Altıgende Yönetim 3 | Karamandan.com - Karaman Haber

Altıgende Yönetim 3 | Karamandan.com - Karaman Haber

05 Nisan 2020 Pazar
Altıgende Yönetim 3

Çocuklarını tanıyamayan veliler, talebelerine yön tayin edemeyen hocalar ve çocukları yeteneklerine göre yönlendiremeyen yönetim; nesillerimizin rastgele yetişmesine sebep oluyor. Bu olumsuz yapının içinde ailesi bilinçli olanlar, iyi bir rehbere rastgelenler, maddi şartları yerinde olup destek alanlar hariç gençlerimizin çoğu imalat hatası olarak sistemin kurbanları oluyorlar. Meslek öğrenemeyip vasıfsız kalanlar, zorlamayla gittiği okulun sonunu getiremeyip ortada kalanlar, seviyesinin son haddinde olan yerlere son sıradan girip o alanda başarısız olanlar; büyük denizlerin küçük balıkları halinde toplumda yaşamaya çalışıyorlar. Yeteneği keşfedilemeyenler, başarılı olabileceği sahalara yönlendirilemeyenler, belli alanlara yoğunlaşmalar bunun üzerine kolaycılık da eklenince toplumda mesleki açık ortaya çıkıp sanat erbapları yetişememektedir. Gençlerimizin doğru şekilde yönlendirilememesi sonucu yönünü kaybetmiş bir gelecek bizleri bekliyor. 

“Almanya’da kaldığım 6 yıl boyunca Almanların neden kalkındığını araştırdım. Almanların hepsi çok zeki, çok becerikli, çok bilgili değil. Onlar da bizim gibi. Yalnız orada eğitim sistemi çok sağlam ve insanlar yeteneklerine göre eğitiliyor. Her insana bir meslek, bir iş öğretiliyor ama o işini en iyi yapması isteniyor” dedi, Ali Erkan KAVAKLI.

Toplum için eğitilen gençlerimiz toplumdan farklı olduğu hissettirilecek şekilde üniformalara büründürülmesi işe yanlış başladığımızın göstergesidir. Toplumun içinden çıkacak, toplumun içinde büyüyecek ve topluma hizmet etmeyi gaye edinecek bilinçte olan gençlere verilecek eğitim asıl amacına ulaşacaktır. Toplumdan kopuk şekilde duvarlar ardında yetişen gençler mezun olduktan sonra yabani bir hal almaktadır. İlk defa insan gören mahlûkat gibi toplum içinde yaşamaya çalışırken öğrenmiş olduğu ilmin topluma da pek hayrı dokunmamaktadır. Bize ihtiyaç bizden olan insanların ilmi ve hizmetidir. Bizden olmayan ve bize yabancı düşen insanların hizmeti pek çok yerde hezimet getirmektedir. 

“Kılık kıyafet yönetmeliği okulları toplumdan koparacaktır” dedi, Prof. Reinhold MOKROSCH. 

Yüzü sıcak olan para; insanları pek ısıtmıyor! Genelde yakıyor ve kül ediyor; hem bu dünyada hem öbür dünyada… Maddiyatın güç olarak algılandığı, paranın hizmet üretmenin en büyük aracı olarak kabul edildiği yerde hatalar eksik olmuyor. İnsan faktörünün, niyetin, azmin, zorluğun verdiği lezzetin, yokluğun verdiği arayışın, sıkıntının ettirdiği duanın hazzından uzak kalan insanların eline geçen maddi güç zarardan başka bir şey vermiyor toplumumuza. Asıl lezzetin tadına varamayanlar maddi imkânların verdiği geçici lezzetlerin arasında sıçrarken tatminsizlik duygusu içinde bitap düşüyorlar. Refah getirmeyen maddiyat birçok değeri de götürüyor. Ebeveynleri tarafından hiçbir şeyi eksik edilmeyen şimdiki nesillerin bir şeylerinin sadece bir şeylerinin eksik olduğunu görmenin de zamanı geldi; geçti bile.  
    
“Para işleri ve mecburi yardımlar mektep kapısından içeri sokulmamalıdır” dedi, Nurettin TOPÇU.

Her şeyin bozulduğu, damakların eski lezzetleri alamadığı, geçmiş zamanın hep özlendiği, geleceğe umutla bakılamayan bir dönemin insanlarıyız. Bütün değerlerimiz tahrif olma belasıyla karşı karşıya kaldı. Kültürümüz, örfümüz, ahlâkımız, mahallemiz, şehrimiz, toplumumuz… Toplumumuzdaki tahrifatın etkileri her alana hâkim olduğu gibi hocalarımızın durumunu da etkiledi. Eskiden mahallede sözü dinlenen otoriteyken, insanlar arasındaki husumetler karakola gitmeden hocaların araya girmesiyle düzelirken, veliler yolda gördüklerinde saygıda kusur etmezken, öğrenciler hocamız görür diye dışarıda edebini korurken her şey bir anda tersine döndü. Başımızla yürümeye ayaklarımızla da düşünmeye başladık; herkesin bir ayak yaptığı bu zamanda. 

