Karamanoğullarının Son Düşen Burcu: Mennan Kalesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Karamanoğullarının Son Düşen Burcu: Mennan Kalesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

23 Eylül 2017 Cumartesi
Karamanoğullarının Son Düşen Burcu: Mennan Kalesi

Uzun yıllardır merak ettiğim bir mekândı Mennan kalesi.

2017 yılı ramazan bayramının sonrası 29 Haziran günü bu müthiş kaleyi gezmeye karar verdiğimizde sadece iki yetişkin bir çocuktuk.

Nerede olduğu konusunda Yalındallı arkadaşımız Nevzat Gürbüz’ü aradım ve tarif ettirdim, sağ olsunlar her aşamada kaleyi buluncaya kadar beni arayın dedi ve öyle yaptık.

Osmanlı imparatorluğundan 65 yıl önce Selçuklular devrinde kurulan Karamanoğulları beyliği 250 sene sürmüş ve 1474 yılında son beyi Pir Ahmet arkasından sıkıştıran Osmanlı ordusunun tazyikiyle bu kalede hem beyliğine hem de kendi hayatına son vermiştir.

Mennan Kalesine ancak bir defa gidilebileceğinin bilinciyle ve herkesin de buraya ulaşamayacağının farkında olarak öğlen saat on ikide Ermenek’ten yola çıktık.

Ermenek’ten yola çıkan üç kişi Mükremin ve Hilmi Kızılca ve küçük yol arkadaşımız yeğenimiz Hüseyin Özcan’dı.

Yanımızda 330 gram Ermenek helvası, iki ekmek ve sekiz litre de sudan başka bir yükümüz yoktu.

Ermenek baraj tünelini geçtikten sonra sola dönen Mut servis yoluna girip beş km kadar devam ettik. Orada soracak adam ararken bir keçi sürüsü gördük, bir kıl çadırın önünde yatıyorlardı. Yoldan defalarca bağırdık “Kimse yok mu?” diye ama bir ses veren olmayınca yola devam ettik.

Verilen tarife göre Erik deresine varmadan sağdaki koca çamların arasından giren orman patikasına daldık ve arabamızın gittiği yere kadar gittik.

Sağımızda devasa yarlar batıdan doğuya paralel uzanıyordu, burası Ermenek’le Gülnar arasında Ermenek tarafında kalan Karşıyaka’da bir yerdi.

Otuz yıllık çok taze ve gür bir ormanın içindeki motor yolunu sonuna yakın sonlandırdık ve yol iyice bozulmaya başlayınca arabamızı gelene geçene mani olmayacak şekilde park ettikten sonra verilen bilgi ve tarife göre dik yokuşa kayalara doğru tırmanışa geçtik.

Artık ayaklarımız bizi, Mennan’a götürüyordu, esas tırmanış için kayalara sardığımızda orada bir çamda monte edilen kameraya selam verdik ve zararsız olduğumuzu ilettikten sonra suyumuzun bir kısmını oraya emanet edip kayanın yüzeyinde tırmanışa geçtik.

Bu sırada kayaların yüzeyinde bir yaban keçisi gözümüze ilişti, kaçıyordu, siniyordu ve ürküyordu. Halen dedelerinden dinlediği ve burada son bulan Osmanlı-Karamanoğlu final savaşının kılıç şakırtılarını ve at homurtularını duyar gibiydi.

Bu tırmanışa geçmeden önce dev kaya zincirlerinin üzerinde Mennan kalesini görmüştük. Kayaların üzerine çıktığımızda Mennan kalesi hemen elimizi uzatınca değecek kadar yakın görünüyordu.

Nasıl olsa geldik diye azıklarımızı koca sayın üzerine açtık ve Çamlıca köyünü ve Mut Ermenek yolunu seyrederek helva ekmeklerimizi bitirdik.

Kalan suyumuzun birini dönüşte içmek üzere buraya bıraktık diğerini elimize alıp hemen dibimizdeki Mennan’a doğru ayaklandık tam vardık derken aramızda insanlar tarafından yirmi metre derinliğine yirmi-otuz metre enine kesilen ve Mennan’a erişimi engelleyen bir uçurumla karşılaştık.

Daha sonra Mennan’a tek geçiş yeri olan bu iki yar arasındaki elle yontularak kesilen kayaların yüzeyinde resimlerde de göreceğiniz gibi büyük direklerin uzatıldığı delikleri izledik. Buradan anlaşıldığına göre düşmanların erişiminin bu şekilde engellendiğini kendi geçişleri içinse ağaç köprülerin kurulduğunu öğreniyoruz.

Kısa bir araştırma ve gözetlemeden sonra aşağılardan, kıble taraftan insan yapısı taş merdivenleri gördük ve inişe geçtik.

Önce kayaların ve çalıların arasından indik sonra da hemen üstümüzde bizi kulelerinden gözetleyen Mennan’a doğru tekrar tırmanışa geçtik.

Artık Mennan ayağımızın dibindeydi.

Burada hayat sadece sanki hala Karamanoğlu beyinin yasını tutan ve hışırdayan ardıç, çam, pelit ve makilerden ibaretti.

