Altıgen | Karamandan.com - | Karaman Haber

Altıgen | Karamandan.com - | Karaman Haber

08 Aralık 2019 Pazar
Altıgen

Hayvanların doğduktan yarım saat sonra ayaklanıp, annelerinin temposunda koşar seviyeye gelip, kısa sürede kendilerine yettikleri bu dünyada insan yavruları bir senede ayaklanıp, ikinci senede dillenip, yaklaşık 20-25 senede kendine yetebilir hale anca gelebiliyorlar. Bundan dolayı; bakıma, ilgiye ve eğitime en çok insan yavrusunun ihtiyacı vardır.

“Gelecek; çocuklarını en iyi eğitenlerindir” dedi, Ali Erkan KAVAKLI.

İnsanların eğitiminde en önemli kıstas kültür iken kültürümüzün nesillere aktarımında aksama olunca toplumun yetişme tarzında da çok büyük sorunlar yaşanıyor. Düşünce yapısından, milli duygularına kadar her alanda belirlenmiş kurallar çeşitleniyor ve toplum içinde bir kargaşa hâkim oluyor. Kargaşanın olduğu bu ortamda herkes kendi doğrularını savunurken hakikat bir köşede masum şekilde kalıyor. Doğruların çok hakikatin tek olduğu ortamda birbirine zıt görüşlerin her ikisi de aynı anda haksız olabiliyorken birbirine zıt görüşlerin her ikisi de aynı anda haklı olamıyor! Çünkü hakikat tek… 

“Halk yığınlarını millet yapan ve onu medeniyet ve kültürünü kuran, geliştiren, yetiştirdiği insanlardır. Bir milletin hayatından yetiştirdiği fikir, sanat, büyük devlet adamları, kahramanlar ve onların arkalarında bıraktıkları eserler çıkarılacak olursa o milletin büyük millet olma niteliği bütünüyle yok olur” dedi, Üstad Mehmet Akif İNAN.

Milletimizin üç asırdan beri yüzü gülmüyor. Teknik, silah, ticaret, ilim, keşif gibi sahalarda geride kalmamızın temel sebebi maarif sistemimizin milli olmaktan uzaklaşmasıdır. Aslımızdan uzaklaşmanın bizleri düşmanlarımıza köleleşerek yakınlaşmaktan başka bir yere götürmediği ortadayken geri dönüş yolunun bizleri ileri götüreceğini bilememe gafleti içinde hızlı tempoda koşuyoruz. 

“En yeni sıkıntımızın bile birkaç asırlık tarihi var” dedi, İbrahim TENEKECİ abimiz.

Dünyada hiçbir şey kalıcı değildir! Bu faniliğe canlılar gibi sistemler de dâhildir. Her güçlü zayıflayacak, her şampiyon yenilecek, her yeni eskiyecek, her düzen bozulacak, her doğan da ölecek… Çünkü Allah günleri kulları arasında evirir çevirir. Bizim güzelliklerimiz de geride kaldı ve biz de geride kaldık. Mevcut bu geri kalışı düzeltmek için gerekeni yapmak ise bizlerin üzerine düşen en büyük görevdir. Her ne kadar kurmayı amaçladığımız yeni sistemin sonunun geleceğini bilsek de; ne kadar iyi sistem kursak da baki değiliz. İyi ki baki değiliz, iyi ki son diye bir şey var.  

“Eğer bir yöne doğru çok uzun süre yürümeyi göze alırsanız, yolun bittiği yerden uzay boşluğuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz bu gezegende” dedi, Gökhan ÖZCAN abimiz.

Ülkemizde eğitimin zorunlu olmasıyla birlikte her insanın belli bir süre okul hayatı olmuştur. Bundan dolayı bütün insanlarımızın az veya çok, iyi veya kötü bir okul, bir öğretmen, bir ders ve bir sınav tecrübesi vardır. Bu tecrübeler içinde kimi zaman çok güzel anılar insanların hafızasından hiç gitmese de kimi zaman da hafızalarda çok kötü şekilde kalan anılar da bir hayli fazladır. Güzelliklerin gitmediği, kötülüklerin ise kaldığı ortamda maarif sistemi de insan kaynaklı olduğundan kimi zaman topluma faydası dokunmuştur kimi zaman da zararı. Sistemdeki fayda ve zararda sadece öğretmenlerin payının olmadığı gibi; öğrencilerin, velilerin, müfredatın, yönetimin ve maddi şartların da fayda sağlama ve zarar verme yönünden farklı etkileri olmuştur maarife. 

