Hilalden Dolunaya | Karamandan.com - Karaman Haber

Hilalden Dolunaya | Karamandan.com - Karaman Haber

08 Nisan 2020 Çarşamba
Hilalden Dolunaya

Yüce peygamberimiz, peygamberler zincirinin son halkasıdır ve Ülü’l-azm – azim sahibi büyük resuller sınıfındandır.

Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.” (5/67)

Hitabının mazhariyetiyle efendimiz (sav) artık dünyaya bir daha tevcih edilmeyecek olan vahyin de son muhatabıdır.

“İslam garip başladı, yakında başladığı günkü gibi garipliğe döner. Gariplere müjdeler olsun! Garipler kimdir Ya Rasülallah? Onlar, insanlar fesat yolundayken sulh ve ıslah üzere olanlardır” (Tahavi 270 / Cevamiu’l-kelim)

Peygamberimizin bu hadis-i şerifinden İslami tebliğin ilk yıllarındaki yalnızlığı, mensuplarının garipliğini anlıyoruz. Daha sonra tekrar garipliğe döneceği haberinden de İslam’ın büyük bir medeniyet meydana getireceğini anlıyoruz. Garipliğe dönme hadisesinden ise kıyametten önce ilk yıllarında olduğu gibi yalnızlaşacağına ve öteleneceğini anlıyoruz.

Burada ayın evreleri gibi bir döngü yaşanacağı anlaşılmaktadır. Kıl kadar zarif bir hilalden günbegün kalınlaşarak dolunayın oluşması gibi bir döngüdür bu. İslamiyet ilk yıllarında en ince bir hilalken yıllar geçtikçe dolunay haline gelmiş ve tebliğinin ulaşmadığı nokta kalmamıştır. Ancak bu dolunayın bir de geriye küçüle küçüle hilale dönüşmesi vardır ki bu da tekrar garipliğe dönmesi halidir.

Burada İslam’ın dolunay zamanının nerede gerçekleştiğini veya gerçekleşeceğini kestirmek oldukça zordur. Acaba daha henüz dolunay hali gerçekleşmemiş olabilir mi?

Şu ana kadarki verilere göre kıyametin yaklaştığı, dünyanın ömrünü tamamlamak üzere olduğu ve İslam’ın ikindi vaktinde gelmesiyle akşama yaklaşıldığı yolundaki görüşler ağırlıktadır.

Hatta bu hususta İsmail Hakkı Bursevi merhumun Ruhu’l-beyan tefsirinde (7. Cilt) yer alan:

“Ümmetimden her vakitte, bir taife: hiçbir düşmana ve kimin ne dediğine aldırmadan Hak yolda sabit kalarak kıyamete kadar İla-i kelimetullah için mücadele ederek ayakta kalır” (Sahih-i Müslim 1920)

Bu hadis-i şerife yorum olarak: “Osmanlı İmparatorluğu kıyametten önceki Hak yol üzere bulunan son taifedir ve onlar izmihlale uğradıktan sonra İsrafil’in suruna sıra gelecek” ifadesini ileri sürülerek kıyametin son alametlerinin de çıktığını, İsa’nın as., Mehdinin rh ve Deccal in yeryüzüne geldiklerini söyleyenler bile vardır.

Ancak bu doğru bile olsa kanıtlaması imkânsızdır. Bu nedenle kıyamet yakın diye rehavete kapılmak, İslami tebliği sekteye uğratmak asla caiz değildir.

Dolunayın henüz ileride olduğuna inanarak bütün Müslümanların İslam’ın tebliğine yönelmeleri bir vecibedir.

“Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, daha üstün olan, daha alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, O'nun elçisine ve müminlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.” (Münafikun 8)

Şimdi bu ayet sanki yeni nazil olmuş gibi titreyip kendimize dönme zamanıdır.

Miskinlik, pısırıklık, eziklik ve alt sıralarda olmak ne Müslümanlara ne de Müslüman devletlere yakışır.

Ayrıca yüce peygamberimizin (sav) Enes r.a. Rivayeti olan hadis-i şerifi bu hususta bize tam bir rehber olmalıdır:

“Kıyamet kopmak üzereyken elinde bir fidan bulunan kopmadan yetiştirebilirse hemen onu toprakla buluştursun” (Umdetü’l-kari 12/219)

Müslüman tebliğcilerin ellerindeki fidanlar insanlardır: İslam’a, imana ve ilme susamış insanlar. Onları İslam’la buluşturmak için Allahtan kıyametin ertelenmesini talep ederek hemen işe koyulmalıdır.

Okunma : 1141