Canlı olarak bizi bir gök güdük, bir kartal ve bir de baltalı kuşu karşıladı. Bunlar da bizi görünce adeta “gelin gelin burası Karamanoğlu’nun bittiği ve ailecek intihar ettikleri yerdir” diye ağlamaya devam edercesine çığlıklarla karşıladılar.

Mennan kalesinin asıl yapısı dikine çekiçlerle kesilen kocaman bir kayanın üzerine bina edilmişti.

Kendisine ulaştığımız bu kesme kayanın dik yokuşundan başka bir erişim kanalı yoktu, diğer bütün tarafların da dikine yirmi-otuz hatta elli metre kesilmiş kayalarla kaleye geçişin engellenmiş olduğu görülüyordu.

Arabamızı koyduğumuz yerden bir odacık gibi görülen kale burada bir külliyeye dönüşmüştü.

Binlerce metrelik zirvede her şey vardı.

Ekteki resimlerde de göreceğiniz gibi sarnıçlar, hazine odaları, lahitler, şapeller, define çıkarılan yerler, düzlükteki yapı kalıntıları, tüm zirveyi çevreleyen hisarlar, hala dimdik ayakta duran ve taşlarla yapılan uzun kubbeli kale merkezi ve hayvanların, kuşların su içmesi için taşlarda oyularak imal edilen kaklıklar…

Kalenin bulunduğu düzlük zirvede en dikkat çeken şeylerden biri de şıra hane ve şarap imalathanesi konumunda görülen birinden diğerine akıntıların verildiği dört köşe veya dikdörtgen şekillerde elle yontularak oyulan havuzlardır. Bu havuzlardan birisi su duluydu.

Kalenin uzun kubbeli esas büyük merkez binasının damındaki koca koca ardıçlar ve kurumuş kütükler de son derece dikkate değerdir.

Her şeye rağmen Mennan kalesinin ana binasının kubbesinde ve duvarlarında hiçbir yıkıntıya meyil görünmemektedir.

Ancak zirvedeki düzlükte kazı yapıldıkça yapılara ulaşılacağı kesindir. Zira toprak altında kalan yapıların kimisinin ağız kısımlarındaki mükemmel taş örmeleri kimisininse köşe taşları yeryüzüne başını uzatmış haldedir.

Mennan kalesine herkesin çıkmasına ne zaman vardır ne de imkân.

Buraya çıkanların bir hatıra defterine bir şeyler yazmaları ne iyi olurdu diye düşündük.

Bunu bazı geziciler kalenin kapı ve pencerelerindeki köşe taşlarına kömür ve taşla adlarını kazıyarak yaptıklarını gördük.

Bunlar bizim 2017 ramazan bayramında gezdiğimiz ve yaptığımız tespitlerdir. Aşağıdaki alıntıda bu kale hakkında genel bilgileri de paylaşıyorum.

Mennan Kalesi (http://www.gulnarnet.com/?Bid=814762)

Gülnar-Mut-Ermenek ilçeleri sınırları üzerinde, 150m. yükseklikte, Erik Deresi’nin Ermenek Suyu ile birleştiği yere yakın tek ve tabla şeklinde bir dağın üzerindedir. Kalenin oturduğu yer, bir başka deyişle dağın üstü 50x250m. olan düzgün bir dikdörtgen gibidir. Dört tarafı dimdik 150m. derinlikte tırmanılması mümkün olmayan vadilerle çevrilidir. Tepenin üstünü güney yönünde dağa bağlayan bir boyun varmış, zamanında oda kesilmiş ve etrafla hiçbir bağlantı bırakılmamıştır. Kesilen boynun yerine köprü kurularak dağ ile bağlantı sağlanmıştır. Gülnar-Mut-Ermenek ilçeleri sınırları üzerinde, 150m. yükseklikte, Erik Deresi’nin Ermenek Suyu ile birleştiği yere yakın tek ve tabla şeklinde bir dağın üzerindedir. Kalenin oturduğu yer, bir başka deyişle dağın üstü 50x250m. olan düzgün bir dikdörtgen gibidir. Dört tarafı dimdik 150m. derinlikte tırmanılması mümkün olmayan vadilerle çevrilidir. Tepenin üstünü güney yönünde dağa bağlayan bir boyun varmış, zamanında oda kesilmiş ve etrafla hiçbir bağlantı bırakılmamıştır. Kesilen boynun yerine köprü kurularak dağ ile bağlantı sağlanmıştır.

Mennan Kalesi, güneyden Erik Deresi ile Ilısu Vadisi, batıdan Muhaller ve Eskice Köyleri, Kuzeyden Erik Deresi ve Ermenek Çayı Vadisi, batıdan Mennan Dağı’nın bir köprü ile bağlandığı Mazı Yaylası ile çevrilidir. Kaleden kuzeydoğuya doğru bakınca Mut Ovası’nı, batıya doğru bakınca Muhaller Ovası’nı, Bergün Yaylası’nı görürsünüz. Bergün Yaylası’ndan da Mennan kalesi’nde olup bitenleri rahatlıkla seyredebilirsiniz.