“Derdi olan söyler… Bazen de yazar” dedi, Savaş BARKÇİN.

Cennette sonsuz nimetlerin arasında sefa içinde yaşarken Hz. Âdem ile Hz. Havva yasak ağaca yaklaştığından beri insanların, okçular tepesindeki sahabelerin ganimet telaşına kapılarak görev yerlerini terk ettiğinden beri de müminlerin beli doğrulamamıştır bu dünyada.  

“Hatanın tarihi eskidir” dedi, Nurettin TOPÇU. 

Hatalarımız çok, eksiklerimiz çok, günahlarımız çok… Bunun yanında iyi niyetimiz de çok, milli ve manevi değerlerimiz de çok, samimiyetimiz de çok…

İkinci cihan harbinde Japonya’ya atılan atom bombaları ile o ülkenin iki şehrinde maddi yönden katliam yapılırken; 18. asırdan beri ülkemizin kültür ve eğitim sistemine manevi bombalar atılarak sadece o anki insanlar değil sonraki nesiller de manevi bir katliama uğradı. Bu katliam sonucunda nefes alan ölüler, gelir elde eden köleler, bakan körler, duyan sağırlar, düşünemeyen beyinler ve zombi nesiller türedi ve türemeye devam ediyor birinci cihan harbinden sonra şartlı tahliye edilmiş ülkemde. Tarih kitapları maddi katliamları yazarken manevi katliamlara sayfalarında yer vermiyor.

“19. yüzyılın başından beri, hatta Yirmisekiz Mehmet Çelebi’yi Avrupa’ya gönderdiğimiz 1720 tarihinden itibaren, başka bir deyişle Avrupalılaşmaya başladığımızdan beri ne istediğimizi, derdimizin ne olduğunu bilmez olduk” dedi, Üstad İhsan Süreyya SIRMA.

Maarif sistemimizde eksiklerimizin yanında sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilirsek, amacımızı en mantıklı şekilde belirledikten sonra bu amaca gidecek yolları iyi belirleyebilirsek, amacımıza ulaştıktan sonra geldiğimiz noktayı muhafaza etme yerine daha iyi noktaya taşıma telaşında olursak; toplumsal ve kültürel devamlılığı sağlayarak parlak günler bizim olur. Kültür sancağımız dalgalanmak için rüzgârına kavuşur. Bu asil millet eski gücüne tekrar sahip olur.    

“Bir neslin kurtuluşunu ancak maarifinin yükselmesinde aramak lazımdır” dedi, Nurettin TOPÇU.

Kendimize yıllardan beri sorup durduğumuz bu soruları bu sefer de durmadan sormalı ve cevaplar aramalıyız. “Türkiye hatıralarını, geçmişini unuttu! Bizim milletlerimiz yüzyıllardır eğitimli bireylerden mahrumdur. Onların yerine iki farklı sınıfa sahiptir, bunlar; eğitimsizler ve yanlış eğitilmişlerdir. Milletimizin esir olması için artık demir zincirlere gerek yok. Zira bir milletin eğitimindeki hevesi ve bilinci zedeleyen, yabancı “aydınlatma” yumağının yumuşak iplikleri de aynı görevi görüyor. Eğitim-öğretim programlarında muvaffak olmamız durumunda, mağlup edilebileceğimiz hiçbir alan bulunmaz” dedi, Aliya İZZETBEGOVİÇ. 

Ülkemizin maarif sorunu üzerine kaleme alınan bu yazı giriş babında olup altı farklı konuyla devam edecektir; sonraki zamanlarda. 

Bir de şöyle düşünün! Arılar peteklerini neden altıgen şeklinde örerler?

Aşkla oturduğumuz kâğıdın başına özlemimizi dile getirmeye çalışacağız!

“Sizi temin ederim ki ucuz bir yaradır aşk” dedi, Hüseyin HAKAN ve şöyle devam etti: “Siz bir de özlemi görün”.

Şadan Sezgin

Okunma : 723