Osmanlıyı Yıkan Karamanlı | Karamandan.com - Karaman Haber

Osmanlıyı Yıkan Karamanlı | Karamandan.com - Karaman Haber

07 Temmuz 2020 Salı
Osmanlıyı Yıkan Karamanlı

“Şüheda Fışkıracak Toprağı Sıksan Şüheda”.

Şundan eminim ki topraktan fışkıracak şehit kanlarının büyük bölümü Müslümanlarca öldürülen Müslümanların kanıdır. 

Tarih boyunca idareye gelenler önce hanedan içinde en küçükten en büyüğe potansiyel tehlike (?) arz eden akrabalarının temizliğiyle işe başlamışlar ve sonra da akraba devlet ve topluluklardan potansiyel tehlike arz edenlerle kıyasıya savaşmışlardır. 

Bu vahim durumun hiçbir milliyet ve etnisite ayırt etmeden bütün Müslümanlarda cari olduğunda şüphe yoktur. 

“Küllü nefsin zâikatü’l-mevt” (3/185/Al-i Imran) yani her nefis ve kişi, canlı ölümü tadacaktır. Bunu herkes biliyor.

Öte yandan “li-külli ümmetin ecel” (7/34/Araf) her millet ve devlet için bir zaman dilimi vardır” buyrulmaktadır. İkisinin de sonunda ise  “ne bir an ileri ne bir an geri gidebilir” (7/34/Araf) nazm-ı celili takip etmektedir. 

Canlılar nasıl hayata veda ediyorsa devletler, imparatorluklar ve milletler de bir gün hayata veda ederler ve yerlerini bir başkasına devrederler.

Tarihin En Uzun Devletleri

1-      Çin İmparatorluğu (M.Ö. 211 – M.S 1912) – 2123 Yıl

2-   Doğu Roma İmparatorluğu(395-1453) – 1058 Yıl

3- Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu (962-1806) – 844 Yıl

4- Osmanlı İmparatorluğu ( 1299 – 1923) 624 Yıl

5- Abbasi İmparatorluğu(750 – 1258) 508 Yıl

Osmanoğulları 1299-1923 = 624 yıl, dünyanın en uzun ömürlü devletlerinden.

Aslında Osmanlı 1909 yılında 2. Abdülhamid’in devrilmesiyle yıkıldı sayılabilir, zira aradaki Cumhuriyete kadarki dönem tam bir fetret devridir. 
Zaten Abdülhamid’e tahttan indirildiği tebliğ edilirken “Bu yüce Allah’ın bir takdiridir (Yasin-38)” dediği malumdur. 

Hatta haddini aşan kaderciler, “13 Nisan 1909 yılında Abdülhamid’in tahttan indirildiği ve içlerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinden cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de Kurmay Yüzbaşı olarak bulunduğu Hareket Ordusunu sevk eden ve kışkırtanlar arasında Hızır aleyhisselamın da bulunduğunu” söylerler.  

Osmanlılarla 180 yıl çekişerek komşu olan Karamanoğulları 1250-1487 = 237 senelik, kimine göre beylik kimine göre krallık yani Karamanoğulları tacı. 

İlk başlarda elli yıl Selçuklulara, sonlarında da elli yıl Osmanlılara metbuiyetini de hesaba katarsak 150 yıllık bir beylik ve krallıktır Karamanoğlu.

1250-1256 Ereğli Nure Sofi

1257-1262 Ermenek Kerimüddin Karaman Bey beş yıl

1337-1342?  Mut Musa Bey beş yıl

1262-? Larende / Karaman, 1262den sonra büyük oranda Karaman başkent olmakla beraber Konya’da da ikamet eden Birinci Mehmed Bey Karaman beyleri olmuştur. 

Karaman Tahtına Oturan Osmanlılar

1- Şehzade mustafa 1466/1474 fatihin oğlu

2- Şehzade cem 1474-1481 fatihin oğlu

3- Şehzade damat Abdullah 1481-1482. Bayezid’in oğlu

4- Şehzade şehinşah 1483-1511 2. Bayezid’in oğlu

5- Şehzade Mehmet şah şehinşahın oğlu 1511-1512

6- Şehzade Bayezid kanuninin oğlu 1546

7- Şehzade selim (2. Selim 1558-1559

Osmanlı-Karaman Münasebetleri

Osmanlıların Karamanoğulları beyliğiyle kardeşçe geçinmek için çabaladıkları, Fatih Sultan Mehmet ve babası 2. Muradın Konya’ya kadar gelip arayı düzeltmek istedikleri ve akrabalık kurmak için kız alış verişi yaptıkları malumumuzdur.