Kaleye giriş yeri olan Mennan Kayağı batı yönündedir. Burada yerli kayalar oyularak merdiven şekline getirilmiştir. Merdiveni sur burçlarına benzeyen kuleler korumaktadır. Kalenin bu yönü kuvvetli tutulduğu takdirde, kaleye ancak etrafını çevreleyen dağlardan uçarak inmek gerekir. Giriş bölümündeki merdivenlerin üzeri zamanla kaya ve çakıllarla dolmuş olduğu için basamakların sayısını bulmak zaman isteyen bir iştir.

Kalenin güney yönü diğer yönlere göre daha az yüksek görünen tarafıdır. Bu nedenle bu yön kuleler ve kale burçlarına benzeyen büyük yapılarla korunmuştur. Kalede ayakta duran en sağlam yapı burasıdır, uzaktan bir kale burcunu andırmaktadır.(Bardakçı, 1976)

Mennan’daki kale burcuna benzeyen yapılar, depolar, sarnıçlar, bina kalıntıları, burada barınanları yıllarca besleyecek büyüklük ve sayıdadırlar. Depoları, burçları ve sarnıçları tam olarak saymak için bu kalede saatlerce değil haftalarca oturmak ve uzun süreli kazılar yapmak gerekir. Kaledeki yapıların çoğu Karamanlılar’dan çok önceki devirlere aittir.

Kalenin güneyini tutan büyük ve sağlam bir yapı olarak gözüken kale burcuna benzeyen kışla binasının duvar yapı tarzı, pencere kenarları, mazgalları bakımından Helenistik Çağ’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Karamanoğulları’nın bu binayı tamir ettikleri ve bazı mazgalları kapadıkları bilinmektedir. 7x25m. boyutundaki bu binanın tavan yüksekliği 6,5m. dir. Muntazam kesilmiş taşlarla yapılmış olup mazgalları ve kemerleriyle heybetini korumaktadır. Bu yapının kaleye giriş kısmına bakan batı yönü tamamen yıkılmış durumdadır. Ayrıca kalenin güneyini koruyan ve bir kule burcuna benzeyen binadan gayrı diğer yapılar taş taş üstünde kalmayacak şekilde tarumar olmuştur.

Kalıntılar incelendiğinde pencere çerçeveleri ve depolardaki kemerlerin Roma Sitili olduğu görülür. Kalede görülen büyük boyutlu kesme taşların İzoriler’e, Hititler’e kadar uzanan bir tarihe sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Kalenin üstünde 20 kadar bina olduğu söylenebilir. Depolar dağ kütlesi üstten oyularak yapıldığı için sağlam kalabilmiştir. Ama iç kısımlar kalıntılarla dolmuş durumdadır. Kalenin doğu ve kuzey yönlerinde gözetleme kulesi görevi yapan burçlar da vardır. Giriş (batı) kısmını kontrol altında tutan burçlar daha çok sayıda ve daha büyüktür. Kalenin üstündeki sarnıçların oldukça derin ve büyük oldukları görülür.(Bardakçı, 1976)

Mennan Kalesi tarihi hakkındaki bilgilerimiz henüz çok eksiktir. Kalede ayakta duran yapılar üzerinde her hangi bir isim, yazı ve işaret görülememiştir. Ancak yerde yatan binlerce yapı taşının incelenmesi sonucunda ve yapılacak ciddi, kapsamlı araştırma ve kazılarla Mennan’ın tarihini aydınlatacak belgelerin bulunacağı kuşkusuzdur.

Ayrıca Mennan Kalesi çevresinde ve yakınlarında çok önemli olayların yaşandığı kesindir. Örneğin, Görmeli Köyü ile Mennan arasındaki Örenpınar mevkii çok eski bir şehir kalıntısıdır. Mennan’ın batısındaki Bergün Yaylası’nda Muhaller Köyü yakınında Selevkos, Roma ve Bizanslılar’a ait izler vardır. Bergün Yaylası’nda (Yerköprü civarı) Karaman Beyleri’ne ait binalar vardır. Osmanlı orduları önünde kaçan Karaman kuvvetleri her seferinde Bergün-Ermenek-Mennan yörelerine sığınmışlardır.  

Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet zamanında Karaman’ı ele geçiren Gedik Ahmet Paşa, Ermenek’e doğru ilerlerken önünde kaçan Pir Ahmet bey Ermenek ve Mennan’a sığınmıştır. Gedik Ahmet Paşa önce Ermenek’i ele geçirir ve tüm gücüyle Mennan’a saldırır. Mennan’ın bağlı bulunduğu Mazı Yaylası’na toplar çıkartır. Dayanma konusunda ümidi tükenen Pir Ahmet Bey Bergüm Yaylası’na çekilir. Böylece Mennan’ın uzun ve karanlık tarihi, Karaman Bey’i Pir Ahmet Bey ile kapanır. (Bardakçı, 1976) 

Düzenleme : 04 Temmuz 2017 17:58 Okunma : 4052
Foto galeri