Furyanın Hülyası | Karamandan.com - | Karaman Haber

Furyanın Hülyası | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Mayıs 2019 Perşembe
Furyanın Hülyası

Gözlem bu gözleme değil,
Nazar bu boş bakış değil, 
Her sözde mana yok amma,
Zikirdir bu boş laf değil.

“Eleştirilerinize dikkat edin. Çünkü bir şeyi eleştirirken zıttını da övüyorsunuz demektir” dedi, İmam-ı Gazali Hazretleri.

Tüketiciyi koruma kanunları gibiyiz… Korunan bir şey yok ama korumayı sağlamak için bir dünya kurumumuz ve personelimiz var; korunduğunu zannettiğimiz bir sürü hislerimiz ve zanlarımız var.

Saat sabahın 9’u. Hafta sonu evimde kahvaltı yapmak için markete taze ekmek almaya gittiğimde hanım bir müşteri ile kasiyer kız arasındaki konuşmaya şahit oldum. Müşteri her zaman aldığı vakumlu kabı olan zeytinden yine almış ama bu sefer o maldan memnun kalmamış bundan dolayı da malı iade etmek istiyor ve kasiyere “aldığım zeytini iade edebilir miyim” diye soruyor. Kasiyer ise “açmadıysanız iade alırım” diyor. Müşteri ise “açtım; hatta birazda yedik” deyince. Kasiyer “açtıysanız iade alamayız” diyor. Bunun üzerine sinirlenen ve sinirleri çabuk yatışan müşteri haklı olarak şöyle diyor: “Peki açmadan memnun kalıp kalmadığımızı nasıl anlayacağız?” 

Soru görünümlü bu itirazi söz derin derin düşüncelere dalmama sebep olurken kasiyerin ise zikrettiği tek söz paketin açılıp açılmadığıydı. Burada kasiyerin çapsızlığı yok; yaptığı görevin düşünme sahasını daraltması var, çalıştığı ticarethanenin hakkını koruma hissi var, kanun metinlerinde geçen lehine ifadeyi sonuna kadar kullanma arzusu var. 

“Biz eski hikâyenin tersini yaşıyoruz. İnsanlar genel doğruların gölgesine sığınıp olmadık yanlışları işleyip durmuyorlar mı? Yaşadığımız dünyada sözlerin de teminatı yok” dedi, Üstad İsmet ÖZEL, Allah hastalığına şifa versin. 

Maddi furyalar içinde; kaynağı sınırlı, yolu basit ve sonu hüsran olan menfaatlerin peşinden koşarken, bu imkânı elde edemeyen çoğunluğun kurbanlık koyun olmadığı anlaşılamadı. Şeffaflığın yok olduğu, eğitimin bittiği, tarım ve hayvancılığın can çekiştiği, nepotizmin had safhaya çıktığı, sanayi ülkesi olamayıp yeni hedefimiz olan teknoloji ülkesi de olamayacağımızı şimdiden ilân ederek sonumuzun vahim olacağını anlamamız gerekiyor. 

“Hakkı gel sırrını eyleme zahir / Olmak ister isen bu yolda mahir / Harabat ehlini hor görme şakir / Defineye malik viraneler var” dedi, Erzurumlu İbrahim Hakkı.

Sesi çıkmayan ve mağdur olan viranelerin, bu viranelerin içinden çıkan rantçıların, menfaatçilerin, torpilcilerin, çapsızların sonunu başlatmasıdır yaşadığımız bu seçim süreci. 

Mağdur edebiyatı yapıp aslında bu ülkenin kaymak tabakası olan beyaz vatandaşların ise bileledikleri dişleri inceldiğinden sert madde ile karşılaştıklarında daha çabuk kırılacaklarından protez dişe ihtiyaç duymalarını bilmeleri de önemli bir husustur.    

Beyaz demişken; baharatlık takımının içinde rengârenk baharatların arasında yer almayan tuzun kendi özel kabı içinde olduğunu görünce “beyaz insan neden böyle” diyemedik. Tuz bile böyleyse gerisini siz düşünün… 

“AK Parti hükümetinin ve belediyelerinin yaptığı modern projeler ve lüks konutlar, genellikle Cumhuriyet Halk Partisi’ne yarıyor. Eyüp Sultan ilçesinin sınırları içindeki 5. Levent, iyi ve ibretlik bir örnek oluşturuyor. Yeni kurulan bu lüks yerleşim yerinde AK Parti’nin oy oranına bakmanızı isterim” dedi, İbrahim TENEKECİ abimiz.

“Benim gözlerimle işittiğimi, sizler kulaklarınızla göreceksiniz” dedi, Beethoven.

Edebiyatın zirve yaptığı, kinayenin itibar gördüğü, mecaz-ı mürsel’in okuma yazması olmayanlar tarafından keşfedildiği, iğnelemenin biten yorgancılık mesleğini canlandırdığı, ‘ben demiştim’ demenin şişirdiği egolar, kıs kıs gülenler, mağdur olmadığı halde mağduriyet yaşatmak isteyenler, gücün yanında yer alanlar, varlığını onlara bağlı kılanlar, vasfını icazetsiz icazetlerden alanlar, kendini göstermeye çalışanlar, renklerin her tonunu dna’sında bulunduranlar… Bunlardan ne bu millete hayır gelir, ne bu ümmete hayır gelir, ne de içi cız cız yanan yaralı yüreklere hayır gelir.

Görmeye mani iki unsur! Âmâlık ve yalakalık… 

Görünen köye gitmek için kılavuz istemez fakat köyün delisine de ihtiyaç vardır, köyün köpeklerinden korunmak için.

Asansörlerin icat edildiği de iyi oldu! Böylece hem inişler ve çıkışlar kolay oluyor hem de insanlar dışarı çıkmadan son kez kendilerini kontrol ediyor. 

“Hiçbir merdiven yukarı çıkmaz, aşağı inmez” dedi meczup ve şöyle devam etti: “Sadece çıkartır ve indirir”.

Şadan Sezgin
 

Okunma : 1105