Şeytanların Savaşı | Karamandan.com - Karaman Haber

Şeytanların Savaşı | Karamandan.com - Karaman Haber

01 Ekim 2020 Perşembe
Şeytanların Savaşı

Müslümanlar arasına 1400 yıl önce giren fitneden sonra ana gövdeden kopup ayrı bir dini örgütlenmeye giden İran ABD için “Büyük Şeytan” tabirini kullanmaktadır.

İran kendi ülkesindeki kırk milyon Azeri Türkünü de Şiileştirme çabasından sonra bu batıl itikatlarını ihraç yoluna da gitmektedir. 

Mesela: Yemen, Lübnan, Bahreyn, Irak ve Suriye’de bulunan aynı kendi görüşlerini taşıyan Müslümanlara destek vererek İslam dünyasında büyük bir kutuplaşma savaşı vermektedir. Bu nedenle bazı Müslümanlar İran için “Küçük Şeytan” demektedirler. 

Buna karşılık olarak Suudi Arabistan ABD’den destek alarak İran’a karşı Mukaddes Toprakları korumaya aldığını sanmakta ve ayrı bir kutup oluşturmaktadır. 

Ortadoğu’nun böylece büyük bir itikat çatışmasına sokulması için başta ABD olmak üzere sömürgeciler soluğu İslam Dünyasında almışlardır. 

Bugün Irak, Suriye, Lübnan, Afganistan ve Libya’da bu müşriklerin işi nedir?

Amaçları aralarındaki basit itikat anlaşmazlıklarını körükleyen elemanlar yetiştirerek birbiriyle çatıştırmaktır. Sonra da bu toprakları parçalara ayırıp kendi yandaş piyon idareciler tarafından yönettirilip sömürmektir. 

Diyorum ki İslam Ümmetinin şu anda başında bulunan liderlerin akıllarını başlarına toplayıp bir adım atmaları lazımdır.

Cenab-ı Hakk: peygamberimizin vefat edeceği son günlerinde:

 “… Bugün artık dininizi tamamladım… Maide 3” 

Buyurduğu zaman Selefi, Şii ve Sünni diye bir ayırım asla yoktu biliyorsunuz. Hz Ali ve Muaviye arasındaki tartışmalarla başladı süreç.

Sebebi ne olursa olsun Şii de olsa kıbleye dönen ve namaz kılan insanları tekfir edemeyeceğimiz de ortadayken, İslam dünyasının müşrikler tarafından her koldan işgale başlandığı bir sırada yeni bir şeyler yapmak gerekmez mi? 

Bu yeni şeylerden ilki Selefi, Şii ve Sünni ayırımını ortadan kaldırmaktır. O zaman İslam ülkeleri arasında oluşmaya başlayan kutupların da önü alınmış olacaktır. 

Bu nasıl olabilir?

Eğer İslam ülkelerinin başında akıllı ve gerçekten İslam’ı özümsemiş, koltuk derdi olmayan liderler olursa bu iş olur. 

Nasıl mı? Şöyle:

Bütün liderler bir araya gelecekler ve Ümmetin en âlim kişilerini bir masa etrafında toplayacaklardır. Bu âlimler hadis, siyer ve tefsirde de uzman olacaklar ve aralarında hiçbir ayırım yapmadan Selefi, Şii ve Sünnilerden hatta diğer varsa hiziplerden seçileceklerdir.

Bu masada toplanan âlimler Şii, Selefi ve Sünni ön şart ve kabullerini çözüme kadar yok sayacaklar iki tartışmasız ana kaynağımız olan Kur’an ve Sünnet ele alınacaktır. 

Önlerindeki Kur’an hakkında hiç birinin tartışacak bir şeyi olmadığına göre Hadisler ön planda olacak ve 1400 yıldır; tarikat, duygusal, hemşericilik, mezhepçilik, hizipçilik ve benzeri saiklarla uydurulan hadisler temizlenecektir. 

Aylar sürecek bu yapıcı toplantılardan sonra İslam’da itikatta asla mezhep olamayacağını ortaya koyacaklar ve peygamberimiz dönemindeki verilerden yola çıkarak bir İslam Ümmeti tarifi yapılacaktır.

Şu andaki bütün tefsirler ve hadis kitapları, şerhleri, haşiyeleri, fıkıh kitapları yani yüz binlerce cilt eser mum ışığında yazılmış, at sırtında derlenmiştir. Bugünkü İslami birikimleri bize ulaştıran tedvin ve tertip eden âlimler Şamdan çıksalar Beyrut’a üç günde varırlardı. Mekke’den çıksalar İstanbul’a aylar sonra varırlardı. Böylece İslam coğrafyasına dağılan binlerce sahabenin izlerini sürerek Asr-ı saadette yaşanan İslam’ı bize aktardılar.

Ya şimdi? Şahsen masa üzerimde bir basit Müslüman olarak yüz binlerce cilt kitap var, her şeye erişilebiliyor, mukayese yapabiliyor ve analizler çıkarabiliyorum.

Bu kadar gelişmiş imkân yanında İslam Ümmetinin birbirine girmiş şu halini hazmedemiyorum.

Bunu başardığımız zaman batılı zalimlerden yardım istemek zorunda kalmayacak, onlar da aramıza fitne tohumu ekecek nesne bulamayacaklardır. Kurulan Ümmet Birliğiyle ülkelerimize basan kirli ve domuz kanlı çizmelerin sokulduğu ayaklar kırılacak ve bir daha buralara basmamak üzere ait oldukları yerlere gönderilecektir. 

Unutmayalım ve gerçekçi olalım ki: batılı zalimlerin işgal bahanesi olan terör, itikat ve etnik çatışma ve saldırılar bizim içimizden çıkmakta ve yanlış ayet ve hadis yorumlarıyla güç kazanmaktadır. 

Bunun önüne geçmenin yolu da malumdur: İtikadi bir birlik sağlandıktan sonra iki yıllığına ülkeler arası dönüşümlü bir halife seçilecektir. Bu halifeyi 60 İslam ülkesinden en seçkin âlimler önce kendi aralarından bir halife adayı belirleyecekler sonra da İslam Ülkeleri bu adaylar arasından en ehliyetli ve en dirayetli olanı seçeceklerdir. 

İslam ülkelerini yüz yıldır meşgul eden iç kargaşalar, dini fetva karışıklıkları ve iki fetva afrasında kalmak gibi olaylara bu kurum müdahale edecektir.

Aksi halde kıyamet Müslümanların iç savaşından veya kutsal topraklarımıza müşriklerin necis ayaklarıyla basmalarından kopacaktır. 

Ey akıl neredesin?
Ey akıllı İslam âlimleri neredesiniz?
Ey akıllı Müslüman devlet adamları ne duruyorsunuz?

Mükremin Kızılca

Okunma : 1334