Evlatların Hakkı | Karamandan.com - | Karaman Haber

Evlatların Hakkı | Karamandan.com - | Karaman Haber

08 Aralık 2019 Pazar
Evlatların Hakkı

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle” dedi, mealen Âlemlerin Rabbi, İsrâ Suresinde. 

İnsanlarımızın en büyük hastalıklarından birisi; menfaatlerinin peşinden sonuna kadar koşup sorumluluklarının ne olduğunu düşünmemeleridir. Bundan dolayı ilgili ayet ihtiyarlarımızın en son hatırlaması gereken ayetlerden olması gerekirken gençlerimizin ise ilk hatırlaması gereken ayetlerden olmalıdır. 

İnsanlardaki ebeveynlik görevi besleme ve barındırmadan ibaret değildir. Kuşlar ve memeli diğer canlılar da yavrularına karşı bu görevleri eksiksiz yerine getirirken insanlar farkını ebeveynlikte de göstermelidir. “İnsan, dünyanın en geç olgunlaşan meyvesidir” dedi, İbrahim TENEKECİ abimiz. 

Genel olarak ebeveynlerin evlatlarına karşı görevleri ya da evlatların hakları şunlardır: İki yaşına kadar anne sütü alabilmesi, güzel ahlakla eğitilmesi, helal rızık ile beslenmesi, maddi ve manevi ilimler öğretilmesi, meslek sahibi edilmesi, zamanı geldiğinde evlendirilmesi ve güzel isim konulması…

‘Çocuğa güzel bir ad koymak, evladın baba üzerindeki haklarındandır’ dedi, Efendimiz (sav).

Medya desteğiyle birbirlerine geniş alanda rahat rahat uzun pas yapan film, tiyatro ve tek kişilik gösterilerde alay konusu edilen dini referanslı isimleri, insanlar evlatlarına koymak istemiyor. Örf icabı çocuğuna, ana-babasının bu türden alay konusu edilen isimleri istemeden koyan ebeveynler mevcut durumu evlatlarına ikinci isim koyarak ve o ismi kullanarak idare ediyorlar. Böylece Âşık Hüdai’nin dediği gibi: “Ne dikene dokunuluyor ne gül incitiliyor”.

“Medya haberdar eden değil, zihin oluşturmaya çalışan bir güdüm endüstrisi”  dedi, Gökhan ÖZCAN abimiz.

Evlatlarımıza güzel isim koymak sünnettir. Son zamanlarda ebeveynler örf ile modernizm arasında bu sünneti icra etmeye çalışıyorlar. Dede ve ninelerden miras kalan ama komik durumda olan ‘Satılmış, Döndü’ gibi isimler… Esma’ül Hüsna’da yer alan ama ‘abd’ (Amerika Birleşik Devletleri diye okunmaz!) eki olmadan ‘Samet, Hamit, Metin, Kadir’ gibi koyulamayacak isimler… ‘Kezban, Asiye’ gibi kötü manalara gelen isimler… Örneklerdeki gibi isimleri çocuklarımıza dede-nine ismi olsa da koymamak isabetli bir harekettir. 

Medya vasıtasıyla komik hale getirilen ama güzel olan dede-nine isimlerini evlatlarımıza istemeyerek koyduğumuz için yeni nesiller hep çift isimli hale geldi. Bu hareketten dolayı ebeveynler evlatlarına ana-babalarının adını koyarken modern diye nitelenen bir isim ilave ettikleri için biraz komik durumlar ortaya çıkıyor. Mahmut Deniz, Ramazan Berk, Zahide Buğu gibi. 

Modaya uyan insanlar mod’a çabuk geliyor ve mod’ları çabuk değişiyor.

Bugünün böyle çift isimli çocukları elli sene sonra dede-nine olunca ve o modern isim de gelenekselleşince sonraki nesiller üç isimli olacak herhalde. Hesaplara göre otuz beş senede bir torun gelse üç asır sonra nesillerimiz bu mantıkla dokuz, on isimli olacak. Tıpkı Latin Amerikalıların isimleri gibi… Güldüğümüz başımıza gelecek gibi. Ne demişler; “gülmeye gelmez”.

“Kimlik numaralarının çıkması iyi oldu” dedi, zamanında merkezi sınavlarda cevap kâğıdına ismini kodlayan. “Biz ileri görüşlüyüz! Üç asır sonrasını düşünürüz!” dedi, işi muzipliğe vuran.

Gelenek ile modernizmin çarpıştığını, yeni nesillerin isimlerinde de görüyoruz. Yönlendirmeler ile dün nasıl bugün komik geliyorsa; bugünler de yarın komik gelecektir. Bundan hiç şüpheniz olmasın!
 
Bir de şöyle düşünün! Dünden bugünü çıkarınca geriye ne kalır?

Yazıyı Üstad İsmet ÖZEL ile noktalayalım: “Bu noktaya gelmedik, getirildik".

Okunma : 1447
Foto galeri