İlk Osmanlı-Karaman münasebetleri Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey (1359-1397/98) zamanında başlar. Osmanlı Hükümdarı I. Murad’ın kızı Melek Hatun ile evlenen Alaeddin Ali Bey, Yıldırım Bayezid’in eniştesidir ve Ankara savaşından önce idam edildi. Ankara savaşından önce Karamanoğulları fiilen bitmişti Timur’la yeniden ayağa kalktı.

Fatih zamanında 2. İbrahim devrinde Karamanoğulları Osmanlıyı metbu saymıştı Fatih 1458’de İbrahim beyin kızını aldı. 

1453’te İstanbul’un fethinden sonra Venedik cumhuriyeti ve batı Roma’yı fethetmeyi kafasına koyan Fatihin (1473-1481) önünde tek engel doğudaki kardeşlerin arkadan vurma tehlikesi kalmıştır. Otlukbeli’nde Uzun Hasanla 200 binlik ordusuyla karşılaşır. 

Fatihin ordusundaki insicamı gören Uzun Hasan: “Vay kahpe Osmanoğlu ne derya düzmüş” demekten kendisini alamaz, hezimetin ilk ışıklarını görüp Arap atını kaçmak için mahmuzladığında da kendisine sığınan ve yardıma gelen son Karaman Beyi Pir Ahmet’e hitaben: “Behey Karamanoğlu hanedanın harab olsun, bednam (kötü anılmak) olmama sebep oldun, benim Osman oğluyla ne işim vardı” der. (Yılmaz Öztuna: Büyük Türkiye Tarihi Ötüken Yayınları)

Atatürk Kesinlikle Karamanlıdır

Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Karaman'da düzenlenen                                                

21-26 Haziran tarihleri arasında kutlanan 732. Dil Bayramı Kutlamaları çerçevesinde Türk Dil Kurumu eski Başkanı Yusuf Halaçoğlu, "Karamanoğlu Mehmet Bey'in Hayatı ve Türk Boyları" konulu konferans düzenledi.

Konferansın ardından açıklamalarda bulunan Türk Dil Kurumu eski Başkanı Yusuf Halaçoğlu, Mustafa Kemal Atatürk'ün soyunun Anadolu'dan gelerek Rumeli'ye iskan edilen Yörük veya Türkmenlere dayanmakta olduğunu söyledi. Halaçoğlu, Atatürk'ün baba tarafından dedeleri Karaman Yörüklerinden gelirken, anne tarafının Manisa'dan getirilerek Rumeli'ye iskan edilen ve 'Evlad-ı Fatihan' olarak nitelendirilen ailelere mensup olduğunu söyledi. Hallaçoğlu, bu Yörük aşiretinin Manisa'dan göç ettirildikten sonra Batı Makedonya'nın Sarıgöl Bucağı'na yerleştirildiğini, bu aile aşireti ile birlikte daha sonra Selanik'in Lagaza bölgesine göç ettiğini belirtti. 

Anıtkabir Komutanlığı 23 Nisan’da Anıtkabir’i ve 81 ilde garnizon komutanlıklarını ziyaret edecek çocuklara armağan etmek üzere “Atatürk ve Çocuk” kitabı hazırladı. 

Anıtkabir'den Atatürk kitabı: Baba Yörük, anne Türkmen

Kitabın “Atatürk de bir çocuktu ” adlı ilk bölümünde, Mustafa Kema l’in soy bağlarına ve ünlü “karga kovalama” anısına yer verildi.
Kitabın ilk bölümü şöyle: “Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1881’de Selanik’te Koca Kasım Mahallesi, Islahhane Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır.

Baba tarafından dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi 14-15. yüzyıllarda Karaman’dan Makedonya’ya, Kocacık’a yerleşmiş Kızıl Oğuz (Kocacık) Yörüklerindendir.

Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş köklü bir Türk ailesinin kızıdır. Annesinin ailesi de Karaman’dan gelen ve Rumeli’de “Konyarlar” diye bilinen Türkmenlerdendir.”/Habertürk.com

 Atatürk diyor ki: “Arkadaşlar, gidip; Toros dağlarına bakınız, eğer orada tek bir Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, iyi biliniz ki, bu dünyada hiç bir güç ve kuvvet bizi asla yenemez.  Kaynak :(1) Yeşil Bozkır Dergisi, yıl: 2016,sayı 11,s.10- -Yusuf yavuz, oda T.V.19.O9.2010, 

  Babam Ali Rıza Efendi kendileri Yörük sülalesindendir. Annem Zübeyde Hanım her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e (Yörük nedir) diye sordum. Ağabeyim bana ( yürüyen Türk’lerdir)dedi. Atatürk çok kere benim atalarım, Anadolu’dan, Rumeli’ye, gelmiş, Yörük, Türkmenlerdir. Atatürk’ün ataları Anadolu’dan  gelerek, Manastır, vilayetinin Deprei, Bala,sancağına bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Kaynak: (2) Milli Mücadele Tarihi, s. 21den 24 Enver Behnan,Şapolyo. (Mustafa Ertaş)
 
1934’te Atatürk Alanya’ya gelince halk il olmak istediklerini söyler Atatürk bir harita ister ve açarak bu arada il olması lazım olan yerin burası olduğunu söyler. İşte gösterdiği yer Ermenek’tir.

