehrin problemlerini samimi bir dille beyan etti. Karşılıklı aramızda fikir alışverişi oldu. Eğer sizin de ‘şehrimiz için ne yapabiliriz’ diye projeleriniz varsa buyurun gelin deyip devletin sert kapılarını bizlere açtı. Tabi bu kapıyı bizlere Kazım Bey’de açtı. 

“Büyük kelimelerle konuşuyoruz, küçük anlamlarla idare etmeye çalışıyoruz. Büyük meseleleri çözmeye soyunuyoruz, küçük engellere takılıp kalıyoruz. Samimiyetimiz yok, ulaştığımız hiçbir kanaatin arkasında duramıyoruz. Uzun yola koyulmak için hep kısa kalıyor soluklarımız. Yanlışın teorisinde hemfikiriz ama oradan doğrunun pratiğine geçemiyoruz. Biz olan biteni teşhis etmeye çalışırken olanlar olmaya devam ediyor ve dolayısıyla hiç bitmiyor. Biz değişmediğimiz için değişmeyen şeylerden şikâyet edip duruyoruz” dedi, Gökhan ÖZCAN abimiz.

Karşımızda şehrin sorunları için fikirleri olan, projeler üreten insanları dinlemeye hazır bir başkan var. Eğer siz de şehrin sorunlarına, daha güzel bir şehir, daha eğitimli şehir sakinleri için fikriniz varsa belediye binasının yerini biliyorsunuz. Tabi bu işler boş vakti doldurmak, canı sıkılan emekliler için oyalanma yeri, tembel tanıdığına iş bulma umudu, sosyal medyada kapak fotoğrafı yapmak için selfi çekinme seviyesine inmez umarım. Zaten bu tip istişareler karşılıklı değil yazılı olursa daha iyi olur. İş yazıya döküldü mü hem nitelik artar hem de kuru kalabalık azalır. “Sultanlarla yakın ilişkiler kurmak her şerrin anahtarıdır” dedi, İmam-ı Gazali hazretleri. 

“Yazmak, öz denetimin en iyi yoludur. İç dünyana nizam verir. Fikirlerini düzenlemene yardım eder. Duygularını adlandırmanda meleke kazandırır. Gözlem kabiliyetini geliştirir. Hayatın ince ayrıntılarını görmeni sağlar” Üstad Ömer SEVİNÇGÜL. 

Amellerle veballerin kalıcı olduğu şu dünyada, dünyevi her imkânın geçici olduğunu bilmek bir yönetici için en büyük kazançtır. 

“Whatsapp durumu 24 saatte yok oluyor” dedi, kalıcı olmak isteyen. “Diğer ortamlardaki paylaşımların yok olmayacak mı?” dedi, her şeyin eceli olduğunu bilen.

“İşin sonunu düşünmekte kusur etmek, gelecek tehlikenin büyüklüğünü anlayamamak, her an dünyanın geçmekte ve ahiretin yaklaşmakta bulunduğunu görmemek, ecelin her an gelebileceğini, ebedi yolculuğun uzun ve engelli, eldeki azığın ise çok az ve buna karşılık tehlikelerin çok büyük ve korkunç olduğunu görememek büyük hastalıktır” dedi, İmam-ı Gazali Hazretleri.

Yönetim tek başına icra edilecek iş değildir. Bu işler ekip işidir, ortak akıl işidir. “Müslümanların tanrısı olan Allah, narsisizmin bile anlamını bilmiyor olsa gerek ki, her yerde adının yanına, bir yetimin adını yazıyor!” dedi, İbrahim PAŞALI.

“Kendi görüşüyle yetinen, kendini tehlikeye atmıştır” dedi, Hz. Ali.

Birde şöyle düşünün! Merkezi vaazda merkez caminin dolu halini görüp safları sıklaştırın diyen hocayı duyan taşradaki boş camilerin cemaatleri ne hisseder?

Taşranın durumundan habersiz merkezler de var. Merkezin emrini birebir uygulayarak taşrada düzeni bozan talimatlar da var. 

Şadan Sezgin

Düzenleme : 08 Temmuz 2019 18:56 Okunma : 1726