Aynı Yolun Yolcusu | Karamandan.com - | Karaman Haber

Aynı Yolun Yolcusu | Karamandan.com - | Karaman Haber

22 Ekim 2019 Salı
Aynı Yolun Yolcusu

“Dünyaya düşmekle başı yarılan ve kalbi kırılan insanlarız” dedi, Kemal SAYAR.

Modernizm, feminizm ve romantizm gibi akımlar dünyaya hâkim oldukça yaratılış özelliklerimize karşı da sürekli şeytani akınlar oluyor. Bir elmanın iki yarım parçası olan erkekle kadına ayrı gezegenlere ait mitolojik varlıklarmış gibi davranılıyor. Hâlbuki bu iki cinsin yolları da bir, dünyaları da bir, kaderleri bir, akıbetleri de birdir. Bizler cennetten bile beraber kovulup dünyaya birlikte sürgün edilmiş iki yarım elmayız. 

“Bir elma kurdu için armut başka bir gezegendir” dedi, Gökhan ÖZCAN abimiz.

İnsanın ıssız bir adaya düştüğünde yanına alacağı üç şey sorulur; boş muhabbetlerde, hayali kurgularda, nefsi düşüncelerde. Issız insanların kalabalık mekânlarda öğrenmesi gereken duygular nedir sorusunu sormaksa kimsenin aklına gelmez! Bencillik, vicdansızlık, menfaat gibi kötü hasletler insanın nefsine hâkim olduğunda; kargaşa çıkarmak, husumetli olmak, huzursuzluk vermek de kolaylaşıyor. Irklar arası savaşlar, gruplar arası anlaşmazlıklar, devletler arası dalaşmalar, mezhepler arası didişmeler, dinler arası kutsal mücadeleler gibi husumetlerin yerini şimdi de erkek-kadın çekişmesi aldı. İnsanlığın başına gelen en kötü özelliklerden olan sınıflandırma hastalığı burada da kendini gösteriyor; ötekileştirmenin ne büyük bir bela olduğunu. Ötekileştirmenin getireceği belaları görmek için yakın geçmişe bakmak yeterlidir. Başımıza gelecek muhtemel bu belaları görmek için de sağlam gözlere ihtiyaç yoktur.

“Ayı ve güneşi görenin gözü keskin demek değildir, gök gürlemesini duyanın kulağı iyi duyuyor demek değildir” dedi, Sun Zi.

Sanayi devrimi döneminde çeşitli malların üretilmesi ile işler kolaylaşırken yaşamak da aynı oranda zorlaşmış ve aile hayatı da yavaş yavaş çürüyüp devrilmeye başlamıştır. Devrimin devirdikleri… Feminizm hareketi de bu dönemde kadınların ucuz iş gücü olarak sömürülmesi sonucu doğup haksızlıkları önlemeye çalışmıştır. Haksızlığa karşı dururken, günümüzde yeni haksızlıklara sebep olan bir hareket halini alan feminizm ve bunun gibi diğer hareketler eşitlik naraları ile toplumda savunduğu kesimi sömürmeye başlamıştır.

“Eşitlik nutukları atan kadının genellikle, bir iki çocuğu ve güzel bir dairesiyle dost ve arkadaşlarının sahip olduğu bütün statü sembolleri vardır. Aslına bakılırsa eşitlik mücadelesi veren kadınlar ev kadınlarını hor görür ve onlardan ayaktakımından bahsediyormuş gibi söz eder” dedi, Esther VİLAR.

Modern dünyanın senaristleri hem işin kolayına kaçıyor hem de kendilerini kazançlı çıkaracak eşitliği sağlamaya çalışıyor. Ezilenlerin durumunu iyileştirip herkesi eşitlemek yerine, ezilmemiş olanların da durumunu kötüleştirerek ezip; eşitliği sağlamaya çalışıyor.

“Kadını en çok sömürenler, onun haklarından söz edenlerdir. Sömürünün en kötüsü savunma rolündeki sömürüdür” dedi, Faruk BEŞER.

Modern dünyanın yeni baskı aracı zıtların birbirini ittirip, kargaşanın meydana hâkim olmasını sağlamaktır. Zıtlıklar üzerine kurulu dünyada ve kavramları zıtlıklar üzerine algıladığımız bu âlemde tek tipleşmenin verdiği zararı yine tek tipler görecektir. 

Dördüncü dünya savaşı olur mu bilmem ama üçüncü dünya savaşı tek tipler arasında olacak galiba.

Tek cins çocukları olan bir ailede en kısa boylu evlat neden hep en büyük çocuk olur? Bir de böyle düşünün!

Küresel baskı aracının son baskısıdır bu…  

Bu dünyada var olmak için birbirimizi düşünmeli ve sevdiklerimizin gözlerinde birbirimizi görmeliyiz. 

“Düşünüyorum öyleyse varım!” sözünü hatalı bulduğunu söyler Üstad Arif Nihat ASYA ve doğrusunu şöyle zikreder: “Düşünülüyorum, öyleyse varım!”

Okunma : 665