Bedir ve Melekler Tepesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

Bedir ve Melekler Tepesi | Karamandan.com - | Karaman Haber

18 Haziran 2019 Salı
Bedir ve Melekler Tepesi

Umre Ziyareti Hatıraları- 5.

Hicretin ikinci yılında meydana gelen Bedir savaşının olduğu alanı görmek bizi son derece heyecanlandırıyordu. Zira bin kişilik müşrik gücüne karşı 313 kişilik Müslümanın ilk büyük zaferi aldığı bir alandı burası. 

Bu zaferin nasıl elde edildiğini uzun uzun okumak için mutlaka büyük siyer kitaplarına bakmak lazım. 

Yüce peygamberimiz (sav) geceleyin yağmur altında ashab-ı kiram ağaçların ve kalkanlarının altında uyuduğu sırada bir kenara çekilmiş sabaha kadar “Ya hayyü ya Kayyum” diye dua ve ibadet ediyor sonunda da “Ya rabbi şu bir avuç kulunu burada mağlup edersen sana dünyada ibadet edecek kimse kalmayacak” diye yardım için yalvarmıştı. 

İşte meleklerin fiilen yardıma koştuğu ilk savaştır Bedir. Meleklerin bizzat yardıma geldiği diğer savaş ise Ahzab da denen Hendek savaşıdır. 
İsteğe bağlı olarak Medine-i münevvereye 160 km mesafedeki Bedir’e gitmek için otobüslerimize bindik. Şirketin programı haricinde gittiğimiz yerlere masrafları kendimiz üstlenerek gidiyorduk. 

Yol boyu 200-300 metre rakımlı tepeler arasından ilerlerken Medine civarının dağlık olduğunu görüyoruz. Ama Türkiye’deki gibi sıradağlar yerine kopuk tek tepeler halindeydi burada dağlar. 

Bu dağlar ağaçsız ve nebatsız boz kır şeklinde biraz daha esmer kayalık ve kepirlerden oluşuyor. Sanki ham maden kömürünü andırıyordu. 
Bedir şehitliğini duvarın arkasından görebiliyoruz. Ana yol üzerinde ise Bedir şehitlerinin yazılı olduğu bir abide var, bunun yanında otobüslerimize sadece iki dakika kalmak şartıyla inip fotoğraf çekiyoruz.

Bedir, Hicretin ikinci yılı Ramazan ayının 17’sinde Müslümanlar ile Mekke müşrikleri arasında yapılan ilk önemli savaşın meydana geldiği bölgedir. Bu köyde inşa edilen "Ariş"  mescidi, Bedir gazvesinde İslam peygamberi (sav) için yapılan gölgeliğin (Ariş’in) bulunduğu yere inşa edilmiştir. Bu mescitte öğle namazını eda ettikten sonra üç bin meleğin Müslümanlara yardım için indiği tepenin olduğu yere doğru hareket ettik. 

“Hani siz, Rabbinizden imdat taleb ediyordunuz, O da; «Muhakkak ki Ben size meleklerden birbiri ardınca bin(lercesi) ile imdâd edeceğim.» diyerek duânızı kabul buyurmuştu. Allâh bunu, sâdece müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yaptı. Zâten yardım yalnız Allâh tarafındandır. Çünkü Allâh, mutlak gâliptir, yegâne hüküm ve hikmet sâhibidir.” (el-Enfâl, 9-10)

Bu tepe 200 metre rakımlı ve 500 metre uzunluktadır. 

Rehber hoca efendiler toza toprağa batın, çıkın ama asla yanınızda bir şey götürmeyin, diye sıkı sıkı tembihlediler. 

200 kişiyi aşkın kafilemiz bu kum tepenin yamaçlarına ağdıktan sonra çoraplarımızı da çıkararak büyük bir manevi hazla kuma bölendik. 
Melekler tepesinde yüz yıllardır kumun hiç eksilmediği ve bozulşan yerlerin dee3 anında düzeldiği biliniyor.

Ayrıca buraya geceleri daha belirgin olarak adeta kuyruklu yıldız gibi ışıl ışıl manevi ziyaretçilerin geldiği de belirtiliyor. 

Bedir savaşında meleklerin yardımı ayetlerle sabittir. Çanakkale savaşında da meleklerin yardımı Allah’ın izniyle kesinlikle vakidir ve bu da halkın tevatürü ile sabittir.

Kâinatta Allah’ın bir yasası vardır. Kur’an’da buna sünnetüllah denir. Adetullah da denen bu yasalar her şeyin doğal akışı içerisinde seyrederek yürümesidir. 

Mesela yüce peygamberimiz Uhut ve Taif’te çektiği sıkıntılara sabırla karşılık vermeseydi ve kardeşi Yunus bin Metta (sav) gibi tebliği bırakıp yurdunu terk etseydi âlemlere rahmet olduğu nasıl anlaşılacaktı?

Sabrın sonu Bedir’de de Çanakkale’de de zaferle bitmiştir. 

Bedirde daha önceleri ısrar edilen savaş isteğine rağmen vakit tamam olmadan izin çıkmamış ve bütün şartlar oluştuktan sonra savaş izni cenab-ı hak tarafından verilince 313 kişilik bir ordu bin kişilik zırhlı silahlı bir orduyu darmadağın etmiştir.

Çanakkale’de de 313 000 kişilik İslam ordusu yedi düvelin dünyadan topladığı, kendisinden kat kat büyük bir orduyu 250 000 şehadetle hezimete uğratmıştır. 

Lahavle vela kuvvete illa billah (bütün kuvvet ve güç Allaha aittir) gerçeğine inanan hiçbir insan gerçek gücü Allahtan başkasında aramaz. 

Bu gerçek güç sahibi direkt olarak da dolaylı olarak da bu gücüyle kendisine inananlara yardım eder, onları asla boynu bükük bırakmaz.

M. Akif Ersoy bu iki zaferin şehitlerini nasıl bir araya getirmiş bakın: 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! 
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer. 
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... 
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. 
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın. 

Düzenleme : 13 Nisan 2019 12:26 Okunma : 7411
Foto galeri