 (Dünden Bugüne Taşeli’nin İncisi Güneyyurt / Gargara)  

Bugünkü Kocacık Köyü

Namık Kemal Zeybek'in bu günkü Kocacık'a yaptıgı gezi ve gezi gözlemlerini yazdıgı “Atatürk'ün Köyü Kocacık” isimli makaleden öğrendigimize göre Kocacık halkı atalarının Konya'dan göç ederek bu bölgeye geldiklerini bilmekte ve yöre tarafından Kocacıkta yaşayan insanlar Konyalılar olarak tanınmaktadır.

Kocacık halkının Konya'dan geldiğini, çok eski tarihlerde köyün adının Kocacenk oldugu hatta bir ara köye Konyacık dahi denildiği , köy yakınlarındaki büyük çarpışmadan dolayı köyün adının bir ara Kocacenk, daha sonra da Kocacık olarak anıldıgı bugünkü kocacık halkı tarafından bilinmekte ve köyün adı Makedonya resmi kayıtlarında da Kocacık olarak geçmektedir.

Bugün Kocacık'ta 200 kadar Türk yaşamaktadır. Kocacık yakınlarındaki dört köyde de aynı sayıda Türk yaşamakta, bu köylerdeki Türklerin nüfusu Novak köyündekiler ile birlikte 1260 kişiye ulaşmaktadır. Bu köyde bulunan ve egitim dili Türkçe olan dört yıllık ilkokullarda , 475 Türk çocugu ögrenim görmektedir. Yine bu okullarda 33 ögretmen görev yapmaktadır. En büyük okul Kocacık'ta, 8 yıllık egitim vermektedir.Diger köylerde beşinci sınıfa geçen ögrenciler taşımalı olarak Kocacık'a gelmektedir.

Kocacık üç mahalleden oluşuyor. Aşagı mahalle, Taşlı Mahalle ve Blato(Bataklık) Mahalle. Atatürk'ün baba ocagı, Ali Rıza Bey'in evi, Taşlı Mahalle'de . Ne yazıkki ev yıkılıp ve harabe durumuna gelmiş.

Atatürk atalarının Konyalı yörükler oluşundan çok mutluydu. Bir gün ilk Konya Milletvekillerinden Naim Hazım Onat'a “Konya benim dedelerimin öz vatanıdır. Onlar, Rumeli'ye Konya'dan göçmüşlerdir” demiştir.

Osmanlıyı Yıkan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini Kuran Bir Karamanlıdır

1909 ile 1923 arasında bir büyük dünya savaşı geçiren ve bütün cephelerde ve Çanakkale’de varlığını korumak için milyonlarca yetişkin gencin şehit verilmesine rağmen Osmanlının yataktan kaldırılması ve iyileşmesi mümkün olamaz.

Zira Osmanlı imparatorluğunun eceli yetmiştir, onu bir saat ne ileri, ne de geri alabilmek imkanı yoktur.

İşte tam bu sırada Karaman oğullarından Fatihin balkanlara sürdüğü evlad-ı fatihandan bir yiğit adam çıkar ve bu yakılıp külleri savrulan devletin tozlarından yeni bir devlet kurar.

O devlet Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

O kurucu, Mustafa Kemal Atatürk’tür.

29 Ekim 1923 cumhuriyetimizin kuruluş yılıdır. Dedelerimizden devraldığımız cumhuriyeti yaşatmak ve demokrasiyle beraber bütün insan hak ve hürriyetlerine imkân verir hale getirmek hepimizin görevidir. 

Bir devlet krallıktan cumhuriyete geçebilir ama bir cumhuriyetin krallığa geçeceği asla düşünülemez. İnsanlık tarihinde kesinlikle bir örneği yoktur.   

Nereden bakarsak bakalım bir ülke topraklarına o ülkeden bir ailenin sahip olması ve diğerlerini “kullarım” diye addetmesi kabul edilemez. 
Bu bakımdan cumhuriyet, beşeriyetin ortaya çıkardığı idari buluşların en iyisidir.

Her şeye rağmen bazı tutucu ve gerici çevrelerin “cumhuriyeti istemeyenler var” sanarak hayal görmeleri ve bazı Türk vatandaşlarını “Cumhuriyetin düşmanı” addetmeleri tam bir zırvadır.
 
 

 

Düzenleme : 17 Ağustos 2017 13:51 Okunma : 8336