"Bir Arkadaşım Vardı" | Karamandan.com - Karaman Haber

"Bir Arkadaşım Vardı" | Karamandan.com - Karaman Haber

28 Eylül 2020 Pazartesi
"Bir Arkadaşım Vardı"

Korona yüzünden en yakın dostumuzla bile aramıza üç adım mesafe koymak zorunda olduğumuz zorlu günlerden geçiyoruz. 
Bu maddi mesafe ayarlarını sıkı sıkıya takip ederken manevi olan: 

Bazı Mesafeleri Kaldırmaya Var Mıyız? 

2020 yılı hiçbir yılda görülmeyen ani belalarla başladı. 

İlk ayının ilk gününden itibaren dünyanın en kalabalık ülkesi Çin Korona salgınıyla uyandı. Şu ülke, bu ülke derken ilk üç ayın sonunda olduğumuz bu günlerde tüm dünya ülkelerine sirayet etti. 

Çin’de başlamasına rağmen Amerika ve Avrupa’ya yerleşti. İtalya ve İspanya en fazla can kaybının vuku bulduğu iki ülke konumuna yükseldi. Şu anda merkez ABD ve burada en az yüz bin ölümden bahsediliyor. 

Türkiye’mizde de 10 Mart 2020 tarihinde ilk vaka görüldü. 20 Marttan itibaren de ölümler başladı. O tarihten beri ölü sayısı artarak devam ediyor ve herkes evine kapanmış durumdadır. Allah mevtalarımıza rahmet eylesin. Böyle hazırlıksız vakalar sonucu ölümler İslamiyet’te şehitlik hükmünde sayılmaktadır. 

Evlerde oturmak zorunda bulunduğumuz şu günlerde savaş halinde olduğumuz her şeyle ve herkesle barışmayı denemeliyiz. Savaştığımız ülkelerle sulh yapmalıyız. Bu afet ve belanın en az zayiatla atlatılması için işbirliklerine gitmeliyiz.

Bu ev hapsi günlerimizde barışacağımız (barışık olmayan ve mesafeli duranlarımız için) en önemli bir gerçek de İslam gerçeğidir. 
İslam dini aslında ahirete yani öldükten sonra sonsuz bir hayata inanmak demekle eşdeğerdedir. Ahirete, halkın deyimiyle öte dünyaya inanmadıktan sonra Allaha inanmanın bile zerre kadar bir manası yoktur. İslam’dan önce gelen semavi dinlerde de durum aynıdır. 
Hulasa olarak şu bir geçektir: Ahirete inanamıyorsak diğerlerine hiç gerek yoktur, faydası da yoktur.

 Kendimizi avutmak için şeytani ve hevai yollar aramayı bırakmak için bu boş günler bir vasıta olmalıdır. Şu neden böyle, bu neden öyle? Sorularıyla evrendeki tek gerçek olan İslam’dan kaçamayız. 

Ahirete inanmamızı kolaylaştırmak için Kur’an-ı kerimdeki Mekki sureleri okumak bize çok yardımcı olacaktır. Bilmeliyiz ki Kur’an’ın bir kısmı peygamberimiz Mekke’de iken zor günlerde, bir kısmı da Medine’de iken devlet günlerinde inen ayetlerden oluşmaktadır. Mekke’de inen ayet ve surelere Mekki denmektedir.

Zor günlerde inen sure ve ayetler hep imandan ve ahiretten bahsetmekte, geçmiş peygamber kıssalarıyla insanlığa yol göstermektedir.
Şimdi eğer dünyada ve ahirette huzura kavuşmak istiyorsak -ki dinin amacı da budur- kim olursak olalım, bilgimiz ve diplomamız ne olursa olsun İslam ve Kur’an’la barışmayı mutlaka bu günlerde deneyelim.

Mekki surelerde ahiret, kıyamet ve mahşer tabloları canlı olarak verilmektedir. Hesap gününde insanların kendilerini yoldan çıkaran düşmanlarıyla karşılaşmaları ve onlarla konuşmaları ibretle bizlere aktarılmaktadır.

Yazımın başlığı olan “Bir arkadaşım vardı” ayetinin de geçtiği Saffat Suresinin ilk 74 ayeti bu tabloların muhteşem örneklerini sergilemektedir: 
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Saf saf dizilenlere,
2. O haykırıp sürenlere,
3. Ve o zikir okuyanlara,
4. Yemin ederim ki, ilâhınız birdir.
5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
6. Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.
7. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
8. Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
9. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
10. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
11. Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
12. Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
13. Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
14. Bir mucize görseler alay ederler.
15. Bu ancak açık bir büyüdür, derler.
16. "Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?"
17. "İlk atalarımızda mı (diriltilecek)?"
18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
19. O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
20. (Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
21. İşte bu; yalanlamış olduğunuz hüküm günüdür.
22. (Allah, meleklerine emreder:) ''Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın''.
23. ''Allah'tan başka . Onlara cehennemin yolunu gösterin''.
24. ''Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!
25. Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
26. Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir.
27. (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
28. (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
29. (Ötekiler de:) "Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz".
30. "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."
31. "Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız."
32. "Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık."
33. Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar.
34. İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
35. Çünkü onlara: Allah'tan başka tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.
36. "Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız?" derlerdi.
37. Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
38. Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
39. Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
40. (Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları istisnâ edilecek.
41. Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
42. (Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar ağırlanırlar.
43. Naîm cennetlerinde .
44. Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
45. Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
46. Berraktır, içenlere lezzet verir.
47. O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.
48. Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
49. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
50. İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
51. İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der.
52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?
53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
54. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
55. ( İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
56. "Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
57. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
59. Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!"
60. Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
61. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar.
62. Şimdi ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?.
63. Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
64. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.
65. Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
66. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
67. Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
68. Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.
69. Kuşkusuz onlar atalarını dalâlette buldular .
70. Şimdi de kendileri onların peşlerinden koşturuyorlar.
71. Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
72. Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
73. Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!
74. Allah'ın ihlâslı kulları müstesna. 
 

Düzenleme : 05 Nisan 2020 16:11 Okunma : 1978