Mansur Dede Nakşibendi Zaviye Vakfiyesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Mansur Dede Nakşibendi Zaviye Vakfiyesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

20 Mayıs 2019 Pazartesi
Mansur Dede Nakşibendi Zaviye Vakfiyesi

Mansur Dede evladından Karaman Külhan Mahallesi sakinlerinden Seyit Ömer Efendi mallarını kurduğu “Mansur Dede Zaviyesi” vakfına bağışlıyor.

Atalarımızın kurduğu vakıf medeniyeti bütün çıplaklığıyla bu vakfiyede görülüyor. Vakıflarda mütevellilik erkek soyla, o da yoksa kız soyla sürüyor, kız soy da biterse mütevelli kim oluyor?

1829’da yazılan bu vakfiyede adı geçen: Hannan Zadeler, Sirkeci Zadeler, Çopurlar ve Gazzaz Zadeler şimdi var mı?

Aşağıda Türk medyasında ilk defa “Mansur Dede Nakşibendi Zaviyesi” Vakfiyesini ve asıl Osmanlıca metnini sadeleştirerek ve transkript yaparak sunuyoruz.

“Vakıf şartlarını,  imamlar arasındaki vakıfla alakalı ihtilafı bilerek vakfın sıhhatine ve lüzumuna verilen karardır.  Allaha muhtaç olan Larende kadısı Seyit Abdurrahman Efendi yazdı, Allah onu af buyursun. 

Sevabı devam eden cari sadakayı cehennemden kurtuluşa sebep yapan Allah’a hamdolsun.

Salat ve selam ise gece ve gündüz sürdükçe seçkin son peygamber ve onun hayırlı arkadaşlarına olsun.

Bu sağlam bir vakfiyeye kaynak olan belgenin yazılmasına sebep şudur:

Larende-Karaman mahallelerinden Külhan Mahallesi sakinlerinden Nakşibendi tarikatı şeyhi Mansur Dede evladından seyit Ömer Efendi saygın şer’i şerif mahkeme meclisine ileride gelecek vakfına bazı gayrimenkulleri tescil için mütevelli atadığı Ali oğlu seyit Derviş Yahya huzurunda ifade verip meramını ve arzuhalini rapor edip şöyle dedi:

Karaman merkez Külhan mahallesinde bulunan; doğusu Hannan Zadaeler mülkü, batısı özel yol, kuzeyi Gazzaz Zadeler mülkü ve güneyi eski mescit ile sınırlı dört oda, bir tuvalet, ve bir miktar havluyu ihtiva eden ve tamamen tapulu mülküm olarak tasarrufumda bulunan evimi karşılıksız olarak sadece bir ve eşsiz olan Allah’ın rızasını kazanmak için ve “Mahşer gününde kişi sadakasının gölgesinde gölgelenecektir” müjdesine erişmek umuduyla Nakşibendi zaviyesi olmak üzere vakıf ve kıyamete kadar el sürülmekten ve el değiştirmekten korunmuş olarak bu vakfa hapsettim ve şöyle şart koydum ki:

Hayatta olduğum sürece vakfın mütevellisi ve zaviyenin zaviyedarı ben olacağım, buna kimse mani olmayacak, çalışmalarımda sıkıntı çıkarmayacak, ben öldükten sonra erkek çocuklarımın en olgun ve layık olanına, o ölünce de onun en reşit ve olgun erkek oğluna geçecek, bu şekilde nesilden nesle mütevellilik vazifesi sürecektir. Eğer Allah korusun, erkek evladımın nesli kesilirse kız evladımızdan en liyakatli olan tevliyete ve zaviyedarlığa geçecek, o da nesilden nesle sürecektir. Eğer Allah korusun, kız evladımın da nesli kesilirse zamanın hâkimi tarafından Nakşibendi tarikatından liyakatli ve ehliyet sahibi bir salih kişiyi mütevelli o9larak tayin edecektir, diye şart koşuyorum. 

Bu şartlarla beraber vakfiye yazılıp adı geçen gayrimenkulleri bütün müştemilatıyla tayin edilen ilk mütevelliye teslim edildikten ve o da aynı şartlarla teslim aldıktan ve emsali gibi vakfa mütevelli olarak tasarruf ederken mütevelli de bu vakfiyeyi yüz yüze dinleyip dil ile onay verdikten sonra yeniden söz alarak: gayrimenkul vakfetmenin kitaplarda âlimler arasında tartışmalı ve bu tartışmaların da ortadan hâkimlerce kaldırılmadığını gayrimenkul vakfı imam-ı azam Ebu Hanife’ye göre sahihtir, ama lazım değilmiş deyip vakfiyedeki anlaşmayı bozarak geri vazgeçmek ve vakfettiği mallarının olduğu gibi iadesini istediğinde:

Mevcut mütevelli kendi vakfı değil vakfiye kaydıyla demekle ve imam Muhammed hazretlerine göre gayrimenkulleri de vakfa teslim etmiş olduğundan vakıf şer’an sahihtir, imam Ebu Yusuf ve imam Muhammed’e göre de vakfedilen malların iadesini reddedince her ikisi de uzlaşmaya isteki olduklarında hâkim hazretleri adı geçen iki Hanefi mezhebi imamının görüşlerini esas alarak önce bu vakfın sahih olduğuna sonra da gerekli olduğuna imamlar arası ihtilafa muttali olduğu halde hükmetmiştir.

Bundan sonra Mansur dede Nakşibendi Zaviyesi vakfı şeriata uygundur ve bu şartlarla kıyamete kadar kimsenin el sürmesine kapalı olarak diğer vakıflar gibi devam edecektir.

فَمَنْ بَدَّلَهُ بَعْدَ مَا سَمِعَهُ فَاِنَّمَٓا اِثْمُهُ عَلَى الَّذ۪ينَ يُبَدِّلُونَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۜ

“Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Bakara 181)

Bu vakfı kuranın ücreti sadece diri ve sonsuz olan Allah’a aittir.

Yazım tarihi: 20 Aralık 1829 / 23 Cemaziyülahır 1245

Şahitler: 
Sirkeci zade Hacı Osman Ağa
Kardeşi Hacı Mehmet Ağa
Sirkeci zade Hacı Hüseyin Efendi
Hacı Çopur zade Hacı İsmail Ağa
Kardeşi Hacı Hüseyin Ağa
Sirkeci zade Mahdumu Ahmet ağa
Kâtip Ahmet Efendi”

(Kaynak: Karaman Şer’iyye Sicilleri karaman_6106_0085 Milli Kütüphane)

Düzenleme : 21 Ocak 2019 13:52 Okunma : 3171