Bizim Sadık Yârimiz! | Karamandan.com - Karaman Haber

Bizim Sadık Yârimiz! | Karamandan.com - Karaman Haber

28 Eylül 2020 Pazartesi
Bizim Sadık Yârimiz!

Evlerde kalmak zorunda olduğumuz bu günlerde bu yârin kitaplar olması dileklerimle. 

Varlık, kişilik ve benlik sahibi insanı her tarafa eğip bükemezsiniz.

Onu kendi istediğiniz kalıba sokmaya kalkarsanız mahcup olarak oturursunuz.

Ancak yaş olan filizler gibi küçük yaştaki çocuğu her tarafa eğebilirsiniz. 

İnsanlardan uzak durmaya karar vermemek ve “benim sadık yârim …” dememek için dostların kıymetini, ailenin değerini, çocukların masumiyetini iyi bilmeliyiz.

Ana-babamızı, karımızı - kocamızı değerlendirirken ait olduğu ortamda değerlendirmeliyiz. 

Herkesin bizim gibi olmasını isteyemeyiz ancak herkesin Müslümanca, ahlaklı, dürüst ve samimi olarak bir hayat sürmesini isteyebiliriz. Zira evrensel etik kuralları yüzde yüz İslam’dan esinlenmedir. 

Dünyanın kendi mihverimiz etrafında dönmesini arzu edersek yalnızlığa ve “benim sadık yârim …” demeye mahkûm oluruz.

İnsanları bir kalıba sokmak istiyorsak bu İslam kalıbından başkası olmamalıdır. Bu kalıbın da niteliği Kur’an ve Sünnette enine boyuna verilmiştir. Bu kalıp kısaca: kendisine ve çevresine faydalı, ahlaklı, dürüst ve zararsız, Allahtan başkasına kul olmayan, kendisinden korkulmayan, güvenilen bir adam olmaktır. 

Bundan 30 yıl önce televizyonlar sohbetleri sınırladı, derdik, şimdi ise telefonlar sohbetleri bitirdi, diyoruz.

1950 ila 1970 arasında insanlar radyodan ajans takibi için bir araya toplanırlar ve ardından konuların uzun uzun lafını ederlerdi.

1970 ila 1995 arası ise insanlar televizyonların mahkûmu oldular. Televizyonun her evde olmadığı ilk on beş yılda (1970-1985)çocuklar televizyonlu evleri tercih ederler ve akşam oturmaları buna göre şekil alırdı. 

Son on yıldaysa (1985-1995) her evde bol kanallı renkli televizyonlar en nadide köşelerde yerlerini aldı. İnsanlar akşamları dizi izler sabahları da bunun eş dostla analizini yapardı. 

Bugün bütün dünyayı akıllı telefon furyası sarmış ve herkes “benim sadık yârim telefonumdur” dercesine etraflarına bakmadan onun üzerine yumulmaktadır. 

Evde, parkta, bahçede, ofiste, oturmada ve ziyaretlerde çok geçmeden başlamayan sohbetlerin yerini telefon arkadaşları almaktadır. 

Şimdiki neslin sadık yâri olan telefonlar selamlaşmayı, merhabalaşmayı, geleni gideni görerek hal hatır sormayı ortadan kaldırmaktadır. 

Sokakta, otobüste, yolda, parkta göz temasıyla bir tebessüm takdim ederek selamlaşmayı atlamanın en kolay yolu hemen elindeki makineye eğilmektir.

Teknolojik gelişmeler insani gelişmelerin önüne geçer hatta onu engellemeye başlarsa işte o zaman herkes sadık yar aramaya başlayacaktır. 

Yazar Adaylarına Âcizane Tavsiyeler!

Yazacağınız yazıyı, yazmazsanız büyük bir eksiklik kalacağı kanaatini taşıyınız!

Yazıyı yazdıktan sonra dinlenmeye bırakınız, eskiden buna tesvit yani karalama derlerdi, sonra da yayına koymadan defalarca gözden geçiriniz, buna da tebyiz yanı aklamak denirdi.

Tebyiz, ağartmak demektir, eğer makaleyi ağartmadan yayına sokarsanız ya kendi yüzünüzü ya da başkalarının yüzünü karartma ihtimali yüksek olacaktır.

Yazdığınız yazı tamamen doğruları yansıtsa bile ortam müsait değilse yayınlamayınız!  “Likülli makam makal ve likülli orman çakal” sözünü göz önünde bulundurunuz!

Uzmanlık alanınız neyse o konuda yazmaya gayret ediniz. Sansasyonel alanlara girmekten uzak durunuz! 

Acele, gördüğünüz bir konu üzerinde yazmayınız! Enine boyuna düşününüz! 

Yüzde yüz emin olduğunuzu sandığınız alanda bile karşıt görüşleri okumadan yazmaya başlamayınız!

Okuduğunuz bir makalede gördüğünüz cüreti siz de göstermeye kalkışmayınız! 

Tarafsız, soğukkanlı, akıllı, mantıklı, hoşgörülü, araştırıcı, yapıcı, bilgili, akl-ı selim sahibi olmak büyük bir erdemdir. 

İnsanlara, siyasi partilere, cemiyetlere, sosyal guruplara, dini – felsefi oluşumlara tarafsız yaklaşamıyorsan o konularda da kalem oynatma!

Suçun sahibini dinlemediyseniz hiçbir mahfilde suçlamayınız! İki tarafı da dinlemeden (Muhakeme etmeden) karar vermeyiniz! 

Muhakeme: peşin hüküm yani önyargı denilen celladın önünün kesilmesidir, sakın ha bu cellada imkân vermeyiniz!

Mükremin Kızılca
 

Okunma : 1594