“Şu bilinmelidir ki, milli iradenin hayat kaynağı, milli maarifin aydınlık mihrakı, aile düzen ve otoritesinin de yedek besin deposu ve teminatçısı, devlet kudretidir” dedi, Nurettin TOPÇU

Talebelerin okulda amacına uygun şekilde eğitilmesi, eğitim için gerekli sorumluluğun verilip vazifelerin yaptırılması, onurlarının çiğnenmemesi, geleceğin beyefendileri ve hanımefendileri olacaklarının bilincine vardırılmaları, zamanın son hızla koşan deli bir tay olduğunu kavratıp hayat gibi okulun da çarçabuk biteceğinin hatırlatılması, kazanacakları sorumluluk bilincinin hayatlarında kendilerine kolaylık sağlayacağını algılamasını sağlamak okul yönetiminin verebileceği en büyük öğütlerdendir. Eğitimle alakası olmayan işlerin içine çocukları sokmak, müdüriyet makamının önünde hazır kıta tutmak, yönetim odaları ile öğretmenler odası arasında evrak taşıttırmak, kapıya inzibat gibi dikmek çağımızın okullarına yakışan bir görüntü olmuyor.  
 
“Mektepte talebeye ders dışı işler gördürülmesi, disiplin şuurunu sarsmak suretiyle talebe şahsiyetini zedelemiştir” dedi, Nurettin TOPÇU.

İyi niyetle, uzun araştırmalarla, derin tefekkürle, geleceğe sağlam temel atma amacıyla fikirler üretip, yollar çizip, hedefe son sürat koşmak için uykularını bölen, rüyalar gören, sofra başında uzun uzun dalıp eşinin uyarısıyla kendine gelen dertli hocalarımız da var bizim. “İnsan bir şeyi gerçekleştirmek isterse, önce onun hayalini kurar, zihninde projeler geliştirir, sonra da bu projelerini gerçekleştirmenin imkânlarını arar” dedi, Üstad İhsan Süreyya SIRMA. İnsanlar ne kadar dertli olsa da ne kadar iyi fikirler ortaya koysa da belli bir yere kadar hedeflerine ulaşabilecek yol bulabiliyor. Mevzuat, tarafgirlik, oluşturulan engeller, verilmeyen imkânlar, bir üst yönetim kademesinin ne diyeceğini kestirememe korkusu gibi durumlar heves kırmakla kalmıyor insanların hayallerini de yıkıyor. Bu toplumda hayalleri enkaz altında kalan ve kurtarılmayı bekleyen çok insan var!

“Verdiğim kararları, karar verdiğim gibi yapamıyorum” dedi, Nurettin TOPÇU.

Tuhaf bir ‘bilgi çağı’ devrindeyiz. Herkesin sorunun ne olduğunu bildiği, herkesin çözümün de ne olduğunu bildiği ama kimsenin çözüm sürecinde olmak istemediği bir devrin insanlarıyız. Her şeyin devrildiği bu devirde… 

Ateşten gömlek olan yöneticilik vazifesi toplumdan birileri tarafından yapılması gerektiğinden bu makama gelecek insanların rahatının bozulacağını, uykularının kaçacağını, her türlü fedakârlığı yapacağını bilmesi ve bu minvalde kendine doğru yolu gösterecek, yanlışını söyleyecek ferasetli yardımcılar bulmaya çalışması görevini layıkıyla yapabilmek için atılacak ilk adımdır. 

“Akıllı liderler danışmanlarını seçmesini bilen liderlerdir. Yağcılık yapan kimseleri değil gerektiğinde kendini ikaz edecek kimseleri seçer” dedi, Üstad İhsan Süreyya SIRMA.

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır” dedi, Efendimiz (sav). Adalet ortadan kalktığında yokluğu en çok aranır hale gelmiştir zamanımızın dünyasında. Adalet olmadığı zaman ateşten gömleği giyenin üzerindeki kor, yönetileni kısacık dünyada yaksa da uzunca dünyada gömleğin sahibinin ciğerlerini fokurdatacaktır gömleğin harareti. Cennete açılan kapı olacağı gibi cehenneme götüren yol da olacaktır yöneticilik. 

“Bir memlekette bey olmak iki kefeli teraziye benzer. Bunun bir kefesi Cennet’te bir kefesi ise Cehennem’dedir” dedi, I. Murat Han. 

Bir de şöyle düşünün! Çok sayıda olmasına rağmen bir doğruyu bile yok edemeyen yanlışlar ne hisseder.

Altıgen yazı dizisini de sözlerin en güzeliyle bitirelim… 

“Bazı menfaatler ve makamlar karşılığında, Allah’ın Kitap’la indirdiği ahkâmı gizleyip söylemeyenler, midelerinde ateşten başka bir şey yemiş olamazlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları temize de çıkarmaz. Onlar için pek acıklı bir azâb vardır” dedi, Âlemlerin Rabbi, Bakara Suresinde mealen.

Şadan Sezgin

Okunma : 722