İnsanlık… | Karamandan.com - | Karaman Haber

İnsanlık… | Karamandan.com - | Karaman Haber

25 Kasım 2017 Cumartesi
İnsanlık…

İnsanlık, insanlık, insanlık…

Son zamanlarda en çok ihtiyacımız olan şey.  Facebook sayfama göz atarken, 2013 yılında yaptığım bir seyehatte, gözlemlerimi şu şekilde not düşüğüm takıldı gözlerime. 

“ 1- Edep ve haya sınırları çok aleni bir şekilde çiğneniyor, 

2- İnsanlar Müslümanlığı bir kenara bırakamıyor ama Müslümanca yaşamayı da asla içine sinderemiyor,

3- Biz istediğimiz gibi  yaşayalım ama Allah’ta bizi cennetine koysun diyor,

4- Tesettür asla uyulması gereken bir kural değil, alabildiğince çıplaklık en iyisidir. Özellikle kadınlarımız yakında bikini ile gezmeyi  en büyük marifet sayacaklar ve erkekler onlardan daha tesettürlü olacaklar.
 
5- Bu halimizle de gavur değiliz ya çocuklarımız yazın bari camiye – kuran kursuna gitsin de bir şeyler öğrensin.

Aslında devamı var ama bu kadar yeterli.  Çocuğuna öğretmeye çalışan ey akıl fukarası insanlar kendinizi niye unutursunuz? Açında şu ilahi kitabı bir okuyun . Arapçasını bilmiyorsanız Türkçe mealini okuyun, okuyun da halinizi bir görün.”

2013 yılından bu güne kadar ülke ve ümmet olarak çok şey yaşadık ve çok badireler atlattık. Ülke olarak 17-25 Aralık ve 15 Temmuz  gibi iki darbe teşebbüsünü atlattık. Ümmet olarak her gün onlarca, yüzlerce belki binlerce Müslümanın ölümüne, bir çoğunun şehadetine, bir çoğunun namusunun kirletilmesine şahitlik ediyor dünya.

İnsanlık ise her geçen gün kaybediyor. 17. 18. Yüzyıl köle ticareti ve sömürge dönemi gibi şimdide insanlar köle gibi bir başkasına istediğini yapmak istiyor.

Zenginler yada parası olanlar himayelerinde çalışanları istediği gibi kullanabilirler. Buna cinsellikleri dahil. Çalışanlar kadınsa, istediği gibi patronunun veya zengin birisinin yatağına girmesi gerekir. Çünkü çalışanıdır yada parası varya adamın verir ücretini eğlendirir onu!

Yada  bir kadın güzelse ondan mutlaka murat almak gerekir. Onun bir ailesinin olması, çoluk çocuğunun olması yada sevdiği istediğinin olması, bir hayalinin olması hiç önemli değil sadece beyefendinin o anlık şehvetinin tatmin olması gerekir. Hatta bu hak bile olabilir.

Bu pencereden bakınca, güzellik ve bir yerlerde çalışmak suç. Güzel olmayacaksın bu devirde. Çalışmayacaksın, ihtiyaç sahibi olmayacaksın… 

Düşmanların olmayacak yada ülkene saldırmayacak. Düşmanlar tarafından işgal edilen ve öldürülen namusuna göz dikilen insanlar bir gün sığınırlarsa size,  aynı çalışanından istediği gibi faydalanabileceğini düşünen para babaları gibi , sığınmacılardan da faydalanılabilir?! Mecbur kaldı ya, artık her türlü malı mülkü canı namusu helaldir ev sahibi olarak bize.

Bu ne menem, ne alçak ne insanlıktan fersah fersah uzak bir anlayıştır ya! Daha 100 yıl oldu bu ülke savaştan çıkalı ve aynı şeyleri  biz yaşadık. Bizim kadınlarımız aynı durumla karşı karşıya kaldı.  Aynı şeyler bize, anamıza, karımıza, kızımıza reva görülse çok mu hoşumuza gider.
 
Ya savaşsalardı memleketlerinde ne işleri var burada genç dinamik kuvvetli adamlardı diyen faşist bir mantıkla düşünen zavallılar siz hiç hicreti hatırlamıyor musunuz.? Hani söze gelince çok sevdiğiniz  Peygamber i(as).  Mekke dar gelince kadını erkeği terk etmek zorunda kalmadılar mı? Medineliler kabul edince onları sizin gibi geri mi kovdular, namuslarına mı göz diktiler yoksa üç kuruşa ihtiyaçları var diye cahiliye adetlerine geri dönüp fuhuşa mı zorladılar. Ama onlar hiç birini yapmayıp sadece kucak açtılar kardeşlerine ve mallarına mülklerine ortak ettiler.

Burdan Hükümete sesleniyorum, Diyanet İşleri Başkanlığına sesleniyorum, davet ve tebliğ çalışmaları yapan tüm dernek vakıf vs. hepsine sesleniyorum. Camilerde anlatılan vaaz ve hutbelerle bu iş olmaz. Yani tebliğ ve davet camilere gelmeyen, camilerden uzak olan dinle, namazla oruçla, insanlıkla alakası olmayanlara gerekli olan bir şey. Dolayısıyla bu işin yani tebliğ ve davet çalışmalarının düzenli bir şekilde camilerin dışında birebir, topluluk, grup, parkta bahçede herkese anlatılması, hatırlatılması gerekirse emredilmesi gerekmektedir.

Bu toplumu biz 100 yıllık bir süreçte bu hale getirdik ve çağdaşlık, uygarlık vs. adına.  Şimdide geriye bizim çevirmemiz ve devlet olarak bunu bir politika haline getirmemiz gerekecek.

Devlet tokat atmayı ne zaman bırakıp ta şefkat kollarını gerecek bu halkın üzerine?

Okunma : 1483